kum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2013

Tatil Güncesi ...10

**22.07.2013 Tarihli yazımdır. Buradaki internetimde sorun yaşadığım için gününde yayınlayamadım. Özür dilerim. İyi okumalar.




Geçen haftanın bütün o telaşını bu hafta yeni bir pazartesiyle atmak istiyorum. Cuma günü yazlığa gelmiş ve PURSAT ile ROZA’yı eve giderken görmek istemiştim. PURSAT’ın beni görmesi ve üzerime atlaması bir olurken (Bu hayvan her gördüğümde daha da mı kaslanıyor anlamadım ya. Ben yokken neyle besliyorlar bu hayvanı?!) ROZA ortalarda yoktu. Sonra öğrendim ki bizimkisi o sabah bayılmış sonra suyla kendine getirmişler! Bence pek de kendine gelmiş gibi görünmüyordu. “Birkaç gün benim gözlemimde kalsın, ben bakayım.” deyip ROZA’yı aldım, getirdim eve ve akşam yemeğinden sonra kızımın ateşi çıkmaya başladı. Hemen soğuk sular, patilerini, başını ıslatmalarla ateşini düşürmeye çalıştım. Başarılıda oldum. Sabahına ayağa kalkamıyordu. Zaten bir gün öncede zor yürüyordu.  Pazar günü artık tuvalete bile gidemez olunca hemen geçen sefer anlattığım V. Teyze’nin yanına gittim ve durumu anlattım. Onlarında bildiği bir veterinere hemen götürdük. Sağ tarafına (Ön ve arka ayaklarına) strese bağlı travma oluşmuş. Arka bacağının üçlü bağından da biri zorlanmaya maruz kalıp zedelenmiş. Hemen ağrı kesici ile bir ilaca başladık. Perşembe gününe kadar ilaçlarını verdim. Her gün düzenli olarak 30dk sabahları yürüdük hatta çarşamba sabahtan denize bile girdik ;) Onu çok yormadan her gün sabah değilse geceleri artık yürüyoruz. Bana da spor oluyor. Sitenin bir ucuna kadar gidip, yokuş aşağı, yokuş yukarı, merdiven inme, çıkma şeklinde zorlu etapları sorunsuz geçiyor kızım. Kışın kumsalda koşup eğlenirken şimdi yaz sezonu olduğundan dolayı bunu yapamıyoruz hatta denize bile herkesin girdiği yerden değil daha uzak bir yerden giriyoruz. Dalgaları sevmiyoruz ama kızımla. Suyun yüzüne vurmasından ise çok rahatsız. Sakin sakin suya girerken dalgaları görünce kıyıya bir yüzüşü var ki görmelisiniz. Resmen suda beni yalnız bıraktı =)) Aman iyi olsun da, keyfi yerinde olup suda beni yalnız bıraksın. Perşembe günü veterinerimiz durumunun iyi göründüğünü, bacağına yaptığım masajla ilaçların işe yaradığını söyledi. Geçtiğimiz cumartesi günü V. Teyzenin yanına akşam yürüyüşümüz olarak gittik. ROZA’yı görenler önce şaşırdı. Çünkü ben kızımı yıkamış, taramış mis gibi yapmıştım. Boynuna da Alsancak’tan aldığım ebruli çanı takmış tam bayramlık moduna sokmuştum =) Bakım her canlıya iyi gelir zaten. Beyaz kılları olduğu için yıkanınca beyazları daha beyaz, siyahları daha siyah oluverdi. Komutları da anladığı için (Bir kış çalıştık o kadar) herkesten tam not almış olduk hohoo =)))


Bu hafta annemler cumaya kadar yoklar. Artık onlar gelene kadar NAZ, ROZA ve ben yalnızız. PURSAT’ı sağıma aldım, ROZA deseniz karşımda, NAZ ise kafesinde olup bütün gün ötüyor. Onunda sezonu açıldı. Geçen senede böyle öter yolun altından duyulurdu. Millet de merak eder, yukarı çıkar, NAZ olduğunu görür ve ne güzel ötüyor deyip giderdi. Bu senede açılışı geçen gece yaptık ve ilk iltifatımızı yeni komşularımızdan aldık heyoo =)))
2 haftam kaldı.
“Deniz Kum Güneş”

Hayat aşksızda olmuyor aşklıda!.. Saatlerin önemi kalmadığında aradığın o kişi, konuşmak istediğin tek bir isim. Dün yatağımda yatmış denize vuran yakamozu izlerken anladım bunu.

“Geçen yıl aynı tarih” dedim kendime.

Gene buradaydım, ağlıyordum. Çok geçmeden o istediğim şey olmuştu. Sonra gene çok geçmeden o defter kapanmıştı. Yıkılmıştım, üzülmüştüm ve gene yakamoz denizdeydi. Ben yatağımdaydım, ışığımı kapamış, perdemi açmış odamı aydınlatan ay ışığıyla üzüntümü yaşıyordum. Ev sessizdi, kimse yoktu. Dün gene aynı şeyi yaşamaktan korktum. Mesaj atarken korktum, samimi olduğum için ilk kez daha da korktum. Kendimden emin olmamaktan korktum, yaptıklarımın günahından korktum.

Sonuç olarak bu iki haftalık yalnızlık bana iyi gelecek biliyorum. Almanya’ya gidip bilmediğim bir şehirde kimsenin beni tanımaması beni bambaşka yapacak bundan da eminim. Her şeyi özlemek istiyorum. Kıymet bilmek istiyorum. Kimi sevip kimden ayrılacağıma karar vermek istiyorum. Yeni kararlar almak istiyorum. Yeni kişilerle tanışıp, kendi hikâyemi anlatmak istiyorum.

xoxo

NOT: Fotoğraf şahsım tarafından çekilmiştir. 

17 Şubat 2013

Yazmak Ve Paylaşmak Geldi İçimden

  

Sabah uyanmak ve köpeklerle kumsalda koşmak çok güzel bir duygu.
Denizin soğuk olduğunu bilmesem girer, yüzerdim.
Öyle güzel, öyle güzel ki “Gel yüz!” diyor.

Yazın yalnız olduğum zamanlarda sabah koşuya çıkar, arada peşime PURSAT takılır beraber koşardık. Sonra son durak olarak eve uğrar, deniz çantamı alır ve denize direk gidip o soğuk suya dalardım. Spordan sonra yapılan duşum o yüzme olurdu. PURSAT da beni kıyıda beklerdi. Öğlene kadar kumsalda zaman geçirir, öğlen olunca termosumdaki çorbayı içerdim. Günlerimi böyle geçirirken neden sabahları hiç kumsalda koşmadığımızı düşündüm.

Bu hafta sonu yazlığa geldim. Cumadan geldiğim için tek yapabildiğim eve yerleşmek ve benim köpeciklerle gece yürüyüşü yapmak oldu ama cumartesi sabahı olunca bu aklımdaki fikrimi gerçekleştirdim =)) Kalktım, giyindim ve başladım bizim evden koşuya. Cebimde de bizimkilerin çok sevdiği köpek bisküvilerim vardı. Beni görür görmez hemen takıldılar peşime ve ben önden, onlar sağımdan solumdan kumsala gittik. Önce ben başladım koşuya. Sonra bunlarda yanımdan. “Koş koş!” dememle daha da hızlandılar. “Hadi hızlı, hadi hızlı! Koş oğlum, koş kızım!” diye diye kumsalı yarıladık. Kumsalda koşmak o kadar zor ki anlatamam #) Nefesim kesilmese durmazdım. Onlar ise av köpeği oldukları için koş babam koş modun da koşuyorlar. Ben durduktan sonra bi baktılar ben arkada çömelmiş onlara bakıyorum. Dayanamayıp kendimi kumsala attım ve uzandım boylu boyunca. Bir yandan da onların bana geri koşuşunu duyabiliyordum. Yatın dedim, dinleniyoruz.

Daha bunun geri dönüş koşusu var. Öyle ya daha eve de döncez ve zor bir yokuş bizi bekliyordu. En iyi dinlenme soğuk suda olur dedim ve çıkardım ayakkabılarımı, çoraplarımı ve dalganın vurduğu kıyıya yanaştım. Su o kadar soğuk o kadar soğuktu ki ne yorgunluk bıraktı ne mayışıklık.

Biraz beklerseniz soğuğa alışırsınız.

Bizimkilerde hemen patilerini soktular. Güven mi veriyorum, napıyosam artık =)) Sonra yeniden ayakkabılarımı giydim ve “Hazırsanız başlayalım.” dedim. Birkaç ödül bisküvisinden sonra hazır olmasalar şaşardım =)) Hemen başladım yandan yandan koşmaya. Bunlarda bir tempo benimle beraber derken gene hızlan, koş komutlarıyla coştuk. Ardından eve kadar yeniden koştuk ve eve geldiğimizde ben kendimi koltuğa bırakıp kana kana su içerken onlarında durumu benden farklı değildi. Tek farkımız benim kendime gelmem yarım saati bulurken, onların beş dakikada bitti =)) Hayatta av köpeği olmak varmış arkadaş. Öğleden sonra yeniden tekrarladık bu durumu.

Hep istemişimdir köpekle kumsalda koşmayı ama hiç yapmamıştım. Çok güzel bir duyguymuş. Tavsiye ederim ;) Bu hafta sonu ayrıca onlara komutta öğretmeye başladım. Neden bütün bir yaz denemedim hiç bilmiyorum. Herhalde aklıma gelmedi. Hele bir tanesi var (Yazlıktaki görevlimiz bizim PURSAT’a dişi, aynı cins bir başka köpek daha getirmiş. Ona da PATİ dedim. Neden adını böyle koyduğumu şimdi anlatcam.) fazla cin ama bir o kadarda nazlı. Dün gece kamelyada oturmuş denizi, yıldızları, Yunan Adasını, ayı izliyorum derken geldi bu yanıma ve başını koydu bacağıma (Sev beni demek. Anladım artık yavaş yavaş dillerini.) ve başladım sevmeye. Nasıl aklıma geldi bilmiyorum “Patini ver bakıyım.” dedim. Ana! Seninki hemen verdi. Bir daha dedim bir daha verdi. Ödül olarak bisküvi verdim (Artık bisküvilerle bir yaşıyorum. Köpeğiniz varsa durum böyle oluyor.). Bi daha bi daha derken hem bu alıştı duruma hem de ben =) O günden sonra buna PATİ demeye başladım. Senin adın PATİ olsun =)) Zeki ve cin olduklarını söylemiştim ya, fazla zekiler ama =)) Dün abimle oturuyoruz, ikisi de yanımızda duruyorlarken PATİ, abime habere patisini veriyor ama direk eline, bacağına koluna falan şeklinde. Anlamış patiye bisküvi verildiğini (Çakal) karnı acıktıkça ya da canı bisküvi istedikçe bu hareketi yapmaya başladı.

Çok seviyorum zeki köpekleri. Öyle yat babam yat hayvanı sevmem zaten. Biraz düşünecek, fikir sahibi olacak. PURSAT’ıma (Soldaki fotoğraftaki Pursat) bu gidişimde “Dur, bekle, gel, zıpla, iki ayağının üzerinde bekle” komutlarını öğrettim. Düşünün yani nasıl bir bisküviyse. Abim hatta “Tadına mı baksak, ne var ki bunda acaba?” dedi de merak etmedim değil (Hayır bakmadık tabi ki de. Merak edenlere cevap.).



Temiz havada yapılan spor, köpeciklerimle geçen güzel hafsa sonumun sonundayım. Yarın bölümümde kayıtlar başlıyor sonrası da malum hızlı bir şekilde derslere başlama ve vizeler, finaller süreci. Benim yeniden onların yanına gitmeme kabaca hesaplarsam 4 Hafta var =((
Yarın için iyi dileyelim iyi olsun. Yolunuz açık olsun.
xoxo

17 Eylül 2012

Tatil Güncesi …7

Eylül ayına geldik ve ben hala “Tatil Güncesi” yazı dizime devam ediyorum.
Yuh kızım ya yarın bölümün açılıyor ama sen hala tatil modundasın diyebilirsiniz evet o moddayım ha nolmuş ha nolmuş =)
Şaka şaka takılıyorum size ;)

Bir yandan da doğru. Yarın bölümüm açılıyor ve aynı gün kayıt olayımız var. Klasik Ege Üniversitesi saçmalıklarıyla baş başayız anlayacağınız. Allah bütün Ege Üniversitesi’nde okuyan öğrencilere yardımcı olup, sabır versin amiinnn =) Günlük duamdan sonra size denizi anlatıyım durun, özleyenler kıskanacak şimdi ama o kadar gitmişim girmişim ++ güneşlenmişim anlatılmaz mı şimdi =)

Cumadan annemlerle direk her birimiz bir çanta hazırlayıp yola çıktık ve gittik. En son “İkinci bir emre kadar sırt çantamı boşaltmıyorum!” demiştim ve ben o çantayla Bandırma’ya anneannemin yanına gitmiş sonra yeniden yazlık derken 8 gündür fermuarları açılmadan odamdaki köşesinde beklemekteydi ve kısmeti geçen cumayaymış ;) Şimdi yeniden söylüyorum ki:

“İkinci bir emre kadar sırt çantamı boşaltmak yasak!”

Bir saat sonra yazlıktaydık. Deniz nasıl güzel nasıl güzel anlatamam. Böyle dalgası yok, berrak ve tertemiz. Çarşaf gibi derler ya hah işte öyle aynı çarşaf gibi ;) O gün geç olduğu için giremedik ama cumartesi sabahı ilk işimiz bahçede oyalanmadan direk gitmek oldu. Gir babam gir, yüz babam yüz keyfini sonuna kadar çıkardık. Size daha önce tatilin keyfini asıl annemle babamın çıkardığını anlatmıştım şimdide onlara uydum, iyiydi =)) Hazır fırsatını bulmuşken bikini izlerimden de kurtuldum ohh yarasın bana =) Yaz boyunca insan arkadaşlarıyla dalıp çıktıkça pek adam akıllı izini yok etmeye fırsat bulamıyor. Şimdi sakin sakin kumsalımda rahat rahat kitabımı okuya okuya güneşlendim =) Kırmızı bikinililere yazın ortasında kızıyordum ya, gittim kendime kırmızı bikini aldım hehe =)) Böylede pek bir seksi olunuyormuş onu anladım. Ayrıca insanın duruşu falanda değişiyor hani benden söylemesi. Şöyle kan kırmızısı falan ouvv ;)

Yüzmenin dışında evimizin sarmaşık güllerini düzenledim. Nasıl büyümüşler onlar öyle ya. Çok değil sekiz gün önce budamış ve şekil vermiştim. Şimdi baktım da uza uza gitmişler bir adam boyu kadar! Direk kırmadan asıl yollarına döndürdüm. Hedefim bütün verandayı sardırmak (hadi bakalım).

Bunun dışında manevi kedim büyümüş (Solda fotoğrafta siyah-beyaz olan). Kocaman olmasa da “yavrimu” olan kedim ergen bir kız olmuş hem de sekiz günde! Bizim kuşumuz var biliyorsunuz ve kedi beslemek ne kadar tehlikeli onu da ben biliyorum. Her şey bizim evin önüne su koymamla başladı (severim hayvanları beslemeyi). Bir gün büyük bir kedi, yavrimum su içerken geldi ve bunu ittirdi. Bu da bir şey yapamadı derken babam kalktı ayağa ve o büyük kediyi kovdu. Sonra yavrimu geldi ve suyunu rahat rahat içmeye devam etti. Bir yandan da bize bakıyo derken bir başka büyük kedi geldi ve buna gene aynı şekilde davrandı. Bizimkinin ilk tepkisi direk bizim verandamıza koşmak ve bizim arkamıza sığınmak şeklinde oldu (cine bak sen!). Biz ise bozuntuya vermeden gene yavrimuyu koruduk. Eğer bir yavruyu böyle korursan kendine bir güveni geliyor ki anlatamam. Arkamda kapı gibi bunlar var deyip kabarıyorlar =) Bizimki de aynen böyle yaptı ve bir sonraki büyük kedi saldırısında kabardı velet ve buna kötü davranan kediyi kovdu! Bizde ödül olarak ona sütlü ekmek verdik (ödüllendirilmeli ki devamı gelsin). Olay bu şekilde devam ettikçe yani o bizden güven aldıkça biz destek verdik ve sonunda bu bir gün kardeşlerini çağırmaya başladı. Koca kaptan yiyeceğini yiyip su deposunun üstüne çıkıyor ve tuhaf bir miyavlamayla kardeşlerini çağırıyor ki onlarda yesin (soldaki resimde her renkli olanda kardeşlerinden biri). Garibim onlar yesin diye az yiyor gece ise verandada oturan benim yanıma gelip bana yarım açıyla bakıyordu. Hani açım bana bir şey ver dercesine. Bende veriyordum derken tatili bitirip eve döndük. İşte bu gidişimizde baktık kedi falan yok! Babam “Gitmiştir o. Meskenini ve alanını bulmuştur.” dedi. Üzüldüm önce sonra belki görürüm ya nereye gidecek ki dedim. Akşam oldu sofrayı hazırlıyorum Ana! Karşıdan biri telaşlı telaşlı geliyor. Siyah-beyaz boncuk gözlü bir velet! Bizimkiymiş, yolun altından koşa koşa geliyormuş =) Yerim onu ben ya. Hemen ona et, süt güzel bir tabak hazırlayıp koydum derken şu iki günlük tatil kaçamağımda onunla baya bir vakit geçirdim. Biz yokken de evimizi sahiplenmiş. Bahçemizin her yerini temizlemiş (böcek avlıyor), kendine yatacak yeri bulmuş (saksı içi ve verandadaki şark köşesi) sonra ki en güzeli bence bu; eve başka kediyi ya da hayvanı yaklaştırmıyor hehe =)) Bi gözüme girdi bir gözüme girdi anlatamam. Karar verdim ona ödül olarak bu gidişimde kuru mama alıp vericem ;) İyice bağlansın da sahiplensin bizi. Vahşi falan ama beni görünce kaçmıyor tabi kendini sevdirmiyor.

“Hayvana hayvan gibi davranacaksın!” derim ben.

Yani onu insan gibi düşünmeyeceksin. Eğitirken de beslerken de yaşarken de. O hayvan, sen ise insansın. İkimizin de içgüdüleri aynı gibi görünse de karar almada farklılaşıyoruz. En basitinden bizim kedi mesela (hemen de bizim oldu =) ) miyavlayamıyor tuhaf bir ses çıkarıyor. Ben napıyorum aynen karşılık veriyorum. Böyle hayvani duygulara da sahibim artı bekârım, arabam ve evim var. Hatlar karıştı. Bu izdivaçta oluyordu dimi #)

Konuyu tatilime bağlarsam aklınız varsa hemen denize gidin derim ben ;) Coğrafya derslerimizden ne öğrenmiştik? Denizler geç ısınır geç soğur. O zaman neymiş eylül ayı denize girmek için HARİKA zamanmış. İkinci bir emri unutmuyor ve size bol denizli günler diliyorum.

NOT: Fotoğraflar şahsım tarafından çekilmiştir.

5 Ağustos 2012

Tatil Güncesi ...4


Çok güzel bir şeyler karalamak isterken laptopumun şarjının 15dk kaldığını öğrenmemle size yazacağım yazının devamını akşama kalması arasında şu an 2 saat var. Gün batımına nazır bir tepeye çıktım ve buradan sesleniyorum. Bu arada bir haftalık yalnızları oynamaya karar verdim ve iç sesimi dinlemek için bu bir haftalık tatilimde yalnız takılacağım (Bu cümleyi yazdıktan sonra arkamda bir anda biten çocuğa ne demeli acaba?!).

Bu sabah erkenden kalktım ve direk hafif bir kahvaltı sonrası evden çıkıp denize gittim. Termosuma sabah yaptığım sıcacık çorbam ve en güzelinden aşk romanım çantamda gittim tabi denize. Deniz çarşaf gibi, su hafif soğuk ve devamında ben denizde =) Çıktım, girdim biraz güneşlendim derken öğlen çorbamı içip kitabıma daldım. Sonra eve geldim ki çok yorulmuş olacağım herhalde direk uyumuşum. Uyandığımda izlemek istediğim animeyi kaçırdığımı fark ettim. Naparsın artık gece tekrarını izlicem =)

Şu an bu yazıyı yazarken önümde keklikleri görüyorum. Solumda ise iki tane tilki. Sanırsam daha önce buraya kimse gelip de laptopunu açıp bir şeyler yazmamış. Bu haftanın benim için çok verimli geçeceğini biliyorum.

Kendi kendime, iç sesimle, alacağım kararlarla ve yeni tanıştığım insanlarla.

Burada aklıma takılan bir soruda yaş olayımız. Ya çok küçük çocuk var bunlara bebeklerde diyebiliriz ya da 13-17 yaş grubu var. Biraz zorlarsak 20’yi bulabiliyoruz. Ama bu grup bildiğiniz azınlık.

Mesela ben!

21 yaşındayım ve bugün sabah kızın biri bana “Teyze çekilir misin?” dedi. Bak yazarken gene sinir oldum. Ne teyzesi be ne teyzesi!! Ufal da cebime gir gerizekalı! Sonra iskeleye çıktım. Hatta ilk önce bana mı dedi diye düşündüm ama teyze dediğini biraz yüzünce fark edebildim. İnanamadım yani anlatabiliyor muyum?! İskeleye çıkınca kıza baktım valla taş çatlasa 16 yaşındadır ki bana abla diyen kızlar var onlara eyvallah ama teyze nedir yahu!!! Kıza sabah sabah çıkışacaktım ama hadi boş ver dedim. Yemin ediyorum bir daha teyze derse “Teyze gibi bir halim var mı?” diyeceğim ya da “Sen önce yaşına bak ondan sonra hitap et!” dicem. Ne teyzesi yaaa?!!! 30’umda olsam hadi desin ama 21 yaşındayım ulen! Gencim daha ki bence 21 gibi göstermiyorum =)

Bide bizim burada iskeleden atlama olayı var. Hani daha önce bol köpüklü diye anlatmıştım. İşte o iskelede atlayan çocuklardan en havalı atlayan daha doğrusu çocuk atlamadan önce bir zıplıyor ki boyu kadar ondan sonra suya atlıyor helal olsun yani =) İşte bu çocuğumuz hafta sonları canlı müzik yapan kafede çalışıyormuş hem de canlı müzik yapan kişi olarak =) Şimdi benim gözler bozuk olduğu için milleti mayosundan, saçından falan çıkarabiliyorum ta ki belli bir mesafe yanıma yaklaşana kadar. Ondan sonrası kolay ;) İşte buradaki kızlarla hafta sonu canlı müzik yapılan yere gidelim dedik. Gittik bir de en öne oturduk, çocukta karşımızda! Çocuğa bakıyorum bakıyorum tanıdık geliyor derken bizim kızlara sordum ben bu çocuğu gördüm mü diye? Onlarda evet hani şu atlayışını beğendiğin çocuk dediler.

DINN!!!
İşte ampul o an yanmıştı =)

Sonra çocuğu adam akıllı, amatörleri keşfetmek için barlarda onları dinleyen yapımcılar gibi dinledim.

Ve sonuç: onayımı aldı ;)

Arkadaş, çocuk güzel gitar çalıyor ve şarkı söylüyor. Ayağıyla ritim tutmasından da notaları hissederek çaldığını fark ettim. Şimdi meraklı bir grup çocuğun yaşını sorabilir yaşı daha 17’ymiş canlar ama yaz sonunda 18 olacakmış. Ouff kuzum çok küçüksün sen =))

Yaz aşkları meşhurdur ya, benim buradaki en büyük korkumda bu işte. Şimdi iskelede her “Merhaba!” diyene bende selam veriyorum ama kumsala çıkıp ya da akşamına kafeye gidip gözlüklerimi taktığım zaman inanın kimseyi çıkaramıyorum. Kendi ellerimle kısmetimi kaçırıyor da olabilirim tabi #) Millet diyordur bu kız çok “Cool”. Evet biraz cool um ama şuan ki cool luğum öyle bir durum değil =))

Özet olarak; bugün şu teyze deme meselesine çok sinir oldum. Yazımdan da anlamış olabilirsiniz. Şimdi laptopumu kapatıp, ayağıma spor ayakkabımı giyip biraz yürüyüşe çıkmak istiyorum. Valla buradaki temiz hava, bol oksijen benim güzel İzmir’im de yok. O yüzden şimdiden faydalanalım.

Başka “Tatil Güncesi”nde görüşmek üzere ;)

27 Haziran 2012

Kilo Olayı …2


Hey millet son durumu bildiriyorum herkes duysun lütfennn =))
Bu kız uzun bir aradan sonra fazla kilolarından kurtuldu vee 8 kilo verdi =)

Daha önceki yazımda bu işe nasıl başladığımı ve nasıl karar verdiğimi açıklamıştım zaten o nedenle direk sonrasıyla ilgili bir yazı yazıyorum. Aslında arkadaşlarım çok fazla fark etmedi ama var ya belim incecik oldu =D Zaten peşimde durmadan beni takip edenler olsaydı sıkılırdım hatta sinir olurdum. Diyet benim diyetim ne yiyeceğimi ben biliyorum ve bunun kontrolü de bende. “Aaa onu yedin nolcak şimdi, ama bunu yeme, hani bunu yemeyecektin ama şimdi yedin” gibi cümleler sinirimi bozuyo!

Her neyse heyecandan nasıl başlasam neler oldu anlatsam bilemiyorum. Ben gireyim artık bir yerden sonra olay örgüsünü bağlarız bir şekilde. Boşluklar kalırsa da sorarsanız söylerim ;)

Stajım bu cuma bitiyor =) Evet ya ben bu kayıp zamanda stajdaydım ey dostlar! Staj dediğimiz bizim bölümdeki işletmelerde gün gün farklı bir işletmeye girip çalışmamız, makineleri ve işletmeleri öğrenmemiz, üretim yapmamız, sınavlar ve raporlardan oluşan bir dizi olay.

Olaya gelin şimdi: bütün gruplar kızlı erkekli iken bizim grup 18 KIZDAN oluşuyor. Hani erkek sinek bile yok aramızda o derece =) Bir tane vardı listede ama oda gelmedi zaten ki mezun oluyormuş çocuk, tanıyamadık tüh #) Hocalar sınıfa girince şöyle bir bakıyor ve “Bu grupta herkes kız mı, hiç erkek yok mu??” diyorlar =) Ben bizim gruba “Kızlar Matinesi” diyorum çünkü eğlence, bol kahkaha, dedikodu ve bol bol kız çekiştirmelerinin hepsi bizim grupta mevcut maşallah. Gel babam geell =D Yani işte böyle bir grup cuma bitiyor. Aslında biz birazda kendimiz istemiştik böyle olmasını. Hepimiz aynı gün başvurduğumuz için hepimizi bir grup yapmışlar ;) Bütün bunların sonunda perşembe günü üniversitenin kep töreninde görev alıyorum. Dilara ile bugün provalara gittik de bir baktık görev dağılımı oluyor. Hemen atlayıp “Biz hostes olmak istiyoruz!” dedik. Şöyle bir boy pos baktılar ve tamam dediler. Beğenmiş olacaklar ki normalde dört tane zaten seçilmiş ama bizi de artı iki bonus olarak eklediler ve bizde bu şekilde hostes olmuş olduk yani yarın akşam sahnede plaket, diploma ve hediyeleri bütün gece taşıyacağım =) Bunu hemen kilo olayıma bağlarsam, eve geldiğimde bir baktım beyaz gömleğim üzerime bol gelmeye başlamış. Hemen annemi de alıp KOTON’a gittim ve gömlek baktım. O beden bu beden derken bir de baktık ki ben olmuşum 36 beden =D  Belim bildiğin incelmiş hatta 36 olmuş =)) Basende incelse de oda 38 de kalmış. Böyle insan kilo verince ful beden ölçülerin değişiyor ya hazır mağazadayken onu da öğrenmiş oldum =)

Sonuç olarak artık daha belirgin bir kum saati modundayım ;)

Şuna çok bozuldum ama KOTON da gömleklerde en fazla 42 beden vardı. Eteklerde ise 40! Yani biraz kilon olsa bir şey giyemeyeceksin! Her zaman dediğim gibi ben konfeksiyon opsiyonunda çalışmaya başlayacağım zaman ilk yapacağım iş bu beden olayına el atmak olacak çünkü “insanlara uygun kıyafet olacağına, kıyafete uygun insan” olmaya doğru gidiyoruz ki bu beni çok rahatsız ediyor. Bekleyin bu işe el atacağım ben ;)

Yarın akşam siyah eteğim, beyaz gömleğim ve topuklularımla artık sahnenin bir orasında bir burasında koşturucam. Var ya kilo verdikten sonra en çok hoşuma giden olay bu oldu. Bir bayana zayıflamışsın demek çok moralini düzeltmiyor. Böyle güzelsin sen ortada dur denildiğinde valla kabarıyoruz =))

İşte böyle canlar.
Kiloları verdim ve bu cumadan sonra tatile çıkıyorum.
Deniz ve güneş bekle beni =)

27 Ağustos 2011

Tatil Deyince...

Tatil deyince eskiden hemen deniz, kum, güneş üçlemesini sayardım ama zamanla bu üçlemem değişti. Şimdilerde üçlemelerim beşli sekizli hatta onlu oldu =)


Benim için tatil yıl içinde yapmak isteyip de yapamadığım bütün eğlence, iş, merak, hobi artık aklıma ne gelip de yıl içinde not almışsam onların hepsinin en azından çoğunun yapılma zamanı oldu. Bide tabi yaz demek benim için kilo vermek demek. Yıl içinde o kadar aktif bir ders çalışma zamanım oluyor ki bi zaman ayırıp spor yapamıyorum. Kilo almasam da kaslarım kaybolabiliyor. Bu nedenle yaz demek yeniden kasları görünür hale getirmek demek =) İlk günden başlanır spora ve okul açılıp da bir süre sonra vizelerin başlamasıyla ara verilir. Bu zaten hayatımın büyük bir kısır döngüsü bunu bozamam.

Diğerlerine gelince liseden beri beraber olduğumuz arkadaş grubumuz İzmir’e gelir ve hemen toplanıp hasret giderilir, eğlenilir belki lunapark yapılır =) Kafalar dağılır, anlatılacaklar bir güne sığdırılmaya çalışılır. En sevdiğim yanımızda bu işte sanki bütün yaz bizim değilmiş gibi bütün yaşadıklarımızı, yapacaklarımızı o güne sığdırmaya çalışırız. Bir anda herkes konuşur muhabbet halka şeklinde dağılır. Saat ilerler kordona yatılır. Burada muhabbet biter mi sandınız hayır burada muhabbet yiyeceklerle beraber devam eder. İçilir, gezilir, bol bol gülünür sonra üzülerek de olsa ayrılınır. Sonra yeniden buluşulur derken yaz böylece biter. Sonra herkes okuduğu ile gider. Üzerimize bir hüzün çöker ve İzmir de olanlar birbirine sahip olması sözüyle baş başa kalır.


Bu yaz bunların yanında bir de yaz okulumla uğraştım. Daha önce de dediğim gibi statik dersini aldım ama sınav olup her şey biteli 2 haftayı geçmesine rağmen hala sonuçlarım açıklanmadı. Önceleri yoğunluk var herhalde gibi saçma sapan bahaneler üretirken öğrendim ki en fazla 50 öğrencisi olan hocamız hala sınav sonuçlarını asmamış. Hayır, yani bir insan 2 asistanı olmasına rağmen sınavları bu kadar nasıl geç okur ya? 1 ay sonra yeni dönem başlayacak ama biz hala bir şey bilmiyoruz. Diğer derslerin ve bölümlerin sonuçları ertesi gün hadi o olmadı en geç bir hafta içinde açıklandı. Ama bizim??? Neyse bu konu sinirimi bozuyor işte geçelim.

 
Bütün bu yoğunluğumun içinde annem bayram tatilinde anneanneme gitmeyi teklif etti. Yeni dönem başlamadan bu bayram tatilini de fırsat bilerek bir gidelim, gezelim, alış veriş yapalım dedi. Önce istemedim ama gecenin bu saatinde karar verdim ki gidiyorum =) Yani bir hafta burada olmayacağım. Güzel İzmir’imi İzmirli olan herkese emanet ediyorum. Bu yazıyı yazmadan önce arabaya konulacak ayakkabılar, yarın giyileceklerin hepsi ve en önemlisi bavul hazırlama merasimimi bitirdim =) Genelde hep bir şeyi unuturum ama bu sefer unutmamayı düşünüyorum. Pek de bir şey yanıma almıyorum zaten. Bir spor çantası kadar eşya işte =) İşin en yorucu kısmı bu kadar az eşya alıyoruz da ne alıyoruz? Bunu bu sefer kolay atlattım 20dk da hazırlanmam bitti. Sonuçta taşınmıyorum sadece tatile gidiyorum =) Yarın arabaya koyup anne kız Bandırma’ya gideceğiz. Artık anneannem, teyzem, annem ve ben 4 bayan ne yaparız meçhul =)


 
Herkesin Ramazan Bayramını Şimdiden Kutluyorum =)


Tatlıların ayarını kaçırmadan yiyin gari =))