31 Aralık 2012

2013’e Saatler Kala…

2012 bitiyor. Bu hafta finallerim olmasına rağmen sırf bugün için yazı yazmayı bekledim =) Sonunda buradayım, bilgisayarımın başındayım ve klasik kış günlerine inat güneşli bir İzmir gününü yaşıyorum.

Ders çalışmaya ara verdim diyelim ve sofrayla, yemeklerle uğraşmak için mutfağa bir iki ;)

Sizde de böyle tuhaf bir heyecan var mı bilmiyorum da bende, kıpırtılar sabahtan beri var =) Sonunda nolcaksa, altı üstü geri sayıp 2013 dicez ama olsun. Yeni yıl, iyi dilekler ve isteklerle bir arada olunan belki de bu nedenle hep birlikte geri sayılan bir gün. Demin TV izlerken insanlara soruyorlardı, “Yeni yılda napıcaksınız?” diye. Napıcaz evde oturcaz, bir arada muhabbet edicez =) Klasik Türk insanı başka ne yapar siz söyleyin ;)

2012 biterken ben kendi 2012m nasıl geçmiş onu çıkardım. Tabi bunlar aklıma ilk gelenler;

* Öncelikle keman derslerimi bırakmıştım. Derslerle birleşince çok zor olmuş ve ikisi bir yürümemişti. Şimdilerde kendi başıma takılıyorum diyebilirim =)
* Bölümce Bursa gezisi düzenlemiş ve son gün Uludağ’a gitmiştik. Tipiye yakalanmış ve nasıl indiğimi bilmeden dağdan kayarak inmiştim. O gün, kış sporlarının bana göre olmadığını anlamıştım #)
* YGA’ya seçilemedikten sonra İBB İzmir Gönüllü Takımında görev almaya başlamıştım. Bunu bahar dönemim boyunca başarıyla yürütmüştüm. Manevi bir kardeşim olmuştu. İzmirimin bilmediğim yerlerine bu vesile ile gitmiş, hayata bakışımı biraz daha değiştirmiştim.
* Nisan gibi İstanbul’a bölümce fuar için gitmiş sonrada Ortaköy, Büyükada, Taksim, Boğaz demeden İstanbul’un her yerini gezmiştik =) Ufak Kaçamaklar İstanbul Ufak Kaçamaklar İstanbul 2
* Yaz gelince bölüm stajım başlamış ve “Kızlar Matinesi” grubumla bir ay geçirmiştim. Hepimiz başarıyla stajımızı geçtikten sonra opsiyonlarımızı seçmiştik.
* Stajımın son gününde Ege Üniversitesi Mezuniyet Töreninde D. ile birlikte hostes olmuştuk. Güzel artı eğlenceli bir gün olmuştu. Tatil Güncesi 1
* Asıl eğlence bundan sonra başlamıştı. Tatilim başlamış ve ben 6 ya da 7 hafta yazlıkta tek başıma kalmıştım. Annemler hafta sonları geliyordu.  4. haftamda hasta olmuş ve sesim erkek gibi çıktığı bir hafta geçirmiştim. Dolunaylar, gün doğumları ve en tatlı flörtlerim gene bu aylara denk geliyor. Yeni, farklı illerden hatta ülkelerden kişilerle tanışmış bayağı bir sosyal olmuştum. Kediciklerim vardı o dönem, bir de köpeciğim PURSAT. Sonra onlara ne mi oldu?! Birkaç madde sonra (kronolojik gidiyoruz =)) ). Tatil Güncesi 7
* Tatil bitti ve ben İzmirime döndüm. Tatil Güncesi 5 Bu sene farklı olsun diye Ege Tekstil Topluluğunda çalışmaya başladım. Bakalım 2013 için planlarımız var. Kaçını gerçekleştireceğiz?
* Eylül de kuzenimi everdik. Onun kına ve düğünü derken bronz tenimle elbise giymenin hem iyi hem kötü yanını yaşamıştım ama sonra her şeyi boş vermiş ve eğlenmeme bakmıştım =) Gelin Damat Düğün ve Dans
* Moda koleksiyon tasarımı ve yönetimi dersi için bebek şekerleri koleksiyonu ve grup sunumu koşuşturması başlamıştı. Kaç gece, kaç gün bilmeden sunum hazırladım artı şeker süsleri yaptım. Ne yorucu günlerdi anlatamam. Bi de o günlerde Bob Acri dinliyordum sırf rahatlamak için. Rahatlıyordum da ama sunum bitince artık onun o beğendiğim parçasını dinleyemez olmuştum. Bana o günleri hatırlatıyordu #) Yorgun Prenses Durmuyor
* Ekim’e geldiğimizde Bandırma’ya gittim. Bütün bu koşuşturmacanın arasında orası tam bir kaçış olmuştu =) Geleneklere Uyalım
* Döndüğümde gene yazlığa kaçtığım hafta sonlarım başlamıştı. Kedicikler büyümüş bayağı kedi olmuşlardı. Bunun yanında VELET, CEVİZ de aramıza eklenmiş ve benim koca hatta kocaman bir ailem olmuştu =) Tatil Güncesi 8 Part1 Tatil Güncesi 8 Part2

* Ehliyet kursuna başlamamı ve direksiyon dersine devam etmemi de bu araya bir yere sıkıştıralım. Sonra zirvelere katılmamı ve sonuçları beklememi, kararsız günlerimi, üzüntülerimi, kızgınlıklarımı, doğum günlerini, en güzel sürprizleri, diyetimi, yalanlarımı, kaçamaklarımı…

Herkesin yeni yılı şimdiden kutlu olsun.
Bu sene her şeyin en güzeli olsun.
Bu sene karşılaşacağınız sorunlarla boğuşun.
Size yapılan kötülükleri affedin ama sakın unutmayın.
Yeni albümler dinleyin, film izleyin ve yazın. Düşüncelerinizi, hissettiklerinizi…
Cesur olun, ciddi kararlar alın ve bu sene sadece bir gününüzü “Evet!” demeye ayırın.
Bol bol su için, spor yapın ve en güzeli mutlu olun, her saat, her gün ve her sabah ;)
Tek sayının diğer çifti siz olun. Aşkı bulun, sevgiyi hissedin ve arkadaşlıklarınızı dostluklarla pekiştirin.

En Son ...3

En Son Dinlediğim Albüm (31.12.2012)















Güntaç ÖZDEMİR - Benimle Yan

En Son İzlediğim Film (31.12.2012)















Starbuck

En Son Okuduğum Kitap (31.12.2012)














Melissa SENATE - Aşk Tanrıçası'nın Yemek Okulu (The Love Goddess' Cooking School)

En Son İzlediğim Kore Dizisi (31.12.2012)















Cinderella's Sister - Cinderella Unni - 신데렐라 언니

15 Aralık 2012

Ehliyet Sınavı Olayımız …2


Dersler, kayıtlar bittikten sonra geldik sınav anına yani bugünüme ;)

Efenime söyliyim, sabah kalktım ve her normal insan gibi bindim otobüsüme, gittim sınava gireceğim okula. Ama oda ne? Her yer erkek kaynıyor! Erkeklerden korkan biri değilim de tipler korkunçtu doğrusu. Tespihli, eğri oturup doğru konuşalım şeklinde sürüsüne bereket adam vardı! Sonra kadınları sola, erkekleri sağa aldılar ve işte o an kadınları gördüm (Ouvv yeeaa çektim içimden =) ). Erkeklerle yarışacak kadar değillerse de çoktular yani. Üstümü aradılar, girdim falan buraları geçiyorum da millet de ki heyecanı görmeniz lazımdı. Sanırsanız koca koca kadınlar adamalar ÖSS (bunun adı değişti dimi #) Amann yaşıma verin. Böyle kalsın. Anladınız siz beni dostlar =) ) ye giriyor. Çocuklar annelerine destek veriyordu. Kocalar, eşlerini kapıda arama anına kadar ellerini tutup “Yaparsın.” diyorlardı. Hele kadınlar sırasının arasında eşinin yanında bekleyen adamlar yok mu?! İçlerinden bir öyle bi karısını tutmuştu ki sanırsın kadını kenara çekip taciz etcez. Ulen kadın kadına tek sıra ilerliyoruz. Ne olabilir ki?! Kim ne yapacak karını?! Valla kadın sınav stresimi mi yaşasın yoksa kocasının onu tutmasının verdiği sıkıntıyı mı, anlayamadım.

Bütün bu tuhaflıkların sonunda sınıfımı bulamadım. Çünküüü beni sınıfıma yönlendiren kadın salonumu yanlış biliyordu ve beni iki kere aynı yere yolladı. Koridora çıkıyorum başka koridora bakıcam hoop kadın “Hanımefendi sizin sınıfınız burada değil.” deyip beni ikinciye azarlarca konuşunca “Gidin kendiniz bakın o zaman o koridora. Ben üniversite öğrenciyim. Siz beni cahil biri sandınız herhalde!” dedim de sustu. Böyle bir insan olmama rağmen valla çıldırtıyorlar insanı. Sonra kendim sanki elimle koymuş gibi buldum sınıfımı da girdim sınıfa.

Anaa sınıftaki tek kadın bendim!
O dışarıdaki bütün tesbihliler benim sınıfıma girmişti.

Neyse yerimi buldum, oturdum bi güzelde yerleştim ve görevli geldi uzun uzun yüzüme bakmaya başladı. “Resimdeki benim.” deme ihtiyacı hissettim. “Ay pardon birine benzettim.” dedi ve gitti. Sonralarda o kadının hala uyuduğunu falan düşünüyorum çünkü sıra arkadan, benim olduğum yerden başlamasına rağmen inatla önden kitapçığı, optik cevap anahtarını dağıttı durdu. Hepsinde uyardım (zorunda kaldım desem daha doğru olur.). Hayır, anlamadığım millet nasıl bu kadar şuursuz olabiliyor. Önümde 5 adam oturuyor ve birine benim resmimin olduğu cevap kâğıdı geliyor ama (şuursuz valla şuursuz kimse kusura bakmasın) bu kadın kâğıdı demiyor. Heyecan falan değil bunun adı! Bildiğin cahillik, şuursuzluk! Sonunda her şeyime kavuştum ve tükenmez kalemimi çıkardım. İsmimi yazıp, imzamı attım. Kaçıncı şok bilmiyorum, sınav salonunda benden başka kimsede tükenmez kalem yokmuş! Buna o uyuyan bayan görevlide dahil!

Buradan bu yazıyı okuyan herkese sesleniyorum: Nolur burnunuz akıyorsa selpak mendilinizle sınava girin ve burnunuzu silin. Çekmeyin ya çekmeyin!!! Bir çeker kimse bir şey demez. Adam bekler ses çıkmıyor. Sonra bir daha çeker ve kimse bir şey demez ve üçte öyle bir çeker ki allahım öğürtü geldi. Hiçbir şeyden rahatsız olmam birinin burnunu çekmesi ve masada bacağını sallaması kadar!

Sonuç mu? Sonuçlar 5 Ocak da açıklanacak ve bende haftaya direksiyon derslerime başlayacağım.
Benden size (yazının da özeti olsun bu) bir tavsiye, o gün sakin olun.
Her türlü insanla karşılaşacaksınız, bunu bilin.
Kimseye güvenmeyin ve her türlü araç gerecinizi hazırda bulundurun.
Kolay gelsin =)

Ehliyet Sınavı Olayımız


Ohh bitti.

Sabah güzelce kalkıp kahvemi de içip çıktım evden. Neyse ki sınava gireceğim okul kolay yerdeydi de sorun olmadı. Tabi bende her ehliyet sınavına giren insan gibi sınavdan birkaç gün önce çıkmış soruları çözdüm hatta hatim indirdim diyebilirim. Buna rağmen gene birkaç hata yapmışım. Eve gelip de sorulara bakınca anladım, Şettt! Neyse sonuçta geçerim ya, kalmam (umarım hehee =) ).

Geçen hafta vizelerim bitmiş ve bu hafta ehliyet sınavına çalışmış bir insan olarak artık evimin önündeki arabayı rahatça kullanacağım. Kim tutar oğlum beni. Haha, kendimdeki bu değişimi gördükçe gülüyorum =)) Hep diyorum, ben kafaya koyduğum şeyi yaparım arkadaş! Yapılacak o kadar çok şey var ki, bunların listesine her gün bir başkasını ekliyorum. Her neyse olayımız benim yapacaklarım değil daha önce ehliyet sınavına girmemiş ya da girmeyi düşünen arkadaşlara yardımcı olmak ;)

En baştan başlayalım da temiz bir anlatım olsun.

İlk olarak bir ehliyet kursuna yazılmanız gerekiyor. Ben yazılmadan önce o kadar çok arama yapmış ve bilgilenmiştim ki en son bir yeri aradığımda telefondaki adam beni rakip bir kurstan arıyorum sanmış ve küfrü basmıştı (Terbiyesiz adam!). Bence sizde iyice araştırın. Peki, neleri araştırmamız gerekiyor diye sorabilirsiniz. 

Şunları sorun;

* Fiyatlarınız nasıl?
Bu sorunun cevabı olarak 200-300tl duyarsanız vazgeçin o kurstan çünkü bu fiyatta olan kursların direksiyon derslerinin süresi az oluyor ve sonra özel ders almak zorunda kalıyorsunuz. Hazır konu buraya gelmişken ikinci sorumuz;

* Direksiyon dersleriniz toplamda kaç saat ve tek bir ders kaç saat? olmalı.
Bu çok ama çok önemli. Sizde benim gibi direksiyonun başına ilk kez geçecek biriyseniz (ki kimse anasının karnından arabayı kullanmayı bilerek doğmuyor. Ayrıca bilmek de ya da öncesinde pratik yapmada zorunda değiliz.) bu sizin için en baş sorunuz olmalı. Genelde ortaya çıkan sorunlar, ders süresinin 30dk olması. 30dk nasıl olur anlamıyorum. Zaten bindi, anladı, kalkış yapmaya çalıştı derken o yarım saat bitiyor ki. Siz tam anlayacakken “Süreniz bitti.” deniyor! Ayrıca aracı sürerken siz ve hocanız olmalı. Arabada başka birinin olması hem dikkat dağıtıcı hem de sorunuzu rahatça sormanıza engel. 30dk size, 30dk yanınızdaki kişiye ayırıp oldu bittiye getiriyorlar. İşte bu nedenle direksiyon ders süreleri önemli. Ayrıca sizi sadece sınav alanında çalıştırıyorlarsa da sorun var demektir! Sonuçta tamam sınavı orada olacaksınız ve direksiyondan da geçmeniz lazım ama trafiğe çıktığınızda nolcak? O çalıştınız boş arazi değil kaç girişli çıkışlı kavşaklarla karşılaşacak, trafiğin en yoğun olduğu saatlerde süreceksiniz. Bunların hepsini düşünerek sürüş yerinizi belirtin. Mesela işe arabayla gideceksiniz ve yolunuzun bazı yerlerindeki trafik sizi korkutuyor ise bunu hocanızla konuşun ve burada çalışmayı tercih edin. Kendinize olan güveniniz hem artmış olur hem de arabayı çizdirdim derdiniz olmaz ;)

Bu 3 soru ve içindeki bin bir cevabımdan sonra kursların süresini söyliyim. Kurslar genelde 3,5 hafta ve ya en fazla 4 hafta sürüyor. Motor, trafik ve ilkyardım derslerini alıyorsunuz. Karşınıza “Motor çok zor. Aman çok çalış.” diyenler olabilir. Üzgünüm çok kolay diyemeyeceğim #) Evet, motor zor fakat çıkmış sorular ile kurstan aldığınız kitabı adam akıllı çözerseniz yapamayacağınız soru ve anlamadığınız parça ismi, görevi kalmayacaktır ;) Benim sınıfımda genelde ev hanımları vardı ve çok zorlanıyorlardı ama yaptılar sonunda.

Gelelim ders saatlerine. Geneli sabah 09.30-13.00 ile akşam 18.30-21.15 olsa da bu saatlerden farklı saatleri olanları da vardır. Geneli hafta içi. Yoğun bir ders programından sonra zehir gibi sınava girebilirsiniz =)  
Yazım gene ve gene uzun oldu.
Sizi yormamak için iki part yaptım.
İyi okumalar =))