serdar ortaç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
serdar ortaç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2012

90’lar …3



Size uzun bir yazı oldu demiştim  =)

Daha önce yazdığım konuların dışında gündelik hayatımıza da değinirsem kapıya tırmanmak, ışıklı ayakkabı, kot ceket, mini etekler, en bolundan kazaklar, ne kadar renkli o kadar makbul desenler, gazetelerin kupon karşılığı verdiği ürünleri almak, lego oynamak hele ki benim gibi bir ağabeye sahipseniz elinizdeki az legoyla harikalar yaratmayı öğrenirdiniz. Taso ve bilye oynamayı de ekliyorum. Biz öyle her meyve suyunun kutusunu patlatmazdık. İlla Capri Sun olacaktı. İçip içip biriktirir ve en uzun teneffüste bunun patlatma yarışı yapılırdı =)

*Ne kadar saçma sapan espri varsa yapardık. Neler mi? Yazıyorum fakat yazmadan önce de uyarıyorum evet gençler biz böyle bir dönemden geçtik bence şimdiden benimseyin ;)

-Karşımızdaki söylediğiniz cümleyi anlamaz ya da bilerek anlamamasını sağlarsak direk “Zıt Erenköy!” derdik.
-Konuştuğunuz konuya dâhil olmasını istemediğiniz bir kişiye “Sana ne? Git saman ye!” derdik. Bu samanın farklı varyasyonlarını da duydum fakat orijinali budur ;)
-En sinir olduğum ve kurmadığım cümle ise “Var ama evde!” bunu neden yapardı millet bilmiyorum. Hele ki sınıfta. Biri uç ister ve kız hemen var ama evde! O zaman yok de. De bitsin gitsin bu diyalog dimi.
-En sevdiğimi sona sakladım =) “Anlat demekle olmaz!”. Birine herhangi bir şeyi söyleyip sonra bunu anlatayım der karşımızdaki kurbanda “Anlat” derdi. Allaa sen misin anlat diyen =) İşte her şey bundan sonra başlardı.
-Anlat demekle olmaz anlatayım?
-Anlat.
-Anlat demekle olmaz anlatayım mı?
-Anlat şunu Z.S yoksa bak çekip gideceğim!
-Gideceğim demekle olmaz anlatayım mı?..

İşin sonunda, karşınızda sinirleri hassas biri varsa kavga çıkardı. Sinirlenmek istemeyen biri varsa da çeker gider siz öylece eğlendiğinizle kalırdınız. Bunu o kadar çok yapardım ki sonunda bu espriden nasıl kurtulunacağını bile bulmuştum =)

*90’larda en çok sevdiğim ve yediğim şeylerin başında Yumiyum gelirdi. Zaten benim bir diğer adımın yumiyum olmasının da buradan geldiğini söyleyebilirim. Sırasıyla gazoz + peynir + gevrek üçlüsünü yer içerdim. O zamanki paranın değeriyle 50bin liraya bir gevrek bir peynir alınırdı =) Günlük annemlerden aldığım para buydu benim =) Şimdiyle kıyaslarsanız fakirdim ben =))

*Pazar sabahları demek herkes uyanana kadar çizgi film izlemek demekti. Şirinler, Alâeddin’in Sihirli Lambası, Ninja Kaplumbağalar, Herkül, Shera, Hayalet Avcıları, Power Rangers, Tom ve Jerry, Bugs Bunny, Taş Devri, Temel Reis, He-man, Jetgiller, Tweety, Daffy Duck, Tazmanya Canavarı, Richie Rich, Şeker Kız Candy, Müfettiş Gadget,  Tsubasa, Casper, Arı Maya, Ten Ten, Red Kit, Garfield…

*Yıllar geçse de hala adını bilmediğim bir oyuncağı hatırlıyorum. Ben size tarif edeyim bakın nasıl çıkaracaksınız. Balıklar vardı ve bunların ağzı açıktı. Ağızlarının içinde ise mıknatıs vardı. Sizin elinizde de bir tane olta. Onları avlamaya çalışırdınız. Bayılırdım o oyuncağıma ben =))

*Kliplerde zeytin yemek ( Serdar Ortaç sağolsun), yoğurt yemek( bunun içinde Metin Arolat’a teşekkür etmemiz gerek) modaydı =) Yonca Evcimik şarkılarının hepsini ezbere bilip bir de danslarını ezberlemek ise olmazsa olmazdı.

*90’lar Barış Manço’nun 7’den 77’ye programını izlemekti. Yabancı sanatçıların, Türk sanatçılar kadar meşhur olmadığı dönemdi. Spice Girls ve Ricky Martin’i tanırdım o kadar =)

*Müzik dinlemek istiyorsak “Walkman”mizle dinlerdik. İnternetten mp3 indirmek şimdiki kadar kolay değildi hatta yoktu. Radyolardan beğendiğimiz şarkı çıkana kadar bekler sonra kayıt tuşuna basar kaydederdik. Kalem ve kaset arasındaki ilişkiyi bilen bir nesildik biz ;) 90’lar müzik olayına pek girmedim çünkü girersem çıkamam biliyorum. Artık o bir başka yazıya özel olarak kalsın ;)

Genel olarak 90’lar;

*GALATASARAYımın 6. kez Türkiye Süper Lig şampiyonu olduğunu ve UEFA Kupası ile Süper Kupa’yı kazandığını görmekti =))

*Atari kasetleri aldığımız, değiş tokuş yaptığımız ve Rambo oyununu oynadığım yıllardı. Bu yıllarda başladı zaten bendeki Rambo aşkı ;)

*Kaplumbağa diye tanımladığım arabaları saymaktı.

*Akşamları hava kararınca herkesin bir dakika boyunca ışıklarını açıp kapatarak düşüncelerini özgürce, kimseden çekinmeden ortaya koyduğu yıllardı.

*Şimdiki gibi kliplere ya da dizilere müstehcen sahneler içeriyor deyip habire RTÜK tarafından ceza kesilmediği yıllardı. Öpüşeni de izlerdik dans edeni de. Haberlerden önce pembe diziler yayınlanırdı.

İyisiyle kötüsüyle 90’lar benim için mutluluktu.
Çocukluğumun ilk yıllarıydı.
Bütün ailemin yaşadığı,
bayramlarımızı birlikte geçirdiğimiz,
uzun yemek sofraları kurarak yeni yıla hep beraber girdiğimiz günlerdi.


11 Mart 2011

Bıkana Kadar Müzik ♥ ♥


 

Şu sıralar yeni çıkan albümleri takip edeyim derken kayboldum.
Onun yerine birkaç parçada takılı kaldım gidiyorum =) artık bıkana kadar gider bu böyle…
İlk takıldığım parça Gökhan Özen - Sitemkar. Pek bi sevdim bu parçayı ben ya. Her duyduğumda uzun uzun dinliyorum. Bide Mp3’üme attım ki daha çok dinleyip bıkayım =))  Pek Gökhan Özen takılmam ama bu şarkısının hafif hüzünlü hafif de eğlenceli hali beni şarkıya bağladı sanırsam.

Gelelim ikinci parçamıza; Serdar Ortaç -  Haksızlık.

Üçüncü parçam; Sıla - Kafa. Aslında ben pek Sıla’yı sevmiyorum. Çünkü biraz fazla platonik takılıyo. Ama bu şarkısının,
Hadi kalk gidelim hemen şu anda
Kapa telefonunu bulamasın arayanda
Açarız radyoyu yol nereye biz oraya
İyi gelmez mi hiç deniz havası
Bi göz oda bulur sokarız başımızı
Bide koyarız iki kadeh
Kafa nereye biz oraya…
Sözlerine bitiyorum. Tam benlik sözler. Beni benden alıyo çok hoşuma gidiyo =))

Dördüncü parçam; Petek Dinçöz – Yalanı Boşver. Bu şarkının sözleri bana eskilerden bir olayı hatırlatıyor. Aynısı diyebilirim. Bu şarkıya takılmamdaki sebep bu galiba =)) Tabi bunların yanında şarkının temposu da hareketli olunca bir yandan dinleyip diğer yandan oynuyorum. Tam stres ve geçmişi atmalık bir şarkı =))

Beşinci parçam; Ajda Pekkan & Eren Sandal – Sev Beni.  Enbe Orkestrası’nın başarısını bilmeyen yok artık. Her parçaları resmen hit olma yolunda ilerliyor. Bunlardan biride hareketli temposuyla bu şarkı. Ajda Pekkan’ın cilveli bir şekilde “sev beni yine, öp beni yine, tap bana yine delicesineee..” deyişi çok hoş =)) bence sizde indirin, dinleyin hatta müziğe kendinizi bırakıp dans edin. Şöyle alttan üstten kıvırma ve çalkalama şeklinde olsun ;)

Altıncı parçam; Toygar Işıklı – Sen Bilirsin. Toygar Işıklı dizi müzikleri derken bu işte bayağa bi ilerledi farkındaysanız. Güzel parçaları var. Özelliklede yeni albümündeki parçaları çok beğendim. “sen bilirsin” in yanında “ben hayatın mağlubuyum” da güzel parça. Biri ne kadar hareketli ise diğeri o kadar yavaş. Bu parçanın da,
Son gelince elden gelen koca bir hiçtir anlarsın
Yok yere beni nasıl kırdığın aklına gelir ağlarsın
Sen bilirsin
Gelme bitsin
Yol çok uzun demiştim
Ben ki hayata zor yetiştim
Sözleri çok hoşuma gidiyo =) çok gerçekçi… ben bu şarkıyı bağıra bağıra söylüyorum tam deşarj oluyorum =)) _tavsiye edilir_


Yedinci parçam; Deniz Seki – Suya Hapsettim. Deniz Seki ne kadar da uyuşturucu olaylarından dolayı gözümde değer kaybetse de bu albümündeki şarkılar harika. Özellikle de bu parçası… Albümden ayrıca “Aşk Müzikali” ve “Bugünlerde” parçalarını da dinlemenizi tavsiye ederim. Deniz Seki, o kadar çok medyanın gözü önünde yaşadı ki özel hayatını, bu albümü dinlerken ne anlattığını ya da yeri gelince kimi! anlattığını hemen fark edeceksiniz. Çok içten ve doğal bir albüm olmuş.



Sekizinci parçam, Hande Yener – Bi Gideni Mi Var? Duygusal ve yavaş bir parça. Yalnız bir şekilde otururken çok dinliyorum bu parçayı. Kütüphane, bölümün bahçesi…hiç fark etmiyor anlayacağınız. Gene geçmişi hatırlatan bir parça bu. En sevdiğim yeri ise,

Bi gideni mi var bu aşkın?
Bi küseni mi var da yoksa
Senin haberin yok
Ya da kederin yok
Hiç olmadı olmasın da zaten

Dokuzuncu parçam, Pinhani – Yitirmeden. Bu parçayla Kavak Yelleri’ni izlerken tanıştım. Dağhan hayranı olduğumu daha önceki yazılarımda belitmiştim. Şimdi sadece onun için diziye bakıyorum. İşte geçen haftalarda Efe, Aslı’ya bir sürpriz yaptı ve çok hoş bir şiir okudu. Fonda da bu şarkı vardı. Biraz araştırdım ve buldum. Bıkmadan usanmadan dinliyorum. Klibide çok güzel =) aslında bu parçayı dinlerken içimde hem aşk hem sevgi hem arkadaşlık hem de kaybettiklerimin bende oluşturduğu duygular birleşiyor. Bu yüzden bu şarkıyı hep yalnızlken dinliyorum. Genelde de gözlerim doluyo. Ağlıyorum biraz ve rahatlıyorum. Parçada en sevdiğim yer bir değil bu sefer.
Hepsi =)

Durup düşünmeye zamanın olur mu?
Yitirmeden anlamaz insan
Sevdiklerin yolun sonunda
Sarıl her fırsatında o insana,
Arkasından ağlayan olma
Geri getirmez çok ağlasan da
Durur, durur belki başucunda
Annen baban kendi çapında
Abin bile kırk yedi yaşında
Ömür, ömür sanki bi kara kutuymuş
Günü gelince herkesin açılmış
Ama sorarsan hep geç kalınmış
Güzel günlerimizin bittiğini sanma
Belki bir daha böylesi olmaz
Ama her bi gün güzel aslında
Yakın durmanın zor olduğu ortada
Uzak olmak her zaman en kolay
Ama en zoru yalnız olunca
Uyur… Uyur belki hep yanında
İlk sevgilin kendi solunda
Her hatıra asılı duvarında
Ömür… Ömür sanki bi kara kutuymuş
Günü gelince herkesin açılmış
Ama sorarsan hep geç kalınmış
Uyur… Uyur belki hep yanında
İlk sevgilin kendi solunda
Her hatıra asılı duvarında
Ömür… Ömür sanki bi kara kutuymuş
Günü gelince herkesin açılmış
Ama sorarsan hep geç kalınmış
Benim hayatımın biraz özeti gibi bu şarkı zaten…


Çok alakasız ama Müslüm Baba’nın yeni albümünü dinlediniz mi? Çok farklı olmuş =) Şu sıralar radyoda en çok “Sensiz Olmaz” parçasını çalıyorlar. Yavaş yavaş söylemiş. Güzel gitmiş bence ona. Ama Şebnem Ferah’ın “Sigara” parçasını söylemeseymiş olurmuş ;) Bir Şebnem sever olarak bende “Sigara” şarkısının yeri ayrı değil apayrıdır ve başkasından duymak istemem =)


NOT: Bunların çoğunu Radyo Moda sağolsun oradan dinliyorum. Bütün gün çalıyorlar. Ee bende bulmuşum tabi frekansı çevirmiyorum =))