Türkiye’deki son haftama Pazar günü saat 00.01 itibariyle “Merhaba!”
dedim bile. Ben gidince beni kim özler hiç bilmiyorum. Ailem kesin özlerde
başka kim özler görcez.
Her gün denize giriyorum, güneşleniyorum, kitaplarımı
okuyorum. Bu yaz kumsalda dikkatimi çeken birkaç tip var;
İlki babaanne / anneanne! Straplez bikinisiyle kâh
güneşleniyor kâh torunlarıyla ilgileniyor. Ama nasıl bir güneşlenmek sorma
gitsin. Pozisyonlarımız belli ama. Bacakları açarak, yüzüstü yatıp askıları
arkadan açarak, kolları yana atıp sere serpe uzanarak. Favorim seksi
bacaklarını açarak güneşlenme hali. Güneşlen de o pozisyon nedir yahu?! Anlam
veremiyorum. Sonra o özgüveni yok mu o özgüveni. Allah herkese yaşlanınca
sarkan vücuduna rağmen 20lik kız vücuduna sahipmiş gibi davranma özgüveni
versin, amin!
İkincisi “Halil Sezai”. Gerçek Halil Sezai değil tabi ki de
=)) Ama kumsalda bi adam var. Resmen saçıyla, kilosuyla, giyimiyle Jr. Halil
Sezai. O adamdan bir “İsyaannn” ve bir “Olsun” şarkısı dinlesem ah dicem işte
Halil Sezai. Onun denize girişi, derinlere yüzüşü ve sonra iskeleye çıkıp
güneşlenişi yok mu ah ki ne ahh! Saçıda Halil Sezai gibi yüzünün çeyreğini
kapatıyor.
Üçüncüsü yeşil şortlu ergen genç! Ne yaptığını anlamasam da
her seferinde bakışını üzerimde yakalıyorum. Evin önünden köpeğiyle geçerken
evimi de öğrenmiş oldu çok hoş oldu gerçekten. Çocuğun tek sevdiğim yanı
iskeleden çok güzel balıklama (Balıklama ötesi diyelim biz buna bence.)
atlayışı. Zıplayış, uçuş ve suya giriş. Bu üçlü ile her seferinde onu
izliyorum. Bide bunun arkadaş grubu var. Ama yok, yeşil şortlu favorim.
Dördüncüler üç kişi sayın okuyucu. Üç kıvırcık ama bugün
baktım biri saçlarını kestirmiş valla yüzü gözü açılmış çocuğun, yakışmış. Diğer
ikisinden biri, geçen sene canlı müzik yapan çocuk. Çocuk ergenliğe girmiş ve
tipi değişmiş yahu. Tanıyana kadar uzun uzun baktım. Emin olduktan sonra B. ile
paylaştım. O bile inanamadı geçen yazdaki çocuğun bu olduğuna. Ergenlik kızlarda
değil de erkeklerde çok ilginç etki gösterebiliyor. Bunu yıllardır
gözlemliyorum. Son kıvırcık ise ilginç bir tip. Yaşımı kestirmeye çalışıp duruyor.
Veletsin adamım sen! Neyi zorluyorsun ki durmadan. Ayrıca bu ısrar bu azim ne?
Aslında azmini de takdir etmem gerek ama edemiyorum işte.
Haftaya Almanya’dan
size yazılarımı yazıp yayınlayacağım, umarım.
İlginç bir hafta geçirdiğim doğru. Her gün yeni bir deneyim
yaşıyorum, yeni cümleler kuruyorum ve her gün beni şaşırtacak bir şey
buluyorum. Hüzün daha çökmedi ama merak tavan. Almanca çalışıp geceleri dışarı
çıkıyorum. Yüzmenin dışında geceleri yürüyorum ve artık cafeye de gitmiyorum.
B. olursa sadece onunla gidiyorum yoksa hep buradayım kendi halimde, gece
yürüyüşlerim ve koşularımla, kulağımda MP3 ümle düşünüyorken, çimenlerime
uzanmış yıldızlarımı sayarken, toprağın soğukluğunu bacaklarımda hissederken, gece
kumsala gidip şezlonga yatıp Yunan Adalarını izlerken, sevgi sözcüklerini
telefonuma gelen mesajlarla okurken…
Hayat hızlı geçiyor.
Bu aralar geride bıraktıklarımı özlüyor ve hep birini özlerken kendimi
buluyorum. Kendi falıma da bakmalıyım.
xoxo