beren saat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beren saat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2013

Revenge, Nam-ı Diğer İntikam


Dün sıkıntıdan patlamak üzereydim.
Kalktım spor yaptım hem de bir saatin üzerinde ama o bile üzerimdeki sıkıntıyı atamadı.
Tabi hakkını yemiyim terlemek ve yağmurlu bir havada toprak kokusuyla yapılan spor insanı açıyor.

Duştan çıktıktan sonra arkadaşımı aradım ve konuşmanın sonunda bana “Revenge” i izlememi önerdi. “Bir solukta izlersin ve sıkıntın geçer.” dedi. Sanki bitirmem gereken o kadar çok dizi yokmuş gibi bir de buna saracaktım derken cuma gününün o sıkıcı havasından korktum ve tamam başlıyorum dedim. Ben, TV’deki İntikam dizisini bile izlemeyeceğimi söylemiş ama bu tatilde izlemeye başlamış biri olarak hadi dedim, milletin bu kadar kıyasladığı diziyi bir de ben izliyim.

Bugün 1.sezonu bitirdim ve kararımı açıklıyorum: Kesinlikle Beren Saat’li İntikam dizisi daha güzel!

Bi kere ben orijinalindeki oyuncuları sevemedim. Isınamadım yani. Hele o başroldeki Emily VanCamp, bana hiçte inandırıcı gelmedi. Chuck dizisindeki Sarah’ya benzemiyor mu? (Sarah daha güzeldi kabul.) Ya da bana öyle geldi bilemiyorum. Hiç onun yüzünde intikam alacak bir ifadeyi göremedim ben. Beren’in gözleriyle verdiği ifadelerin yanında onunki sadece konuşma gibi kalıyor. Hele sırdaşı Nolan’a ne demeli?! Bizdeki Hakan onu sollar bee. Engin Hepileri’nin oyunculuğunu hep beğenmişimdir zaten. Sonra başroldeki kötü kadınımız Victoria yok mu, hiç inandırıcı değil. Hatun iki çocuk doğurmuş ama vücut taş. Tek benimsemediğim şeyde bu değil. Kadın dizi boyunca hiç konuşmuyor. Sadece bakıyor. Aslında genele bakarsam dizide tek adam akıllı beğendiğim kişi Daniel yani Joshua Bowman.
Bizdeki uyarlamaya yapılan birkaç eleştirinin üzerinden cevap vermek istiyorum;

İlk eleştiri kurgunun bizde inandırıcılıktan uzak olduğuydu. Bence, aslında daha uyduruk. Bir anda oldu bittiye getirenler orijinalindekiler. Adamlar 40dklık dizi çekiyoruz diye iyice oldu bittiye getiriyorlar. Bizde dizi en az bir saat olduğu için en ince ayrıntısına kadar görüyoruz. Türk izleyicisi bunu görmek ister zaten.

Sonra bir başka eleştiri ise Arsoy ailesinin manevi olarak sahiplendikleri kızın orijinalinde gay olan biri olması. Bende orijinalinden birebir alınsın isterdim ama kabul edin ki göğüs dekoltesi için şikayet eden bir toplumda gay bir ilişki nasıl karşılanır söyler misiniz?

Başka bir eleştiri ise giyim kuşam hakkında. En çok duyduğum şey ise orijinalinde Emily’nin çok iddialı giyindiğiydi. Affedersiniz ama 1.sezonu bitirdim ve hiçte öyle iddialı bir giyim göremedim. Ne Emily’den ne de diğer oyunculardan. Zaten dizide bir avuç insan ve onların etrafında dön dön dünya durumu var. Beren Saat’in giydiği kıyafetler orijinal Emily’nin giydiklerine bin basar. Sadece Beren değil ki. Engin Hepileri ve Nejat İşler’in de erkek giyimi olarak giydiklerine bakın, bir de orijinalindeki giyimlere. Bizim dizideki kıyafetler kesinlikle her karakter için bizzat seçilmiş belli. Şunu da kabul ediyorum, bizdeki kıyafetler özellikle Cemre’nin giydikleri bazen kızın üzerine tam oturmuyor. Ona dikkat etmek gerek.

Orijinalinde habere parti gecelerini görüyoruz. Bir başka dikkat ettiğim nokta ise kızımızın küçükken sarı saçlı olduğu. Bizde Beren, lens takıp, saçını boyatınca olay olmuştu. Orijinalinde Emily hala sarışın. Yorum bu cümleyi söyleyerek eleştirenlerin. Bizdeki uyarlamada daha fazla insan var. Sokak, cadde en önemlisi de bizde insan görüyoruz ya. Neymiş orijinalindeki ev çok görkemli ve büyükmüş ama bizdeki küçük kalıyormuş. Burada bir daha diyorum ki affedersiniz, o şatafatlı evin kaç odasını dizide gördünüz? Bi salon, bi hol, hol da ki merdivenler, çalışma odası ve Victoria’nın yatak odasıyla Emily’i görebildiği balkonu var. Bu mudur yani şatafatlı ev?! Öyle kocaman evin bir ucunda biri birini öldürse yemin ediyorum kimse anlamaz. Bizimkinde en azından herkes evin her odasını kullanıyor.

Millet diziyi soluksuz izliyormuş. Ben izlerken hiç de öyle olmadım.

Bunu da söylicem yoksa içimde kalır =) Orijinalindeki genç oyuncular arasındaki ilişki hiçte uyumlu değil. Gossip Girl’de de sevemediğim Connor Paolo’yu burada da sevemedim.

Sonuç olarak bi kere başladım bu diziye ve 2.sezonuna da başlayıp bitireceğim. Çünkü ben bir işi yarıda bırakmayı sevmem. Belki sonradan dizi toparlanmıştır.

27 Haziran 2010

Aşk-ı Memnu


   Aşk-ı Memnu bitti. 

Türkiye bi diziye daha veda etti.herkesin yazdığı bu konuyu yazmadan önce aslında çok düşündüm.çünkü bu konu malzemesi en bol olan bi konu.çok fazla üstüne düşünülecek bişey yok aslında...

Ama bugün internette gezerken bazı kişilerin düşüncelerini okudum ve evet hakta verdim.meclistekiler dizinin finalini izlemek için evlerine gitmiş ve biliyoruz ki hergün şehit haberleri oluyo.ölenler, yaralananlar ve patlamalar...türkiyede şu sıralar bi dram ve olumsuzluklar var.burda siyasi olaylara girmicem çünkü benim blogum siyasi olayların yazıldığı yer değil ama şunuda söylemeden geçemicem; bu kadar olumsuzlara sonunda kendi adıma DUR dedim ve artık tvde haber izlemiyorum.çok dikkatimi çekerse bakıyorum şöyle.çünkü hergün tartışma programları ve ölenleri duymak hele bunu her akşam haberlerde duymak gerçekten benim psikolojimi bozdu.diyebilirsiniz ki "ne kadar vurdumduymazsın.sende bu ülkede yaşıyorsun." diye ama ben kendimi korumak istiyorum ve bu yüzden de yasta olan bi türkiye gününde herkes gibi oturdum Aşk-ı Memnu'yu izledim.reytingi arttırdım ve evet sonunda ağladım.



SPOILER...


Dizinin VEDA bölümünü izlemeyenler için başını izlemeyin derim ben.Nihal'in kına gecesi falan çok gereksizdi.ama Bihter'in o telefonda Behlül'e "peki" demesine bittim.masum masum çocuksu bi ses tonuyla söyledi ve ondan sonraki sahneler zaten en güzel yerdi.banyoda söylediği "bir günah gibi" şarkısı güzel bi ayrıntıydı.ardından sonunda Beşir konuştu.onunda konuşması hiç duyulmadı.konuştu mu fısıldadı mı anlamadım =)) o konuşuyo ben ses açıyorum falan. eminim izleyenler aynı anda "söylesene bee" dedi.peki sonrasında ne oldu??? hemen geliyor.

Adnan öğrendi ve yatak odasına doğru "Bihteeerr" diye diye koştu.bu sırada ne oldu işte benim asıl sahnem.beyaz bi elbise içinde Bihter Behlül'le odada.yavaşça odayı kilitler.Behlül tedirgindir.Adnan kapının arkasında kapıyı açmasını ister.hatta tekmeler ve bağırır.Nihal bu sırada gelinliğiyle eve gelmiş merdiveleri çıkmaktadır.Firdevs Hanım bavullarını toplamış evden ayrılıyordur aynı saniyelerde.

bu sırada asla unutulmayacak sözlerini söyler Bihter: Nihal, bir nefeste sönüverecek bir çiçek, peki ya bihter?"

Behlül yalvarır "bırak o silahı" diye.

-Bihter'in suratındaki çaresizlik,umutsuzluk ve hüzün duyguları o kadar güzeldi ki.ben bile kıyamadım.-

ardından 2.sözü gelir "bu kapı açılınca senin için de bitmeyecek mi her şey...o kapı açıldığında da öleceğim.benim ölmemi istiyor musun beni kaybetmeyi göze alabiliyor musun..." Bihter bu sözleri söylerken Behlül hiç bişey yapamadan sadece yalvarır "bihteer..." vee işte Bihter'in beni bitiren cümlesi: "beni kaybetmeyi beni beni beni beni...bihterini..."

-bu sözcüklerdeki "beni beni beni beni" yerini nasıl güzel söylemiş öyle ya Beren Saat.-

bu sözlerden sonra Adnan odaya dalar.-resmen "sonunda" dedim- ama tek söyleyebildiği söz:"sen benim oğlumdun!.."bu sözlerden sonra Bihter'in parmaklarıyla silahı kavrayışını görüyoruz ve ardından ateş edişini.-gözleri açık gitti zaten.-ardından cenaze sahnesi. ve beni en çok şaşırtan sahne ise Firdevs Hanım'ın felç olması oldu.anladık ki: Ateş düştüğü yeri yakar.o kadarki babasının yanına gömülen Bihter'in soyadı "Ziyagil" değildi.soyadlarını vermemişler.bu sahneden sonra Behlül'ü görürüz dağılmış halde.o kadar söz söyler ama bi türlü "ben seni çok..." sözünün devamını getiremez.herkes aslında ne olduğunu anlar.ama o bi türlü bunu dile giteremez.zaten dizinin başında getirse çoktan kaçmışlardı ama Behlül gene aynı Behlül olarak "şimdi bana en çok yakışan şeyi yapacağım.başka türlüsünü yapmak elimden gelmiyor çünkü sen de gördün.her zaman her sıkıştığımda yaptığım gibi..cesaretle sahiplenemediğim her şeyi bırakıp gittiğim gibi gideceğim..hadi aşkım.."gülü mezara bırakır.mezar taşını öper gözlerindeki yaşlar mezarın toprağına düşer ve behlül: behlül kaçar.." der ve gider.


sonunda Adnan Bey ile Nihal'in konuşmasıda güzeldi.

nihal: kendimi şu ağaçtan daha yaşlı hissediyorum
adnan: kendimi o şu ağaç kadar şanslı hissediyorum.
nihal: neden?
adnan: canlıyım bir kere..her geçen gün, yeni bir nedenle yeşeriyorum..

gülümseyen nihale bakar..
adnan: bir küçük tebessümle filizleniyorum..
nihal daha çok gülümser..
adnan: zehirli sarmaşıklarımdan arındım..

Nihal babasına hüzünle bakar.
nihal: ne zaman iyileşeceğiz baba?

Gözleri dolu dolu Adnan: birbirimizle şifa bulacağız taklım..yine kahkahalarınla çınlatacaksın evimizi, yeni bahçemizi..
nihal: beni hiç yalnız yalnız bırakma baba..hep beraber olalım..yaşarken de ölürken de..


vee sonunda evi kapatırlar.Adnan Bey arabayı çalıştırır.Deniz Hanım Nihal'inde isteğiyle öne oturur.Nihal ve Bülent arkaya otururlar..
araba hareket eder..
araba uzaklaşırken
ekranda yazı belirir: SON



Bu dizinin sonunda en karlı kuşkusuz Deniz Hanım oldu. =))) Nihal'de o kadar bağırdı çağırdı ona ama sonunda kuzu kuzu silik Nihal oldu yeniden.


Evet bi dizi daha sona erdi. Bazıları "yeni fenomen" dedi, bazıları ise "eskisi daha güzel" ama şu kesin ki bu dizideki oyuncular için bu dizi ve roller onlar için dönüm noktası olcak.


NOT: Fonda çalan şarkının aslında bizi ağlattığını düşünmekteyim. adı: addagio enstrümantal..