22 Kasım 2013

Bunu Blogumda Paylaşabilirim. Hürriyet Benim.

Hürriyet; gündeme dair cesur bir projeyle karşımızda. TBWA\ISTANBUL'un hazırladığı proje kısa zamanda oldukça ses getirdi. Din, dil, ırk, cinsiyet ayırt etmeden bireysel özgürlükleri konu alan projenin amacı Türkiye'nin dört bir yanından insanların hürriyetlerini dile getirmeleri ve seslerini duyurmaları...

Bu proje katılımcıların kendi hürriyetlerini anlatmaları için tasarlandı, katılımcılar videolarını oluştururken ilham versin diye de bir film hazırlandı.
 
Hürriyet, herkesi kendi hürriyet cümlelerini yazmaya ve hürriyet şarkılarını yaratmaya davet etti. Kullanıcılar içinde kendi fotoğraflarının da olduğu hürriyet filmleri yaratabiliyor ve bu filmleri sosyal medyada dilediğince paylaşabiliyor. Ayrıca seçtikleri mesaj ve fotoğraflarından oluşan bannerı hurriyet.com.tr sayfalarında yayınlanıyor. Kısaca proje tamamıyle interaktif bir proje olarak kurgulandı. www.hurriyetbenim.com üzerinden ilham verici videoyu seyredebilir, kendi video ve bannerınızı yaratabilirsiniz.

"Hürriyet Benim" filmi, daha TV’ye çıkmadan viral olarak sosyal medyada gösterildi ve çok kısa sürede yayılarak; sosyal medyada konuşulmaya ve paylaşılmaya başlandı. Kullanıcıların katkılarıyla yapılan klipleri Twitter'dan #hürriyetbenim hashtag'iyle takip edebilirsiniz.

Ben de kendi videomu oluşturdum ve benim için hürriyetin ne demek olduğunu anlattım. İzlemek için; http://www.hurriyet.com.tr/kultur-sanat/25101878.asp#406A91CF-8821-41D2-9CEE-98E00CA50D8A

Bir boomads advertorial içeriğidir.

20 Kasım 2013

Yanımda Olduğunu Hissetmem Bile Yeterli

 
Zamanla âşık olmaya âşık bir kadın olduğumu anladım.

Senin sevdiğin seni sevmez, seni seveni sen sevmezsin ve sevdiğinle olursun sonunda oda biter, gene tek başına kalırsın. Ayrılırken ayrılmamak için direnirsin. Korku yatar temelinde.

Yalnızlık korkusu.
Kaybetme korkusu.
Onsuzluğun verdiği boşluğun korkusu.
Birinin o boşluğu doldurma ihtimalinin olma korkusu.

Bunun yanında acıya alışmayı, onunla yaşamayı da öğrendim. Zor oldu. Her seferinde daha da zor oluyor farkındayım. En güzeli ve önemli olanı ise ayrıldıktan sonra medeni kalabilmeyi öğrenmem. Bunu diyenlere zamanla hak vermek. İstemeden ayrılmak ve buna alışmak. Gerçekten ilginç. Hayatındaki adamın acında yanında olmasını isterken olmadığını kabul etmemen. Direnmen. Bunların hepsi inkâr. Korku. Kime teşekkür edersin bu durumda? Seni sevdiğini söyleyip yanında olmayana mı yoksa ayrılsan da beni arayan bütün sevgililerime mi?

Yanlış ilişkilerin kadını oldum ben. Yanlış zamanda doğru insan dedim sonra doğru zamanda o kişiyi sevemedim. Bir çeşit kısır döngünün içindeyim biliyorum. Bundan çıkmak içinde işin gerçeği çok fazla kendimi zorlamıyorum. Konuşmuyorum. Konusu açılınca gözlerimin dolmasını, sesimin titremesini engelleyemiyorum. Günler geçiyor, 15 gün olmuş Rozamdan ayrılalı. Bu günler boyunca uzak olmak, yanımda olmasını istediğim kişi için gerekçe olmamalı. Ya da çalışma saatlerinden dolayı arayamamasının. Gerekçeler bazı durumlarda kişileri haklı göstermez ve o gerekçeler gene aynı durumlar için gerekçede olamaz. Benim için kabul edilemez ama onun için çok önemliyse o zaman dururum bende. Yaşadıklarıma bakar ve bırakırım. Silerim.

İnsanların hayatıma soktuğum her erkek için düşündükleri farklı. O şöyleydi bu böyleydi derken biride çıkıp “Neden ayrıldın?” diye sormuyor. Özel hayatın merak edilmesi beni önemsiz yapıyor. Üften püften sebeplerden ayrılmıyorum tabi ki. Kimisini hayatımdan tamamen çıkarabildiğim gibi kimisini de hayatım boyunca yanımda görmek istiyorum. Bir şeyleri arkadaşken becerip, sevgili olunca bütün o büyünün bozulması belki de yanımda olmasını istediğim kişiler?! Onlar bunun farkında mıdır acaba? Konuşursun konuşursun ve sonra konu “Biz neden ayrıldık Z.S?” sorusuna gelir. Ayrılırken hep dürüst olmuşumdur. Nedenlerini, niçinlerini, yürümemesini, güzel yanlarını ve beni rahatsız eden huylarını söylerim. Geçen gün gene böyle bir durum yaşadıktan sonra Bay D.’ye daha dürüst bir şekilde bunu söyledim. Zaman geçtikçe daha mı acımasız oluyoruz yoksa alıştığımız için duygularımız o ilk zamanki sivri halinden törpülenmiş ve bu yeni acımasız halini mi alıyor?

Bu kızın bunu da yaşaması gerekiyormuş ve yaşadı. Zamanla bunu da atlatacağım. Günler geçiyor biliyorum. Her gece aynı kâbusu görüyorum.  Neden uyumadığımı, uykusuz gezdiğimi kimseye söyleyemesem de işin gerçeği rüyamda onu görmem. Kızımı, birtanemi. Kollarımda son nefesini verişini.

Teşekkür ederim.
Yanımda olan,
Olduğunu hissettiren,
Beraber ağlayabildiğim,
Beni gördüğünde sadece “Z.S.” deyip sarılan,
Her gün mesaj ve mail atan, arayan herkese teşekkür ederim.

8 Kasım 2013

Roza’yı Kaybettik.


Rozamı, kızımı, birtanemi, Boncuk gözlümü, Delibaşımı, Serserimi, Asimi yani her şeyimi kaybettim.
Dün gece (06.11.2013. Saat: 21:00) kollarımda öldü kızım benim.

Neden yazı yazmıyordum çünkü bir aydır ona bakıyordum. Annemin sağ elinden ameliyat olması ve Roza’nın da keneden zehirlenmesiyle Ekim ayı benim için çok yoğun geçti. Evi temizle, yemek yap, Roza’yı veterinere götür, serumlar, iğneler, testler, ilaçlar derken sabahları ve akşamları Roza’yı dışarı çıkar derken günlerim çabucak geçiyordu. İlk zamanlar kabul ediyorum çok yoruluyordum. Herkes bana “Sevap işliyorsun.” derken ben “O iyi olsun da ben başka bir şey istemem.” diyordum. İyi olsun kızım, kalksın kızım, yeniden kumsalda koşabilsin, yeniden kuyruğunu sallasın, pati versin, çaksın, diğer patisiyle çaksın, ben markete gittiğimde evin önünde yatıp beklesin ve yokuşun altında beni görünce koşa koşa yanıma gelsin. Eti form yemek için bildiği her numarayı sırayla yapsın. Hangisi tutarsa mantığıyla istesin, ben ona “Pisboğaz kızım.” deyip seveyim, kumsala gidelim. Ben kitap okurken o şezlongumun yanına yatsın. Denize girdiğimde beni beklesin, sabahları beraber koşalım, akşamları yürüyelim. O uyurken ben gideyim ve o beni kokumdan bulsun. Kolumun altına kafasını soksun ve “Sev beni.” desin. Yanıma gelsin, divana çıksın ve bütün yaz yaptığımız gibi beraber yatalım. Kolumun altına girsin ve başını göğsüme dayasın. Ben nefes alıp verdikçe hoşuna gitsin. Gözlerini bana dikerek uyusun. Rozam ölürken de bana baktı. Huzuru, sevgiyi, minneti hissettim onunla. Karşılıksız sevdim onu ben, oda beni. Çok sevdik birbirimizi hem de çok. O kadar hayvanım oldu ama Roza farklıydı hem de çok farklıydı. Bakışarak anlaşırdık biz. Ben ders çalışırken ayağımın altına yatar ayaklarımı onun beline sarmamdan hoşlanırdı. Suyu sevmez ama taranmaya bayılırdı. Bütün gün bana yaslanırdı. Taşa yatmaz illa paspas, divan, sedir üstü isterdi. Gündüzleri minderinde yatar, gece olunca yatağına gider ve battaniyesinin altına girerdi.

5 Kasım şunları yazmışım;
“Bu sefer olmaz olmamalı. Bütün emeklere, umutlara, o azme ihanet edilmemeli. Bu sefer benim neden olduğum bir ölüm daha yaşamak istemiyorum. Bütün sevdiklerim tek tek beni bırakırken bu sefer olmaz Roza. Beni bırakamazsın. Bunu yapamazsın kızım. Sendeki hayat ve yaşam enerjisi varken seni bırakabileceğimi asla düşünme. Sen iyi ol. Yaşa kızım. Ben seni kucağımda götürüp getirmeye razıyım. Hiç ağır gelmiyorsun bana. Sen iyi ol ki ben sana ne istiyorsan onu yedirmeye razıyım. Sen iyi ol kızım. Güçlen ve toparlan. Bu uzun bir tedavi ama biz bunu beraber aşacağız. Biliyorum. İnanıyorum.”

Böyle demiştim bir gün önce ve biz hastalığımızı yendik. Ama Rozamın doğuştan kalp kapakçığında sorun varmış ve dün akşam sofra kurarken bir anda fenalaştığını gördüm. Hemen kucaklayıp veterinere götürdüm. Oraya gittiğimizde kalbinin artık yeteri kadar kan pompalayamadığını, akciğerlerine yeterli oksijenin gitmediğini söylediler. Ayakları ve kulakları buz gibi olmaya başlamıştı kızımın. O kadar düşüktü ki ölçemediler bile. Ona rağmen hala bana bakmaya çalışıyordu her zaman yaptığı gibi. Öleceğini o an hissettim. Sonra annem ile babam geldi. Son kez anneme de baktı ve sabaha çıkamayacağı söylendi. Kollarımda acı çekmesini izleyemezdim. Nefes almaya çalışmasını ve alamadıkça bana yalvararak bakan gözlerini görüyordum.

Kafasını okşuyordum.
Onu öpüyordum
Ve
İşte o an, o zor kararı verdim: Uyutmalıydık.
Acı çekmemeliydi.
Uyumalıydı.
Son nefes son bakış.

Yanından ayrıldığımda hemen yanıma gelmek isterdi ve o son dakikalarında yanında olmak istedim. Başını tuttum ve “Uslu kızım benim.” “Yok bir şey tatlım.” “Her zamanki gibi iğne oluyoruz.” “İyi olacaksın Rozacım.” tekrar tekrar “Uslu kızım benim.” “Sakin ol Rozacım.” “Ben buradayım tatlım.” dedim. Son kez bana baktı ve ben onun patisini okşarken o halsiz haliyle sol elimin üzerine patisini attı.
İşte o an son anımızdı.
Bende biliyordum, O da.
Vedaydı.
Son kez patisine baktım, ona baktım ve alnından öpüp kulağına “Seni seviyorum Roza. Her şey için teşekkür ederim.” dedim. Sonrası gözlerini kapatışım, prensesler gibi temizlemem ve arabaya atlayıp yazlığa gitmem oldu. Bahçenin en çok sevdiği yerine gömdük kızımı. İzmir’in en yağmurlu gününde. Gece yarısı. Çok severdi orayı. Beraber yürür ve oradan denizi izlerdik. Şimdi orada yatıyor. Son günlerini benimle geçirdiği için mutlu olduğunu biliyorum.

Çok üzgünüm hem de çookk… Duygularımı anlatamam, tarif de edemem. Son bir kez daha ağlıyorum. Dün yağmurun altında ağladım. Biraz önce eşyalarını toplayabildim. Çok garip demi?! İnsanda ölürken yanında çorabını götüremiyor, Rozamda götüremedi. Elim hangi eşyasına gitse onun kokusunu alıyorum. Tasmalarını saklıyorum. O kadar zor ki ölenin arkasından eşyalarını toplamak. Demin size bu yazıyı yazmak için odama geldim ve solumda çapraz çantamı gördüm.

Bu neden yerdeki deyip astığımda içinde bir şey olduğunu fark ettim: Rozamın fırçası! 

Ölüm böyle bir şey işte. Tam alıştım dediğinde ona ait bir şey çıkıyor ve sen yeniden dağılıyorsun. Gülüyorsun ama aslında ne yaptığını bilemiyorsun. Zamanla buna da alışacağım biliyorum ama şimdi O zaman, bu zaman değil. Başım, bütün vücudum ağrıyor. Sanki üzerimden binlerce ton geçmiş gibi yorgunum. Yorgunluk da denmez aslında buna. Çöküş. Beklemediğim bir zamanda, hastalığını yendiğimiz artık o eski günlerini yaşamasını istediğim, ona çok güzel bir hayat sunmak için planlar yaptığım günler varken onun kalbine yenik düşmesi inanın hala inanasım gelmiyor.

Rozamı ölürken ki haliyle değil de o gülen yüzüyle, sevgi dolu bakışlarıyla hatırlıcam.