19 Aralık 2014

Hi Dostlar!

 
Aslında buraya gelip her güne bir yazı sığdırmak gibi bir hayalim vardı ama eşek gibi çalıştığım için yazı yazmayı geç gece 23:00’a kadar mesailere kalıyorum. Bana kalsa kalmam zaten ama yanında çalıştığım (yardıma geldiğim) F. Hanım kalınca mecbur bizde kalıyoruz. Kendimi “Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada)” filmindeki kız gibi hissediyorum. Aynı şekilde topukluları giyip bir yandan da iş yetiştirmeyi öğrendim a dostlar! Başardım heyoo!! =))
 
Etek, elbise ve minilerle heheyttt modundayım.
Seksi iş kadını ;) <3 font="">
 
Bunun yanında İstanbul’u da geziyorum tabi. Anladığım kadarıyla F. Hanım’ın asistanı gelene kadar buradayız. Sonra İzmirime geri döneceğim.
 
Alıştım mı buraya, evet!
Alışmasam zaten yaşayamam.
Benimsedim mi, evet!
Benimsemesem huzurum kaçar.
 
Aslında gittiğim her yere adapte olabilme yeteneğine sahip bir insanım. Ama şu mesailer beni bozuyor. Kilo verdim. Dönünce de spora başlıcam. Bu yıl gerçekten yaza yeni bir ben olarak girmek istiyorum.
 
Bi dakka aklıma gelmişken burada “Vayy beee!” deyip Şubatta 1. Yılımın  dolacağını söyleyebilirim =))
Akşama şirket yeni yıl kutlamasına katılacağım. Konsept: Black Party.
O zaman karalara bürünüp seksi olma zamanı.
 
xoxo

14 Aralık 2014

İstanbul & Sen

Bugün günlerden İstanbul sevgilim.
Bugün İstanbul’da ki anılarımı tekrar yaşayacağım.
Taksime gideceğim mesela. Oradan Beşiktaş’a yürüyüp, Ortaköy Cami’ye gideceğim.
 
Benim her gidişimde tadilatta olan yer orası biliyorsun. Gümüşçülere uğrayacağım ve gene yüzük alacağım. Kumpir yiyeceğim çatı katında ve boğazı izleyeceğim. Yeniden yürüyeceğim sokaklarında.
 
Kaybolacağım.
Bilirsin ben kaybolmadan bir yeri öğrenemem.
Uzaklaşacağım deli gibi sonra geri geleceğim.
Yorulacağım.
Yorulduğuma da değecek çünkü biliyorum sevgilim bu şehir sen demek.
 
xoxo
                          
 
                                             
         
                                                                  

6 Aralık 2014

Tutku & Seks & Aşk

 
Aşkın ne olduğunu, sevginin ne olduğunu bilmeden yaşamak, benim için imkânsız bir şey.
 
Hayatıma giren erkeklerden öğrendiğim bir şey varsa oda ben sevilmek istiyorum.
Sevilmek, hem de çok.
Cinsellik istiyorum mesela.
O adamı arzulamak.
Dokunmayı istemek.
Öpmek.
Hem de bırakmamacasına belki de soluksuz kalırcasına.
Tutku istiyorum birazda heyecan.
 
Hayatımın renkli kısmına arkadaş arıyorum aslında. Gülsün benimle. Sabahları koşsun. Spor yapsın. Benim için olduğunu söylesin ama aslında kendi için yapsın. Yetmiyor, sevişmeler yetmiyor. Seviyorum ve sevdikçe daha çok seviyorum. Bana sarıldı mı dünyalar benim oluyor. O an mesleklerimiz de hayatlarımızda gidiyor benden. Onu istiyorum.
 
Bu kötü bir şey mi?! Umarsızca yaşamak?
 
Sonunu düşünmeden yaşamak. Aslında ben hiç sonumu düşünerek yaşamadım ki. Kafama koyduğumu yaptım sonra bir adım daha ve bir adım daha ekledim. Adımlarım hep benim hedeflerim oldu. Ben yazdım, ben bozdum bu zamana kadar. Bu sefer bitmesin istiyorum. Çok özlüyorum. Sesini duymak istiyorum. Onunla sakince kalmak istiyorum. Kokusunu içime çekmek… İnsanlar hala bir şeylerin arayışındayken o aradığını bulduğunu nasıl fark edecek merak ediyorum. O anı hissetmeyi isteyecekler herhalde.
 
Kıskanıyorum o basıp gidenleri.
 
Zamanla korkan biri oluyoruz. Toplumdan, annemizden, babamızdan. Hâlbuki ne için? Hayat bizim değil mi? Gizlemek ne ki? Bunlar hep beni hırslandıran şeyler. Zamanı geldiğinde çekip gitmem için. Gidip kaybolmam için. Yavaş yavaş. Sessizce, sakin ama emin adımlarla gidicem. O kıskandığım insanlar gibi pat diye değil.
 
Sıkıldım biliyor musunuz?!
“Neden böylesin?” sorusundan.
Böyleyim çünkü ben Z.S.’yim!
 
23 yıldır da buydum sadece kendimi bulmam zor oldu. Onları üzen insanım ben. Benimle gurur duymaları onların dediklerini yaptığımda mümkün olabiliyor. Aralık ayındayız. Birkaç gün sonra şirket partisi ve yeni yıl 2015 olacak.
 
Hadi yeni kararlar alalım.
Kafamızdakileri yapalım.
Planlarımızı listeleyelim.
Güzel bir Karadeniz turu bulalım ve bir hafta kaçalım.
 
xoxo

2 Aralık 2014

İstanbul’dan Selamlar!

Merhaba sayın okuyucu =))
Şu an İstanbul’dan sana bu satırları yazıyorum.

İş miş derken koşuşturmaca sonucu pazartesi sabah yedi uçağı ile İstanbul’a geldim. İzmirim de güllük gülistanlık hava varken burada ki yağmurlu ve kapalı hava çok hoş oldu gerçekten. İlk günden işe git (bavulu eve bırakmadan hem de ühüüü…), müşteri ile ilgilen (Almancam sağolsun hehee), numune hazırla vs ve eve geliş.
Şu an mı?!
Şu an ofisteyim.
Arkadaşlar kahvaltı yapmaya dışarı çıktılar. Bense sabah sessizliğinde bu yazıyı yazıyorum. Öğrenci olmak zordu ama iş hayatı daha zor. Zor değil aslında. Omuzlarında daha çok yük var diyelim ;) İlk günden “Welcome to Istanbul traffic” dedim yani!
Bakalım bugünde koşturmalı olacak anlaşıldı. Önümde bir sürü müşteri için çarşamba gününe yetişecek numuneler var. Olsun. Bunların hepsi deneyim diyorum. Geçen sene bugünü sorsaydınız “Bilmiyorum.” derdim. Aklımda olmayan bir hayatı yaşıyorum. Şimdi önümde beni mutlu eden mesleğim yani işim ve sevgilim var. Hayat böyle güzelmiş. Özlemişim...
xoxo