
Heidelberg’e “Almanya’nın Romantik Şehri” diyorlarmış.
Buralarda genç olarak yaşamak sıkıcı olabilir ama yazlık mantığıyla evin olsa
çok güzel yaşanır. Gezdiğim şehirlerden bunu anladım ben. Şehrin karmaşasından kaçıp
gelmek için ideal yerler doğrusu ;) Sonra bi baktım meydandayım. Ordan
Karl-Theodor Brücke’ye çıktım. Etrafı izledim. Kaleden aşağıyı çektiğim yerler
şimdi etrafımdaydı. Heiliggeistkirche’nin içine girdim. Kiliselerin içi genelde
aynı şekilde dekora edilse de ben o içindeki ruhu seviyorum. Her dine saygı
duymak lazım. Bu tarz şehirlerde o kadar çok kilise var ki ve hepsinin mimarisi
aşağı yukarı aynı. En büyüklerini görseniz size yeter oldum artık ben =) En
güzelleri kesinlikle kaleler, saraylar. O eski Avrupa dönemlerini
hissedebiliyorsunuz. Benim gibi eski Ortaçağ Avrupasını tarihsel olarak okumuş,
her milletin tarihini merak edip araştırmış, tarih manyağı biriyseniz böyle
yerler tam size göre ;)
Leyynnn otobüs kaçta
geldi biliyonuz mu?!
17:35’de!!!
Kimse söylenmeden bindi. Ben tabi şaşkın şaşkın bakıyorum. Almancam
yetse “Neden geç kaldın kardeşim? Panik yaptık burda.” derdim ama o kızgınlıkla
sustum. Adam gelene kadar neler düşünmedim ki? Nerde kalırım, oraya tekrar
nasıl giderim ve internet nerden bulurum vs. Zaten öncesinde kaybolup Hbf’a
geldiğim için yorgundum direk binince de otobüste uyudum. Frankfurt’a gelmemiz
kaç dakikamızı aldı biliyonuz mu?! 2,5 saat! Trafik berbattı. İstanbul trafiği
gibi desem her Türk insanı anlar herhalde. Frankfurt’ta yaşasam tamam ama benim
daha Mainz’a gitmem gerekiyordu. Gene daldım Frankfurt Hbf’a ve sora sora
trenimi buldum ve onu da 20dk bekledim. Geliş 20 dk. Oldu mu sana saat 21:00. Akşam
Ö. ile buluşup Rhein’i gezecektik tabi yalan oldu çünkü ben yorgunluktan eve
gelip duşa girdim ve canım ekmek kızartması çekti (Gel bak şimdi sen gel gel
olaya gel.). Ocağa koydum ekmeği, kızardı. Sonra bi dilim daha dedim oda
kızardı (Dur dimi burda ama yookk). Bi tane daha kızartayım dedim ve onu da ocağa
koydum. O sırada da çantamı boşaltıyım, aldıklarımı çıkarayım dedim. Ben daha
çantama uzanmadan ekmek YAN! Odayı aldı bi duman! Yangın alarmı ötmeye başladı.
Onu susturcam ama koca tavan ulaşamıyorum ki. Sonunda masayı çektim, çıktım
üstüne de öyle kapattım. Camları açtım, odayı havalandırdım ama yok bugün çıktı
kokusu. Ardından da koltukta sızmışım zaten #) Hal böyle olunca Cuma günü bi
uyandım saat 13:00. Kendime geleyim diye çıktım koştum parkta ve Ö. den özür
diledim. Odayı temizledim.
Bu akşamda Ö. ile buluşup
Frankfurt’a gidicez. Sonra beraber yemek yeriz diye planlıyoruz.
Ben evde olmayayım.
Heidelberg için söyleceğim söz: Kesinlikle sevgiliyle gelinmeli ve ara sokaklarında el ele yürünmeli.
xoxo
Çektiğim bir kaç fotoğrafla bu partı bitiyorum:
NOT: Fotoğraflar şahsım tarafından çekilmiştir.