tayt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tayt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2013

Mimlenmişim ...8

Mia nın aslında mimi ama ben soruları çok beğendim. Soruları alıp cevaplamak içinde Mia’dan rica ettim. Sağolsun o da “Tamam.” dedi ve ben bu güzel soruları cevaplıyorum =)

Hadi bakalım. Önümüzde tam 18 bolca soru var ;)

1- Hayatınızda mucize olarak nitelendirebileceğiniz bir olay geldi mi başınıza?
Mucize dermisiniz bilemiyorum ama en çok görmek istediğim kişiyi düşündüğüm anda kapının zili çalmıştı ve bir gece yarısı onu kapıda görmemle deliye dönmüştüm.

2- Hayatınızda aldığınız en büyük risk neydi?
Herhalde ÖSS zamanında tek bir meslek seçmem ve 5 tercihle tercih sürecimi kapatmam, benim için riskti. Bide bunu kimseye söylememiştim yani riski üstlenmiş ve sonuçları ne olursa olsun arkasında duracaktım.

3. Almayı düşünüp de alamadınız neler var?
Renault yeni Clio (Kırmızı olmalı), adL in yeni kreasyon elbise ve çantaları =)

4- Kıyafet konusunda takıntılarınız var mı? (Asla beyaz giymem vs.)
Mia gibi bende Ugg giymem. Ayrıca, florasan renklerden pembe ve turuncu olan giysileri giymiyorum. Bide sarı rengi giymiyorum (Annemin bana verdiği bir sarı kazağı var. Bir tek onu giyiyorum. Oda saf yün olduğu için yılda bir kez denk geliyor.).Aşırı salaş şeyleri sevmiyorum. İncecik tayt giymem.

5- Nefret ettiğiniz huylar ya da nefret ettiğiniz insanlar?
Çok alıngan insanlar, çabuk ağlayanlar (Bu dediklerim alt dudağı hep aşağıda olanlar.), dediğim dedikler, benim kızdığımı bile bile bundan zevk alıp dalıma basarak eğlenenler, mantık çerçevesinde yaşayanlar ve bundan biraz olsun çıkmayanlar, her işini gizli kapaklı yapıp sonra yakalanınca yalana başvuran insanları sevmiyorum.

6- Sizi en net tanımlayan kelime hangisi?
Mutlu

7- Hayata yeniden gelme şansınız olsa, hangi ülkede doğmak isterdiniz?
Paris. Aşıklar şehri, kaybolmak için en ideal yer.

8- Tek başına bir insan keyif almak için neler yapabilir?
Uyuyabilir =) Şaka şaka.. Sayıyorum; çay demler bütün termosu içer. Evinin en sessiz köşesini bulur ve kucağında küçük küçük çikolatalarıyla kitap okur. Sabahsa güne iyi başlamak için spor yapar. Mesela sabah koşularını deneyin derim ;) Eve gelince sıcacık banyosuna girer ve müziği son ses açar. Çıktığında dans ederek evi turlar. Neti açar, yarım bıraktığı dizinin sezonunu bitirir. Arşivinden bir Cem YILMAZ gösterisini açar onu izler. Morali tavan olduktan sonra güzelce giyinip dışarı çıkar. Deniz kenarına gider oturur, fotoğraf çeker. Evde okuduğu kitap çantasında olduğu için bir kafeye girer ve bir fincan kahvenin eşliğinde kitabını okumaya devam eder. Yeni tatlar dener. Sokak sanatçılarını izler. Vapura biner Karşıyaka’ya gider. Alışveriş yapar. Sırf keyfine, D&R a gider gezer de gezer. DVD arşivine yeni DVD ler katar. Takıl bana, sıkılmayız seninle ;)

9- Nikâh masasında evleneceğiniz kişiden “Hayır!” cevabı alsanız?
İlk tepkim suratına bakmak olur. O an şaşırdığım için (Şaşırma sürem 3sn.) bu sürenin sonunda “Nasıl ya?!” der ve kalkar giderim. Kalsın orda mal gibi!

10- Ölümden sonra var olan hayata inanıyor musunuz?
Evet. Ama öyle çekirge ya da öküz olarak gelmeye inanmıyorum =) Öldükten sonra bir şeyler olacak anca buna inanıyorum.

11- Sizi yazmaktan soğutan olaylar?
Yazmaktan soğutan değil de beni yazmaya teşvik eden olaylarım var. Mesela biten her olayımda illa yazıyorum. Sonra mutlu olduğumda illa yazıyorum. Başımdan geçen bence ilginç bir şey olduğunda yazıyorum. Ouuvv en güzelini sona sakladım; sinir olduğumda kesinlikle yazıyorum. İsyanım bir de buradan alevleniyor.

12- Kendinize robot bir sevgili yapıyorsunuz, ona hangi özellikleri eklemek isterdiniz?
Duygusal olarak seviyeler ve birine dokunduğunda hissedip bunu hafızasına almasını ayrıca bu duyguyu içinde hissedebilmesini eklerdim. Çok mu ütopik oldu ne?! #)

13- İnsan kaderini mi yaşar, kaderini mi yazar?
Yazılı olan kaderin seçeneklerini seçerek kendi yolunu çizer. Hayat, olasılıklarla dolu.

14- Aklınıza ilk gelen İngilizce kelime hangisi?
Hi!

15- Bir kitap yazsanız, adı ne olurdu?
Kakaolu Profiterol; bir bardak su, dört bardak un…

16- Blogger olmasa, şu an gerçekleştirdiklerinizi nerede gerçekleştiriyor olurdunuz?
Eskiden msn spaces ım vardı. Oradan yazardım. Gene oraya dönerdim herhalde.

17- Birinden hoşlanıyorsun ama hoşlandığın kişi en yakın arkadaşından hoşlanıyor, arkadaşınsa boş değil ona karşı. Ne yaparsın?
Böyle bir durum? Bana hiç de uzak değil. Dürüstçe cevap veriyim mi: kesinlikle aralarını yapmazdım. Olur mu öyle ya. Ben hoşlancam ama sonra onlar çıkmaya başlıcak ve acı çeken ben olcam. Üzgünüm canlar ama bu konuda çöpçatan olamam. Hayatım boyunca da bu konuda olmadım zaten.

18- İnternette sahip olduğunuz ilk takma isim neydi?
“Lora” =) Hatta ilk aldığım msn adresi de bu isimden oluşuyordu. İlk lise birde bir arkadaşımı bu adresime eklemiştim ve yıllar geçti hala beni bu isimle çağırır =))

Mimlediklerim

19 Şubat 2011

Aklıma Takıldı İşte Ne Yapalım


Çok saçma ve çok gereksiz gelebilir ama bu sorunun cevabını 2 gündür arıyorum.

Sorum şu: Balıketli kadın ile kilolu kadın arasındaki fark nedir?

Başta da dediğim gibi çok saçma ve çok gereksiz gelebilir ama ben bu sorunun cevabını merak ediyorum arkadaş =))
  
  
Aslında her şey büyük bir toz bulutuyla başladı deyip konuya girmek isterdim ama oraları hızlıca geçiyorum. Bıla bıla bılaaa… geldik günümüze =))) O müthiş cuma! günümden sonra eve geldim ve TV’yi açtım. İzleyecek bişey ararken karşıma Kanal D’nin yeni yarışma programı “Bana herşey yakışır” ı gözüme kestirdim. Yarışmanın konusu şu şekilde, izlemeyen ve merak edenler için kısa özet veriyim. 5 bayan var ve bu bayanlara bir konsept veriliyor ve tabi bunun yanında 1000TL de para. Bu parayı yetirerek en güzel konsepti hazırlayan haftanın birincisi olup parayı alıyor. Aynı zamanda internet sitesinden de siz de kendi konseptinizi oluşturup, fotoğrafınızı yükleyip internet üzerinden yarışıyorsunuz falan filan. Hayli ilginç bir yarışma. Ben neden bunu ve tabi son gününde izledim, işte oraya geliyorum. Bu bayanlardan 3ü benim tabirimle kiloluydular. Ama onların tabiriyle balıketlilermiş. İşte olan bundan sonra oldu. Balıketli ve kilolu… Fark nedir yani kime balıketli denir? Teyzelerim 44 bedenin üstünde giyindiler ve kendilerine balık etli dediler =S    Bide o kalın bacaklarına bakmadan mini elbiseler denemediler mi? Allah’ım vurun beni yaa…


Yeri gelmişken ulusa sesleniyorum: lütfen kilolu bayanlar, fazlalıklarınızın olduğu yerlere yapışan kıyafetleri giymeyin. Hiç yakışmıyor. Mesela bacaklarınız kalınsa çok mini giymeyin. Diz hizası ya da hafif diz üstü yeterli olur. En kötü, toplayıcı çorap giyip ondan sonra giyinin ki biraz daha düzgün görünsün. Ya da göbeğiniz var ve baseniniz çok kalın ise lütfen düşük bel giymeyin. Hazır yüksek bel modayken gidin yüksek bel pantolon alın. Kemer alın toplayın, dikkati başka bir yere çekin. Ve gelelim en beğenmediğim kıyafet konseptine. Şu tayt ve kazak konsepti. Sevmiyorum ve herkese yakışmadığını düşünüyorum. Yakışana evet harika oluyor ama yakışmayana yorum yok! Giyiyorsunuz o kısa kazakları, hele bir de tayt bedeninize tam oturmamışsa ağı düşük oluyor ya da iç çamaşırı ona göre olmuyor falan filan. Yapmayın etmeyin göz zevkimi bozmayın… Bu kadar ulusa sesleniş yeterli bence =)))


Asıl konuma ve soruma dönersem, ben balıketliyi, arkadaşlarıma sordum ve işte size bir kaç cevap:

-Hafif kilolu kızlar _belki_
-Kilosu orantılı dağılmış bayanlar _sanmıyorum ya_
-Türk kızlarını tanımlayan sözcük öbeği. _bak bu güzel bir tespit_
-38-40 beden bayanlar. _doğru olabilir_
-Balıketli kızlar seksidir ve ele avuca gelebilirler _bu yorumu söyleyen arkadaşın o anki yüzünü hatırladığım için yayınlıyorum_

İşte tespitler bu şeklide ama ben genede tam bir şeye ulaşamadım. Yorum getirmek isteyene kapım açık =))