31 Aralık 2010

İyi Dilekler ile 2011'e MERHABA ♥´`*

 
Herkesin kutlama yazısı yazdığı şu günlerde bende bir yazı yazmalıyım dedim =)) Ama aklımda o kadar çok şey vardı ki hepsini kısa kısa belirtmeden de geçmek olmazdı ;)

Asıl yazacaklarımın yanında dikkatimi çekti de üye sayısı artmış =) Herkese teşekkürler…

Finallere hazırlık ve vizeler sonrası gelen bir salaklaşma dönemi sonrası ne yazı yazabiliyordum ne de kendime zaman ayırabiliyordum. Dağıttım, kendimden geçtim ve şimdilerde bunun üstesinden gelip toparlanıyorum. İlk dönem biterken, dönemi iyi bitirmek en büyük isteğim. Sakın terk derdimin dersler olduğunu sanmayın çünkü hayatımda önem verdiğim bir diğer şey olan keman çalmam ile ilgili süper gelişmeler var. Elimdeki Tatlı Yaralar meyvesini verdi ve keman hocamdan küçükte olsa bir gecede çalma teklifi aldım. Orkestra ile birlikteymiş. Günü biraz ters ama bakıcaz. Yazarken bile heyecanlandım. Geçmiş yazılarımı okuyanlar sahnede çaldıktan sonraki halimi bilirler. O zamanki olay bu kadar ciddi değildi ve kişi sayısıda azdı ama bu sefer iş çok ciddi. Stres yaptım kendi içimde sanırsam. Ama olsun mutluluk sarhoşu modunda dolaşıyorum aklıma geldikçe. Yüzümde bir anda kocaman bir gülümseme oluyor =)) soranlara “Hiiççç” diyorum. Halbuki o hiçin ne olduğunu sadece ben biliyorum. Güzel bir sır bu. Tabi artık sır değil ama olsun =))

Şu sıralar kafamı bir konu hakkında boşalttım. Ohh rahatladım valla. Tabi ki de konu erkekler. Sevdiğim çocuk artık hayatımda değil. Aklıma ilk gelen kişi de değil. Ayy dünya varmış ya. Zor olsa da kurtuldum. Şimdi kendim, heyecanlarım ve streslerim ile hayatıma bakıyorum. Bazen diyorum “Kendim bile bana çok gelirken başka birisini kaldıramam”. Birazda böyle deneyelim bakalım. Daha sonra ne olur bilinmez ama bu yeni durumu sevdim ve alışana kadar zorlansam da hemen alıştım ve ayrılmaya da niyetim yok =)) Seviyeli ilişkimizi ilan ediyorum burdan, cümle alem duysun =)))


Gaza geldim ve bişey daha itiraf etmek istiyorum. Ben “Zuhal Topal ile İzdivaç” programını izliyorum ama sadece onun programını =)bence Esra Erol’dan daha başarılı. FOX’daki Su Gibi’ye ise bişey demiyorum çünkü onlar işin cılkını çıkarmış ve seviyesiz bir program yapıyorlar. Bütün bu kişilerin içinden Zuhal’i ayırıyorum ve bayılıyorum ona. Resmen okul sonrası beynimi dağıtıyor ve eğlendiriyor. Arada denk gelirseniz izleyin derim.

Hatta bu hafta Japon bir kişi vardı ve adı da Şingo’ydu. Çok tatlıydı ya =)) Türk kızı istiyormuş. Buldu da. Aileye önem veren bizim kültürümüz onlara bu anlamda yakın zaten. Şahsen benim tercihim Koreli olurdu ama olsun Japon da iyidir. Şingo Amerika’da yönetmenlik yapmış falan. Bugün sonunda 8 talibinden birini seçti. Bende o kızı seçmesini istemiştim zaten ;) bunu neden anlattım bilmiyorum ama okulda bu programı izleyenleri dışlar gibi bakıyorlar. Buna bir tepki olarak yazmış olabilirim =)) Forever Zuhal Topal ile İzdivaç =)))


Millet yeni yılda yeni dilekler falan dilerken ben liste yaptım. 2010’un son saniyelerinde süper hızlı okuma becerimle 50 maddeyi okumak istiyorum  =))) bunu yapmak ise ilk isteğim =)) bugün gittim alış veriş yaptım ve öylece gezindim Forum Bornova’da… İnsanlara baktım… Telaşlarını ve heyecanlarını gözlemledim. Hava soğuktu ama kimse umursamıyordu. En güzeliydi bence =)) Kar yağmayan bir İzmir’de hafif soğuk bana kışı ve yeni yılı hatırlattı. İlk kez bu sene o kadar heyecanlanmadığımı hissediyorum. İçimde bir şeyler oluyor ama ne olduğu dışarı çıkmıyor, bir türlü dile gelmiyor. Yarın bütün gün evdeyim ama  akşama keman dersime gidicem. Artık o saate kadar evi hazırlarım =)) Akşama bizde yapacağız artık bir şeyler ;)) hediyeler ve süprizler…  =))


NOT: Neden kırmızı don alınır ve neden giyinilir yeni yılda bilmiyorum ama kırmızı don olayı bugün beni korkuttu. Neden diye soracaksınız. Her yerden don çıkan ve sarkan bir yerden geçmek zorunda kaldım ve bizim millet gibi tahrike açık insanlar oradan geçse başıma ne gelirdi acaba dedim :S direk uzaklaştım. Ne aldım ne de baktım…


İşte yazımın sonu…
Herkesin yeni yılı şimdiden kutlu olsun =)))

Bol neşeli, mutlu, umutlu, tabi ki de en başta olması gereken sağlıklı sonra başarılı, bol aşklı, paralı_çıkarsa bana da uğrayın ;)_sevdiklerinizin yanınızda olduğu, biraz hüzünlü, şanslı, heyecanlı ve bunların yanında sonu ÇOK MUTLU bitmesi dileklerimle…

12 Aralık 2010

Ayşegül Aldinç & O Kız


İşte hayatımda beğendiğim kadınlardan biri.

O benim idolüm.
O benim güzel denildiğinde aklıma gelen kişi.
O, Ayşegül Aldinç =)

Bayılıyorum ona yaa =)) Şu sıralar müzik piyasasında “O Kız” albümüyle geri dönüş yaptı. En çok sevinenlerden biriyim herhalde. Bıkmadan, usanmadan MP3’ümde eski yeni şarkılarını dinliyorum. Sıkılmıyorum. Hatta silmek bile istemiyorum.

Albümün tanıtımını yapmayacağım çünkü kendisini sevdiğim için hayat şuan pembe gözlüklerimle ona bakmak gibi benim için =)) ama şu kadarını yazabilirim:

“Prodüktörlüğünü Emel Müftüoğlu'nun yaptığı albümdeki şarkıların düzenlemelerinde Ozan Çolakoğlu, Mustafa Ceceli ve Mithatcan Özer'in imzası var. DJ Suat Ateşdağlı'nın da hazırladığı remixlerle katkıda bulunduğu çalışmanın fotoğraflarını Nihat Odabaşı çekti. Ayşegül Aldinç uzun bir aranın ardından yayınlamaya hazırladığı çalışması hakkında "Tüm sevdiğim insanlar ile bu Single'da buluştum. Bu mutluluğu ve zevki sizlerle paylaşma vakti geldi. Keyifle dinlenecek biliyorum" şeklinde konuştu.


Bir gazeteye verdiği röportajda şöyle demiş Ayşegül Aldinç:


Single’ın prodüktörü Emel Müftüoğlu. Bu nasıl gerçekleşti; o mu istedi yoksa siz mi teklif ettiniz?

-Onun artist avcılığı ve prodüktör kafasını kimse bilmez. Prodüktörüm olmasını istedim, bunu hak etmediğini söyledi. “İzin ver buna ben karar vereyim” dedim.

Yeni fotoğraflarınız da müthiş. Nihat Odabaşı ile Alaçatı’ya gidip nasıl yarattınız o fotoğrafları?

- Nihat, Alaçatı’da moda çekimleri yapıyordu. Her şeyin çok güzel olduğunu ve gelirsem güzel şeyler çıkarabileceğimizi söyledi. Ben de teklifini kabul ettim.

Siz geçen yıllara rağmen hiç değişmediniz. Gençlik iksirini mi buldunuz?

- Bedenime gazetelerde yazıldığı gibi acımasız şeyler uygulamadım. Tabii ki spora başladığım ilk zamanlarda kaslar biraz tepki gösteriyor ama sonradan her şey rayına giriyor.

Biraz botoks, biraz vitamin iğneleri... Öyle mi?

- Bir ara botoks yaptırmıştım. Ama baktım ki ifademde değişiklikler oluyor, bir daha hiç denemedim. Ama PRP diye bir yöntem var; onda kendi kanınızı alıp santrifüjden geçirip tekrar vücudunuza enjekte ediyorlar. Ben, fiziğimi bozmamak ve eski halimden çok farklı olmamak koşuluyla vücuduma ufak tefek dokunuşların yapılabileceğini düşünüyorum. Asıl tuhaf olan bütün bunları sanki bir suç işlemişsin ve kendini savunuyormuşsun gibi anlatmak zorunda kalmak. Güzel olduğum için neredeyse özür dilemek zorunda kalacağım. Bu bana çok salakça geliyor. Baba tarafım Boşnak’tır. Genlerime ve aklıma teşekkür etmem gerek.


Şunu fark ettim. Bu kadın hiç yaşlanmıyor. Hala eskisi gibi güzel. Hatta eskisinden bile daha güzel ;) Hani şarap gibi derler ya işte aynen öyle bir kadın Ayşegül Aldinç. Yaşı ilerlese bile o yaşının verdiği olgunluk ile her döneminde daha da güzelleşiyor. Tabi seksi halini söylememe gerek yok herhalde. Her daim seksi ve alımlı bir kadın olmayı başarmıştır O.

Geçen okuldan dönmüş, odamı temizlerken radyoyu açtım ve direk denk geldiğim kişi Ayşegül Aldinç’di. Bir radyo da 1saatlik Dj lik yaptırıyorlardı. İstediği şarkılarının yanında kendi albümünden de şarkılar çaldı. Odayı toplamayı unuttum oturdum bir güzel dinledim 1 saat onu =)) Manyaklık benimki galiba =)))

Ama onun en sevdiğim şarkılarından biri “Ben kimselere yar olmam” dır. Hatta ilkokuldaydım ilk o şarkıyı dinlediğimde ve sınıftaki kızlarla beraber beden dersinde klip çekmiştik. Yaş 8 ya da9 =)) tabi o zamanlar kaset zamanı ve ben albümünü bulamamıştım. Ne kadar üzülmüştüm o zamanlar… Yıllar sonra şimdilerde MP3’ümde =)) Şarkının MP3’ümde olduğu anın verdiği sevinci düşünebiliyor musunuz? =)) Mest, bahtiyar ve mutlu bir Zehirli Sarmaşık =)))


Başka şarkıları da var eskilerden. Mesela;

Alimallah

Beni Hatırla

Anladım Ben Seni

Alev Alev

Al Beni

Yanlışsın

Kara Sevda

Bekleme Gelmeyeceğim

Hayır

Sorma

Haberi Yok.


O Kız – Ayşegül Aldinç (Söz: Sezen Aksu)

Nihat Doğan ve Sözleri!!


Şu sıralar Face’deki duvarımı Nihat Doğan sözleriyle dolduran ve her gün bir yenisini daha ekleyen arkadaşlarıma ne diyeceğimi bilemiyorum. Gerçekten ilk başlarda güzeldide şimdilerde resmen sıkıldım bundan ve duyduğuma göre bazılarını Nihat Doğan kendi söylemiş. Her gelen paylaşımla beraber “yok artık diyorum”.

Allahını severseniz kim bu Nihat Doğan ya??

Delikanlıyım deyip deyip gezen sonra Seda Sayan’la aşk yaşayıp adını daha da bir duyuran ama bunun yanında maço ve delikanlı terimlerini birbirine karıştıran, Seda Sayan’ın minilerini yırtıp sonrada onunla evlenmediği için Seda Sayan tarafından terk edilen ardından da garip garip emo tarzı resimler çektiren bir kişi benim gözümde. Ayrıca tam bir iktidar yalakası olarak görüyorum. İsteyen bana katılır, isteyen katılmaz ama bence öyle. Ne müziğini dinledim ne de duvarına üye oldum. Ama şunu biliyorum ki Okan’ın programına çıkınca reyting olarak bir Show Boy olarak görev yapıyo. Show Boy deyince delikanlılığına laf gelmiş olabilir ama onun çıktığı programları artık millet tiye alıp izliyo. Bunu kendiside biliyo ve sözlüklere falan dava mı açmış ne yapmış, beğenmemiş bu durumu. Tabi Nihat Doğan’ı sevenlerin yanında sevmeyenlerde var. Ve benim gibi duvarımda onun sözleriyle tacize uğrayıp bu yazıyı yazmaya iten sebeplere sahip kişilerde.
 
İşte bir kaç arkadaşımın paylaştığı sözler:
*Ne kadarı doğru ne kadarı yanlış bilemem.*

-New York'da Beş Minareyi izledim. Anladığım kadarıyla Film New York'da geçiyor.
-Nihat Doğan sakal gibidir, sakal kestikçe daha gür çıkar.
-Nihat Doğan ayna gibidir, kim nasıl bakarsa öyle kendisini görür.
-Senin ruhun benim ruhumun önünde diz çöker, tövbe ister.
-Avatar'ı dokuz kere izledim, anladığım kadarıyla uzayda geçiyor.
-Benim koyunum Avrupa’nın koyunundan farklı bakıyor.
-Nihat Doğan Bob Marley'in “No Woman No Cry” şarkısının anlamına son noktayı koydu "Ağlamayana Kadın Yok"
-Geçen gün Fransa'ya gittim, inanır mısın 5 yaşındaki çocuk bile şakır şakır fransızca konuşuyor.
-Geçenlerde Eskişehire gittim. Çok anlamsız, ben gayet yeni ve modern bir şehir gördüm.
-Kurtlar Vadisini 4 yıldır izliyorum, arkadaş inanır mısın 1 tane bile kurt göremedim.
-Küçük zihniyetli insanlar anlayamadıklarına saldırırlar.
-Nihat Doğan bir felsefedir.
-Benim olmazsan taciz ederim, felsefesinin kurucusu.
-Nihat Doğan bir duruştur.
-Nihat Doğan konuştuğu zaman anlayan anlar, anlamayan anlamaz...
-Belki bir tondur aşkın ağırlığı.
-Karşındakinin adam olup olmadığını aşıkken değil ayrılırken bilirsin kardeşim.
-Bu milletin bırakın insanına kedisine de aşığız köpeğinede aşığız.
-Bir halk kahramanı olmak benim en büyük idolüm...

İşte en büyük sözünü sona sakladım:
-Benim yediğim pekmez, gittiğim Antep, duvarda resmim, alemde ismim var arkadaşlar. Herkes rahat olsun.

Başka söze gerek var mı???
Bu sözlerle duvarımı taciz eden arkadaşlar yeter artık!!!
Daha fazla bu sözlere maruz kalmak insanın psikolojisini bozuyor =)))

Bişey Yapmalı Ama Ne?

Ne yorucu haftaydı yaa… Ya da yorucu 2 hafta olarak düzeltelim. Vize haftası desem herkes durumu anlarsınız sanırsam =)

Vizeler, hocalar, ödevler, dertler , tasalar, keman dersleri, erkekler, kızlar, arkadaşlık ve dostluk… Hepsi bir arada ve tabi benim hayatımda =))

Cuma günü son sınavımla beraber resmen rahatladım. Bu rahatlamaya sonuçları beklemeyi eklemiyoruz çünkü yeni sloganımız “çalışırsın, sınava girersin ve çıkışta kuzu kuzu sonucunu beklersin!” iyi ya da kötü alıcaz artık bişeyler. Ben, ÖSS zamanında bu kadar çok çalışmak zorunda kalmamıştım ki o zamanlarda daha çok konu vardı ve çoğunuda yapardık. Nasıl beynimiz alırmış ve nasıl konsantre olur muşuz şuan resmen unutmuş gibiyim. Hafta sonumu tam anlamıyla yatarak geçiriyorum. 2 haftadır izleyemediğim dizilerimi izlemekte ve okumakta olduğum kitapları bitirmekle geçirdim ve hala da geçirmekteyim. Tabi bide bunlara sporuda eklemek lazım. Onu da boşladım şu vize haftasında. Dünden beri günlük süremin  2 katı kadar çalışıyorum. Eee  arayı kapatmak lazım ama dimi =)

Bütün arkadaşlarım ya vize haftasında ya da benden önce bitirmiş finallere çalışıyolar. Bu da demek oluyor ki buluşmak ve eğlenmek için ortak zaman bulmak zor olacak. Dün herkesi toplamak istedim ama inadına İzmir’e kar yağdı ve hava bildiğiniz bir gecede soğuk ötesi oldu. Bugünde Pazar ve kimse dışarı çıkmaz. Bakalım artık, belki hafta içi bir gün belirleriz ve o zaman çıkarız. Özledim ya bizim topluluğu ve tabi Jelibon’u ;))


**Şimdi sizden bir ricam var. Bu boş bir kaç günde üzerime sinen stresten kurtulmak için ekstradan ne yapmalı???  =))