erasmus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erasmus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2012

Tatil Güncesi ...3

Bu hafta İzmir’deydim.

Tabi ilk işim direk pazartesi Kuzumla buluşmak oldu. Bütün gün Alsancak’da takılıp her şeyi ama her şeyi konuştuk. Özlem giderdik. Çok özlemişim onu ki duygular karşılıklı biliyorum ;) Bir türlü buluşamadık ki koca bir yıl boyunca. Onun çalıştığı projeler, benim çalıştığım gruplar ve tabi fuarlar derken bütün buluşmalar yalan olmuştu.

Bir de herkesle toplu buluşma ayarlamaya kalkmak çok zor oluyor. Onun yerine bu sene herkesle bir bir buluşmaya karar verdim ve uygulamaya başladım.

Ohh be en güzeli buymuş =))


O gün buluşmaya giderken çok hoş bir şey oldu. Hani size bir yazımda bizim evin orada restoranların olduğunu ve duraklara park ettikleri için insanların hayatlarını tehlikeye attıklarını ve benimde onları inatla polise şikâyet ettiğimi yazmıştım. İşte bu iki haftalık İzmir’de olmadığım sürede belediyem durağı biraz daha aşağıya taşımış. Valla sevindim ama benim bunu ilk fark etme anım çok hoştu. Şimdi gittim durağa ve “Ana durak yok!”. Kaldırımı bile baştan yapmışlar yani bilemeyene eskiden burada durak vardı desen hadi canım der öyle bir düzenleme yapmışlar ki eski durağın olduğu yerde yeller esiyor =)) O zaman neymiş belediyemize ve polisimize bu konuda güvenicez ve şikâyetlerimizi sonuna kadar devam ettircez. Tabi bu restoranların kaldırımları işgal etme hakları olduğu anlamına gelmiyor. Kafamı bozmasınlar şikayetlerime yeniden başlarım.

Salı günüde Jelibonum Erasmusla Almanya’ya gidecek diye hemen buluşmalıyız dedim. Ama garibim sıcaklarda dışarı çıkamıyor. O nedenle ben kalktım gittim onun evine. Bir de erken gittim ki uzun uzun oturalım konuşalım sonra bir baktım ouvv bayağı oturup konuşmuşuz =)) Muhabbetin ortasında öğrendim ki benimki martta gidecekmiş yani ikinci dönem. Valla içim rahatladı. Bendeki telaşı bir görseydiniz. Kalk kalk kalk kalk git git git modundaydım =)) Şimdide bir haftalığına yazlığa gidicez. Umarım bir sorun çıkmaz. Şöyle beraber İzmir sıcağından kaçalım dedim. Buraya geldiğimden beri sabahları geç kalkıyor, geceleri ise uyuyamıyorum. Sıcaktan değil uyuyamamam. Yorulmuyorum çünkü. Hâlbuki sabahları klasik sporuma yeniden başladım ama işte gezsem, alışveriş bile yapsam yorulmuyorum. İzmir beni çok enerjik bir hale getiriyor. Benim üstümdeki enerjisi yüksek bu şehrin ;)

Çok alakasız olacak ama ben çalışmak istiyorum.
Şöyle bir yandan okuyup bir yandan da çalışabileceğim işler var mı?
Mesela seslendirme, çeviri gibi işleri kastediyorum.
Tavsiyeleriniz bekleniyor ;)

NOT: Fotoğraflar şahsım tarafından çekilmiştir.

12 Temmuz 2012

Erasmus


Haftaya üniversite sınav sonuçları açıklanıyormuş. Sınava girmiş herkese şimdiden bol şans diliyorum. Umarım istediğiniz mesleği seçersiniz (puanınız inşallah fazla fazla yeter =) ) ve tabi en önemlisi seçimlerinizin sonunda ömrünüz boyunca mutlu olursunuz.

Mesleğiniz doğrultusunda üniversitelerde seçiyorsunuz ve imkân olarak sizi ERASMUS ile Avrupa’ya yollama imkânlarından bahsediyorlar. Benim bu yaşıma kadar karşılaştığım ve bizzat tanık olduğum durumu size bu yazımda anlatacağım. Şimdi bilmeyen olabilir ve bunu okurken bu kız kaç senedir üniversitede de bu zamana kadarı söylerken bu kadar emin olabilir diyebilir. Haklılar ama bende onlara şunu söylemek istiyorum. Benim annem ile babam üniversitede çalışıyor ve öğrencileriyle bu durumları yıllarca yaşayıp sorunlarıyla uğraştılar. Çocukluğum bu konuların içinde ve üniversitede geçtiği için bir de aynı üniversitede okuduğum için bu tarz olayları bilmemem imkânsız gibi bir şey artık.

Olayımıza dönersek, öncelikle size karşılaşılan sorunları yazmak istiyorum:

1. Önünüze elçilik ve vize sorunu çıkabilir hele ki gideceğiniz ülke küçük bir yer ise bu sorun en baba sorun olur! Benim size tavsiyem eğer bu tarz bir deneyim yaşamak istiyorsanız büyük, oturmuş Avrupa ülkelerine gidin. Buralar nereler mi? Hemen söylüyorum: Fransa, İtalya, Almanya, İsveç. Yani küçük bir ülkede kral olmak yerine büyük denizdeki küçük balık olun. Oralarda boğulsanız ya da yolunuzu kaybetseniz bile buraya döndüğünüzde en azından denemiş olursunuz. Rakiplerinizi görmüş ve ufkunuzu genişletmiş bir şekilde dönersiniz. Tabi bu dediğim ülkelerin dezavantajlarından biri, büyük üniversiteleri olduğu için öncelikle sizi kendi ülkelerinin dil sınavına sokuyorlar. İtalya için İtalyanca, Fransa için Fransızca ve Almanya için Almanca. İngilizcenizin iyi olması gerektiğini hatırlatmıyorum bile.

2. Buradaki üniversitenizin, gideceğiniz üniversitede alacağınız dersleri sayması ki çoğu üniversite sayıyor görünüp saymıyor! Demin dediğim ülkelerden aldığınız derslerinizi üniversitenize döndüğünüzde sayılmama olasılığı üzgünüm ki çok yüksek. Ama siz derseniz ki ben küçük bir ülkeye giderim, dersleri nasıl olsa rahat rahat geçer bir de ortalamamı yükseltip dönerim bu da bir tercih. Sizin için ortalama her şeyse o zaman gidin ve yükseltin ama amacınız bir şeyler öğrenmek ise bu sizin için yeterli olmayabilir.

3. Gideceğiniz ülkenin dili bir başka sorununuz. Eğer oradaki resmi dil değil de İngilizce eğitim almak isterseniz x2 ödeme yapıyorsunuz! Bunu da daha çok küçük ülkeler yapıyor. Ama diğer ülkelerde adamlar kendi resmi dillerinde eğitim verdikleri ve sizde bunu bilerek gittiğiniz için sorun olmuyor.

4. Kalacağınız yerde önemli. Bazı yerlerde yurt yok ve eve çıkmak zorundasınız. Bunun içinde gene paranıza bakmanız gerek! Size evet gideceğiniz ülkeye göre belirlenen miktarda para ödeniyor ama benim arkadaşlarımın karşılaştığı sorunlardan biride buydu. Paraları yetmiyordu ve anneleri babaları buradan onlara para yolluyordu. İş bu şekilde olunca da durum pahalıya geliyordu tabi. Eğer birikmiş paranız varsa bunun bir kısmını oralarda harcamak zorunda kalacaksınız bunu şimdiden söylüyorum.
Örnek vermek gerekirse İsveç’in en pahalı ülkelerden biri olduğunu biliyorum. Saçını kestiremeden, kaşını aldıramadan bile dönenler var. Ne o tecrübe oldu!

5. Gelelim şu derslere, aldığınız dersleri üniversiteniz saymazsa ne olacağını biliyor musunuz?! Gittiğiniz dönem içinde o dersleriniz kalacak! Bu ne demek biliyor musunuz?! Şu demek: döndüğünüzde ilk olarak kalan derslerinizi alacaksınız ve eğer krediniz yeterse yeni dönem derslerinizi alabileceksiniz. Bu da genelde bir ya da iki ders gibi az derse karşılık geliyor ki kafadan dönemizi uzatmış oluyorsunuz. Kalan derslerinizi veremediğiniz zaman ikinciden sonra harcınız bu derslerin başına artmaya başlıyor.

Benim düşüncem bu kadar strese gireceğime o parayı 4 sene biriktirir ve üniversiteden mezun olunca da kendime hediye olarak Avrupa turuna çıkarım. Madem amaç derslermiş gibi görünüp Avrupa’ya gidip ülke gezmek o zaman bunu dürüstçe yaparım yani nolcak =)

Geçen senede bir sürü arkadaşım gitti ve bu senede gidecek. Geçen senekileri havaalanından uğurlamıştım bu senekileri de umarım oralardan uğurlamak yeniden nasip olur.

Bu sene kim gidecek biliyor musunuz benim canım ciğerim biricik Jelibonum… Hem üzülüyorum hem de onun adına seviniyorum. Çünkü biz ikimizde lisede belirlediğimiz hedeflerimize ulaşmak için çok çalıştık ve iyi bir puanla istediğimiz meslekleri kazandık. Şimdi soranlarınız olabilir. Bu kadar konuştuktan sonra senin arkadaşın nereye gidiyor? Benim arkadaşım büyük denizlerde küçük balık olmak için Almanya’ya gidiyor. Bir dönem burada olamayacak. Bu geçtiğimiz bahar döneminde ikimizde çok yoğun olduğumuz için pek buluşamasak da onu aradığımda hemen ulaşmak bile bana huzur verirken şimdi tek iletişimimiz skype olacak. Çok üzülüyorum dostlar. Dün onun için gidip çarşıdan şans kolyesi aldım. Oralarda kaybolmasın, neşesini, yüzündeki gülümsemeyi kimse bozamasın, özgür olduğunu unutmasın, yalnız olmadığını bilsin, ailesinin ve dostlarının hep onun yanında ve onun bizim için çok değerli olduğunu bilsin istedim ve bunun için ona taşlarla süslü kanatlar aldım.

Tabi başka arkadaşlarımda var büyük denizlerde küçük balık olmak isteyen. İşte böyle…
Bence büyük umutlarla bu işlere girmeyin.
Hayaliniz büyük olsun ama hayallerinizi de gerçekleştirirken ayaklarınızda yere basılı dursun.
Bol şanslar =)

13 Mart 2012

Bologna Süreci

Aslında böyle bir konu hakkında yazı yazmak gibi bir düşüncem yoktu fakat face den Hazal bana bir soru sormuş. Bunun üzerine cevaplamam ve konuya azda olsa bir yorum getirmem farz oldu =)

Konuya girmeden önce buradan Hazal’ı tebrik etmek istiyorum =) Beni Blog’dan ya da twitterdan değil de face den bulduğu için. Harikasın gerçekten =) Bana attığın mesajı yeni görüyor ve anca cevap yazıyorum. Bunun için kusura bakma lütfen. Neden buradan cevap yazıyorum ona da açıklık getireyim. Hazal, face den sana geri dönüş yapmak istedim ama sana geri dönüş yapamadım. Herhalde bir face nin güvenlik ağı güçlü ;)


Şimdi konumuz olan Bologna sürecine gelirsek bir kere bu süreç not sistemiyle ilgili. Bizde yani Ege Üniversitesi’nde ise bu yıl uygulanmaya başlandı. Benim bölümümde ise hocalar bize duyurmadıkları için geçen dönem normal not sistemimizle geçtik. Dekan yardımcısının biz sınıf ve bölüm temsilcileriyle yaptığı toplantıdan sonra şunu anladık ki: hocalar hangi not sistemini uygulayacaklarsa yeni dönem başlamadan önce bunun duyurusunu yapmak zorundalarmış yani vize ve finalin ortalamasını dersin hocası belirleyecek ve bağıl ya da doğrudan şeklinde iki sistemden birini seçecekmiş. Vizeden kaç alırsanız alın ama finalden en az 45 alamazsanız ortalamaya giremiyorsunuz yani direk o dersten kalmış oluyorsunuz. Ayrıca vize ve finalinizden aldığınız not en az 60 yani harfi karşılığı olarak CC olmalı. Bunun altında olursanız direk kalıyorsunuz.

Eskiden bu durum en az 35’di. Benim girdiğim yıl olan 2009’dan itibaren 45’e yükseltildi. Asıl sorun şu: her öğrenci aslında girdiği senenin yönetmeliğine bağlı olarak okulu bitene kadar o şekilde devam ederdi. Ama 35 sınırı 45’e yükseltildiği andan itibaren ve geçme notu en az 60 (CC) olduktan sonra DC olan yani bir altı olan harf notunu almış öğrencilerin ortalamaları düşmüş oldu. Mesela son sınıf öğrencisi bu sene mezun olacakken ortalaması düştüğü için alttan birkaç ders alıp ya da DC ile geçtiği dersleri bir daha alıp yükseltmeye gitti. Durumu kritik olanların ise dönemleri uzamış diye duydum. Bizim bölümde çok fazla bu durumdan etkilenen yok ama diğer bölümlerde etkilenenler varmış hele Gıda Mühendisliğinde bir hoca hala DC ile geçilebileceğini düşündüğü için sınıfın çoğu kalınca şaşırmış. Aramızda kalsın ama o hocada kaç yılında kalmış acaba?! =)

Hatta Ege Üniversitesi’nde dönemin ilk açıldığı hafta kampüs içinde yürüyüş olmuştu.
Bende bizzat katıldım (Tepedeki resim).

Bir örnek vererek açıklamak gerekirse:

Siz vizeden diyelim 90, finalden de 50 aldınız ve hoca yeni dönemin başında vizenin etkisini %40, finalin etkisini de %60 olarak açıklamış ve not sistemini ise doğrudan olarak belirtmişse, vize notunuzun %40’ı olan 36 ile finalinizin %60’ı olan 30’u topluyorsunuz ve sonuç 66 oluyor. Doğrudan olduğu için harf notunuz CC düşüyor. Fakat hoca doğrudan değil de bağılı seçseydi sizin notunuz bir üst harf notu olan CB olabilirdi. CC’nin karşılığı 2,00 iken CB’nin karşılığı 2,50’dir. Sonuçta ortalamanızı etkilemiş oldu. Siz finalden 50 değil de 44 alsaydınız işte o zaman, direk dersten kalırsınız. Nedeni 45 barajını aşamanız.

Bütün olay bundan ibaret.

Benim bölümde yani Ege Üniversitesi Tekstil Mühendisliği’nde hocalarımızın bazıları doğrudanı seçerken bazıları da bağılı seçtiler. Bağılı seçen hocalarımın derslerine baktığım zaman genelde o dersten çok kalan olduğunu fark ettim =)

Öyle ya da böyle bir şekilde derslerden geçiliyor. Ayrıca aklıma gelmişken şunu da söyleyeyim. Bu yeni süreçle beraber ayrıca hocaların ödev vermesi ve ödevleri öğrencilerin yapması zorunlu. Bunlarında belli bir yüzdeyle etkilemesi durumu var. Gene bu durumu dersin hocası belirliyor. Demin de dediğim gibi bir şekilde geçiyorsunuz. En kötü yaz okulu orada da olmazsa yıl içinde ikinciye alma durumu var. Devamsızlıktan kalmadığınız sürece devam zorunluluğu olmayan dersleri alırsanız sadece sınavlarına girersiniz. Yeter ki ders kredilerinizi dolduracak kadar alttan ders bırakmayın ;)

Hazal, Bologna’nın Erasmus ile alakası yok ;)
Eğer Erasmus’u da merak ediyorsan onu da başka bir yazımda ayrıntılı olarak yazabilirim ;) 

2 Nisan 2011

Gidenin Ardından Sadece Sevinilir

Sevinç, hüzün, mutluluk…
Karmaşık duygular.
Neden gene böyle oldun diye sorabilirsiniz?

 
Arkadaşım Irmak ERASMUS ile en çok gitmek istediği yeri yani Çek’i kazandı. Aslında hepimiz onun kazanmasını bekliyorduk hatta hepimiz onunla aynı heyecanı taşıyorduk. İnsan beklediği bir şeyi öğrenince nasıl sevineceğini bilemiyor. Olacağını biliyorsun ama genede heyecanlanıyorsun. Önümüzdeki sene bir dönemliğine Çek’e gidecek. Artık hazırlıklar falan derken zamanın nasıl geçtiğini anlamayız. Zaten vize haftasına girdik bile. 25’inden sonra 3 hafta ders sonra finaller derken dönem bitecek ve yaz tatili. Sonra bizim Irmak uçacak Çeklere.

Her kutlama ve tebriğin içinde biraz hüzün vardır. Sevinirsin ama onu da özlersin. Her an dolu dolu geçsin istersin, gidince bir şeylerin kopmayacağına emin olmak istersin, istersin de istersin. Ahh insanoğlu sen ne bencilsin =)

Sen? diye mi soruyorsunuz?  Yok ben başvurmadım. İngilizceme ya da ortalamama güvenmediğim için değil. Benim korkum dönemimi uzatmak. Çünkü gittiğiniz zaman dersleriniz sayılmazsa ki büyük ihtimal öyle oluyor. Bizim Ege Üniversitesi pek saymıyor. Bu nedenle de döneminiz uzuyor. Sonra 2 kat harç ödüyorsunuz. Ben bunları göze alamadım. Benim amacım farklı şuan. İleride yüksek yapabilir miyim bilmiyorum ama ben öyle şeyler düşünüyorum. Şimdi bombam geliyorrr =)) Yüksek yaparsam ya Ege’de yaparım ya da Güney Kore’de. Çünkü aklımda bir kaç tane lif çeşidi var ve onların üzerinden bir şeyler yapmak istiyorum. Şimdi bunu okuyup Güney Kore ne alaka diyebilirsiniz ama onu da sonra açıklayayım olur mu??? Biraz merak ve bir sonraki yazıma da konu kalsın =))

Bakalım hepimizin sonu ne olacak?

Irmak artık oralarda:

*Behzat Ç.yi netten izlersin.
*Bize kartta at mailde. Ama maillerde resim olsun ;)
*Yakın ülkeleri gez, toz. Dönünce yediklerin senin anlatacakların bizim olsun =)
*Derslerini sakın ihmal etme.
*Gitmeden önce cesaretini topla ve bir şey yap. O yapacağın şey sonrasında, malum kişi havaalanında donup kalsın ve sen dönene kadar düşünsün =) Fazla Amerikan filmi vari gibi oldu ama  ;) Belki oda atlar uçağa gelir sonrasında. Olur mu olur =))
*Dönünce sakın anahtarlık getirme ;)
*Her gününü bloğunda yaz =)
*Sakın bira göbeği yapma kız =))) ucuz değip çoşmayalım plss #)
*Bir dönem de olsa hayat sensiz zor olacak…


İyi Yolculuklar Irmak.