26 Ocak 2014

O Günden Sonra…


Yavaş yavaş her şey normale dönmeye başladı. Şimdilerde daha iyiyim. Kendimi çok iyi, süper, bomba gibi hissetmiyorum tabi ama iyiyim. Sertab’ın da şarkısında dediği gibi “İyileşiyorum.”.

O Adamı Boğasım Var! yazımdan sonra mail kutum, bu gibi durumlarla karşılaşan kadınlar, onların hikâyeleri ve erkeklerin itirafları ile doldu desem yeridir. Final haftam cuma günü bittikten sonra önce yemekten kesildim. Bu duruma sıkılıp daha çok yememi bekliyorsa çok büyük yanılıyor. İnat değil mi daha da zayıflıcam! Ve o adam beni arayacak! Biliyorum gün gelecek ve “Naber?” diye yazacak sanki hiçbir şey olmamış ve ben fark etmemişim gibi!

Bu zamana kadar hep böyle oldu ve gene olacak.
Hayatımın içine edip defolduktan sonra PAT diye yeniden girmeyi bekliyorlar.
Ama artık o eski Z.S. yok.
Kime güveneceğimi bilmiyorum.
Kiminle konuşacağımı da.

Cuma günü S. ile buluşup kafamı dağıtmak o kadar iyi geldi ki anlatamam. “Teşekkürler…” demek, o tek kelimenin aslında dolu dolu olduğunu hissetmek benim için o kadar önemli ki. Umarım oda bunu anlamıştır. Kimilerine göre ona da güvenmemeliymişim. Ona güvenme, bunu sevme, şununla flört et. Yeter ya yeter vallahi isyan ediyorum ilk kez. İlk kez akışın bozulmasını istiyorum.

Yarın ilkokuldan beri arkadaş olduğum iki erkekle buluşacağım. Erkeklerle buluşmak benim için kız arkadaşlarımla buluşmaktan daha rahatlatıcı. Çünkü hesap sormuyorlar ya da sorgularken beni kıskandıkları için konuşmuyorlar. “Off Z.S.” derken bile samimiyetlerine inanıyorum. Ama kızlar öyle mi?! “Ben demiştim.” ile başlar ama içten içe “Oh iyi olmuş sana.” derler. Bu konuyu ne anlatabiliyorum ne de paylaşabiliyorum.

Allah gözüme gözüme sokuyor biliyor musunuz?! İkisinin beraber çekilmiş kafa kafaya fotoğrafını gördüm bugün. Sanki hayat ben yokmuşum, hiç olmamışım gibi devam ediyor onlar için. Şu an tek yapabildiğim her şeyden ve herkesten uzakta olmak.

Telefonumu kapatmak.
Montuma sarılıp, yakalarını da kaldırarak yağmur altında yürümek.

Gene düşünmek istiyorum. Kafamı dinlemek. Kendimi suçlamadan olayların akışını hatırlamak istiyorum. Her şeyin ne zaman başladığını ve benim hangi ara olaylara dâhil olduğumu bu sabah erken uyandığımda anladım aslında. İlişkilerine belki de ara vermişlerdi ve ben…

Söyleyecek söz yok işte. Anlatacak olaylarımda yok. İçim acıyor. Susuyorum. Günler geçmiyor. Bu sıkıntımda durmadan bitirme ödevimle uğraşıyorum. Sabah 07:30’da kalkıp bütün evin tozunu alıyorum vs.


NOT: Apartmanımızda ve çevre sitelerde bahçelerdeki uzun boylu ağaçları kesmek isteyen zihniyeti KINIYORUM!!! O ağacın sana ne zararı var? Ya lütfen biraz hayatıma sakinlik gelsin, stres, sinir uzak dursun. Yeter artık ne ölümlerle üzülmek ne de kesilen ağaçlara kesilmesin diye isyan etmek, karşı gelmek ve ağlamak istiyorum!

Çok şey mi istiyorum? Biraz sakinlik istiyorum.

22 Ocak 2014

O Adamı Boğasım Var!

Nasıl sinirliyim nasıl kızgınım anlatamam!
Harbiden boğasım var o derece!!!
Benim gibi sakin bir kadını da çıldırttılar ya helal olsun gerçekten!
Ama ellerini öpüp de tebrik edecek halim yok.

Dün gece bugünkü finalim için çalışıyorum falan derken içimdeki şeytan dürttü: Facebook’u aaaçççç! Facebook’a baaakkk! İçimdeki sese “Sus.” diyorum. “Ders çalışmam lazım.” diyorum derken tamam len dedim açıp bakıyorum ve  oda ne?! Bizim adam, dışarı çıkmış hem de bir kızla hem de bara! Hem de kız etiketlemiş ve paylaşmış!

Üstüne de yorum yapmış: “Ben yârimi özledim yaşasın  " şeklinde!
Nasıl len!

Tam bir dumur oldum. Yaşadım yani o kal gelme anını bütün bedenimle yaşadım. Millette (İşi gücü yok insanların) beğenmiş 1 beğeni, 2 beğeni, 3, 4, 5 derken bir anda 10 - 11 olmuştu bile. Sonra S. aradı da yarınki final hakkında konuştuk, ders konu anlattım vs. aklım başka yerlere gitti (Ben öyle umut ediyorum.). Konu dağıldı dedim ama dağılmadı tabi ki de. Bu arada sinirden ilk olarak hemen İtalya’daki G.’ye mail attım. Birine yazmam gerekiyordu. Yoksa o anki kızgınlığımla konsantre olamıyordum ve ne yapacağım belli değildi. Sınavım olmasa kalkar, onları barda basardım o derece kızdım. Kıskanç değilim fakat kendimi salak gibi hissetmem ne hissetmesi salak yerine konmam gerçekten kan beynime fırlamıştı!

G. ise garibim hemen bana teselli, moral cümleleri kurmaya başladı. Bu sefer biz başladık mı karşılıklı saydırmaya. Tabi ki de en çok ben!  Kadınlar hissediyor arkadaş! Valla bak. Hissediyor yani. Ben ki kaç gündür konsantre ders çalışıyorum, şu iki gündür içimde bir huzursuzluk vs. aldı başını gidiyordu. Herhalde sınav stresidir dedim dedim kendimi teselli ettim. Sınavlar bitsin onu ararım dedim, yok o beni arasın dedim dedim de dedim. Sonunda adam hovardalıkta çıktı! Salak ya! Bari yanındaki kıza dikkat et (Ya ben ikinci kadın oldum ya da ikimizi de aynı anda idare etti. Bilemiyorum. Çıkar kokusu birkaç güne.). Daha önce sinemaya gitmişler. Sonra sahilde bir kafeye. Neymiş efenim yürüyüş yaparken dinlenmişler. Biz neden yürüyüşe oraya gitmiyoruz?! Bar ne yahu! Yanlarında da arkadaşları yok! Hani olur ya kalabalık gruptur ama değil. Sadece bunlar. Bir oldu iki oldu ama üçüncüsü yani bu olay resmen tuzla biber oldu!

Ağzını burnunu dağıtmak istiyorum!
Boğmak istiyorum!
Hesap sormak istiyorum!

Yarın iki önemli sınavım olmasa yeminle giderdim. G.’de “Terbiyeni bozma Z.S. Bırak allahından bulsun.” dedi durdu. Bulsun bulsun da benim bunu ona sormam lazım. Bugün sınava gittim, kafamı ona verdim ama şimdi eve geldim ve gene sinirlerim bozuldu.

Gecenin devamında noldu peki?! S. ile konuştuk, kapattım telefonu ama hala Facebook üzerinden yazışıyoruz hani saat gece 00:15 falan olduğu için bizimkiler yatıyor ya sesten rahatsız olmasınlar diye. Sonra beni gene şeytan dürttü ve o paylaşıma baktım. Allahım sen benim şeytanları nasıl dürttürüyorsun? 16 beğeni ve bizimkinin yorumu. Biri diyor ki “Aşk yakar dedin, tüp mü taktın ;)” Bizimki de diyor ki “Namımız yürüsün ;)” bu ne lan bu ne!!!! Gel de kızma şimdi. Göstercem ben sana namının yürümesini!

Ruh halim Shakira'nın klibindeki gibi. Aynen bu moddayım!

Sınavlar bitsin, yazlığa gitcem ve gelmicem. Ciddiyim. Birinden ayrılırım denize gider yüzerim, birinden ayrılırım ülke değiştiririm, öbüründe okul! Bu ne ya bu ne! Biri bana anlatsın, sakinleştirsin beni.  Sakinleşemiyorum çünkü.

Bir günüm daha sakin geçmiyor şu hayatta. Hep bir atraksiyon hep bir sorun hep bir olay!

Şu son 10 Ayda neler mi öğrendim;

* Benden yaşça küçük biriyle sevgili olmamayı. Çünkü beni tecrübeli görüp sapıklaşabiliyorlar. Taciz etmeye kadar gidebilecek cesareti bulabiliyor. Sapık herif!
* En yakın arkadaşınla sevgili olmamayı. Sonra dostlukta, arkadaşlıkta kalmıyor. Kalıyorsa da düzeltene kadar canın çıkıyor.
* Benden daha az eğitimli biriyle sevgili olmamayı. Çünkü bunu kaldıramıyor ve seni aldatıyor ya da seninle oynuyor.

Peki, her şeyin sonunda “Pişman mıyım?”. Hayır değilim. İnsanların gerçek yüzlerini öğreniyorum. Kötü bir şey mi hayır değil. Daha güçlü oluyorum. Kendimden emin kararlar almaya yarıyor bütün bunlar. Sevgililerim yazılarını bile yazamıyorum artık. Malum hepsini gün ve gün buradan yazıyorum. Nasıl başladık nasıl bittik hepsini biliyorsunuz.

Haksızsam haksızsın deyin.
İyi varsınız, iyi ki burdasınız.
xoxo

16 Ocak 2014

ACİL – SAHİPLENDİRME

Arkadaşlar merhaba.
Bu sefer size farklı bir yazı yazıyorum. Aslında bu bir duyuru.

Ara sıra bu tarz yazılar yazacağım galiba. Gönül isterdi ki yazmayayım ama olmuyor olmuyor. Facebook'da üye olduğum sayfalar olsun, paylaşımlar olsun sonunda bloğumdan da seslenmeye karar verdim.
İnsanlar evlerine bir can alırken o canında bir canı olduğunu düşünmüyorlar. Gün geliyor ve özel nedenlerle onları sokağa tereddütsüz atabiliyorlar. İnsanın bile yaşaması zorken, ev ortamına alışmış bir canın sokakta yaşaması ne kadar zor bir düşünsenize! Ama onlar bunu düşünmüyorlar işte. Belki para verip aldı, hiç fark etmiyor ve o canlar sokağa bırakılıyor. Çok kızıyorum ve çok sinir oluyorum. ROZAM’da böyle canlılardandı. Aynı şekilde PURSAT’da. Onların hikâyesini ara ara anlatmıştım ama bir ara ayrı uzun uzun yazarım.


Bu seferki yazımızın kahramanı Whisky!
Oda sokağa atılmış aynı özel gerekçelerden!

Nedir bu özel gerekçeler; çocuğum oldu, annem, kocam istemiyor, evlencem, köpek arabayı çiziyor, evdeki eşyaları parçalıyor, ayakkabıları kemiriyor, çok tüy döküyor, bakımı masraflı, çok havlıyor, söz dinlemiyor vs. Bunlar için söylenecek çok sözüm var ama bu yazımda onlara da suscam ve başka bir yazımda sırf bu bahanelere değincem. Neler duydum neleerrr!


Whisky’yi dün arkadaşım bana anlattı. Benden ona güzel bir yuva bulmamıza yardım etmemi rica etti. Bende şimdi size sesleniyorum. Lütfen ona bir yuva bulalım. Bahanelere sığınmayacak ve ona ömürlük yuva sağlayacak biri. Whisky’nin hikâyesi şöyle;

“Fotoğraftaki keyfine düşkün minik, kardeşim köpeğimizi gezdirirken yanlarına sığınmış. Kardeşim de ayağındaki küçük yara için veterinere götürmüş ve çok sağlıklı olduğunu sadece ayağındaki yara için biraz ilgi gerekli olduğunu öğrenmiş. Nerdeyse tamamen iyileşti. Bu sırada da hobileri olan afacanlık ve Luba'nın üstüne yatıp TV izleme ile meşgul. Daha önce bakan kişinin evlerindeki özel durumdan dolayı dışarı bıraktığını öğrendik. Bu yüzden ufaklığın ilgi göreceği bir yuva arıyoruz. İsmini Whisky koyduk, yürüyüşünü gördüğünüzde nedenini anlayacaksınız ;)”

İlanları çeşitli yerlere vermişler ama ben biliyorum benim takipçim yardım eder bana =)
Paylaşalım ve yuva bulalım. Telefonla ulaşamazsanız bana mail atın, ben sizi ulaştırırım.


Hadi bakalım bu küçük canı sahiplendirelim. Bir sıcak yuva ve kafasını okşayıp onu sevecek, evinize geldiğinizde sizi kapıda bekleyen bir canlıyı görmek, onunla bu bahaneyle parklara gitmek, yürümek, dertleşmek, konuşmak… O kadar güzel bir his ki anlatılmaz yaşlanır. Bu hisleri yaşamak isteyenlere sesleniyorum. Whisky şimdilik buradan duyurabildiğim ilk canlı.



Haydi!
Sizden haber bekliyorum ;)
xoxo

11 Ocak 2014

Gerçekler Mi Susmak Mı?

Yaşadığın olaylar senin gerçek hayatınsa ve bunları konuşmaktan kaçıyorsan susmayı dene. Yalan söylediğin zaman yalanlarının yüküyle yaşamak zorunda kalıyorsun. En iyisi susmak. Sadece sana söylenen cümleleri, lafları, eleştirileri dinlemek. Konuşana bakmak mesela. Hiçbir şey söylemeden. Çünkü o an bilirsin ki konuşursan devamı da gelir. Ağzından tek tek hataların, yanlışların, senin doğruların ve toplumun yanlışları dökülür birer birer. Öteki olduğunu bilip yaşarken kimsenin seni tanımadığı ülkede özgürlüğünü hissetmen bundandır. Bundandır bir ay yaşadığın yere gitme isteğin. Bundandır sessizliği sevmen ve gene bundandır hayvanlarla bağ kurman onlara bağlanman.

Geçmişi silemezsin. Unutamazsın yaşadıklarını. Pişman değilsindir ama anlatamazsın da. Gurur duyarsın hatalarınla ama sadece kendi kendineyken. “Ben bu hataları yaptım, hadi kutlayalım.” diyemezsin. Kapı dışarı atılacağını bilirsin. Öteki olmayı bir kez daha kapının dışında olup yaşamaktan korkarsın ve susarsın. Sustukça büyür söyleyemediklerin, isteyip de uzun uzun anlatamadıkların, en güzeli de mutlu olduğun her anın.

Mutluluk sonrasında pişmanlık getirmez, getirmemeli de. Pişman olacağın şeyleri yapma demeyeceğim inadına yap! Dene! Seviyorsan sev. Sevişmek istiyorsan seviş ve barda sahneye çıkıp şarkı söylemekten çekinme aynı keskin, yaralayıcı cümlelerini etrafına saçarken yaptığın gibi dürüst ol. Başkalarının doğrularıyla yaşamayı yıllar önce bıraktım. Bir an gelir itiraf etmek isterken sonra susmayı seçiyorum. Ondan bu kadar çok yazmam, kelimelere sığınmam. Konuşmak zor geliyor bazen. Ağlamak ise uykudan önce bir rahatlama ilacı.

Bir gün!
Bir gün uzak ya da yakın ama O bir günü bekliyorum.

10 Ocak 2014

Romantik Mod


Hayat, romantik komedi hele ki âşıksan.
Bütün bu hengâmenin ortasında âşık olmak sonrada “Her şeyim sen.” demek güzel bir şey olsa gerek.
Unutmamak lazım bu duyguları. Her zaman bulunmayacağını bilmek...
Öyle birini düşünün ki yalnızlığınızın ortasına pat diye düşmüş!
Hayat bu!
Umudunu kaybettiğin anda karşında görmek.
Aşkı aslında bir kişide aramamak diyorum ben buna,
denize dalıp çıkan martıyı beraber izlerken, ona salak salak bakarken.

Sanırsam şu aralar üzerimde romantik komedi hissi var. Kelebekler gibi uçuşuyorum. Bide durmadan Patron Mutlu Son İstiyor filminin Soundtrack’in de olan Billur GÜVENTÜRK - Sen parçasını dinliyorum. Bıkana kadar bangır bangır dinlicem herhalde =)

Size iyi dinlemeler ve filmi izlemeler ;)
xoxo

9 Ocak 2014

İyi Diyelim İyi Olsun




Hmm tamı tamına bir haftadır hasta hasta etrafta gezinirken doktorum sağolsun verdiği ilaçlarla beni Pazar günü ayağa kaldırdı fakat tahlillerimin sonucunu beklemem gerekiyordu. TSH değerlerim normal çıktı.

Ohh bee tiroitlerim de bir sorun yokmuş =))

Ama bu seferde açlık şekerim yüksek çıktı!

“Normal ol artık!” diyen adama sesleniyorum: Bende normale dönmek istiyorummmm!

2,5 saat sonra tokluk şekerimi ölçtüler ve oda normal çıktı. Sorun benim az yemem ve ara öğünleri atlamammış. Yani akşam 16:00’da, gece 21:00’da meyve yemem gerekiyormuş. Sonuç olarak sağlıklı bir şekilde aranıza döndüm, tam zamanında ;) Haftaya finallerim var ve ben bugün itibariyle final tatilime girmiş bulunuyorum. Bugün bütün gün ödevler, sunumlar, yetişmesi gereken Word yazılarımı, raporlarımı toparladım. Bu gece hepsini bitirip öyle yatıcam hedefim bu! Yarında adam akıllı derslerime başlayıp bu dönemi bitirmek istiyorum.

Bir haftaya neler sığdırılır? Ayağa kalkar kalkmaz hemen unutulan doğum günü hediyesi hazırlanmaya girişilir (Azarı bizzat şahıstan yemişim artık oturur muyum?!). Evde karton yoktur o alınır, yapıştırma kağıtları toplanır vee hazırlıklara hasta ve hafif kırgın bir bünyeyle girişilir. Güzel bir kutu yaptım. İçine de bütün ne kadar şeker varsa onları küçük küçük şeffaf paketlere doldurup kurdeleyle bağladım. Bebek şekerlerini düşünün aynı onun gibi oldular. Sonra hepsini kutuya koydum ve alın size doğum günü hediyesi. Her gün bir paketini yesin =))) Arkadaşlarımda “Beğenmezse napcaksın?” diye sordular. “Napcam bütün zulayı alıp sizi de toplayıp yicez.” dedim :D Millet dört gözle beğenmesin diye dua ederken hediye beğenildi hohooo ;)

* Orijinal hediye fikirleri bulunur, paylaşılır ve yapılır canlarım ;)

Haftaya İtalya’ya geri dönecek olan arkadaşım G. ile buluştum. Zamanım olsaydı bi falcıya da gidecektik ama benim finallerim ve yarına yetişmesi geren onca ödev varken bu biraz zordu. Onları kendi aralarında bırakıp eve geldim. İyi kızlar falcıya, kötü kızlar yetiştirmesi gereken ödevlere.

Bunun yanında bu aralar üzerimde biraz mutluluk biraz hüzün birazda sevgi var.

Mutluyum çünkü sevdiğim arkadaşlarım var. Ortak bir noktada bir şeyler yapmak için toplanıyoruz, gizli işler çeviriyor ve milletin dikkatini çekiyoruz heheee =))) Sonrasında anlayıp anlamamazlıktan geliyoruz. Kol kola yürüyoruz mutluyum işte.

Hüzünlüyüm çünkü bir güz dönemi daha 2 hafta sonra sona erecek. Bitiyor. Yavaş yavaş sona yaklaşıyoruz ve ben, her bir arkadaşımı, hocalarımı özleyeceğim. 214 nolu sınıfta oturup bölümün bahçesindeki ağaçları, gelen gideni izleyip, dersi dinlemediğim günleri özlemeye şimdiden başladım.

Sevgi… O işte bütün bunların içinde bir anne. Bir bütün. Geçmişimde bana acı veren adamı bile unuttuktan sonra yeni birini üç saat beklemek ve onu beklerken kitap okumak, zamanla umursamamayı bana hatırlatıyor. Önemli olan biziz evet, ama sonra bir anda yan koltuğuna atlayarak gelip oturan ve seni PAT diye öpen adamı görünce unutuyorsun zamanı vs.

Güzel günler sizin ve benim olsun.
Haberler uyarsa da bende sizi uyarayım: Aman dikkat kendinizi gripten koruyun!

xoxo

3 Ocak 2014

Hastayım

Gönül isterdi ki size yeni yılın gecesinde ilk yazımı yazıyım, size güzel dileklerimi sunayım ama olmadı.
Ben 2014’e hasta girdim ühü ühüüü =(((

Dünde “Sabahtan derse gideyim, cumada doktora gideyim.” dedim ama yok benim kafam kalkmıyor ki yataktan. Hemen annem ve babamın yoğun baskısıyla doktora gittim. Orda da ayakta beklerken başladı mı benim başım dönmeye! Allaahh duramıyorum derken kendimi görevlinin sandalyesine zor attım. Millet de bana tip tip bakışlar atmaya başladı. Yaşlılar deseniz kalk da ben oturayım modun da. Ölsem “Genç ona bir şey olamaz!” dicek! Sağlık ocaklarında ve aile hekimlerindeki bu yaşlıların davranışları ne olacak ya!

Her neyse baş dönmesi, mide bulantısı, ağrıyan kaslar, yapılan tahliller ile eve geldim. Bugün daha iyiyim (İlaçlar sağolsun.). Bakalım pazartesi günü öğrencem tahlil sonuçlarımı. 10-6 tansiyonla yaşayan ölüyüm herhalde #) Uff umarım kötü bir şey çıkmaz ve bende hayatıma devam ederim. Hiç sevmiyorum hasta olmayı, ilaç kullanmayı (Bütün gün uyuyorum sonra.), hayatı kaçırdığımı hissediyorum.

Neyse efenim bu gece daha iyiyim ve size yeni yazımı yazıyorum =))

2014 hepimize mutluluk, sağlık, huzur, daha az ölüm, kayıp, acılar getirsin.
Aşk kapımızı çalsın ve hiç bırakmasın.

xoxo

1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü'nde, Tüm Türkiye O Küçük Kızı Tekrar Güldürdü

1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü’nde tüm Türkiye’nin sesini huzurevlerindeki yaşlılara ulaştırmak ve onları hatırlamamızı sağlamak için, dünyanın lider yaşlı ve hasta bezi markası TENA tarafından bir interaktif banner kampanyası gerçekleştirildi.

Gün boyunca www.hurriyet.com.tr ‘deki bannerlarda ve www.herzamangenc.com ‘da yayınlanan sosyal sorumluluk projesinde; mobil teknolojinin gücü, interaktif bir video banner ile mutluluğa dönüştürüldü. Sabahtan akşama kadar yayınlanan reklam bannerlarına tıklayanlar, açılan ekrana cep telefonu numarasını girerek, saniyeler içinde çalan telefonlarının diğer ucunda bir huzurevi sakininin sesini duydular ve yaşlılarımızın dünya yaşlılar gününü kutladılar.

Bu sürpriz kutlama kampanyasının iç ısıtan görüntülerini izleyince, onların mutlulukları büyük ihtimalle size de geçecek. Bu arada siz de bu sosyal sorumluluk kampanyasına destek olmak ve huzurevlerini aradığımızda yaşlılarımızın yüzlerinde yaratabileceğimiz mutluluğu etrafınızdaki kişilere hatırlatmak için kampanya videosunu #bukızıgüldür hashtagi ile paylaşabilirsiniz.

Bu kampanya, bir taraftan huzurevlerindeki yaşlılarımızı mutlu ederken, diğer taraftan büyüklerimizi hatırlamak konusunda her zaman dillendirdiğimiz iş yoğunluğu, yaşam mücadelesi, trafik gibi tüm bahanelerin, onların yüzlerindeki heyecanın yanında ne kadar detay kaldığını da gösteriyor. Bu heyecanı 1 Ekim'de kampanya boyunca yaşayan yaşlılarımız, 12 Kasım 2013 tarihindeki Mediacat Felis Reklam Ödülleri’nde 2 ödül birden alarak bir kez daha tattılar. Suadiye Huzurevi sakinlerinin ödül görüntülerini bu linkten görebilirsiniz: http://www.herzamangenc.com/11/en-yaratici-dijital-sosyal-sorumluluk-projesi/

Bir boomads sosyal sorumluluk içeriğidir.