29 Aralık 2013

Rahatladım Yauvv!


“Ohh!” mu çeksem yoksa “Haydi şimdi bütün eller havaya!” mı desem bilemedim. En iyisi ben kocaman bir ohh çekeyim. İçim kıpır kıpır =) Bitti ya bitti. İçimde bir boşluk yok. Olması mı gerekiyor bilmiyorum ama olmasın böylesi çook güzeellll :D Mutluyum hem de çook. Kelime bulamıyorum anlatmak için.

Şöyle desem;
Buluştum!

Mail kutuma gelen ve yorum olarak yazdıklarınızın sonunda buluşmaya karar verdim. Düşüncelerinizi, deneyimlerinizi, fikirlerinizi benimle çekinmeden paylaştığınız için hepinize teşekkür ederim. Öncelikle bunu belirtmek istedim.

Bugün buluştum. Kadınız işte. İnsanın “O eski halimden eser yok şimdi.” diyesi geliyor ve ona göre giyiniyor. “Bak baaakk neler kaçırdın, senden sonra yıkılacağımı sanıyorsan yıkılmadım. Hem güzelleştim (Kilo verdim) hem de giyim tarzımı değiştirdim.” dedim hohooo =))) Tabi bunu giyimimle ve tavrımla dedim. Öyle pat diye değil ;) Altıma dapdar kotumu, onun altına siyah çizmelerimi ve üzerime sırt dekolteli kazağımla deri ceketimi giydim. Birazda siyah makyaj yapıp kırmızı rujla çıktım dışarıya. Ne yalan söyliyim güzel oldum hahahaaaa :D

Kötüyüm kötüyüm kötüüü!!!

Hayat erkeklerden intikam alınca daha mı güzel ne?! ;) Kız arkadaşlarımı terk eden erkeklerden de böyle intikam alıyorum ya da aldırıyorum ohh #) Ay şu dört gündür yaşadığım sinir stres germişti beni. Nasıl olacak, ne dicem ıvır zıvır bir sürü cümle beynimde geziniyordu ama bugün noldu; bitti! Bitirdim hem de ben bitirdim! O kadar Almanyalara gidişim, yazlıkta bir ay kalışım, düşüne düşüne hindiye dönüşüm bir işe yaramış. Heyt bee süpersin Z.S! (Teşekkürler teşekkürler hehee).

En başa alalım. Buluşma yerimize bu sefer geç giden ben oldum (ki normalde beni bilen bilir çok erken giderim ben buluşmalarıma. İster iş görüşmesi olsun ister gezmeye gidelim fark etmez erkenden gider beklerim ben. Ne bekleticen ne de beklicen mantığıdır benimkisi). Bir gün önceden de G. ile konuşup ona oturulacak yer sormuştum. G.’de bana en güzel yerin Kahve Diyarı olduğunu söylemesiyle mantıklı geldi. “Hastayım, yürümek istemiyorum.” yalanını uydurup Ex Boyfriend’imizi mekana götürdüm. Önce karşıma oturdu. Sorun yoktu derken bir anda yanıma oturdu ve elini belime attı! İşte orda geri çekilip “Sevgilim var.” dedim. Yalanda değil aramasa da var yahu (Ben bu gazla onu da hallettim bekleyin bi dakka. Onu da hikâyenin sonuna saklıyorum.). Bizimkine bir kal geldi. Elindeki fincanı bıraktı ve aniden dönüp “Burada mı?” dedi! Ay evet bunu dedi! Salak ya, sevgilim orada olsa seninle ayrı masaya otur muyum?! Şaşkın yahu! “Tabi ki de burada değil. Ama bugün seninle buluştuğumu biliyor.” dedim. Hazır olun verdiği cevabı aynen yazıyorum: “Nolcak ki? Benimde görüştüğüm kızlar var.” dedi. “Nasıl ya istemiyorum, sevgilime bunu yapmam.” dedim. Bu sefer geri çekildi ve kahvesini içerken “Nerde tanıştınız, ne zamandır sevgilisiniz, yaşı, mesleği ne?” diye soru yağmuruna başladı. Hepsine verilecek cevabım vardı (Yalan mı söylicez oğlum. Bizde her şey açık ve net.). Kahvelerimizi içtik ve “Şöyle Kordon boyunca yürüyelim.” dedi. “Hastayım ama.” desem de “Yarım saat çok değil.” dedi. “Peki.” dedim. Konuştuk havadan sudan. Asansöre doğru yürüdüğümüzü anladığım anda “Hadi geri dönelim.” dedim. “Neden metroyla döncen zaten.” dedi (Her şeyi bildiğini sanan bu hallerini hiç özlemediğimi bir kez daha anladım.). “Hayır.” dedim. “Ben otobüsle döncem. Birazda yürümek istiyorum. Kordon’a gidicem.”. Böyle dedikten sonra elimi sıkıp “Bu seninle son görüşmem. İki senedir İzmir’deyim ve Antalya’ya taşınmak istiyorum. Çok güzel bir kadınsın Z.S. Bunun kıymetini bil. Seninle tanıştığım için çok mutlu oldum. Elveda.” dedi ve ayrıldık.

Bitmişti.
Evet, farkındaydım kendimin, benliğimin.

İşte ben bu gazla G.’yi aradım ve her şeyi anlattım (Onun bugünü merak ettiğini biliyordum.). Ardından da hayatımdaki adamı arayıp onunla da olan ilişkimi kesinkes bitirdim!

Ohh beee :D
Üstümden kocaman bir yük kalkmış oldu.
Huzuru buldum.

O heyecan ve adrenalin ile Gündoğdu Meydanı’na kadar yürüdüm. Sonra gene benim yerime oturdum ve Karşıyaka’yı, vapurları, yük gemilerini, denize dalıp çıkan martıları izledim. Gözümü kapatıp denizi dinledim. Deniz kokusunu içime çektim. Soğuk soğuk her çekişim de daha da açıldım.

Dünya varmış yaa! Ayy artık rahatım. Hayatımda ne o, ne bu kimse yok. Bitti. Kafam rahat, gönlüm boş. Ona zaman ayıramadın, bununla konuşmadın, yok buluşmadın diye trip atacak adamda kalmadı. Dünkü Galatasaray maçından sonra eve dönmeden önce GS Store’a da uğrayıp abime hediye aldım. İçerisi ana baba günüydü. Çoluk çocuk ;)

Şimdi evimdeyim ve radyomu son ses açtım, bağıra çağıra, hoplaya zıplaya şarkıları söylüyorum. Naz’da bana eşlik ediyor. Komşular “Z.S. gene coştu!” diyorlardır kesin. Amaann mutluyum yahu :D :D

Hepinizi seviyorum.
xoxo

27 Aralık 2013

Eski Sevgili İle Buluşmak? Buluşmamak?


Eski sevgiliyle buluştuğumuzda ve bu buluşmamız ayrılırken ki darmadağın oluşumuzu, her şeyi unutmak isteyişimizi, kaçışımızı, parçalanışımızı, o büyük kavgalarımızı, en son ne dediğini hatırlatıyorsa doğru mudur?
Peki ya şimdi hayatınızda olan adama ihanet ediyor hissine kapılmanıza sebep oluyor mu?
Yoksa çok mu normal?
Bu hisse kapılıyorsanız hala onu seviyor olduğunuz için olabilir mi?
Peki ya ben neden bu hisse kapılıyorum?

Bir yanım “Git buluş ve içinde kalanları söyle. Bütün yaşadığın o acılara son ver ve bitir.” derken diğer yanım “Buluşma” diyor. “Buluşma ve ne geçmişini hatırla ne de yanındaki adama bunu söylemediğin için rahatsız yaşa.” İçini kemiren bu hisle de yaşamak zor.

“Onu unutmak için gidişini, yüzüşünü unutma!” diyor gene diğer yanım.
“Sabah koşuşlarını, unutmak için daha da daha da hızlanışlarını, başını alıp gidişlerini unutma.
Bütün bunları ona anlatmak zorunda değilsin ama ağzının payını da vermelisin!
Sen busun Z.S!” diyor gene o ses.

Bir saat önce bu sese kulak verirken sabah uyandığımda “Olmaz.” diyorum buluşma. Yalan söyleme. Ne kendine ne de yanındakilere. Ama olmuyor işte. Bitirmem gerekiyor. O son sözü söylemem lazım. 1 ay boyunca her gün mail beklerken, uçağa binmeden önceki o mesajının bende açtığı yaraları sarmaya çalışırken unutmayı da öğrendim. Görmedikçe ve konuşmadıkça, karşıma çıkmadıkça bu sefer en kolayı olmuştu. Ondan sonra hayatıma dâhil ettiğim adamla da fırtınalı bir beraberliğim olmuştu. Şimdilerde onu aramıyorum ama aramasını bekliyorum (Lanet olsun gurur!). Nerden çıktı bu eski sevgili şimdi?! Birinin beni sarsıp o kararlı Z.S. halime sokması lazım. Meleklerimle konuşunca kararı bana bırakıyorlar ama ben onu istemiyorum ki =( Kararı bana bırakmasınlar, bir şey söylesinler ve o gün yanımda olsunlar. “Pişman olacağın bir şeyi yapma.” deyip yüzüme uzun uzun bakıyorlar, ben mi napıyorum; kahvemden bir yudum daha alıp uff çekiyorum.

Sonuç olarak ya buluşcam ve ona son bir çift sözümü söyleyip eve kadar yürücem (Anca açılırım çünkü.) ya da buluşmayıp o gün içim içimi yerken sonrasında “Ahh” dicem “Keşke” dicem. Aklımın hep bir ucunda olacak.

“Kararsızlık en büyük zaman hırsızıdır.” diyen Z.S.’nin şimdi düştüğü duruma bak!
Romantik komedi mi hayatım yoksa trajikomik mi bilemedim.

Ne zaman böyle bir hayatım oldu benim. Ne güzel kendi halinde yaşayan, düzenli aşklarımla mutlu olan bir bendim. Şimdilerde özellikle son 1 yılda hayatım tamamen değişti, girenler çıkanlar… Uff ne yorucu aylar geçirdim. Düşüne düşüne içim dağlandı #)

Düşüncesi, fikri, tecrübesi olan yazsın. Mail atsın.
Napmalı???

xoxo

21 Aralık 2013

Yılbaşı Hediyelerinizi Almadan Önce Bu Önerilere Kulak Verin

Yeni yıl heyecanının hepimizi iyiden iyiye sardığı bugünlerde, bir yandan yılbaşı akşamı için planlar yaparken bir yandan da “ne hediye alacağım?” endişesi içerisine giriyoruz. Yılbaşına kısa bir zaman kala alışveriş merkezlerinde telaşla gezmek yerine sizin için hazırladığımız alternatif hediye ve kampanya önerilerini mutlaka inceleyin!

Sizin için ilk seçtiğim hediye alternatifi ev hediyesi almayı düşünenlerin oldukça ilgisini çekecek!

2014'ün en güzel kahvaltıları, en hoş sohbetleri için Vestel’in sunduğu kahvaltı setlerine mutlaka göz atın derim!


Vestel yılbaşına özel hazırladığı kahvaltı setleri ile hediye alışverişini kolaylaştırıyor. Kırmızı, Inox ve Siyah Kahvaltı Setleri hem şıklığı ile göz dolduracak, hem de sevdiklerinizi çok mutlu edecek. “Hediyem yılbaşı ruhuna uygun olsun!” diyenler için kırmızı set ideal bir seçim.

Vestel Inox Su Isıtıcı, Dijital Tost Makinesi, Türk Kahve Makinesi'nden oluşan Inox set de çok şık ve pratik bir alternatif. Bu setin farkı ızgara olarak da kullanılabilen Vestel Dijital Inox Tost Makinesi.

Modern ve şık bir hediye arayanlar içinse önerimiz Siyah Set. Vestel Siyah Su Isıtıcı, Ekmek Kızartma Makinesi ve Filtre Kahve Makinesi içeren bu set farklı tasarımı ile benzersiz bir hediye olmaya aday.

Setler için buradan online sipariş verebilir, ücretsiz kargoyla hemen hediyelerinize kavuşabilirsiniz! Unutmadan, Vestel Kahvaltı Setleri 2014 yeni yıla özel hazırlandı. Yılbaşı’ndan sonra bu şekilde set olarak bu fiyatlarda bulmanız pek mümkün değil. 

Özel, başka hiçbir yerde olmayan bir hediye arıyorsanız Vestel'de harika bir öneri daha var: Yılbaşı özel tasarımlı Türk Kahvesi Makinesi yeni yıla özel indirimli sadece 59 TL!

Yeni yıl, yeni umutlar, yeni hediyeler… Peki 2014 için dileğiniz hazır mı?

Siz sevdiklerinizi unutmayıp yeni yıl hediyeleri alırken Garanti de sizi unutmamış!
2013 yılını geride bırakırken yeni yıldan yeni dilekler eksik olmuyor. Yeni yıla girerken Garanti Bankası bazılarımızın dileklerini duymuş gibi sosyal medya takipçilerini sevindirecek bir kampanya yapmış!

Yeni yıl hediyeniz Garanti Link’ten!

Yıl boyunca farklı kampanyalarla fırsatlar sunan Garanti Link, 2014’e girerken çuvalını hediyelerle doldurmuş bir Noel Baba gibi bacanızdan inmeye hazırlanıyor. Günde en az 10 kere kontrol ettiğimiz sosyal medya hesaplarımızı Garanti Link ile Link’leyerek 14 şahane hediyeden birini kazanmaya hak kazanıyoruz. Televizyondan tablet bilgisayara, telefondan fotoğraf makinasına kadar birbirinden değerli hediyelerden birine sahip olmak çok da kolay. Benim dileğim yeni yılda sevdiklerimle her anımı ölümsüzleştirebileceğim bir fotoğraf makinası. Sizin dileğiniz ne?


Siz de buradan sosyal medya hesaplarınızı Link’leyin, 14 şahane hediyeden birini kazanma şansı yakalayın!.

Diğer bir önerim ise moda ile teknolojiyi bir araya getiren Samsung Galaxy Gear! Çarpıcı renk seçenekleri, ince ve zarif tasarımı ile giyilebilir teknolojileri günlük yaşama daha da entegre eden Samsung Galaxy Gear alan herkese, 32GB microSD kart hediye ediliyor. 31 Aralık’a kadar geçerli olan kampanya ile hem yeni yılın en şık hediyesi olmaya aday Galaxy Gear’a, hem de yeni yılda en güzel anılarınızı rahatça saklayabileceğiniz 32GB microSD karta sahip olabilirsiniz.


Yenilikçi ve modaya önem veren kullanıcılara siyah, beyaz, gri, turuncu, sarı ve roze gibi çarpıcı renk seçenekleri sunan Galaxy Gear, 1.9 megapiksel BSI sensörlü kamerası ve 1.63 inç Super AMOLED ekranı ile kullanıcıları cezbediyor.

Telefonunuz cebinizdeyken bile bağlantıda kalmanızı sağlayan Galaxy Gear’da bulunan dahili hoparlör sayesinde telefonsuz konuşma deneyimini sunuyor. Örneğin, bir yandan yılbaşı partiniz için hazırlanırken, diğer taraftan telefon konuşmalarınızı yapabilir, alarmınızı kurabilir, mesaj yazabilir ya da takvim girişlerinizi oluşturabilirsiniz.

Kampanya hakkında detaylı bilgi için buraya tıklayın: http://www.samsung.com/tr/campaigns/galaksidenhediye/


Bir boomads advertorial içeriğidir.

17 Aralık 2013

Yılbaşı Hediyen Ayağına Gelsin

YILBAŞI ALIŞVERİŞ KEYFİ

Yeni yıl, yeni umutlar, yeni başlangıçlar. Her sene yeni yılın gelişini büyük bir coşkuyla kutlarız. Hayatımızda çok büyük bir değişiklik olacağından değil belki; ama sevdiklerimizle yeni başlangıçlara adım atmaktan mutluluk duyduğumuz için. Yeni yıl aynı zamanda sevdiklerimizi sevindirmek için de güzel bir bahane. Hediye seçimi bir işkenceye dönmediği sürece! Yoğun tempoda çalışan veya öğrenim gören bizlerin doğru hediyeye ulaşmak için ayıracak günleri yok. Siz de böyle düşünüyorsanız, aşağıda hepsiburada.com’un yılbaşı sayfasından yararlanarak hazırlanan mini listeyi inceleyebilirsiniz:

Sevgiliye

Yılbaşının en klasik hediyeleri parfüm ve saat. Eğer riske girmek istemiyorsanız, erkeğe saat, kadına parfüm hediye etme geleneğini sürdürebilirsiniz. :) Mücevherler veya ihtiyaca göre teknoloji ürünleri de gayet uygun hediyeler olabilir;

- Saat almak istiyorsanız: Erkekler için saat modelleri
- Mücevher almak istiyorsanız: Melis Gold Altın Taşlı Sonsuzluk Bileklik
- Tablet almak istiyorsanız: iPad Mini

Arkadaşa

Arkaşınıza hediye seçerken, onun sürekli almayı ertelediği, ihtiyacını fark etmediği ürünlere ya da herkesin ilgi gösterebileceği ürünlere yönelebilirsiniz;

- Müzik seven arkadaş için: iPhone Dock
- Playstation seven arkadaş için: PES 2014
- İlginçlikler insanı arkadaşınız için: Furby

Aileye

Aile bireylerinin daha çok neden mutlu olacağını tahmin etmek genellikle daha kolay oluyor. İhtiyaçlarını, neden hoşlandıklarını uzun zamandır gözlemlemiş olduğumuz için belki de;

- Babanız tamir işlerinden hoşlanıyorsa: Bosch Çantalı Darbeli Matkap
- Çocuğunuza güzel bir sürpriz: Hot Wheels Çılgın Dinazor
- Anneniz için: Nevinci İnci Set

Yılbaşına özel binlerce ürün arasından dilediğinizi seçmek ve alışverişe başlamak için Yılbaşı sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. Şimdiden keyifli alışverişler!

Herşey Ayağına GelsinBir boomads advertorial içeriğidir.

15 Aralık 2013

Babam İçin Kış


Malum kış mevsimine adam akıllı girdiğimiz (Bence PAT diye oldu) şu günlerde bizim ailede de kış hazırlığı başlamış bulunuyor. Benim için kış demek buz gibi, donmuş halde eve girdiğimde bol tarçınlı (Olmazsa olmaz) salep içmektir. Başka bir şey istemem. Dolu dolu insanı tokta tutan, tarçın ile kan şekerinizi de düzene sokan bu içecek, benim için kış demek =) Hava soğudumu alırım onları kutu kutu bir de sütü koyarım dolabıma. Sonra sabah akşam ne zaman üşüsem içerim. Yazın limonatayla yaşayan ben, kışında saleple yaşarım o derece seviyorum =))) Bunun yanında Doğadan’ın A,C,E vitaminli yeşil çayı ile Ginkgolu yeşil çayını da bu listeme ekleyebilirim. Ayrıca hazır kış gelmişken yaz boyu ördüğüm atkılarımı da takarım. Tabi olmazsa olmaz şapka koleksiyonuma da yenilerini eklerim.

Annem için kış demek kalın giyinmek demekken (Kazak, boyunluk, kaban, manto, eldiven, şapka ne varsa takar takıştırır.) babam için kış demek bayağı uzun bir liste demek ;)

Babamın listesine gelin bakalım;

1 Numara: Tavuk ve tavuk suyuna çorbalar. Çok bereketli yemek yapar babam =) Tavuğu haşlar onu sunar, suyuna çorbalar yapar. O çorbalar ama öyle boş olmaz. İçine tavuk diter, tereyağı koyar bazen de erişte ekler. Olur sana dopingli kış çorbası! Onu ye sonra yakmak için kaç saat koş, spor yap :D

2 Numara: Makarna ve bulgur pilavı. Favorimiz. Bizim akşam soframızın olmazsa olmazları. Diyet yaptığım günlerde inadına bana yaptırırdı. Bende kendimce yapardım hehee =)) Bi kere babamın mutfağıyla benim mutfağım farklı. Benim mutfağımda ya yağsız yapılır o makarna yani sosla pişer ya da çok az yağ konur (1 çay kaşığı kadarcık!). Babamınki öyle mi canım?! Bol soslu, bol yağlı yapar o makarnasını. Ondan da benim karışmamı istemez.

3 Numara: Salatalar. İşte işin en can alıcı yerindeyiz. Ben yeşillikli, bol limonlu severim ama babamın ekşiye alerjisi olduğu için limon koyamıyoruz. Koyarsak sirke! Onu da ben sevmiyorum. Öyle olunca ayırıyoruz. Vee tabi salataya konan yağ ile tuz. Babam bol yağ koyar, ben hiç ya da gene aynı 1 çay kaşığıcık. Tuz ise hiç kullanmıyorum ama yook bizimkiler “Tuzsuz bu.” derler koyarda koyarlar. Böyle durumlarda babamla gene ayrılıyoruz.

4 Numara: Ceviz, fındık, fıstık ve kuru üzüm. Hatırlıyorum da ilkokula gittiğim yıllarda okul önlüğümün cebinde hep kuru üzüm olurdu =))) O kadar çoktu ki derste yer, sıra arkadaşım Nermin’e de verir, ondan başkasına sınıfın yarısını beslerdim yaa hahaaa :D Çok yerdik çookk =)) Sonra annem önlükleri yıkarken ceplerimi kontrol etmediyse s*çtık! Yapış yapış olur o hadi bakalım yersin azarı. Ama benim suçum yoktu ki. Babam gelir önlük cebine “Üşüme kızım.” deyip koyardı. Her gün kona kona o cep davul olurdu =)) Ulen ne manyaklık. Sınıfça “Ye babam ye mod” =) Bu yaşıma geldim babam hala aynı. Neyse ki dar paça pantolon giyiyorum da bahaneyle “Yok baba sağol, yemicem.” diyebiliyorum. Diyet yaptığım zamanda babam resmen karşıma geçip bir kocaman kavanoz cevizi yiyordu #) Tabi karnınız açsa, otobüs beklerken daha da acıktıysanız cebinizden çıkan kuru yemişler o kadar tatlı gelir ki. Bunu da es geçmeyelim ;)

5 Numara: Bal, tahin & pekmez. Kilo aldırıcı bir besin grubu daha. Allahım kavanoz kavanoz. Bıraksan eve depo yapacak “Yiyin yiyin.” diye =))) O bal ne zaman alınır da ne zaman biter, yeni kavanoz ne zaman alınır hiç anlayamadım! Ya evde akşam cini var ya da hepsini babam kendi yiyo hmm O.o Benim ise şu hayatta dayanamadığım şeylerden biride tahin pekmez ama yedikçe de kilo yapan bir şey bu! Sınanıyorum valla sınanıyorum. Sonra bahara girerken kiler, mutfak temizliği yaparken “Bu kadar kavanoz nerden çıktı acaba?” diye sorar Z.S. Nerden çıktı acaba alla allah çok ilginç?! :D

Bunların hepsi babamın Denizlili olmasından dolayı. Soğuk yerde yaşaya yaşaya bu şekilde beslenmesi normal tabi.

Şimdilerde kış geldi ya artık bizim ev bunlarla dolmaya başladı.
Dünkü kahvaltıdan sonra bunu kesinkes anlamış bulunuyorum.
Hadi bakalım bu kışı da kilo almadan geçir Z.S.

İyi Haftalar

xoxo

En Son ...7

 En Son Dinlediğim Albüm (15.12.2013)
 DUMAN - Darmaduman

En Son İzlediğim Film (15.12.2013)
 A People Uncounted

 En Son Okuduğum Kitap (15.12.2013)
 Jo NESBO - Nemesis

 En Son İzlediğim Kore Dizisi (15.12.2013)
  황진이 (黃眞伊) - Hwang Jin Yi

14 Aralık 2013

Kızlar Sınavı!

  
Teker teker “Single mod” dan “Couple mod” a geçiş yapıyoruz: Ben Hariç!

Geçen hafta N.’nin erkek arkadaşıyla buluştuk. Erkek arkadaşı dediğime de bakmayın sözlü, nişanlı hatta eylülde evlenecek olan bir çift artık onlar. Arkadaşımın ablasının düğününe gittiğimde başıma gelen dans olayını hatırlamayanlar için buyurunuz.

Bu sefer nasıl bir şey olacak acaba çok merak ediyorum =)

Öncesinde biz A. ile çiftimizi bekleyeceğimiz kafeye oturduk ve onları aradık. Yolda sıkışmışlar, trafik varmış bla bla bir sürü mazeretten benim anladığım, siz yemeğinizi yiyin biz geç kalacağız oldu. Yemeğimizi yemiş kahvemize geçmişken kapıda göründü çiftimiz. Bu kadar zamandır adını duya duya çocuğun tipi hariç huyunu suyunu öğrendiğimiz oğlan karşımızdaydı. Muhabbet, espri, hafif laf çarpıtma derken o bizi sevdi bizde onu.
Sınavdan geçmişti!

Hayat çok ilginç. Gün geliyor ve senin kız kıza takıldığın arkadaşın artık sevgilisiyle sonrada eşiyle size katılmaya başlıyor. Biz kafamıza göre dışarı çıkarken o eşine sormadan gelemiyor vs. Düğün, davetiye, nikâh, ev eşyası bakma, kız isteme, yüzükler, düğün yeri, mekân falan filan uff ne çok şeyle uğraşıyor arkadaşım.

Benim ilk dikkatimi çeken birbirlerini sevmeleriydi. Tarifsizdir o his. Anlatamazsın. Yanlarındayken hissedersin ve bende onu hissettim. Birbirlerine bakışlarından, konuşmalarından o hissi etraflarına yayıyorlardı. Mutlu olsunlar ve nazar değmesin.

Bazı insanlar vardır yüzlerinde gülümseme kendiliğinden oluşur ve onların yanında kendini huzurlu, mutlu, sakin, güvende hissedersin (Genelde bana da böyle derler oradan biliyorum hehee). İşte bende oğlanda onu gördüm ve tabi bunu N.’ye hemen söyledim. Saklamanın ne manası var dimi =)

N’nin sevgilisi, B.’nin nikâh ve düğün davetiyesi derken “Noluyo yaa?” demeye de başladım. Bölümde mezuniyetimiz yaklaştıkça haziran sonrası için herkesin niyeti ciddileşmeye mi başladı yoksa bana mı öyle geliyor. Yavaştan yavaştan mutluluğumun ve şaşkınlığımın yanında kendimi düşünmeye başladım. Buraya her yazı yazdıkça fark ediyorum ki benim istediğim o erkek var ya %2’lik kısımda. O olsun bu olsun derken ana elimizde kimse kalmamış olacak!

Konuşalım.
Tartışalım.
Ortak bir konuda, bir sonuçta birleşmeyelim ama konuşalım.
Saatlerce hiç susmadan, cümlelerimiz bitmeden.

Kadınların çok konuşup erkeklerin dinlemesiyle alakası yok bunun. Konuşacak ortak konuların olmasıyla, meraklı olmayla, ilgiyi çekmekle, bir şeyleri öğrenme isteğiyle alakası var.

İyi öpüşmek yetmez bazen ;)
xoxo

5 Aralık 2013

Düşlüyorum


Eve girmişim, anahtarı kâseye atmışım. Onun kâsenin içine düşüşünü duyduktan sonra soğuk İzmir gecesini hissetmemek için daha çok sarıldığım kabanımı çıkarıyorum sonra beremi, atkımı ve en son eldivenlerimi. Salona giriyorum ve ayaklı lambayı sadece yakıyor, Buika’nın albümünü yerleştiriyorum. Hafif sarı tonlarda bir ışık var o kadar. Fonda ise Buika’nın o insanı kendinden alıp başka diyarlara götüren sesi, şarkıları. Geçen günkü eğlencede açılmış ama sadece bir kadehi içilmiş kırmızı şarabı kadehine dolduruyor, salona yeniden geliyorum. Üzerimi değiştirmeye bile halim yok. O derece yorgun, o derece o şekilde kalmak isteğindeyim. Soyunmak tek tek o bile zor geliyor.

Salonumdaki perdesiz camıma bakan tek kişilik koltuğuma oturuyorum. Evden gelen sesi daha çok açıyorum. Bir yudum aldığım şarabımla, ne işin yorgunluğu kalıyor ne de tartıştığım adamın o sert sözleri. Her yudumla daha da rahatlıyor ve manzarayı izliyorum, yürüyen insanları, gezen insanları, evlerine dönen arabaları, gece hayatını yeni açanları ve İzmirimi. En güzelinden. Belki de bu sessizliği seviyorum. İç sesimle yaptığım konuşmaları, kararlar almadan önceki arınmamı.

Ayrılmak; ailenden, sevgilinden, arkadaşından, dostundan biraz önce gülüp ayrıldığın o masadan kalkıp eve gelirken bir anda dünyanın ters dönmesini yaşamak da varmış bugün. “Konuşmamız lazım.” deyip konuşmak, ayrılmak, sonrasında “Ben eve giderim.” deyip bütün yolu üşüşende yürümek, inat etmek, geçmişi düşünmemek ilk kez! İlk kez geçmişi düşünmedim. Sonunu bildiğimden belki de bilemem. Düşünmedim işte.

Üşüye üşüye yürüdüm eve. Ne eldiven, ne bere, ne de savrulan atkım umurumdaydı. Eve gitmek istedim. Kendimi bu sese kaptırmak ve yorgunlukla birleşen üzüntünün getirdiği o tatlı uykuya hemen dalmak istedim. Buydum ben çünkü. Yalnız olmaya alışmış bedenim, arınmalarla sonunda yorgun düşmeye inat etmiş ruhum ile bendim. Bir kere sevip, âşık olup sonra kimseye aynı şekilde sadık kalamamış kadındım ben. Kabullenişim, yıldızları ve denizi izlemem. Hepsi ama hepsiyle uyudum. Sabah sırtım, belim, boynum tutulacak biliyorum. Üstüm başım kırışacak. Makyajım krem kazağıma bulaşacak. Sabah küfür edeceğim. Sonra “Bu lekeyi nasıl çıkarcam?” deyip panik yapcam. İşe geç kalmamak için onu öylece bırakıp hazırlanacağım ve evden çıkıcam.

Hayat senin kendine ayırdığın şu birkaç keyif saatinden ibaretken neden kendime işkence deyim ki?!

xoxo

1 Aralık 2013

Hey Merhaba!

Hey millet nasılsınız bakalım?

Evet, farkındayım Blogumu şu bi kaç haftadır çok boşladım. Sadece telefondan girip yeni postlara bakıyor, sağı solu kurcalıyor sonrada kapatıyorum. Bunların hepsi vizelerim yüzünden. Ama daha fazla dayanamadım ve bunu sizinle paylaşmak istedim. Yani sizi unuttan bir Z.S falan yok ;)

Yarın son sınavım var ve en çok korktuğum dersten. Ders kolay gibi olsa da ne sorar, nasıl bir sınav yapar bilemediğim için içim içimi yiyor. Bana şans dileyin.

Yarından sonra geçmişte yazdığım yazıları teker teker yayına sokucam veee Aralık ayının ilk günü!!! Günler ne çabuk geçiyor yahu =) Kasım ayını nasıl yaşadık hatırlamıyorum bile?! Bi bakmışız Aralık oluvermiş sonra da 2014'e girişimizi kutlarız ve siz sağ ben selamet ertesi gün kafalar bi güzel uyanır, "Dün naptım ben yaa?" deriz. Neyse efenim o günlere daha çok var.

Benden şimdilik bu kadar. Hiç böyle bir yazı yazmamıştım biliyorum ama herşeyin bir ilki varsa bu da bu konu da bir ilk olsun.

Günaydın ve İyi Pazarlar

xoxo