Şimdi “23’den gün aldım.” mı denir yoksa “Hala 22 yim.” mi?
Kafam karışık. “Aman Z.S. ülke gündemi her an değişiyorken senin tek derdin bu
olsun!” dediğinizi duyar gibiyim. O zaman konuya girelim mi dostlar;
25 Mart!
İyi ki Doğdum!!
Doğum Günüm Kutlu
Olsun!!!
Günün ilk saati ile ilk kutlayan kendim olmak istedim. Blog da
bu yazı dizisini de kendim için oluşturuyorum. Narsistçe kendi kendimi ilk
kutluyor ve seviniyorum.
Yarın işe gidiyorum. Okula gitsem kim kutlar, kim facebook
dan yazar (Artık Twitter diyemiyorum malum ülkemizde YASAKLANDI! Buraya en
okkalısından küfürü siz getirin lütfen.), mail kim atar ya da işten biri bilir
ve kutlar mı bilmiyorum. Tek bildiğim her yıl olduğu gibi anneannem 24 Mart
sanıp sabahtan aradı. Artık 25 Mart diye düzeltmiyor ve kabul ediyorum. Zaten
yaşlı kadın. Düşünmesi bile yeter. Aa bir dakka düşünmesi ve araması yapalım
biz onu.
Geçen doğum günümden bu doğum günüme hayatıma erkekler
girdi, çıktı. Sevdim, ayrıldım, terk ettim, aldatıldım, yalanlara inandım, inanmak
istedim. Almanya’ya gittim, en yakın arkadaşım dediğim kişiye bile yeri
geldiğinde güvenmemem gerektiğini fark ettim. Almancayı sevdiğimi,
konuşabildiğimi, yabancı bir ülkede dahi olsa enerjimle güven hissini
verebildiğimi, güzel olduğumu, sempatik bulunduğumu öğrendim. Teyzemle Ankara
gecelerine aktım, bavul düzenlemeyi öğrendim, 3. Sınıfı bitirdim ve 4. Sınıfa
başladım (Onunda son dönemindeyim.), işe girdim, saçımı her ay kestirdim,
manikür yaptırmaya başladım, zayıflamaya devam ettim, spora daha sıkı sarıldım,
gardırobumu boşaltıp yenileriyle doldurdum, gözüme kestirdiğim erkeği tavlamaya
çalışırken karşıma çıkan kadınlara “Pes!” dedim, ROZAmı kaybettim, PURSAT’ı
mutlu olacağı bir yere göndermek zorunda kaldım, annem ameliyat oldu, çok
ağladım, kavgalar ettim.
ROZAmı kaybettim evet ama şunu fark ettim; hayatımıza giren
her şey için şükretmeliyiz. Benim etrafımdaki köpeklere bakış açımı
değiştirmemi sağladı. Yardım etmeyi ve minnet duygusunu, hayvan sevgimin
aslında fazla olduğunu ve dışarıda beslemekle değil ileride bir hayvanın sorumluluğunu
alıp yaşamam gerektiğini, sevginin ne kadar saf ve karşılıksız olabildiğini, o
sıcaklığı hissederek uyumayı vs vs. şükretmek benim bu yıl öğrendiğim en önemli
şey oldu.
Şükretmek ve teşekkür
etmek.
Bir çiçeğe bakıp bile onun hakkında düşünmeye başladım. Düşündükçe
arındığımı hissettim. Küçük küçük notlar almaya başladım, aşkı aramayı hiç
bırakmamam gerektiğini anladım, güven kelimesinin benim için her zaman öncelikli
olduğunu kavradım.
Ben bu doğum günüme kadar çok şey yaşadım ve çok şey
öğrendim. Bu sefer bir de şunu anladım ki ben hiçbir doğum günüme sevgilimle
girmemişim. Ya öncesinde ayrılmış sonra barışmışım ya da olmamış. Ya erkekler çok
çakal ya da ben çok şanssızım. Genelde sevgililerimin doğum günleri bana denk
gelir ve delice kutlardık. İçimden bir ses diyor ki “Doğum gününü geçireceğin
tek bir adam olacak ve oda hayatının erkeği olacak.”. İnanmak istiyorum. Belki de
bu seneki doğum günü dileğim budur. Dilekler dile getirilmemeli denir, o zaman
gerçekleşmezmiş. Çok isteyince dile gelse nolur, gönülden istedikten sonra bütün
dilekler bizim olur.
Kutlamalar, iyi
dilekler, temiz, güzel bir 25 Mart benim olsun.
xoxo








