20 Nisan 2013

Yunus GÜNÇE - Kafamda Böcekler Var

“Yunus GÜNÇE” de ve dur orada!

Bu adamı ilk çıktığı zamandan beri takip ediyorum. Tamam, araya birkaç benim kendimde olmadığım yıllar girmiş olabilir ama genele bakarsan seviyorum len bu adamı.

Bi kere kendinden emin halini seviyorum.
Koç burcu erkeği olmasını seviyorum (Bende Koç Burcuyum.).
Kendisinin de dediği gibi bu alemde olup “Part time” “Butik ünlü” olmasını seviyorum.

İsyanlarda değil ya da isyanlarda ama kendinden emin bir şekilde her sözünün arkasında. İşin en güzel yanı adam çatır çatır aklından geçenleri anlatıyor. Çekinmiyor, konuşuyor. Alem FM’de radyo programı yaparken de oturup (Ders çalışmıyordum o günler, itiraf!) bitene kadar dinlerdim, twit atardım falan filan. Hatta İstanbul'a gittiğim zaman gösterisini izleyememiştim. Vee sonunda o beklediğim an oldu ve dün Yunus, İzmirime geldi. Ben gene onun olduğu saatte ders çalışmadım ve aylar öncesinden biletimi aldım. Vize haftamın tam ortasında, eğlence günü olan cumada onu görmeye gittim. Ouvv çok güldük, çok eğlendik, izdihamdan içeriye giremedik hohoo ;)

Öncesinde ise abimle buluştum. Tabi o işten çıkıp geldiği için karnı açtı. Çocuğu Yunusu görcem diye iş çıkışı direk Küçükpark’a getirtmişim ee aç aç gösteriye götürmek olmazdı. Hemen onu  Bisquitte’e götürdüm. Seç dedim beğen. Biz ne zaman bir araya gelsek hep yeni bir şeyler yiyip içip denemek isteriz. Bu seferde öyle yaptık. Önce Köri soslu bir yemek beğendi. Yok dedim sen köriyi beğenmezsin, başka bir şey seç. Bu seferde Rokfor soslu bir yemek beğendi. Düşünüyorum düşünüyorum Rokfor sos neydi diye. Sonunda garsona sormaya karar verdim ve sorduğumda garibim bugün işe başlamıştı, bilemedi. O başkasına derken sonunda yemeği yapanı çağıralım dediler =) Nasıl bir sos dedim. Rokfor peyniriyle yapılıyor dediler. İyide o nasıl bir peynirdi?! Hatırlasam sormam dimi (Bu konuda cahil kaldım napak.) derken kız, tuzlu bir peynir dedi. İyi tamam dedik hadi deneyelim. Ölmeyiz sonuçta (Ölmeyiz sonuçta! Yemeden önce dediğimiz cümleye bak hehee) . Önümüze gelince şöyle bir baktık ve abimin ilk cümlesi “Bu gri” demek oldu. Bence yeşilimtıraktı derken afiyet olsun yedik kalktık. Kalkarken garson bayana ve kasada durup yemeği yapan kıza “Elinize sağlık güzel olmuş, beğendik.” dedim. Mutlu oldular ya valla o anki yüzlerinde gördüğüm ifade çok hoştu =)) Geç kalmayalım diye konuşa konuşa Yunus’un sahneye çıkacağı kafeye geldik ve ana! içerde kimse yoktu. Garsonlar bizi kapıda karşıladı desem yeridir. Ayıp olmasın diye ortalara oturduk ve garsonların “İlk siz geldiniz, en öne oturun.” demeleriyle (Bana kalsa sahneye otururdum da yapmadım.) bir sıra arkaya oturduk. Daha fazla dayanamadım ve abimden “Rokfor Peyniri” neymiş bi netten bakmasını istedim.

Abim: Anaammm! Z.S, bence bakma!
Z.S: Noldu? Ne çıktı? En fazla küflü peynirdir.
Abim: ..?
Z.S: Hazırım. Göster şunu.

İşte o an onu gördüm. Özel küflü peynirdi yediğimiz. Sonrası araştırma ve bol kahkaha sonucu bakışmalar =) “Hep böyle oluyo Z.S. Senle ne zaman yeni bir şey denesek böyle bir şey çıkıyor!” Sanki suç benim (Evet benimdi. Gaza getirdim çocuğu. İnsanlar benim yanımda benden güveni ve desteği alıp yeni bir şeyler denemek istiyorlarmış. Çok ilginç çünkü ben böyle bir şey demiyorum #) ). Yemeği yapan kız bize küflü peynir deseydi eminim abim sipariş vermezdi. Ondaki o bakışı görünce demediler bence ;)

Yavaş yavaş insanlar gelmeye başladı ve derken bir anda kapı açıldı ve karşıma kirli sakalı, sırtında sırt çantasıyla Yunus GÜNÇE çıktı! Allahım böyle zamanlarda kendime hayran kalıyorum. Normal insanlar napar? Fotoğraf çektirebilir miyiz, imzanızı alabilir miyim, şaşkınlıktan afallamalar vb. ama ben naptım sadece gülümsedim ve bakış attım! Bu! Yani başka bir hareket yok!  Sahneye çıktı ve başladı gösteri derken saatler ilerledi. Cuma gecesi, vize haftam ve bütün sabahki sıkıntılarımdan arındım. Çok güldüm, çok eğlendim bak bir daha söylüyorum. Gösteride şunu anladım; benden daha hayran olanlarda varmış. Hele gösterinin ortasında ön sırada oturan kızın bir anda Yunus’un fotoğraflarını çıkarıp ona göstermesi tam bir olaydı. Yunus’unda şaşırıp “Yoksa evinde benim fotoğraflarımın olduğu bir odan mı var?” diye sormasıyla kafede olan herkesi bir gülme aldı ki anlatamam =)))

Ah Yunus Ahh! Harcanıyorsun adamım başka bir şey değil. Bence oda, dün geceden mutlu ayrıldı. Hele gösteri bitip kimsenin bitmesini istemediği bir an vardı ki oda uzattı zaten.

Gösteri biter, insanlar yavaş yavaş kafeden çıkmaya başlar.
Yunusum napar?
Kapıyı açar ve “Görüşürüz, iyi akşamlar.” deyip uğurlar =))

Sanki ev sahibi biz değil de oymuş gibi oldu =)) Samimi, enerjik ve bakışıyla bunu insana hissettiren bir adam. Özgüveni sağlam ve kendiyle barışık olmayı öğrenmiş.

Yunus, sen İzmir’e sık sık gel. Bu seyirciyi yeniden toplayabilirsin, hiç merak etme.
Yeniden izdihamlar oluşturursun. Yeni bir yıldız doğurtur ve Stand-up a yeni bir soluk olursun hohoo ;)

17 Nisan 2013

Kadınlar & Erkekler ...14


 Ben mi çok romantik erkek istiyorum yoksa erkeklerin arasında hiç romantik olanı kalmadı mı bilemiyorum.
Belki de vardır ama bize denk gelmiyordur. Buda bir ihtimal sonuçta.
Yaşadığım yerde İzmir ama işte bu işte bir sorun var anlayamadım gitti.

Geçen cumartesi Jelibonumla SKYPE da konuştuk daha doğrusu ben evde yalnız yalnız otururken (Vize haftamdayım ve annemler yazlıkta. Yalnızım dostlar yalnızım yalnız!) telefondan face e girmiştim ve ana! bi baktım Jelibonum online! Hemen mesaj atarsın ve SKYPE açmasını istersin. Ufak bir kaç pürüzüde hallettikten sonra kaç günler hatta haftalardan sonra sonunda yüzünü görmüştüm. Şimdi benden çok süzülmüş, rengi gitmiş gibi cümleleri duymak istiyorsanız yanılıyorsunuz çünkü Mainz ona yaramış hohoo =)) Önce nasılsın iyi misinle başladık sonra klasik sevgili konuşmalarına girdik. Ben ona benimkileri anlattım hatta son gelişmeleri, oda kendi sevgilisini anlatırken bir anda olan oldu ve sevgilisi, face üzerinden trip attı. Bence trip attı diyeyim bari de arada kalmıyım sonra. Kız Almanyalara okumaya gitmiş, sıkıntıdan patlar hale gelmiş ve bir güzel cilveli romantik muhabbet ararken adamın yazdığı “Sen bugün bir tuhafsın.” cümlesiyle bir anda bozuldu benimkinin yüzü. Oda arkadaşı oradan, ben buradan üçlü muhabbete başladık. Jelibonum o kadar kızmış olacak ki “Hayır, Z.S sevgilin olmasına izin vermiyorum!” dedi. Aaa tam bir ambargo! Ama yaaa modun da bir çökme yaşamadım değil =) Oda arkadaşı da demez mi, benimki de benden kaç yaş büyük ama odun işte diye! Hadi gel bir de buradan yak. İçkimiz olsa karşılıklı içecektik yani o derece efkârlı bir ortam oldu. Masumane çay içtik (Viski görünümlü.). Ben benimkileri anlatıyorum, Jelibonum sevgilisinin mesajını anlamaya çalışıyor ve oda arkadaşı kendininkini anlatıyor derken gece 2’de  (Türkiye saatiyle.) artık uykumun geldiğini anladım. Bunlar sevgililerinden dert yanarken benim telefonuma gelen romantik mesajlarla resmen kızlar gecesine hainlik ediyor gibi hissettim, itiraf ediyorum #)

Buradan erkeklere sesleniyorum; romantik olun ya. Biz kızlar zaten içgüdüsel sevdiğimizi düşünüyoruz bir de çok seviyorsak sevgiye boğuyoruz, sıkıyoruz ama ya siz? Kızlar gitmişler Almanya’ya, yalnızlar ama oğlanlar buradan soğuk soğuk mesajlar atıyor, tuhaf tuhaf fotoğraflar paylaşıyorlar. Burada olsa kalk git yanına ve noluyo de ama Almanya’dan nasıl atlıcan da, gelcen de birde hesap sorcan, olmuyor olmuyor.

Romantik erkeği her zaman sevmişimdir, severim. Her romantik mesajda utansam da bu hoşlanıyorum gerçeğini değiştirmiyor ;)

Çok alakasız ama Analar Neler Doğuruyor “Manken” olmuş len! Hobaaa!! Zaten belliydi ya, pek okulla işi yoktu, sporcuydu, yarı çıplak fotoğraflarını paylaşıyordu ve sonunda manken olmuş. Geçen gün gördüm çekim için adam Fransa’ya gitmiş hatta üzüm bahçelerinde çekim yapmışlar. Fanteziye gel yani hehee =))

xoxo

13 Nisan 2013

Gel Gel Neler Oldu?!

Sıcacık İzmirimden hepinize iyi hafta sonları diliyorum =))

Bilim kurgu filmlerini severmiş,
Karamel rengine bayılırmış,
Benden 5 cm uzunmuş
Ve
Yaşı benden iki yaş küçükmüş.

Yazmak isteyip doğru cümleleri ararken yorulduğum anlardayım şu an. Birine şans vermek, evet bunu yapabilirim. Kime ne şanslar verdim. Bu sefer kendime veriyim nolcak ki? Hep mi başkası için yaşıcaz. Evet evet bu sefer şansı kendime veriyorum. Gitmedim, kaldım ve dünü kendime ayırdım. Evde annemler yokken insan kendini ilk gün bir tuhaf hissediyor. Sanki o gün işte mesaiye kalmışlarda geç gelecekler hissi vardı üstümde. Tabi gelmediler ve bende yalnız yalnız yattım yatağıma (Acıklı mı oldu yoksa ana kuzusu gibi mi bilemedim bak şimdi.). Naz ile onları bekliyoruz şimdi. Vizelerim olmasa kim tutar beni burada demedim ve gidecekken son dakika vazgeçip evde kaldım (Hohoo kendim istedim acısını da kendim çekerim.).

Dün bütün olup bitenlerden sonra bir kaç kız arkadaşımla konuştum ve herkes “Son kararı” bana bıraktı ve bende son kararı vizelerden sonraki kendime bıraktım. Herkes kararı bir başkasına devrediyor =)) İlk kez korkuyorum aslında işin gerçeği bu. Belki de o gözü kara halim bu ilişkimde olmayacak. Gülen, utanan, konuşmayıp daha çok dinleyen biri olcam. Tanıyacağım sonrasını da düşüncem.

Kararsızlığım bu hafta insanları sinir etti sanırsam. Önce geziye gitmicem dedim sonra gitcem dedim ve gitmeyip paramı geri aldım. Arkadaşlarla buluşcam dedim sonra buluşmaktan vazgeçtik. Alışverişe çıkıp sebze alcam dedim gittim et aldım. Kitap almaya D&R’a gittim DVD ler aldım geldim. Aradığım albüm dışında alakasız nostaljik karma albümler seçtim. Bitirme ödevi dilekçemizi hocaya vermeye gidiyim mi gitmeyeyim mi derken gitmeye karar verdim. Bir başka hocayla konuşayım mı konuşmayayım mı derken konuşayım dedim ama bu seferde hoca odasında yoktu. Dondurma yicem dedim ama çocuğu da alıp Türk Kahvesi içtim. Su içmeliyim bol bol dedim ama gittim bol tuzlu çerez yedim. Aslında hüzünlüyüm çünkü Çikom ERASMUS ile gidiyor. Delü, 1 seneliğine gidecek ve oradan mezun olacakmış. Dünkü çemkirmemin sonunda gelmezse kafasını kırarım onun #) O buraya mezuniyetime bi gelmesin valla benim oraya gelmem bi uçak biletine bakar ;)

Yazılar yazıp hepsini yayınlıcam dedim ama bambaşka bir sayfaya bu yazıyı yazdım.
Özet mi?
Ders çalışmalıyım, vizelerim salı başlıcak. Şimdilik ben kaçar.

xoxo

3 Nisan 2013

Kadınlar & Erkekler …13


Bu seferki konum ilişkilerde yaş sorunsalı!

Daha önce bu konudan bahsettiysem af ola ama bu sefer olayı kendi üstümden anlatmam gerekecek. Yani aslında size olayımı anlatıcam, bir yandan da olayı irdelicem. Hadi bakalım, nasıl bir şey olacak merak ediyorum.

Her şey bizim 1. Ege Tekstil Günü’nde başladı. Sunucu olmamın getirdiği stresle başa çıkmaya uğraşırken yeni kişiler tanıdım. Aslında uzun zamandır aynı toplulukta olmama rağmen neden çoğu kişiyi tanımıyordum bilmiyorum. Bir yandan telefonumu yanıma almış, sahne yanında görünmeyen perdeye geçip, arkadaşlarımdan son durumları öğreniyordum. İlk başlarda amacım sadece bilgi alıp ona göre program akışını düzenleyip sunmak, oturum başkanı hocalarıma değişen akış hakkında bilgi vermekti. İşte ben böyle masumane başlamışken nasıl oldu bilmiyorum bir anda bir gün önce konuştuğum çocukla karşılıklı göz göze geldim ve “Telefonun yanında mı?” diye spordum. Oda “Evet.” dedi ve ilk mesajımı attım.

Daha sonra o sonra gene ben ve sonra gene o!

Bütün organizasyon boyunca ara ara mesajlaştık ve günün sonunda (Salak değilsem) çıkma teklifi aldım. İşin tuhaf yanı geçen hafta sonu yazlığa gideceğim için onu kibarca reddettim. Ardından bir başka teklif, akşamına geldi. Onu da reddettim (Ee yuh kızım napıyon mu dediniz? #) ). Biraz kaçan kovalanır gibi oldu farkındayım. Aman olsun derken gecenin ilerleyen vakitlerinde geçen gün bir mesaj daha geldi ve benim en sevdiğim olay başladı.
Gece telefonla mesajlaşmak!
Bayılıyorum.

O uzun sessiz gecede yatağına yatarsın ve mesajlaşırsın. Sonunda ya sızarsın ya da kelimelerini yanlış yazmaya başlarsın =) En iyisi o aşamada “İyi geceler” deyip konuşmayı bitirmek ama konuşma güzelse napcaz?! Bizimkisi konuşma güzel gidenlerdendi.

Ve beni benden alan o cümleyi söyledi
“Tatlı Rüyalar”
Bayılıyorum bu cümleye.

Ne kadar samimi, ne kadar sevimli ve yaramaz bir cümledir bu. İlk gün bir şey demedim ama itiraf ediyim mutlu uyudum. Sonraki gece gene bunu deyince işte o zaman itiraf ettim bu cümleyi sevdiğimi.

Olaylar akışında giderken asıl sorunumuz geliyor: Çocuk 1.Sınıf!
Yaşını tam bilmiyorum ama büyük ihtimal benden 2 yaş küçük!
DANN!!

Bak bu kadar sevgilim oldu, o kadar size hepsini yazıp anlatıyorum ama hiç benden küçük bir erkek arkadaşım olmamıştı. Açıklık getireyim şu an sevgili değiliz. Belki ufak flört ediyoruz ama eğer bu yaş sorununu sorun edersem şu an seviyeyi koymam gerekir ki en iyisi hiçbir şey ortaya dökülmeden bunu yapmak. Ama işte merak etmiyor da değilim. Abi her ilişkimde mi sorunlu bir madde eklerim?! Yok, kısa boylu, yok kasıntılı, yok enteli, yok danteli derken şimdide benden küçük sevgili!

İşin güzel yanı ne biliyor musunuz; ondan mesaj gelince yüzümde beliren o salak ifade hehee =D Kendimin bu halini seviyorum. Her şeyi bıraktığım anda karşınıza birinin çıkması ve sizi özel hissettirmesi de ayrı bir şey. Uzak ilişiklerden yorulmuşken al dedi bana kader, en yakınında olsun ama kadere buradan sesleniyorum: Hey adamım neden yaşını küçük tuttun? Bu işin güzel yanıydı. Şimdi gelelim işin sinir bozucu, uyku kaçırıcı aşamasına; Mantık! Mantığım onun yaşını, sınıfını, ailesini, ailemi ve tabi ya beni kullanıyorsa maddelerini düşünüp duruyor ve deli ediyor! Sinir mantık! Gıcık mantık! Akışında yaşasam gene. Amaçsız halimi özledim ve bu çocuk bana bunu hissettiriyor.

Bir gece yarısı ondan gelen itirafla mutlu haberlerim çoğaldı. Geçmişi unuttuğumu anladım. Silmemişim ama unutmuşum. Ki ben bu güne kadar bu çocuğu takmayan hatta bahçede göz göze gelince gözümü kaçırandım. Garibim her seferinde bana bakış atardı, selam vermeye çalışırdı ama bendeki coolluk tarifsizdi. Şimdiki halime bak! Biliyordum, yanıma gelirse ne olacağını biliyordum. Tuhaflık bende buluyorum, çekiyorum.

Şimdi size sorayım mı; sizce ne yapmalı yani erkekler kendilerinden küçük kızlarla beraber olunca sorun yok da kızlar, kendilerinden küçük erkeklerle beraber olunca sorun mu yaratır? Sapıkça ama bazı erkekler “Olgun kadınlardan hoşlanıyorum.” der. Tamam, ben “Olgun kadın” sınıfına daha girmiyorum. Kendimi artistler gibi hissediyorum. Magazin sayfalarında boy boy “Z.S genç sevgilisiyle yakalandı!” başlıklarını görür gibiyim ya da bölümdeki dedikoduları duyar gibi. Aklım karışık, telefonum yatağımın üstünde öylece dururken ben düşünüyorum.
xoxo

1 Nisan 2013

Oh Be Diyelim!


Ohh bee! Bunu demeyi hak ettim sanırım =)) İyisiyle kötüsüyle geçen haftayı bitirmiş ve SÜPER bir hafta sonu geçirmişken, nisanın ilk gününde işler yoluna girdi. Mutlu haberi aldım. İşlerin peşinden koşturmalı, bir şeyleri istiyorsan sözünü sakınmamalı. En çok istediğim yerde staj imkânı kazandım dostlar =)) HB sen benim kıymetimi bilmiyorken peşimde koşan firmaları sana söylemicem. Hayat mutlu haberleri alınca daha mı güzel ne?! Ay çok sevindim yaa =))) Hohohooo vur patlasın çal oynasın!

Hadi en başa yani geçen haftaya dönelim. Asıl hikâyem geçen hafta olanlardı. Hatta bu yazıyı yazarken bunu anlatıyordum sonra bir telefon, bir telefon daha derken o karmaşada mutlu haberi duymam ile “Yeaa!” demem bir oldu. En cool halinizle “Teşekkürler, iyi çalışmalar.” dersiniz ve telefonu kapattığınızdan emin olunca da oldu bu iş deyip tuhaf tuhaf dans edersiniz. Bende bunu yaptım. Radyonun sesini sonuna kadar açıp dans ettim ;)

Geçen hafta bir önceki hafta yaşadığımız sorun nedeniyle hazırladığımız sunumu sunamamış ve gruptaki kızlarla moralimiz bozulmuştu. Bende hemen olaya el atıp (Atmadığım da neler oluyor görüyorum.) bütün sunumu üstlendim hatta Word halini de üstlendim. Bu hafta Word halini bitirip kızlardan birinin CD’ye çekmesini isteyip, ödevi teslim edicem ve bu işte burada bitecek. İnsanların ben yaparım, ben ederim dedikten sonra FIS! çıkması neden her seferinde beni şaşırtıyor hiç anlamıyorum. Aklınızda olsun yanınızdaki kişi çok konuşuyorsa bilin ki aslında hiçbir şey bilmiyor ve bir b*k da yapmıyordur. Boş konuşuyordur, bizim gruptaki adamda bunlardan biriymiş. Acı bir şekilde öğrendik. Aklıma geldikçe sinirim bozuluyor. Ki biz geçen dönem çıtayı yükselten gruptuk ama şimdi bizi dibe çekmek için gruba girmiş gibi bir hali var. Ama ben buna izin vermedim ve dizginleri ele aldım. Adamdaki güvene bakın ki, sunumu yollamama rağmen “Tamamen değiştirmişsin.” dedi! Hem de sunum sırasında! Neymiş yoksa çalışmışmış. Hadi be oradan. Sen çalışsan sunum sırasında doğaçlama yaparsın. Öncesinde ne yaptınız dersin! Ama yok, bir gün hasta, bir gün hastanede. İnanmak isteyip inanmıyorum, inanmayacağımda!

Bir diğer olayım ise bitirme ödevimi almış bulunuyorum millet. Ama konumu hala toparlama aşamasındayım. Bütün bu salaklıkların içinde ona da zaman ayırayım derken sol gözüm gene kanlandı ve davul gibi şişti. Asıl olayımıza gelirsem gözüm davul gibi şiştiği gün günlerden Salı ve çarşamba (yani bir gün sonra) günü ise bölüm topluluğu olarak 1. Ege Tekstil Günü’nü düzenliyorduk.

Sunucu kim oldu? Ben!
Kimin güzü kanlanıp şişti? Benim!

Konuşma, sahne, ışık, ses provası aldıktan sonra eve geliş saatim akşam 7’ydi. Direk yarım saate bir damlalar damlata damlata erkenden yattım. Sabah olunca da güzelce giyindim (Kimseye de bir şey demiyorum hani telaşa sokmıyım diye.) ve sabahtan bölüme gittim. İyi bir giriş ve güzel bir organizasyonla günü başarıyla tamamladık. Kimler yoktu ki;

* EGİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Işın YILMAZ
* Yeşim Tekstil Kurumsal İletişim Müdürü Dilek CESUR
* Sun Tekstil İnsan Kaynakları Yöneticisi Deniz KÖKSAL
* ÜNİTEKS ARGE Müdürü Maşuk PAMUK
* Modacı Dilek Hanif

Sorular soruldu, cevaplar alındı ve ben en sevdiğim hocamla aynı sahneyi paylaştım hohoheee =)) Hanfendiciği o gün çok beğenildi ve hafta sonu nazar değdi. Hafta sonu yazlığa kaçtım ya ben, kafam gibi sivrisinekler çatır çatır yemişler bacaklarımı, kolumu ve tabi suratımı. Bari suratımı yemeselerdi uff =(( Sinekler yese de, yüzüm güneşten yansa da genede mutluydum. Bi kere köpeciklerimle zaman geçirdim, diğeri ailemle böyle güzel bir havada zaman geçirmek hepimize iyi geldi. Şehir hayatının kalabalığından kaçtıktan sonra dönüş yolu biraz hüzünlü olabiliyor. Birde benim PATİ'nin adı ROZA'ymış yani ona ben yokken öyle sesleniyorlarmış. Kızım adını anlamıyor ama olsun. Bakışarak anlaşıyoruz. Hala patisini veriyor ve hamile olduğu için bana daha çok bağlandığını bu sefer hissettim. Kıyamam ona yaa. Vitaminler, mamalar götürdüm bıraktım oradaki kişiye. Bir sonraki gidişimde herhalde karnını daha şişmiş bulcam =)

Bu arada unutmadan, yavaş yavaş aşık olmak diye bir şey var. Her şeyden elimi ayağımı çektiğim sırada karşıma çıkan, aslında çıkmayıp hep yanımda olan biri. Az ve Öz olsun, benim olsun ;)
xoxo