26 Ekim 2014

Geçmiş Dört Ay!

Size şu son dört ayımı anlatayım.
Neden uzun zamandır yazmadığımı anlayacaksınız.

Öncelikle mezun oldum. Mezun olmam kolay olmadı tabi. Sen gel gel gel tek dersten kal! Bütünlemeye gir, ondan da kal! Dilekçe ver, itiraz et oda olmasın ve tek ders sınavına gir sonunda geç! Bu arada arkadaşların çıkışlarını yapsın, mezuniyet yemeği olsun, kep töreni olsun. Annem “Sen oraya çıkmayı hak etmiyorsun!” desin. Bağırsın, çağırsın. Saçma sapan kaprisler, kızgınlıklar yaşasın ve sen bütün bunları sadece yaşa. Elinden bir şey gelmezken kollarında bağlı olsun.  Hee bir de bu arada çalıştığın yerle anlaş ve ağustos da işe başlamak için konuş. Yani işler güçler hepsi kıçımı tırmalarken resmen her şeyden kaçtım. Bir de bunların arasında yüksek lisans yapacaktım. Yani aklımdaki fikir oydu. Üniversiteye girerken planladığım bütün listemin mezun olduğumda ancak %80 ini yapabilmiştim. Buradan hayatın her zaman kazıklarla dolu olduğunu ve plansızlığın, planlı yaşamaya çalışmaktan daha kolay olduğu anlamını çıkarabiliriz.

Patronum “Yüksek lisans yapma.” dedi. Sınavlarımda, ortalamamda iyiydi ama noldu? Beni ilgilendiren konuyu veren iki hoca vardı. Biri kaldığım dersin hocası. Diğeri de bölümde üzerime yürüyüp beni odasından atan deli kadın! Oda yalan oldu anlayacağınız. Bütün bunlar olurken ben harbiden yeeteeerrrrr deyip törene çıkmama kararı aldım!

Hobaaa!!!!

Arkadaşlarım arıyor açmıyorum, teyzem arıyor konuşmuyorum vs derken artık prova günü zorla evimden aldırıldım ve törene gittim. Ertesi günde kep töreni vardı. Başladı mı bende “Bana kim diplomamı verecek?” paniği! Ona soruyorum bilmiyor, buna soruyorum bilmiyor derken ilgili bölüm hocamız da söylemem deyince “Hocam bana diplomamı M. verirse valla sahnede kıçımı dönerim. Yeminle yaparım bunu. Zaten dersinden kalmışım. Kaybedecek bir şeyim yok!” dedim ve kadının gözleri büyüdü =) Hahahahaa :D İnanmayanlar için gerçekten bu cümleyi kurdum ben evet dedim =)))

Neyse ki bana o vermedi de herkes rahat etti. Deli yanımı çıkarmayın ortaya len ;) Törende gene ilginç bir şey oldu; hocalarımız çıkıyor alkışlıyoruz, kopuyoruz, bağırıyoruz (En başta da ben olmak üzere) derken efenim M. çıkınca tribünde tık yok! Ulen kimse alkışlamadı ya kadını?! Millet fısır fısır bana “Alkışlayalım mı Z.S.?” diye sorunca ben zaten alkışlamıyordum “Alkışlamıyorum. Siz bilirsiniz.” dedim. Bu sefer veliler ayıp olmasın deyip alkışladı ama diğer hocalarla kıyasla ses çıkmadı desem yeridir. Sonuçta dersinden bıraktığı o kadar öğrencinin intikamı diğer hocalar ve kişilere karşı rezil olması oldu. Hak etti. Bunu benim için demiyorum. Ben sonradan geçtim. Ama tek ders sınavına üç kişi girdik! Diğer arkadaşlarımın dönemleri uzadı ve kimse bunu hak etmedi!

Törenden sonra Teyzemin bana hediyesi olan Kaş’a gittim. Döndüğümde hemen bölüme uğradım (Türbülanslı bir yolculuktan sonra İzmirime geldim. Evin oradaki taksi durağına bavulumu teslim edip taksiyle bölüme gittim. Bir saat içinde işlerimi halledip otobüsle eve geldim, marketten alışveriş yapıp paramı bozdurdum ve taksicinin parasını ödedim, bavulumu aldım. Eve girdiğimde iki seksen yattım. Kalkamadım. Elimde diplomam duruyordu. Değmişti. Bitmişti.), çıkışımı yaptım ve ertesi gün işe başladım.

Mezun olup işe başlamamla beraber hayat benim için çok hızlı ilerlemeye başladı. Şimdilerde proje yürütüyor, patronuma sunum yapıyor ve kendimi yeniden güçlü hissediyorum. Artık iş hayatım var. Okul bitti. İş hayatı daha zormuş. Tanıdığın sandığın insanları tanımıyorsun ve herkes senin rakibin!

“Kimin adamı olsam diye gezmeden kendin olarak ilerleyeceksin.”
Ben bunu kesin ve net olarak dünkü toplantıda anladım.
Kendiniz olun, doğrularınız olsun ve kimse umurunuzda olmasın!
Başarılar.

xoxo

Aşk Bulmacası

Aşkı yaşamak hem de doya doya.
Onun kokusunu içine çeke çeke o kadar güzel ki.

N. evleneceği zaman “Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun onu sevdiğine?” diye sormuştum. Asrın hele ki evlenecek bir kıza sorulmaması gereken baş soruydu ama ben sormuştum. Onun cevabı ise benim bütün bu düşüncelerime ters hatta bütün bu düşüncelerimi kenara itercesine netti “Hissediyorum.”.
O an “Umarım bende bir gün hissederim.” dediğimi onun cevabı kadar net hatırlıyorum. Aradan iki ay geçti ve N. evlendi. Soyadı değişti.

Şimdilerde karşımdaki adamdan utanmıyorum, iğrenmiyorum. Korkum var ama ondan kaynaklı değil çevreden özelliklede ailemden kaynaklı. Her şeyi kenara itip bu benim hayatım şeklinde tehlikeli sularda yüzüyorum.

Size bu adamı anlatayım;

Her sabah “Günaydın” her gece “İyi geceler” der.
“Bitterim. Fıstığım” diye mesajlar atar.
Öpmeyi sever, öpülmeyi de. Sağ boynuyla omzu arasından öpülünce içi gıdıklanır.
Bana kahvaltı tabağı hazırlar. Yemek yemediğimi düşünür ve yemek yemem için bana sofralar hazırlar. Hâlbuki bilmez ki onun yanında ben heyecanlanıyor ondan yiyemiyor, içemiyorumdur.
Rüzgârlı havada gözüme toz kaçmasın diye beni ters yöne çevirir, sırtını rüzgâra verip sarıp sarmalar.
Gülümsememi ve doğal olmamı sevdiğini her fırsatta dile getirir, yalan söyleyemez. Söylediğinde kızarır. Benden ilk andan beri hoşlanıyormuş. Bunu söylemesi bile güzel.
Kendisiyle özdeşleşmiş parfümü vardır. Çok uzaktan bile kokusunu alır, geldiğini hissederim.

Abisi var.
İkizler burcu.
Kedileri sevmez.
Gözlüklerini seviyorum.
Yüksek sese tahammülü yok.
En çok belimin kavisini sever.
Etçil beslenmeyi sever çoğu erkek gibi.
Gülmeyi sever hatta kahkaha atarak güler.
Korku filmlerini değil de komedi, aksiyon izler.
Arabaları özellikle de sürmeyi daha çok sever.
Bakımı sever ve kısa saçlıdır. Onu hiç tıraşsız görmedim.
Denize girmek ve yüzmek onu rahatlatan şeylerden biri. Spor yapar.
Beni görmek için sabah evden erken çıkmayı göze alır ve beş dakika da olsa gelir, görür ve gider.
Dışarıdan cool görünür ama yumuşacık bir kalbi vardır ayrıca çok romantiktir. Arkadaşları onun için çok önemlidir.

Üşenmez. Çalışkandır ama uykuyu çok sever. “Bir sana bir de uykuya doyamadım.” der <3 o:p="">
İlk kez onunla öpüştüm hem de doya doya.

Elindeki yara izine dokunmayı seviyorum. Benim için sigarayı bıraktı ve bu mücadelesinde kilo aldı.
Ben mi?! Ben iddiayı kaybettim ama bu kaybettiğim en güzel iddiaydı. Her iddiam böyle olsa. Kaybettiğim sadece kalbim olsa keşke. Şimdilerde yaşıyorum. Sonunu düşünmüyorum. Düşününce kaçan uykularım oluyor. Geçen gün G. bana “Hayatını yazsan kitap olur” dedi. Doğruydu evet ve haklıydı da.

xoxo

7 Ekim 2014

İş Hayatı ...5


Tekstilde işin insanladır. Çalışanların her an değişen ruh halleri, geçim sıkıntıları genelde işe yansır. Yansımasın istersin ama bunu engelleyemezsin. O zaman senin yapman gereken liderliği üstlenmek olmalı. Sabahları "Günaydın" deyip, gülümseyerek işe gelir ve masana oturursan kazanan sen olursun. Bunu unutma!

NOT: Güne "Günaydın!" diyerek başla ve aralarda söylediğin "İyi çalışmalar, kolay gelsin." senin için sihirli kelimelerin olsun. Gülümse!

Kaş Güncesi ...1

**10.08.2014 Tarihli yazımdır. Tatil sonrası hemen işe başlayınca gününde yayınlayamadım. Özür dilerim. İyi okumalar.

Bugün heyecanlı bir gün (Cumhurbaşkanlığı seçimini kast ediyorum sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Sonucunu bile bile oy kullanıyoruz ya neyse siyaset yapmayacağım. Keyfim kaçmasın.). Teyzemin bana hediyesi olan Kaş gezisine çıkıyoruz. Nasıl bir yolculuk olacak hiç bilmiyorum. Sabahın köründe uyanıp PİKO’yu dışarı çıkardım. Ardından da oyumu kullandım. İlk ben kullandım herhâlde. Saat 09:30. Ayıp olmasın diye geç gittim heheee =))

Annemler şu an uyuyor. Öğlen uçağım var. İzmir’den Ankara’ya gidiyor oradan teyzemle arabayla geze geze Antalya/Kaş’a varıyoruz. Planımız bu şekilde.  Şimdilik bu kadar. Otele varınca (Saat kaçta varırız bilinmez) size devamını yazacağım. Söz ;)

xoxo



Günlerden 11.08.2014 Pazartesi ve saat 05:45. Evet, Kaş’a sağ salim vardık. Yukarıdaki fotoğrafta da gördüğünüz gibi güzel bir odamız var. Resepsiyondaki “Kibar Çocuk” sağ olsun iki kadını açıkta bırakmadı ve bizi odamıza aldı. Teyzem şu an yanımda yatıyor. Eee kolay değil 9 saatte geldik! Benim için ise uçakla Ankara, oradan iki saat sonra bu yolculuk uff sabahın köründe buradayız işte!

Uçakta gene birileri ile tanıştım. Bu sefer yanıma oturan kişi Adnan YEŞİLAY'dı. Sıcakkanlı bir insan olduğum için hemen konuşmaya başlıyorlar. Bu arada aklınızda olsun bir kaç aydır Ankara yakınlarında çok güçlü türbülans oluyor. Bu seferde oldu. Hayatım boyunca bunu yaşamak isteyen biri olduğum için millet panik halinde bakışıp ses çıkarırken ben gülüyordum. Manyaklık doğamda var napak #) Adnan Bey'de bu durumu sorunca biz başladık konuşmaya. Oradan buradan derken iletişim adreslerimizi verip ayrıldık. Hayat benim için sabahtan bu şekilde başlayınca hissediyorum bu gezi güzel olacak ;)

Kaş bekle bizi, Teyze yeğen seni gezicez ;)

Odamızın nasıl olduğunun bir önemi yok aslında. Amaç beraber zaman geçirmek. Teyzemin bana bu mezuniyet hediyesi. Uzun zamandır beraber tatil yapmıyorduk. Benim yıl içinde Ankara’ya gitmelerim hariç tabi. Güzeller ben şimdi yatar. Çok yorgunum. Duş bile almaya üşeniyorum o derece. Gün doğuyor, dün gece bize ışık olan dolunay batıyor. Sabah ola hayrola.

xoxo



NOT: Fotoğraf şahsım tarafından çekilmiştir. 

4 Ekim 2014

Yeniden Güzel Duygular


Âşık olmak her zaman güzel olmuştur benim için.
Şu hayatta ikinci kez âşık olduğumu hissediyorum.

Hani arabayla yokuştan inerken bir yükselti olur ve için ürperir yüreğin geriye kaçar ya, lunaparkta trene binip en yüksek yerden aşağıya hızlıca inersin, sana dokununca dokunduğu yerdeki kan çekilir, elin ayağın boşalır. Bu durumun olmasını bir yandan istemezsin bir yandan da bu olsun diye daha çok dokunursun sevdiğine. Beline dokunduğunda o an hiç bitmesin istersin.

Bilerek üşürsün, ince giyinirsin. İlla ona sarılmak için bahaneler oluşturursun. Mutlu olmak ve bu durumdan zevk almak için bedenin ve hislerin çalışır da çalışır. Koluna girip yürürken ayağını vurup paramparça eden ayakkabıyı düşünmezsin. Anın keyfini çıkarırsın. Adamın boynunu öperken kim takar kanayan ayağını ;) Gizlice arada ona bakarsın. Yüzünü incelersin, burnunu, dudaklarını ve bakışlarını. Bütün o izlenimlerini aklına ressamın kara kalem çalışması gibi çizersin. Sonra dokunur üç boyutlu hale getirirsin. Çünkü vücut dokunduğu zaman unutmazmış bunu bilirsin, ben bilirim.

Daha güzel veya net nasıl anlatılır bilmiyorum. Eski aşkları, sevgilileri unutup yeniden en baştakine dönmek bu olsa gerek. Engelleri bilip kendimi koruyup karşı çıkarken, uzak durmaya çalışırken bir anda bir şey oldu ve biz sevgili olduk. “O kızdan uzak duracaksın!” demiş benim için. Ben bilmeden neler olmuş?!

Şimdi eli belimde, gözleri gözlerim de.
Dudaklarını hissediyor, kokusunu içime çekiyorum.
Daha mutlu olamazdım ve ben şimdi bunu yaşıyorum.
Mutlu anlarımın elimden alınmasına izin vermeden hayatımı yaşıyorum.

Âşık olup bunu gizlemek ne kadar zor olsa da yapmak zorundayım, zorundayız. Hangisi daha zor gizlemek mi? Engeller mi? Bu sefer çıkmak için ya da sevgi eksikliğinden birisiyle beraber değilim. Bu sefer onu kırmak istemiyorum. Üzmek istemiyorum. En özel anları paylaşırken konuşmadan bakışarak anlaşmayı özlemişim ben. Aramızda sır yok, gizlilik yok sadece ortak fikirler var. Beni ona iten neyse ona da beni iten o. İkimizin de hayatı o kadar farklı hâlbuki. Bu zamana kadar aynı hayatı yaşamış insanlarla beraber oldum da ne oldu?!

Âşık olmak güzel bir şey. Kimse keyfimi kaçırmasın. Ben mutluyum.


xoxo