kıymet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kıymet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2013

Tatil Güncesi ...10

**22.07.2013 Tarihli yazımdır. Buradaki internetimde sorun yaşadığım için gününde yayınlayamadım. Özür dilerim. İyi okumalar.




Geçen haftanın bütün o telaşını bu hafta yeni bir pazartesiyle atmak istiyorum. Cuma günü yazlığa gelmiş ve PURSAT ile ROZA’yı eve giderken görmek istemiştim. PURSAT’ın beni görmesi ve üzerime atlaması bir olurken (Bu hayvan her gördüğümde daha da mı kaslanıyor anlamadım ya. Ben yokken neyle besliyorlar bu hayvanı?!) ROZA ortalarda yoktu. Sonra öğrendim ki bizimkisi o sabah bayılmış sonra suyla kendine getirmişler! Bence pek de kendine gelmiş gibi görünmüyordu. “Birkaç gün benim gözlemimde kalsın, ben bakayım.” deyip ROZA’yı aldım, getirdim eve ve akşam yemeğinden sonra kızımın ateşi çıkmaya başladı. Hemen soğuk sular, patilerini, başını ıslatmalarla ateşini düşürmeye çalıştım. Başarılıda oldum. Sabahına ayağa kalkamıyordu. Zaten bir gün öncede zor yürüyordu.  Pazar günü artık tuvalete bile gidemez olunca hemen geçen sefer anlattığım V. Teyze’nin yanına gittim ve durumu anlattım. Onlarında bildiği bir veterinere hemen götürdük. Sağ tarafına (Ön ve arka ayaklarına) strese bağlı travma oluşmuş. Arka bacağının üçlü bağından da biri zorlanmaya maruz kalıp zedelenmiş. Hemen ağrı kesici ile bir ilaca başladık. Perşembe gününe kadar ilaçlarını verdim. Her gün düzenli olarak 30dk sabahları yürüdük hatta çarşamba sabahtan denize bile girdik ;) Onu çok yormadan her gün sabah değilse geceleri artık yürüyoruz. Bana da spor oluyor. Sitenin bir ucuna kadar gidip, yokuş aşağı, yokuş yukarı, merdiven inme, çıkma şeklinde zorlu etapları sorunsuz geçiyor kızım. Kışın kumsalda koşup eğlenirken şimdi yaz sezonu olduğundan dolayı bunu yapamıyoruz hatta denize bile herkesin girdiği yerden değil daha uzak bir yerden giriyoruz. Dalgaları sevmiyoruz ama kızımla. Suyun yüzüne vurmasından ise çok rahatsız. Sakin sakin suya girerken dalgaları görünce kıyıya bir yüzüşü var ki görmelisiniz. Resmen suda beni yalnız bıraktı =)) Aman iyi olsun da, keyfi yerinde olup suda beni yalnız bıraksın. Perşembe günü veterinerimiz durumunun iyi göründüğünü, bacağına yaptığım masajla ilaçların işe yaradığını söyledi. Geçtiğimiz cumartesi günü V. Teyzenin yanına akşam yürüyüşümüz olarak gittik. ROZA’yı görenler önce şaşırdı. Çünkü ben kızımı yıkamış, taramış mis gibi yapmıştım. Boynuna da Alsancak’tan aldığım ebruli çanı takmış tam bayramlık moduna sokmuştum =) Bakım her canlıya iyi gelir zaten. Beyaz kılları olduğu için yıkanınca beyazları daha beyaz, siyahları daha siyah oluverdi. Komutları da anladığı için (Bir kış çalıştık o kadar) herkesten tam not almış olduk hohoo =)))


Bu hafta annemler cumaya kadar yoklar. Artık onlar gelene kadar NAZ, ROZA ve ben yalnızız. PURSAT’ı sağıma aldım, ROZA deseniz karşımda, NAZ ise kafesinde olup bütün gün ötüyor. Onunda sezonu açıldı. Geçen senede böyle öter yolun altından duyulurdu. Millet de merak eder, yukarı çıkar, NAZ olduğunu görür ve ne güzel ötüyor deyip giderdi. Bu senede açılışı geçen gece yaptık ve ilk iltifatımızı yeni komşularımızdan aldık heyoo =)))
2 haftam kaldı.
“Deniz Kum Güneş”

Hayat aşksızda olmuyor aşklıda!.. Saatlerin önemi kalmadığında aradığın o kişi, konuşmak istediğin tek bir isim. Dün yatağımda yatmış denize vuran yakamozu izlerken anladım bunu.

“Geçen yıl aynı tarih” dedim kendime.

Gene buradaydım, ağlıyordum. Çok geçmeden o istediğim şey olmuştu. Sonra gene çok geçmeden o defter kapanmıştı. Yıkılmıştım, üzülmüştüm ve gene yakamoz denizdeydi. Ben yatağımdaydım, ışığımı kapamış, perdemi açmış odamı aydınlatan ay ışığıyla üzüntümü yaşıyordum. Ev sessizdi, kimse yoktu. Dün gene aynı şeyi yaşamaktan korktum. Mesaj atarken korktum, samimi olduğum için ilk kez daha da korktum. Kendimden emin olmamaktan korktum, yaptıklarımın günahından korktum.

Sonuç olarak bu iki haftalık yalnızlık bana iyi gelecek biliyorum. Almanya’ya gidip bilmediğim bir şehirde kimsenin beni tanımaması beni bambaşka yapacak bundan da eminim. Her şeyi özlemek istiyorum. Kıymet bilmek istiyorum. Kimi sevip kimden ayrılacağıma karar vermek istiyorum. Yeni kararlar almak istiyorum. Yeni kişilerle tanışıp, kendi hikâyemi anlatmak istiyorum.

xoxo

NOT: Fotoğraf şahsım tarafından çekilmiştir. 

27 Mart 2011

25 Mart


25 Mart Benim Doğum Günümdü.

Aslında Cuma günü yazımı yazmak istemiştim. Bu amaçla bilgisayarın başına oturmuş daha sonra arkadaşımla konuşmaya dalıp sabahın ilk ışıklarıyla yatağıma yattım. Uzun zamandır konuşmayınca hep böyle oluyo =)
Yıllar içinde anladığım şey, doğum günlerinde önemli olan pasta, hediye ya da o anın verdiği mutluluk değil, sevdiklerinin tam olarak yanında olması. Bu anın verdiği mutluluk asıl önemli olan. Bende bir kaç yıldır bu şekilde kutluyorum. Hediye istemiyorum kimseden. Sadece hatırlanmak, sevildiğimi, önemsendiğimi bilmek istiyorum. İleride hepimiz yalnız kalacağız. İşte o zaman bu kadar çok kişi etrafımızda olmayacak. Her gün tanıştığımız insanlar, yüz yüze baktığımız arkadaşlar…  Sırayla yok olacaklar. Kıymet, yanındayken bilinen duygu… Kaybedince hiçbir anlamı olmuyor. Pişmanlıklar, üzüntüler… Bunu yapmayalım kendimize.

İşte ben bu düşüncelerle üfledim mumuma.
Büyük istekler ve dileklerin yanında çok küçük gibi durabilir ama uzun bir yaşamda bu istek hayatınızın anlamı da olabilir.
Daha hayatımı tam yaşamadım.
Yani geriye dönüp baktığım zaman evet bir şeyleri geride bırakmış ve bir şeyleri de geçmişten çıkarmışım.
Ama daha yapmadıklarım var, sevmediklerim, başarmadıklarım, başaracaklarım var en önde duran.
İsteklerim, arzularım, umutlarım var bunların yanında.
Bir günlük doğum günü aslında yıl içinde yeniden başlamak için bir araç.

Yavaş yavaş büyüyoruz. Geçen gece konuştuğum arkadaşım “Sende beni çeken bir şey var ama nedir?” diye sordu. Düşündüm. Kendime göre bir cevap verdim içimde. Karşılıklı biraz düşündükçe “Senin farkın birlikte büyümemiz herhalde.” dedi. Evet öyleydi. İşte en güzel olan bu. Ben seviyorum. Ve geçen gün eski ama çok eski 2 arkadaşımla bir şeyler yapma fikrini düşündüm. Hepimiz ayrı uçlarda da olsak bunu yapacak kişi bendim ve hemen işlere yoğunlaştım. Vizelerim bitsin bunu hemen halledeceğim.


Cuma günü ise bölümdeki tek dersim ekonomiydi. Laboratuvarım bu hafta yoktu. Bizde arkadaşlarla Alsancak’a gittik. Kız kıza eğlendik, güldük, açıldık, moral depoladık ve tabi kız kıza dedikodunun dibine vurduk  =)) olmazsa olmazdı zaten ;) eve geldiğimde ailemle yeniden kutladım. Masanın başına geldiğimde düşündüm bunları. Cuma günü uzun uzun baktım insanlara yeni bir ben doğarken bir adım sonra herkesi kaybedecekmişim gibi izledim onları. Gençliğimin geçtiği sokaklara baktım. Yaşlandığımı düşündüm. Hüzünlendim. Bir gün de olsa hayata her zamankinden farklı baktım. Fark edenler oldu bunu ama onlara da açıklayamadım. Nasıl açıklarsın ki içinden geçenleri. Bu kadar uzun konuşsam dinler mi ki beni?

Yoğun tempoda biraz nefes almak insanı harika hissettiriyor.
Sabahlamak ve günün ilk ışıklarıyla “Yeni bir gün” ü karşılamak.

Evet, doğum günüm geçti ama bu sefer çok anlamlı oldu =)

Hayat o kadar da kolay değil.
Bu zor yolda herkesin sevdikleriyle olmasını diliyorum.
Yanınızdakilerin kıymetini bilin.
Benim yaptığım gibi kıymetini sonradan anlamayın.
Pişmanlıklarınızla yaşamayın.
Çok sıkılırsanız deniz kenarına gidin bağırın ağlayın…



"Sage einen Menschen so oft wie du kannst; das du ihn lieb hast; denn der Tag wierd kommen an dem es zu Spät ist."