30 Haziran 2011

Yaz Okulu & Arkadaşlar & Fallar

Tatilim bitti sayılır.


Diyeceksiniz ne oldu şimdi? Bende diyeceğim yaz okulu başladı.
Bildiğiniz yaz okulu yaa =((

Üzülüyorum tabi kimse bu duruma sevinmez. Statikten kaldım. Vizem 85 falan güzeldi de final de kabaca söylüyorum ki sıçtım batırdım. Barajı bile geçemedim yani düşünün artık durumu. Ee işte durum böyle olunca insan çok güzel kalıyo #) deneyin yani tavsiye ederim böyle salak saçma bir sevinç oluyor insanda. Adrenalin ve onun gibi bi sürü hormon salgılanıyo #)

Bugün o muhteşem yaz okulumun ilk günüydü. Gittik gördük de ne gördük hiçbir şey çünkü hocamız derse gelmedi ve bizi RUH EMİCİ nin eline bıraktı. Oda adı üstünde “Ruh Emici” işte. İnsan ruhunu emip sonra size sadece bedeninizi bırakan biri. Bütün hevesinizi ve mutluluğunuzu saniyesinde alıp yok eden bir kişilik kendisi.

Aslında benim yaz okulum rahat çünkü tek ders. Oda çarşambaları yarım gün. Çok fazla bana koyacağını düşünmüyorum. Aslında bu dersin açılacağını bile düşünmüyordum ama açıldığını duyunca sanki biliyormuş gibi sevindim. Sınır 15 kişi iken dersi seçen 21 kişi =)) sınırdan kurtardık. Sanmayın ki bütün bölüm geçti de bir tek biz kaldık. Derse gelenler ki bende dahil amaç notumuzu yükseltmek. Bakalım sonumuz ne olacak, bekleyip göreceğiz ;)


Dün lise arkadaşlarımla buluştum. Harikaydı hatta süperdi. Özlemişim hepsini hem de ayrı ayrı. Sıkıntılarımın ve üzüntülerimin üstüne o kadar iyi geldi ki anlatamam.
Yalnız değilim bunu biliyorum. Biri gitse biri gelir hayatıma ama arkadaşlarım ve dostlarım hiç değişmez ki değişmeyecekte. Kim ne yaparsa yapsın. İsterse beni takmasın, isterse laf soksun, isterse kayırsın ya da ayırsın. Bunu bana söylemedikten sonra kendi çemberinde eğlenir durur insan. “Amaçsızca kendi çapında” derim ben onlara ve nokta.

Size günümü şöyle anlatırsam, klasik bir İzmir Gençliği olarak Sevinç’in önünde buluşmaya karar verdik ama ben erken gidip kordon ve deniz havası alıp biraz zevk yapmak istedim ve bir saat falan erken gittim. Kulağımda MP3 üm, gözümde RayBan’ım güzel İzmir kızıyım oturdum bağdaş kurup tepeye. O dakikalarda da bir teyze yanaştı yanıma ama neler neler söylüyor. Teyze dedim nazar değdireceksin şimdi bana. Olsun sende elini kıçına sürersin dedi :D :D bildiğiniz falcı bacılarımızdan, kendisi Ayşe Bacı =)) bakar mısınız samimiyete hemen dost kanka olduk maşallah =) bana fal baktı. Zaten bu kadar ısrara da karşı koyamazdım. Bedavaya yakın bir fiyata baktı çünkü muhabbet o kadar koyulaştı ki. Kendisi bakla falı bakıyormuş. Hadi bak bakalım dedim ama her şeyi söyle. Oda olur dedi ve başladı curcuna. O bir şey söylüyor ben dinliyorum arada da ufak ufak iltifatla karışık laf sokuyo falan bildiğiniz falcı teyze muhabbeti gibi giderken bacım hayatımla ilgili gerçek şeyler söylemeye başladı. Yazın kaybettiğim kuzenimi söyledi. Peki başka neler söyledi. Hemen bakalım. Ayşe Bacımız not aldırdı o kadar :D :D

*İki kız varmış beni kıskanıyormuş çünkü ben güzelmişim ve onlar benim yanımda rahatsız oluyorlarmış. At suratlılarmış ben ise kuğu gibiymişim =)) ahh teyzem ahh sen ne tatlısın öyle…

*Bir erkek varmış hayatımda beni seviyormuş ama açılamıyormuş çünkü ben seviyeli davranıyormuşum. Ah bacım dedim kim bu yaa. Hazır bak yazda geldi bulsun işte beni dedim. Tamam o zaman 4-5 ay bekle dedi. Nee dedim =)) sürede veriyor bakar mısınız =) bu kişiyle çok mutlu olacakmışım. Hatta muhabbet öyle bir yere gitti ki bir de tarif etti oğlanı. Ey allahım dedim teyze sen hep buradasın valla bulcam seni çıkmazsa dedim. Gel gel dedi :D :D

*Sonrası klasik şeyler ;)


Sonra arkadaşlarım geldi de ayrıldım yanından ama kafaya koydum kordona gidince falıma bakmasada ona uğrucam. Zaten hep Gündoğdu’da duruyor =)) İzmir’deyseniz gidin bir de selamımı söyleyin ;)

NOT: Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz tepede işte herşey oldu =) 


23 Haziran 2011

Mimlenmişim ...7



Şu sıcak İzmir günlerinde Mim cevaplamak kadar güzel bir şey yok =)
Bütün biriktirdiklerimi sunuyorum…

Mimimizin konusu harfler ve sizin aklınıza ilk getirdiği kelimeler. Bide bu kelimelerin sizde çağrıştırdıklarını ya da ne anlama geldiğini de birkaç cümle ile yazarsak süper olurmuş =)

Peki, o zaman hadi başlayalım…

A: Aşk. Bizi biz yapan duyguların başında geliyor. Ne onsuz oluyor ne de onunla.

B: Barış. Yurtta sulh cihanda sulh. Benim için ne anlama geldiğini bu sözle çok iyi açıkladığımı düşünüyorum.

C, Ç: Can. Benim 11 senelik hayat arkadaşımın adı. Onu kaybettikten sonra geçen gün kendimi onun adını fısıldarken buldum. Onu hala çok seviyorum ve bu hiç değişmeyecek bunu bir kez daha anladım.

D: Deniz. İzmir’in kızı deniz, denizi kız, sokakları hem kız hem deniz kokar. Başka söze gerek yok ;)

E: Evlilik. Çok alakasız bir kelime aslında =) Ouvv düşündüm de şuan için bana çook uzak bir kelime. =)

F: Final. Sınavlar anlamında da hedeflerimin son noktası olarak da kullanırım. Sonunda bir yere varacağız ama burası nasıl bi yer olacak orası belirsiz işte.

G, Ğ: Güney Kore. Dizileri, filmleri, müzikleri ve herşeyiyle Güney Kore. Daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi gideceğim ve göreceğim bir yer orası.                                                                       

H: Hayat. Hayat Seni Seviyorum ;)                                          

I, İ,J: İzmir. Az ve öz. Her zaman her yerde İzmir’imi överim hiç çekinmem =)                   

K: Kardeş. Herkesin hayatında olması gereken kişi olarak düşünüyorum. Nasıl oluyor bilmiyorum ama insanın içindeki benciliği yok edebiliyor ya da paylaşmayı öğretebiliyor. Bu gibi birçok sebeplerden dolayı kendimi şanslı görüyorum.   

L: Lolita. Neden aklıma bu geldi şimdi bilmiyorum ama bizden geçti artık dostum =)

M: Masallar. Çocukluğumdan beri en sevdiğim tür masallar olmuştur. Tekrar tekrar okumak ve sonra onları ezberlemek en sevdiğim şeydi. Bu şekilde çocuk yaşta erken okumayı sökmüştüm. Bu yaşıma geldim ve geçenlerde MOMO kitabını aldım. Bende anıları olan ve çocukken arayıp da bulamadığım kitabı kaç sene sonra bulmak ve almak işte buna paha biçilemez =)

N: Niye? En sevmediğim soru tipi. Hiç sevmiyorum hatta nefret ediyorum. Birinin benim yanıma gelip niye diye sorması kadar sinir olduğum başka bir şey yok. Bir kere bu sorunun cevabı yok. Örnek veriyorum. Anneniz yanınıza geliyor ve yemek yer misin diye soruyor. Siz hayır diyorsunuz ve ardından gelen o soru: Niye? Şimdi ne diyeceksin bu soruya… Çünkü canım istemiyor. Ardından gelen ikinci soru canın niye istemiyor?.. Bu iş böyle uzar arkadaş. Bunun yerine Neden sorusunu kullanalım hatta kullandıralım =)

O, Ö: Ölüm. Aslında bunu düşünmeden yaşıyoruz buna bende dâhilim. Benim için bu kelime eşittir tüylerimin diken diken olması. Böyle bir etki yarattı yıllar içinde bende.

P: Para. =) olmazsa olmaz işte. Neden okuyoruz ya da çalışıyoruz? Temelde daha çok paramız olsun değil mi amaç =)

R: Riyakar. Ouvv aslında çok ağır bir kelime. Kimse kimseye dememeli ama işte etrafımızda böyle insanlar var. Yok diyenin ya etrafı yalancı ya da o kişimiz çok saf fark etmiyor. Büyük bir kazık yedikten sonra görürüm onun son halini.

S, Ş: Sevgi. Aşk biter sevgi kalır. Sevginin daha sonrasında saygıyı doğuracağına inananlardanım.

T: Tekstil. Benim ilerideki mesleğim =) 4 seneyi sağ salim atlatırsam Tekstil Mühendisi olacağım. Hadi hayırlısı. Aklıma bu kelimeden başka bir kelime gelse şaşardım =)

U, Ü: Uyum. Bir insanın hayatında bulunması en zor olan şey. Bulduğunuzu sanıp daha sonrasında yanıldığınızı anlamanız o kadar uzun sürmüyor. Nasıl oluyor bilmiyorum ama içimizdeki o arama isteği de hiç azalmıyor. İşte en güzel yanı da bu.

V: Vicdan. Hayatımın her anında bir şekilde ortaya çıkan duygu =) sınav zamanı, gece insanı uyutmayan o lanet şey olarak da tanımlayabilirim #) 

Y: Yaşlılık. Saatler günler geçtikçe yaşlandığımı hissediyorum. Şimdi diyeceksiniz ‘daha yaşın kaç yaşlanıyorsun diye söyleniyorsun’ ama daha dün 17lik hallerimi bilirdim şimdi 20li hallerime geçiş yaptım. Söylerken bile ağzıma çok dolu geliyor =) benimki böyle bir yaşlanma.

Z:  Zaman. O kadar önemli ki önemini anca işleri biriktirdiğimizde anlıyoruz. Masal kahramanım MOMO’nun bana öğrettiği en önemli şeylerden biri:  Zaman Hırsızlarınıza zamanınızı vermeyin =)

Klasik Mim bitirişim,
İsteyen mim sorularını alıp yazabilir.
Bana bildirir.
Bende okurum, yorum atarım, mutlu olurum =))

18 Haziran 2011

Hayat, Seni Seviyorum

Sevincinizin yarım kaldığı anlar vardır ve sonra bir şey olur ve yeniden hayata tutunabilirsiniz.
Bu bazen bir söz, bir kişi ya da bir müziğin ritmidir.
Anlamasanız da sevinirsiniz içiniz bir anda mutlulukla dolar.
Anlam veremezsiniz, anlamda vermek istemezsiniz.
Bu haliniz hoşunuza gitmiştir bir kere ve terk etmesin istersiniz.
Suyuna gider ve akışında yaşamak istersiniz.
Hayatınızdaki bütün olumsuzlukların o anda yok olması aklınızdan birkaç dakikalık bile olsa çıkması güzeldir.
Bunu kim ya da ne yaptıysa ona teşekkürü borç biliriz ama etmeyiz. Belki içimizden ama bunu dışarı vurmayız.


Şu sıralar yaşadığım ilişkilerin ve durmadan değişen hayatımın sonunda beni her şeyden kurtaracak bir şeye ihtiyacım vardı ve buldum. O kadar şanslıyım ki hepsini bir arada yakalım ve şimdi buradan kocaman bir teşekkür yolluyorum onlara. Büyük bir hediye paketi aslında bu.

Hayata şimdi
“Je Veux d’l'amour, d’la joie, de la bonne humeur” diyorum =)

*Hayatımdan hiç çıkarmayacağım dostlarımın olduğunun farkına bir kez daha vardım. İlk teşekkürüm onlara. 

*Demin yukarıda yazdığım söze ise ikinci teşekkürümü yolluyorum.

 


*Ve gelelim üçüncü teşekkürüme. Bu teşekkürüm ZAZ’ın Je Veux parçasına geliyor =)  nette gezerken gördüğüm bir grup kendileri.  Nasıl ve nerden ulaştım bilmiyorum ama harika caz yapıyorlar. Kendi içlerinde ve kendileri için söylüyorlar. Onların bu içten hallerine ise bayıldım. Sözlerindeki samimiyet ise asıl teşekkürü hak eden nokta.



Duyduğuma göre İstanbul’a gelecekmiş. Onların İstanbul’a geldiği zaman ben maalesef gidemeyeceğim ama gidebilseydim en ön sırada olurdum ve ellerim havada bacaklarımı sağa sola sallayıp ritimle kendimden geçerdim. 

 Konser sonrası ise kendimi İstanbul’un bende anılarımı oluşturduğu caddelere giderdim. Hala parçalar kulağımda olsun diye ise şarkıları söyleye söyleye yürürdüm =))


Kendim gidemiyor bile olsam İstanbul’da olan ve gitmek isteyenler için bilgi veriyim: 22 Ekim’de Uluslararası Akbank Caz Festivali kapsamında İstanbul’da olacaklar. Ayrıca grup Fransa'nın en çok konuşulan ve bilinen grubu.  Özellikleri sokak performanslarıyla bu işe başlamaları =) hatta durun size bide video linkini koyayım ki durmadan dinleyin bağımlısı olun =))


http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=yy3EpWYfG1s


Herkese Bol Teşekkürlü Günler Diliyorum =)
Sevin, Sevilin, Korkmayın...
Ve şimdi gidin sevdiklerinize bunu söyleyin.
Tabi ardından da kollarınız kocaman açmayı unutmayın =))

Mimlenmişim ...6

Artık yazılarımı okuyanlar benim mimlerimi geç yayınladığımı biliyorlar =) Bunu isteyerek yapmıyorum ama böyle oluyor kusura bakmayın.

Bu sefer öyle değil ama işte =)

Elimizde cevaplamamız gereken sorular var. Mimin yanıtlarını ise 1 hafta sonra yayınlıyoruz. O zaman başlayalım ;)

1- Şehir dışında bir yürüyüşte nefis çileklerle dolu bir tarlaya geldiniz. Mideniz guruldamaya başladı ve etrafta kimsecikler yok. Siz ve bedava öğle yemeği arasında sadece bir çit var. Çitin yüksekliği ne kadardır?
1metre


2- Bahçeye girdiniz ve çilekleri yemeye başladınız. Kaç tane çilek yediniz?
Çatlayana kadar yiyecek halim yok herhalde =) en fazla 15 tane =))


3- Birden çileklerini çalmakta olduğunuz çiftçi ortaya çıktı ve size bağırmaya başladı. Kendinizi savunmak için neler derdiniz?
Ağzım doluysa önce onları bir seferde yutarım, yakalanmayalım dimi =) sonra şey ben deyip başlar ve çok güzellerdi der bide özür diler hatta duvardan geri atlar çıkardım =)


4- Tüm olan biteni bir kenara bırakıp söyleyin, çileklerin tadı nasıldı? Ve çilek çalma maceranız sona erdikten sonra kendinizi nasıl hissettiniz?
 Biraz pişman. Yakalanmasaydı her şey iyi gidiyordu ya =) aç iseniz her şeyin tadı güzel gelir ee tabi bide buna kaçak bir şekilde yapmayı da ekleyin alın size NEFİS ÇİLEKLER =))  bunları dedikten sonra pişman mıyım hakim bey? Hayır.. Gene olsa gene yaparım hehe =)


Klasik Mim bitirişimle bitiriyorum.
İsteyen mim sorularını alıp yazabilir.
Bana bildirir.
Bende okurum, yorum atarım, mutlu olurum =))

12 Haziran 2011

Akılda Kalan Sorularla Yılın Sonu

Sonunda ilk seneyi bitirdik. İyisiyle kötüsüyle bitti. Tabi hala açıklanan dört dersimde olsa ben umutluyum. Yaz okuluna kalmak falan istemiyorum. Vizelerde iyiydim de finaller de artık beynim sulandı. Ee bana da hak verin. İlk hafta da 7 sınava girerek ki bu dersler statik, fizik, kimyasal lifler gibi baba dersler olduğu için cumadan itibaren başım ağrımaya başladı. En son bu şekilde ağrıdığı zaman sanırsam ÖSS ye hazırlanıyordum =)) kendi kendime uzun zamandır çalışmıyor muydun kuzum diyorum =) bakalım sonumuz ne olacak? Bu yaz ehliyet almayı da kafaya koymuştum ama böyle giderse onu gene ertelemek zorunda kalabilirim. Sonumuz hayrola =)

Yıl biterken gene yeni kararlar aldım. Arkadaşlık, dersler ve seçimlerim hakkında. Bir kere insanlara gerektiği kadar değer veren biri olan ben bunu bu sene biraz yıkmıştım ama şimdilerde yeniden uygulamaya başladım. Sonuçta insanların sizi kullanma amaçları olabiliyor ki siz bunu sezdiğiniz anda zaten bir dur diyorsunuz. Peki size şöyle bi soru sorsam ya da olay üstünden anlatsam ne dersiniz?

Düşününki her şey yolunda gidiyor, çevrenizdekilerle mutlusunuz ve gülüp eğleniyorsunuz sonra bir an oluyor ki karşınızdaki kişiler size tavır koyuyorlar. Sizi gittikleri yerlere çağırmıyorlar ya da sizin davetinizi yalan söyleyip yapacak gibi yapıp o an geldiğinde yapmıyorlar. Bunların nedeni eğer davet edilen yere gitmememse üzgünüm ama benim hayatımda kısa bir süredir varsınız ve önceliklerim değişebilir. Kendinizi bulunmaz hint kumaşı sanmanız ise o kadar saçma ki.

Bazen en yakın arkadaşınız en büyük düşmanınız olabilir. Sırlar ya da paylaşılan şeyler bir anda size karşı kullanılabilir. Kimseyi kendime düşman yapmak istemem. Kinci değilim ama etrafımda ben kinciyim diyen birini duyduğum da ise direk soğuyorum. Aslında bu etrafındaki kişilere direk yapılan bir tehdit. Sözsüz bir anlaşma aslında bu. Buna tavrınızı koymadığınız zaman evet deyip imzalamış oluyorsunuz ve haklarınızdan feragat etmiş oluyorsunuz. Ben tavır yapana gidip sormam neden böyle davranıyorsunuz diye. Neden sorayım ki, eğer bir sorunu varsa ve tabi bu sorununu cesaretini de toplayıp sorabilecek şekilde gelirse gelsin, dikilsin karşıma ve söylesin sorununu. Tabi benim de ona karşı bir cevabım olacaktır. Bundan korkuyorsa zaten cevabımı ve yaptığının yanlışını da biliyordur. Zaten hep derim kız arkadaşlarımdan çok erkek arkadaşlarım vardır diye. Erkeklerle olmaz böyle sorunlarınız ama biz kızlar arasında zamanla kıskançlık başlıyor. Sonra saçma sapan bir sürü sırları paylaşmalar ve sonunda da o kişiyi kendine bağlama çabaları. Ya benim sırrımı başkasına anlatırsa korkusu..uff ne saçma bir düşünce bu. “Kişi kendinden bilir işi” sözü buna en uygun olanı sanırsam. İnsanların arkadaşlık anlayışları o kadar farklı ki.

Peki ya siz kız arkadaşlarınızla konuştuğunuz konuları sevgilinize anlatır mısınız? Bunu erkeklere sormuyorum çünkü onlar böyle bir şey yapmıyorlar ;) bayılıyorum sizin bu davranışınıza.

Bu tarz bir davranış en sevmediğim şeydir. Sevgilim bana gelse ve X le neler yaptınız, ne konuştunuz dese üstü kapalı bir şeyler anlatır ama asla arkadaşımın özelini anlatmam. Sonuçta o benim arkadaşım ve bana güvenmiş, benimle konuşmuş, bir şeylerini paylaşmış. Onu muhabbet konusu yapmak kadar salak saçma bir şey olamaz. Konu kıtlığımı çekiyorsun kızım yaa.. ondan sonra ben seninle bir şey konuşur muyum ya da söyler miyim. Bunun cevabını oturup düşünmeli insan.

Düşünüyorum ve yeniden düşünüyorum ama yaşadıklarımdan sonra gene farklı yüzleri fakat aynı olayları yaşamaya maruz kaldığım için işin içinden çıkamıyorum.

Kesin üzerimde bu tarz olayları çeken bir mıknatıs var #)


2011 Seçimleri

Bu benim üçüncü seçimlerde oy kullanışım. Bilinçsizce mi kullandım? Hayır!

Ne kadar ülke meselelerini duymak beni üzse ve strese soksa da dinledim, araştırdım sonunda da gittim oyumu kullandım. Bakalım sonuçlar ne olacak?

İçimden ne kadar da AKP’nin gitmesini istesem de neden bilmiyorum gene onlar iktidar olacakmış gibi geliyor. Bu ülkeyi şu partili bu partili, Karadenizli, Doğulu ya da GAVUR İZMİR’li şeklinde bölmeye çalışanları istemiyorum. Bu kişilerin gitmesini istiyorum. Alın işte açıksa söylüyorum. Ne suç ne de düşüncelerin yasaklanması… Her söylediğiniz sözle damarlarına bastığınız zaman suç olarak algılanıyorsa nerede bu özgürlük ya da demokrasi diye sorarlar adama.

Bir şeylere ön isim takmak onların anlamını değiştirir mi sanıyorsunuz? Ilımlı islam ya da açılım… Bi anlamlara geliyor mu ya da anlamlarını bilen var mı? Halk açılımın ne olduğunu anlamadan sınırdan girdiler. Hem de türkülü halaylı… Ölen gencecik şehitlerimizin arkasından hala düzelemeyen ailelerin sinirlerini bu şekilde bozmaya ne hakları var. Ve şimdilerde o şekilde girenler dağlara kaçtılar. Hele o hapisteki adam yok mu… Onunla konuşmakta nedir yaa. Neden muhatap alınır? Adını bile anmıyorum o kadar saymıyorum işte.

Sıkıldım artık çarkın bu şeklide dönmesinden. İster gene iktidar olsunlar ister olmasınlar ama ben onları sevmiyorum. Bütün koydukları yasak ve diretmelere rağmen açıkça yeniden söylüyorum ki onları sevmiyorum…

Peki size başka bir şey daha söyleyeyim.

Bu seçimlerin bu seneki bize maliyeti 246 milyon 298 bin 170 lira.

Bunun üzerine bir şey söylenebilir mi allah aşkına???

Ya da durun söylenebilir:

Biz mi seçime girdik yoksa seçim mi bize???