yeni yıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeni yıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2014

Hi Dostlar!

 
Aslında buraya gelip her güne bir yazı sığdırmak gibi bir hayalim vardı ama eşek gibi çalıştığım için yazı yazmayı geç gece 23:00’a kadar mesailere kalıyorum. Bana kalsa kalmam zaten ama yanında çalıştığım (yardıma geldiğim) F. Hanım kalınca mecbur bizde kalıyoruz. Kendimi “Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada)” filmindeki kız gibi hissediyorum. Aynı şekilde topukluları giyip bir yandan da iş yetiştirmeyi öğrendim a dostlar! Başardım heyoo!! =))
 
Etek, elbise ve minilerle heheyttt modundayım.
Seksi iş kadını ;) <3 font="">
 
Bunun yanında İstanbul’u da geziyorum tabi. Anladığım kadarıyla F. Hanım’ın asistanı gelene kadar buradayız. Sonra İzmirime geri döneceğim.
 
Alıştım mı buraya, evet!
Alışmasam zaten yaşayamam.
Benimsedim mi, evet!
Benimsemesem huzurum kaçar.
 
Aslında gittiğim her yere adapte olabilme yeteneğine sahip bir insanım. Ama şu mesailer beni bozuyor. Kilo verdim. Dönünce de spora başlıcam. Bu yıl gerçekten yaza yeni bir ben olarak girmek istiyorum.
 
Bi dakka aklıma gelmişken burada “Vayy beee!” deyip Şubatta 1. Yılımın  dolacağını söyleyebilirim =))
Akşama şirket yeni yıl kutlamasına katılacağım. Konsept: Black Party.
O zaman karalara bürünüp seksi olma zamanı.
 
xoxo

21 Aralık 2013

Yılbaşı Hediyelerinizi Almadan Önce Bu Önerilere Kulak Verin

Yeni yıl heyecanının hepimizi iyiden iyiye sardığı bugünlerde, bir yandan yılbaşı akşamı için planlar yaparken bir yandan da “ne hediye alacağım?” endişesi içerisine giriyoruz. Yılbaşına kısa bir zaman kala alışveriş merkezlerinde telaşla gezmek yerine sizin için hazırladığımız alternatif hediye ve kampanya önerilerini mutlaka inceleyin!

Sizin için ilk seçtiğim hediye alternatifi ev hediyesi almayı düşünenlerin oldukça ilgisini çekecek!

2014'ün en güzel kahvaltıları, en hoş sohbetleri için Vestel’in sunduğu kahvaltı setlerine mutlaka göz atın derim!


Vestel yılbaşına özel hazırladığı kahvaltı setleri ile hediye alışverişini kolaylaştırıyor. Kırmızı, Inox ve Siyah Kahvaltı Setleri hem şıklığı ile göz dolduracak, hem de sevdiklerinizi çok mutlu edecek. “Hediyem yılbaşı ruhuna uygun olsun!” diyenler için kırmızı set ideal bir seçim.

Vestel Inox Su Isıtıcı, Dijital Tost Makinesi, Türk Kahve Makinesi'nden oluşan Inox set de çok şık ve pratik bir alternatif. Bu setin farkı ızgara olarak da kullanılabilen Vestel Dijital Inox Tost Makinesi.

Modern ve şık bir hediye arayanlar içinse önerimiz Siyah Set. Vestel Siyah Su Isıtıcı, Ekmek Kızartma Makinesi ve Filtre Kahve Makinesi içeren bu set farklı tasarımı ile benzersiz bir hediye olmaya aday.

Setler için buradan online sipariş verebilir, ücretsiz kargoyla hemen hediyelerinize kavuşabilirsiniz! Unutmadan, Vestel Kahvaltı Setleri 2014 yeni yıla özel hazırlandı. Yılbaşı’ndan sonra bu şekilde set olarak bu fiyatlarda bulmanız pek mümkün değil. 

Özel, başka hiçbir yerde olmayan bir hediye arıyorsanız Vestel'de harika bir öneri daha var: Yılbaşı özel tasarımlı Türk Kahvesi Makinesi yeni yıla özel indirimli sadece 59 TL!

Yeni yıl, yeni umutlar, yeni hediyeler… Peki 2014 için dileğiniz hazır mı?

Siz sevdiklerinizi unutmayıp yeni yıl hediyeleri alırken Garanti de sizi unutmamış!
2013 yılını geride bırakırken yeni yıldan yeni dilekler eksik olmuyor. Yeni yıla girerken Garanti Bankası bazılarımızın dileklerini duymuş gibi sosyal medya takipçilerini sevindirecek bir kampanya yapmış!

Yeni yıl hediyeniz Garanti Link’ten!

Yıl boyunca farklı kampanyalarla fırsatlar sunan Garanti Link, 2014’e girerken çuvalını hediyelerle doldurmuş bir Noel Baba gibi bacanızdan inmeye hazırlanıyor. Günde en az 10 kere kontrol ettiğimiz sosyal medya hesaplarımızı Garanti Link ile Link’leyerek 14 şahane hediyeden birini kazanmaya hak kazanıyoruz. Televizyondan tablet bilgisayara, telefondan fotoğraf makinasına kadar birbirinden değerli hediyelerden birine sahip olmak çok da kolay. Benim dileğim yeni yılda sevdiklerimle her anımı ölümsüzleştirebileceğim bir fotoğraf makinası. Sizin dileğiniz ne?


Siz de buradan sosyal medya hesaplarınızı Link’leyin, 14 şahane hediyeden birini kazanma şansı yakalayın!.

Diğer bir önerim ise moda ile teknolojiyi bir araya getiren Samsung Galaxy Gear! Çarpıcı renk seçenekleri, ince ve zarif tasarımı ile giyilebilir teknolojileri günlük yaşama daha da entegre eden Samsung Galaxy Gear alan herkese, 32GB microSD kart hediye ediliyor. 31 Aralık’a kadar geçerli olan kampanya ile hem yeni yılın en şık hediyesi olmaya aday Galaxy Gear’a, hem de yeni yılda en güzel anılarınızı rahatça saklayabileceğiniz 32GB microSD karta sahip olabilirsiniz.


Yenilikçi ve modaya önem veren kullanıcılara siyah, beyaz, gri, turuncu, sarı ve roze gibi çarpıcı renk seçenekleri sunan Galaxy Gear, 1.9 megapiksel BSI sensörlü kamerası ve 1.63 inç Super AMOLED ekranı ile kullanıcıları cezbediyor.

Telefonunuz cebinizdeyken bile bağlantıda kalmanızı sağlayan Galaxy Gear’da bulunan dahili hoparlör sayesinde telefonsuz konuşma deneyimini sunuyor. Örneğin, bir yandan yılbaşı partiniz için hazırlanırken, diğer taraftan telefon konuşmalarınızı yapabilir, alarmınızı kurabilir, mesaj yazabilir ya da takvim girişlerinizi oluşturabilirsiniz.

Kampanya hakkında detaylı bilgi için buraya tıklayın: http://www.samsung.com/tr/campaigns/galaksidenhediye/


Bir boomads advertorial içeriğidir.

31 Aralık 2012

2013’e Saatler Kala…

2012 bitiyor. Bu hafta finallerim olmasına rağmen sırf bugün için yazı yazmayı bekledim =) Sonunda buradayım, bilgisayarımın başındayım ve klasik kış günlerine inat güneşli bir İzmir gününü yaşıyorum.

Ders çalışmaya ara verdim diyelim ve sofrayla, yemeklerle uğraşmak için mutfağa bir iki ;)

Sizde de böyle tuhaf bir heyecan var mı bilmiyorum da bende, kıpırtılar sabahtan beri var =) Sonunda nolcaksa, altı üstü geri sayıp 2013 dicez ama olsun. Yeni yıl, iyi dilekler ve isteklerle bir arada olunan belki de bu nedenle hep birlikte geri sayılan bir gün. Demin TV izlerken insanlara soruyorlardı, “Yeni yılda napıcaksınız?” diye. Napıcaz evde oturcaz, bir arada muhabbet edicez =) Klasik Türk insanı başka ne yapar siz söyleyin ;)

2012 biterken ben kendi 2012m nasıl geçmiş onu çıkardım. Tabi bunlar aklıma ilk gelenler;

* Öncelikle keman derslerimi bırakmıştım. Derslerle birleşince çok zor olmuş ve ikisi bir yürümemişti. Şimdilerde kendi başıma takılıyorum diyebilirim =)
* Bölümce Bursa gezisi düzenlemiş ve son gün Uludağ’a gitmiştik. Tipiye yakalanmış ve nasıl indiğimi bilmeden dağdan kayarak inmiştim. O gün, kış sporlarının bana göre olmadığını anlamıştım #)
* YGA’ya seçilemedikten sonra İBB İzmir Gönüllü Takımında görev almaya başlamıştım. Bunu bahar dönemim boyunca başarıyla yürütmüştüm. Manevi bir kardeşim olmuştu. İzmirimin bilmediğim yerlerine bu vesile ile gitmiş, hayata bakışımı biraz daha değiştirmiştim.
* Nisan gibi İstanbul’a bölümce fuar için gitmiş sonrada Ortaköy, Büyükada, Taksim, Boğaz demeden İstanbul’un her yerini gezmiştik =) Ufak Kaçamaklar İstanbul Ufak Kaçamaklar İstanbul 2
* Yaz gelince bölüm stajım başlamış ve “Kızlar Matinesi” grubumla bir ay geçirmiştim. Hepimiz başarıyla stajımızı geçtikten sonra opsiyonlarımızı seçmiştik.
* Stajımın son gününde Ege Üniversitesi Mezuniyet Töreninde D. ile birlikte hostes olmuştuk. Güzel artı eğlenceli bir gün olmuştu. Tatil Güncesi 1
* Asıl eğlence bundan sonra başlamıştı. Tatilim başlamış ve ben 6 ya da 7 hafta yazlıkta tek başıma kalmıştım. Annemler hafta sonları geliyordu.  4. haftamda hasta olmuş ve sesim erkek gibi çıktığı bir hafta geçirmiştim. Dolunaylar, gün doğumları ve en tatlı flörtlerim gene bu aylara denk geliyor. Yeni, farklı illerden hatta ülkelerden kişilerle tanışmış bayağı bir sosyal olmuştum. Kediciklerim vardı o dönem, bir de köpeciğim PURSAT. Sonra onlara ne mi oldu?! Birkaç madde sonra (kronolojik gidiyoruz =)) ). Tatil Güncesi 7
* Tatil bitti ve ben İzmirime döndüm. Tatil Güncesi 5 Bu sene farklı olsun diye Ege Tekstil Topluluğunda çalışmaya başladım. Bakalım 2013 için planlarımız var. Kaçını gerçekleştireceğiz?
* Eylül de kuzenimi everdik. Onun kına ve düğünü derken bronz tenimle elbise giymenin hem iyi hem kötü yanını yaşamıştım ama sonra her şeyi boş vermiş ve eğlenmeme bakmıştım =) Gelin Damat Düğün ve Dans
* Moda koleksiyon tasarımı ve yönetimi dersi için bebek şekerleri koleksiyonu ve grup sunumu koşuşturması başlamıştı. Kaç gece, kaç gün bilmeden sunum hazırladım artı şeker süsleri yaptım. Ne yorucu günlerdi anlatamam. Bi de o günlerde Bob Acri dinliyordum sırf rahatlamak için. Rahatlıyordum da ama sunum bitince artık onun o beğendiğim parçasını dinleyemez olmuştum. Bana o günleri hatırlatıyordu #) Yorgun Prenses Durmuyor
* Ekim’e geldiğimizde Bandırma’ya gittim. Bütün bu koşuşturmacanın arasında orası tam bir kaçış olmuştu =) Geleneklere Uyalım
* Döndüğümde gene yazlığa kaçtığım hafta sonlarım başlamıştı. Kedicikler büyümüş bayağı kedi olmuşlardı. Bunun yanında VELET, CEVİZ de aramıza eklenmiş ve benim koca hatta kocaman bir ailem olmuştu =) Tatil Güncesi 8 Part1 Tatil Güncesi 8 Part2

* Ehliyet kursuna başlamamı ve direksiyon dersine devam etmemi de bu araya bir yere sıkıştıralım. Sonra zirvelere katılmamı ve sonuçları beklememi, kararsız günlerimi, üzüntülerimi, kızgınlıklarımı, doğum günlerini, en güzel sürprizleri, diyetimi, yalanlarımı, kaçamaklarımı…

Herkesin yeni yılı şimdiden kutlu olsun.
Bu sene her şeyin en güzeli olsun.
Bu sene karşılaşacağınız sorunlarla boğuşun.
Size yapılan kötülükleri affedin ama sakın unutmayın.
Yeni albümler dinleyin, film izleyin ve yazın. Düşüncelerinizi, hissettiklerinizi…
Cesur olun, ciddi kararlar alın ve bu sene sadece bir gününüzü “Evet!” demeye ayırın.
Bol bol su için, spor yapın ve en güzeli mutlu olun, her saat, her gün ve her sabah ;)
Tek sayının diğer çifti siz olun. Aşkı bulun, sevgiyi hissedin ve arkadaşlıklarınızı dostluklarla pekiştirin.

11 Şubat 2012

90’lar …3



Size uzun bir yazı oldu demiştim  =)

Daha önce yazdığım konuların dışında gündelik hayatımıza da değinirsem kapıya tırmanmak, ışıklı ayakkabı, kot ceket, mini etekler, en bolundan kazaklar, ne kadar renkli o kadar makbul desenler, gazetelerin kupon karşılığı verdiği ürünleri almak, lego oynamak hele ki benim gibi bir ağabeye sahipseniz elinizdeki az legoyla harikalar yaratmayı öğrenirdiniz. Taso ve bilye oynamayı de ekliyorum. Biz öyle her meyve suyunun kutusunu patlatmazdık. İlla Capri Sun olacaktı. İçip içip biriktirir ve en uzun teneffüste bunun patlatma yarışı yapılırdı =)

*Ne kadar saçma sapan espri varsa yapardık. Neler mi? Yazıyorum fakat yazmadan önce de uyarıyorum evet gençler biz böyle bir dönemden geçtik bence şimdiden benimseyin ;)

-Karşımızdaki söylediğiniz cümleyi anlamaz ya da bilerek anlamamasını sağlarsak direk “Zıt Erenköy!” derdik.
-Konuştuğunuz konuya dâhil olmasını istemediğiniz bir kişiye “Sana ne? Git saman ye!” derdik. Bu samanın farklı varyasyonlarını da duydum fakat orijinali budur ;)
-En sinir olduğum ve kurmadığım cümle ise “Var ama evde!” bunu neden yapardı millet bilmiyorum. Hele ki sınıfta. Biri uç ister ve kız hemen var ama evde! O zaman yok de. De bitsin gitsin bu diyalog dimi.
-En sevdiğimi sona sakladım =) “Anlat demekle olmaz!”. Birine herhangi bir şeyi söyleyip sonra bunu anlatayım der karşımızdaki kurbanda “Anlat” derdi. Allaa sen misin anlat diyen =) İşte her şey bundan sonra başlardı.
-Anlat demekle olmaz anlatayım?
-Anlat.
-Anlat demekle olmaz anlatayım mı?
-Anlat şunu Z.S yoksa bak çekip gideceğim!
-Gideceğim demekle olmaz anlatayım mı?..

İşin sonunda, karşınızda sinirleri hassas biri varsa kavga çıkardı. Sinirlenmek istemeyen biri varsa da çeker gider siz öylece eğlendiğinizle kalırdınız. Bunu o kadar çok yapardım ki sonunda bu espriden nasıl kurtulunacağını bile bulmuştum =)

*90’larda en çok sevdiğim ve yediğim şeylerin başında Yumiyum gelirdi. Zaten benim bir diğer adımın yumiyum olmasının da buradan geldiğini söyleyebilirim. Sırasıyla gazoz + peynir + gevrek üçlüsünü yer içerdim. O zamanki paranın değeriyle 50bin liraya bir gevrek bir peynir alınırdı =) Günlük annemlerden aldığım para buydu benim =) Şimdiyle kıyaslarsanız fakirdim ben =))

*Pazar sabahları demek herkes uyanana kadar çizgi film izlemek demekti. Şirinler, Alâeddin’in Sihirli Lambası, Ninja Kaplumbağalar, Herkül, Shera, Hayalet Avcıları, Power Rangers, Tom ve Jerry, Bugs Bunny, Taş Devri, Temel Reis, He-man, Jetgiller, Tweety, Daffy Duck, Tazmanya Canavarı, Richie Rich, Şeker Kız Candy, Müfettiş Gadget,  Tsubasa, Casper, Arı Maya, Ten Ten, Red Kit, Garfield…

*Yıllar geçse de hala adını bilmediğim bir oyuncağı hatırlıyorum. Ben size tarif edeyim bakın nasıl çıkaracaksınız. Balıklar vardı ve bunların ağzı açıktı. Ağızlarının içinde ise mıknatıs vardı. Sizin elinizde de bir tane olta. Onları avlamaya çalışırdınız. Bayılırdım o oyuncağıma ben =))

*Kliplerde zeytin yemek ( Serdar Ortaç sağolsun), yoğurt yemek( bunun içinde Metin Arolat’a teşekkür etmemiz gerek) modaydı =) Yonca Evcimik şarkılarının hepsini ezbere bilip bir de danslarını ezberlemek ise olmazsa olmazdı.

*90’lar Barış Manço’nun 7’den 77’ye programını izlemekti. Yabancı sanatçıların, Türk sanatçılar kadar meşhur olmadığı dönemdi. Spice Girls ve Ricky Martin’i tanırdım o kadar =)

*Müzik dinlemek istiyorsak “Walkman”mizle dinlerdik. İnternetten mp3 indirmek şimdiki kadar kolay değildi hatta yoktu. Radyolardan beğendiğimiz şarkı çıkana kadar bekler sonra kayıt tuşuna basar kaydederdik. Kalem ve kaset arasındaki ilişkiyi bilen bir nesildik biz ;) 90’lar müzik olayına pek girmedim çünkü girersem çıkamam biliyorum. Artık o bir başka yazıya özel olarak kalsın ;)

Genel olarak 90’lar;

*GALATASARAYımın 6. kez Türkiye Süper Lig şampiyonu olduğunu ve UEFA Kupası ile Süper Kupa’yı kazandığını görmekti =))

*Atari kasetleri aldığımız, değiş tokuş yaptığımız ve Rambo oyununu oynadığım yıllardı. Bu yıllarda başladı zaten bendeki Rambo aşkı ;)

*Kaplumbağa diye tanımladığım arabaları saymaktı.

*Akşamları hava kararınca herkesin bir dakika boyunca ışıklarını açıp kapatarak düşüncelerini özgürce, kimseden çekinmeden ortaya koyduğu yıllardı.

*Şimdiki gibi kliplere ya da dizilere müstehcen sahneler içeriyor deyip habire RTÜK tarafından ceza kesilmediği yıllardı. Öpüşeni de izlerdik dans edeni de. Haberlerden önce pembe diziler yayınlanırdı.

İyisiyle kötüsüyle 90’lar benim için mutluluktu.
Çocukluğumun ilk yıllarıydı.
Bütün ailemin yaşadığı,
bayramlarımızı birlikte geçirdiğimiz,
uzun yemek sofraları kurarak yeni yıla hep beraber girdiğimiz günlerdi.


31 Aralık 2011

2012 Sen Mi Geldin?!

Uzun bir suskunluk dönemimden sonra yeni yıl için özel bir yazı yazmayacağımı mı sandınız?!
O zaman çok yanıldınız =)

2011 için dilediğim iyi dileklerimle, yaşadığım olaylarla, biten ilişkilerimle, arkadaşlıklarımla ve yeni başlayan beraberliklerimle gireceğim 2012’ye.

Neler umup nelerle karşılaştığım bir yıl oldu benim için 2011.

Olmaz dediklerim oldu.
Bitmez dediklerim bitti.
Söylenmez dediğim sözler en başta söylendi.
Şaşırdığım, üzüldüğüm ve kayıplarımın çok olduğu bir yıl oldu.

2011 biterken benim kızların 2012 için yıllık burç yorumlarını paylaştığı şu bir haftanın sonunda anladım ki benim bu şekilde bir yıl geçirmemden Uranüs sorumluymuş. Ahh Uranüs ah neler yaşattın bana bir sene boyunca #) Fakat öğrendiğime göre 2012’nin ikinci yarısına kadar tam olarak huzura eremiyormuşum. Mart ayında aşk beni beklerken nisan mayısta huzuru buluyormuşum. Fakat 2012’nin ilk aylarında çok çalışmam gerekecekmiş ama bunun faydasını göremeyecekmişim. Bu sene çok yorulacakmışım. Evlenmek isteyen varsa evlenecekmiş bir kısmımızda kararsızlığın içinde boğulacakmış. Zaten şu Uranüs bir gün olsun bana gülmedi ki şimdi gülsün. Bide Uranüs benim burcuma girdimi daha önce den de biliyorum çıkana kadar bin dereden su getiriyorum. Bir gezegen bir insanı nasıl bu kadar etkileyebilir?! Yazarken fark ettim ben burcumu söylememişim =) KOÇ ;) Benim gibi koç olanlarda benim sayemde 2012 yıllarının nasıl geçeceğini aşağı yukarı öğrenmiş oldular. Bu sene şanslıymışız ama diğer burçlar kadar değil bunu da araya sıkıştırayım bari =))

Bu seneyi öyle bir yaşayalım ki Maya Takvimine göre son yıl olduğunu söyleyenlere inat olsun.
Bu seneyi öyle bir yaşayalım ki olmaz hatta imkânsız diye tanımladığımız şeyler gerçek olsun.
Bu seneyi öyle bir yaşayalım ki etrafımızı saran üzüntüler bizim mutluluğumuzu görüp kıskansın.
Bu seneyi öyle bir yaşayalım ki aşk mücadelesi içinde değil mücadele aşkı içinde olalım.
Bu seneyi öyle bir yaşayalım ki bütün o Uranüs, Venüs gibi gezegenlerin olumsuz etkilerine göğüs gerelim ve olumsuzları olumluya çevirelim.
Bu seneyi öyle bir yaşayalım ki sevdiklerimizin kıymetini bilip kaybettikten sonra onların özlemini pişmanlıklarla anmayalım.
Bu seneyi öyle bir yaşayalım ki insan olduğumuzu unutmadan, unutanların ise gözü önünde onlara gösterelim.
Bu seneyi öyle bir yaşayalım ki yeni hedefler koyalım ve yılın sonunda en büyük değerlendirmeyi gene kendimizle yapalım.

Şimdiden herkesin yeni yılı kutlu olsun =)

1 Ocak 2011

Zaman hiç durmamıştı...

 
Artık geçmişimi bırakmalıyım.
Hayatımda “eski” olan her şeyin özgür olması lazım.
Ben bunu bugün saatim kırılınca anladım.
Öylece düştü yere ve kırıldı…
Geriye sadece akrep ve yelkovanı kaldı.
Birlikte ve hiç bir şey olmamış gibi
yelkovan hareket etti, akrep ise onu takip…
Zaman hiç durmamıştı.
Bu olayda ise üzülen ben olmuştum.
Neler yaşamamıştık ki biz beraber.
Şimdi düşününce yaşadıklarımızı anlatacak kelimeleri bulamıyorum.
En iyi ifade yaşanmışlıkların bende oluşturduğu his.
Tarifsiz bir üzüntü var şimdi üstümde.
Hele sabahtan beri azalmayıp
Artan heyecanıma bir şey demiyorum.

Nerden çıktı şimdi bu?

Aslında saatim kırıldığı zaman hayatımın nasıl değiştiğini fark ettim.
Ve bu nedenle üzüldüm galiba…
Sevip de kaybettiğimiz insanları bilmek, buna alışmak ve bu hislerle yeni bir yıla girmek…
Ne kadar hızla geçiyor zaman.
Ağlamak istedim ama yapamadım.
Kendimi tuttum ve sıktım.
Sokaktayım ve insanların bakışlarından kaçıyorum.
Biliyorum yüzüm asık ama şimdi yüzüme sahte bir gülümseme yerleştiriyorum ve derse giriyorum.
Çünkü biliyorum ki bunu dışarı yansıtmak bana hiçbir zaman iyi gelmeyecek…


NOT: Bu yazının üzerine Hülya Avşar'dan Sonsuza Dek parçasını dinledim ve bence sizde dinleyin...

31 Aralık 2010

İyi Dilekler ile 2011'e MERHABA ♥´`*

 
Herkesin kutlama yazısı yazdığı şu günlerde bende bir yazı yazmalıyım dedim =)) Ama aklımda o kadar çok şey vardı ki hepsini kısa kısa belirtmeden de geçmek olmazdı ;)

Asıl yazacaklarımın yanında dikkatimi çekti de üye sayısı artmış =) Herkese teşekkürler…

Finallere hazırlık ve vizeler sonrası gelen bir salaklaşma dönemi sonrası ne yazı yazabiliyordum ne de kendime zaman ayırabiliyordum. Dağıttım, kendimden geçtim ve şimdilerde bunun üstesinden gelip toparlanıyorum. İlk dönem biterken, dönemi iyi bitirmek en büyük isteğim. Sakın terk derdimin dersler olduğunu sanmayın çünkü hayatımda önem verdiğim bir diğer şey olan keman çalmam ile ilgili süper gelişmeler var. Elimdeki Tatlı Yaralar meyvesini verdi ve keman hocamdan küçükte olsa bir gecede çalma teklifi aldım. Orkestra ile birlikteymiş. Günü biraz ters ama bakıcaz. Yazarken bile heyecanlandım. Geçmiş yazılarımı okuyanlar sahnede çaldıktan sonraki halimi bilirler. O zamanki olay bu kadar ciddi değildi ve kişi sayısıda azdı ama bu sefer iş çok ciddi. Stres yaptım kendi içimde sanırsam. Ama olsun mutluluk sarhoşu modunda dolaşıyorum aklıma geldikçe. Yüzümde bir anda kocaman bir gülümseme oluyor =)) soranlara “Hiiççç” diyorum. Halbuki o hiçin ne olduğunu sadece ben biliyorum. Güzel bir sır bu. Tabi artık sır değil ama olsun =))

Şu sıralar kafamı bir konu hakkında boşalttım. Ohh rahatladım valla. Tabi ki de konu erkekler. Sevdiğim çocuk artık hayatımda değil. Aklıma ilk gelen kişi de değil. Ayy dünya varmış ya. Zor olsa da kurtuldum. Şimdi kendim, heyecanlarım ve streslerim ile hayatıma bakıyorum. Bazen diyorum “Kendim bile bana çok gelirken başka birisini kaldıramam”. Birazda böyle deneyelim bakalım. Daha sonra ne olur bilinmez ama bu yeni durumu sevdim ve alışana kadar zorlansam da hemen alıştım ve ayrılmaya da niyetim yok =)) Seviyeli ilişkimizi ilan ediyorum burdan, cümle alem duysun =)))


Gaza geldim ve bişey daha itiraf etmek istiyorum. Ben “Zuhal Topal ile İzdivaç” programını izliyorum ama sadece onun programını =)bence Esra Erol’dan daha başarılı. FOX’daki Su Gibi’ye ise bişey demiyorum çünkü onlar işin cılkını çıkarmış ve seviyesiz bir program yapıyorlar. Bütün bu kişilerin içinden Zuhal’i ayırıyorum ve bayılıyorum ona. Resmen okul sonrası beynimi dağıtıyor ve eğlendiriyor. Arada denk gelirseniz izleyin derim.

Hatta bu hafta Japon bir kişi vardı ve adı da Şingo’ydu. Çok tatlıydı ya =)) Türk kızı istiyormuş. Buldu da. Aileye önem veren bizim kültürümüz onlara bu anlamda yakın zaten. Şahsen benim tercihim Koreli olurdu ama olsun Japon da iyidir. Şingo Amerika’da yönetmenlik yapmış falan. Bugün sonunda 8 talibinden birini seçti. Bende o kızı seçmesini istemiştim zaten ;) bunu neden anlattım bilmiyorum ama okulda bu programı izleyenleri dışlar gibi bakıyorlar. Buna bir tepki olarak yazmış olabilirim =)) Forever Zuhal Topal ile İzdivaç =)))


Millet yeni yılda yeni dilekler falan dilerken ben liste yaptım. 2010’un son saniyelerinde süper hızlı okuma becerimle 50 maddeyi okumak istiyorum  =))) bunu yapmak ise ilk isteğim =)) bugün gittim alış veriş yaptım ve öylece gezindim Forum Bornova’da… İnsanlara baktım… Telaşlarını ve heyecanlarını gözlemledim. Hava soğuktu ama kimse umursamıyordu. En güzeliydi bence =)) Kar yağmayan bir İzmir’de hafif soğuk bana kışı ve yeni yılı hatırlattı. İlk kez bu sene o kadar heyecanlanmadığımı hissediyorum. İçimde bir şeyler oluyor ama ne olduğu dışarı çıkmıyor, bir türlü dile gelmiyor. Yarın bütün gün evdeyim ama  akşama keman dersime gidicem. Artık o saate kadar evi hazırlarım =)) Akşama bizde yapacağız artık bir şeyler ;)) hediyeler ve süprizler…  =))


NOT: Neden kırmızı don alınır ve neden giyinilir yeni yılda bilmiyorum ama kırmızı don olayı bugün beni korkuttu. Neden diye soracaksınız. Her yerden don çıkan ve sarkan bir yerden geçmek zorunda kaldım ve bizim millet gibi tahrike açık insanlar oradan geçse başıma ne gelirdi acaba dedim :S direk uzaklaştım. Ne aldım ne de baktım…


İşte yazımın sonu…
Herkesin yeni yılı şimdiden kutlu olsun =)))

Bol neşeli, mutlu, umutlu, tabi ki de en başta olması gereken sağlıklı sonra başarılı, bol aşklı, paralı_çıkarsa bana da uğrayın ;)_sevdiklerinizin yanınızda olduğu, biraz hüzünlü, şanslı, heyecanlı ve bunların yanında sonu ÇOK MUTLU bitmesi dileklerimle…

31 Aralık 2009

Yeni Yıl Yeni Yıl Yeni Yıl Yeni Yıl Herkese Kutlu Olsun

Eee 2009 bitip 2010'a girerken bi son yazı yazmadan olmaz dimi ;)
Vay be 12 saat sonra 2010'a giricez. Peki, hayatımızda ne değişecek?
Hiç bir şey!
Ama bunun yanında hepimizde büyük umutlar ve dilekler var.
Ailece beraber kutlamalar...

Bununda önemini şöyle anladım; yurtta kalan arkadaşlarımın ilk ailelerinden ayrı oluşlarıymış. Belki de bu yüzden bu kadar hüzünlülerdi. Bende bu sene dışarı çıkmak yerine ailemle beraber olmak istedim. Gece 00.01 olunca da herkesi arama geleneğimi  devam ettiricem. 1 Ocak tatil zaten. Sonra cumartesi pazar ee malum =)) Pazartesi gene dersler başlıyor. Hayatımıza hiç mola girmiyor desem yeridir. Bugün 2009'un son günü. Geçen sene şunları yaptım gibi bi listeye niyetlendim ama günlükleri açmak gerektiği için üşendim galiba. Ama geçen seneden aklıma gelen (Ki beni en etkileyen bu olsa gerek) ÖSS'ye girdim. Bölümümü seçtim ve artık üniversiteliyim. O yorucu tempo 2009'a damgasını vuran olay oldu benim için. Yoksa devlet olaylarıymış, yılın mimlenmesiymiş, hiç umurumda değil açıkçası. Kendim yaşadım, kendim gördüm. Herkesin 2009'u kendine göre şekillendi ve bugün de bitiyor. 2010'a girerken mutlu ve umutlu dilekler dilediğimizi biliyorum. Herkesin dileklerinin kabul olmasını bende dilerim =)

"Ohh be!" dedim çarşamba günü. Tabi siz bilmiyorsunuz ama çarşamba günü 3.sınavımı oldum ben. Bir çıktım sınavdan "Direk yaşasın maksimumla!" hareketiyle attım kendimi kampüsten dışarı. Eve geldim. Bir yatış bir yatış ama yok böyle bir yatış yani =) Gece de sabahladım. Ohhh yarasın valla =))

Haftaya değil ama ondan sonraki cuma speaking sınavım var. Sonraki haftada final sınavım. Sonra ne mi?

tabi ki de 3 haftalık TATİL =))))

Allahım allahım! Hayatımda bu kadar tatili sevdiğimi ve beklediğimi hiç bilmiyordum ama bayıldım bu işe ben yaa =))

Neyse artık gidip sıcak çikolata içip kendimi izleyemediğim filmlere, çizgi filmlerime ve ayrıca animelerime boğmak ve vurmak istiyorum.
"Lanet olsun dosstuum!" replikli filmleriyle amerikan konuşmasına gülmek istiyorum.
Çok şey mi istiyorum?!
Hayır!
Hehee =))

YENİ YILINIZ KUTLU MUTLU HUZURLU OLSUN =)))