cumhuriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cumhuriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Kasım 2012

Olmasaydın Olmazdık

Bir kayıp, bir acı.
Yıllar geçse de aynı günde, aynı hisler ile birleşen bir millet, bir ülke.
Bayrakların yarıya indiği, sessizce saygıya durulduğu, zaman olarak kısa ama geçmişten bugüne o uzun dakikalar.
74 yıl geçmiş. Koskoca 74 yıl.

Bazı insanlar vardır isimleriyle yaşar. Bazı insanlar vardır yaptıklarıyla, bazıları da düşünceleriyle. Atatürk sadece bir kalıba giren biri değildi. O hem düşünce adamı, hem döneminin ilerisinde bir beyefendi, asker, başbakan, cumhurbaşkanı, Türk milletinin öncüsü her şeyin ötesinde o bizi “BİZ” yapan ve ilk adımı atan önderdi.

Bugünlerde bir beden, bir vücut gibi göstermeye çalışanlara inat o düşüncelerin adamıydı ve halada öyle. Atatürk’ü sevmiyorum, büstlerini kaldırın, heykellerini yok edin, kitaplarını kütüphanelerden kaldırın, derslerde fazla bilgi olmasın diye yapılan bütün bu terbiyesizliklere inat birleşen bir milletiz biz. Bütün bunları yapan insanlara terbiyesiz, hain, yalaka, saygısız diyorum. Sen ki bunları söylemeye cesaret edebiliyorsun ama nasıl söyleyebildiğini düşünüyor musun?

Bu ülkede özgür doğduysan,
Bunu söylediğin zaman kellen uçmuyorsa,
Evinde mandası olduğun ülkenin bayrağını asmak zorunda kalmıyorsan,
Kendi bayramlarını kutlayabiliyor, başkasını bayramlarını kutlamak zorunda kalmıyorsan,
Dilini konuşabilip, kendi alfabeni kullanıyor ve çocuklarına istediğin isimleri verebiliyorken hala bu cümleleri bu tarz kendinden emin yüzsüzce konuşabilir miydi bu insanlar çok merak ediyorum.

Acımızı her sene tazelemeyelim deyip bu anma gününü kaldırmak isteyen zihniyete sesleniyorum:
Atatürk’ü anmayacağız da kimi anacağız?!

Her şeyimiz gittikten sonra elimizde ne kalacak ki?! Kadını zaten kadın yerine koymayan bu ülkedeki adamların lider diye geçtiği günlerde ben adam gibi adam olan Atatürkümü bırakında istediğim gibi anayım. Bugün TVler de eğlence programlarını görmek istemiyorum. Seda Sayan’ın çıkıp göbek atarak programını açmasını sonra çok üzgünüm aslında değip ağlamasını, magazin programlarındaki kahkahayı, göbek şovlarını görmek istemiyorum. Ekranların sağ üst köşesine bir bayrak ve Atatürk resmi konulmasıyla anma olmaz!
Şov devam etmeliymiş falan filan. Konser değil bu! Bu ölen bir liderin, bütün bu milleti bir araya getirip birleştiren kişinin ölüm günü.

Geçen derste profesör şöyle dedi: benim gençliğimde herkes sağcısı da solcusu da “Bu ülkenin geleceği ne olacak?” diye sorar ve tartışırdı. Yöntemleri farklıydı ama amaçları birdi. Ama şimdi herkes “Benim geleceğim ne olacak?” diye soruyor.

Hocama sonsuz katılıyorum. Ekranlardaki para hırsı bir günlük bile olsa yok olmuyor. Herkes sabah kalkıyor sanki bugün Atatürkümün aramızdan ayrılışının sadece Türkiye’nin değil dünyanın böyle bir lideri kaybedişinin 74.yılı değilmiş gibi gününe devam ediyor.

Ey Atam! Olmasaydın Olmazdık…

30 Ekim 2012

Son Yaşananlar

SON DAKİKA: İzmirime sonbaharın ilk yağmuru yağmaya başladı. Olayım bu değil tabi ki de, olayımız gidip gelen elektriğim ve an itibariyle coşan yağmur. Yağmurda ıslanmayı sevmeyende var elbet ama ben çok severim. Bir gün bardaktan boşalırcasına yağan aynı şu an ki gibi olan bir yağmurda donuma kadar ıslanmış ve eve öyle gelmiştim. Millet koşturup bir yerlere girmeye çalışırken (ki bunu da hiç anlamam. Kafalarını ıslatmamak için kafalarını sokarlar ama bütün paça, vücut ıslanır. Akıl akıl gel bana takıl) ben en cool halimle yürüyordum. Sanki yağmur yağmıyormuş gibi.

Şuan yağmur duruyor, yeniden yağıyor. Bence havalar şimdiden İzmirime benzemiş ;)

Bütün bunların yanında anlaşıldığı üzere İzmirime döndüm. Dün pike, şort yattım ya =)) Bandırma’da donan(anneanneme söylemeyin alınıyo sonrada Bandırma’yı savunuyo) bu kız İzmir’inde böyle yatıyor. Seviyorum ulen şehrimi =) Yaşasın etekler, askılı bodyler ve nice incecik tiril tiril elbiseler =))

Bu güne kadar hiç blog yazımı yazarken bonibon yememiştim.
Güzel oluyormuş. Bu bonibon fazla mı tatlı ne?! #)

Demin öğrendim ki bizim bölümün geleneksel tekstil partisinin tarihi belli olmuş. Olmuş da ben mekânı bilmiyorum. DIN!!! Neden her sene bunu yapıyorlar bana?! Benim bilmediğim bir yeri seçip, yanımdaki adama biliyormuş gibi davranıyorum. Ön hazırlık, gidenlere sorma çabaları valla benim için ekstra çaba bunların hepsi. Bu seneki program güzel görünüyor tabi sabah 4’e kadar olması dışında. Aslında kalınır çünkü dediğim gibi program güzel ama işte ertesi gün en baba derslerim var. Eksem ekemem, gitsem gidemem böyle salak saçma bir durum. Peki, ikinci soru: “Neden bu parti perşembe günü?” Günler torbaya mı girdi arkadaş uff!.. Bu sene kimle gitsem acaba?! Hmm… Hadi bakalım Z.S düşün sen bunu. Şimdiden düşüneyim de eleye eleye sonunda biri kalır elimde ;)

Parti demişken bana masraflı günler göründü arkadaşlar. Parti için para, kozmetik için para ve önümüzdeki günlerde gerçekleşecek olan teknik geziler için para veee evet, planlarımızdaki sürpriz organizasyon için para! Sonuç mu?! Cebinde kuruşu kalmayan bir Z.S #)

Alakasız olacak ama şu meşhur “Köpeklere Fısıldayan Adam” var ya, köpeklere elektrik verip eğitiyormuş. Tam ŞOK! Sen git yıllarca “Adama bak nasıl eğitiyor vay bee, biz evdeki köpeği eğitemiyoruz.” diye yakın sonra işin aslı işkence çıksın. Adamda kabul etmiş inanır mısınız?! Allah seni nasıl biliyorsa öyle yapsın.

CV yazıp staj başvurusu yapmaya başladım. Elimde yazdan kalma listem ve kırmızı kalemimle her yolladığım firmanın yanına tik atıyorum. Sol gözüm sinyal vermeye başladı. Bu da demek oluyor ki yat kızım sen çabucak =)

Sizi bilmem ama bu saatleri 1 saat geri almamız yetmiyormuş gibi pazar gününü pazartesiye kaydırmak! İşte bu bana yapılmış bir komplodur #)

Başta kutlamam gereken Cumhuriyet Bayramımızı sonda kutluyor gibi görünüyorum ama assolistler sona saklanır:
Herkesin Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun.
Bütün zorlama ve kısıtlamalara inat 89.yıla girdik.
Yaşımın yettiği kadar cumhuriyetimin yaşını kutlarım inşallah.
Ümitsizliğe kapılmadan umutlarla ve yeni nesil genç, aydın beyinlerle…