teşekkürler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teşekkürler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2014

İş Hayatı ...3


NOT: Size verilen bir görevi şefiniz beğenmişse ve sizi övdüyse susun, saygılı olun ve hafifçe gülümseyin. Ardından "Teşekkür ederim." deyin.

24 Mart 2014

25 Mart Doğum Günüm Benim

Şimdi “23’den gün aldım.” mı denir yoksa “Hala 22 yim.” mi? Kafam karışık. “Aman Z.S. ülke gündemi her an değişiyorken senin tek derdin bu olsun!” dediğinizi duyar gibiyim. O zaman konuya girelim mi dostlar;

25 Mart!
İyi ki Doğdum!!
Doğum Günüm Kutlu Olsun!!!

Günün ilk saati ile ilk kutlayan kendim olmak istedim. Blog da bu yazı dizisini de kendim için oluşturuyorum. Narsistçe kendi kendimi ilk kutluyor ve seviniyorum.

Yarın işe gidiyorum. Okula gitsem kim kutlar, kim facebook dan yazar (Artık Twitter diyemiyorum malum ülkemizde YASAKLANDI! Buraya en okkalısından küfürü siz getirin lütfen.), mail kim atar ya da işten biri bilir ve kutlar mı bilmiyorum. Tek bildiğim her yıl olduğu gibi anneannem 24 Mart sanıp sabahtan aradı. Artık 25 Mart diye düzeltmiyor ve kabul ediyorum. Zaten yaşlı kadın. Düşünmesi bile yeter. Aa bir dakka düşünmesi ve araması yapalım biz onu.

Geçen doğum günümden bu doğum günüme hayatıma erkekler girdi, çıktı. Sevdim, ayrıldım, terk ettim, aldatıldım, yalanlara inandım, inanmak istedim. Almanya’ya gittim, en yakın arkadaşım dediğim kişiye bile yeri geldiğinde güvenmemem gerektiğini fark ettim. Almancayı sevdiğimi, konuşabildiğimi, yabancı bir ülkede dahi olsa enerjimle güven hissini verebildiğimi, güzel olduğumu, sempatik bulunduğumu öğrendim. Teyzemle Ankara gecelerine aktım, bavul düzenlemeyi öğrendim, 3. Sınıfı bitirdim ve 4. Sınıfa başladım (Onunda son dönemindeyim.), işe girdim, saçımı her ay kestirdim, manikür yaptırmaya başladım, zayıflamaya devam ettim, spora daha sıkı sarıldım, gardırobumu boşaltıp yenileriyle doldurdum, gözüme kestirdiğim erkeği tavlamaya çalışırken karşıma çıkan kadınlara “Pes!” dedim, ROZAmı kaybettim, PURSAT’ı mutlu olacağı bir yere göndermek zorunda kaldım, annem ameliyat oldu, çok ağladım, kavgalar ettim.

ROZAmı kaybettim evet ama şunu fark ettim; hayatımıza giren her şey için şükretmeliyiz. Benim etrafımdaki köpeklere bakış açımı değiştirmemi sağladı. Yardım etmeyi ve minnet duygusunu, hayvan sevgimin aslında fazla olduğunu ve dışarıda beslemekle değil ileride bir hayvanın sorumluluğunu alıp yaşamam gerektiğini, sevginin ne kadar saf ve karşılıksız olabildiğini, o sıcaklığı hissederek uyumayı vs vs. şükretmek benim bu yıl öğrendiğim en önemli şey oldu.

Şükretmek ve teşekkür etmek.

Bir çiçeğe bakıp bile onun hakkında düşünmeye başladım. Düşündükçe arındığımı hissettim. Küçük küçük notlar almaya başladım, aşkı aramayı hiç bırakmamam gerektiğini anladım, güven kelimesinin benim için her zaman öncelikli olduğunu kavradım.

Ben bu doğum günüme kadar çok şey yaşadım ve çok şey öğrendim. Bu sefer bir de şunu anladım ki ben hiçbir doğum günüme sevgilimle girmemişim. Ya öncesinde ayrılmış sonra barışmışım ya da olmamış. Ya erkekler çok çakal ya da ben çok şanssızım. Genelde sevgililerimin doğum günleri bana denk gelir ve delice kutlardık. İçimden bir ses diyor ki “Doğum gününü geçireceğin tek bir adam olacak ve oda hayatının erkeği olacak.”. İnanmak istiyorum. Belki de bu seneki doğum günü dileğim budur. Dilekler dile getirilmemeli denir, o zaman gerçekleşmezmiş. Çok isteyince dile gelse nolur, gönülden istedikten sonra bütün dilekler bizim olur.

Kutlamalar, iyi dilekler, temiz, güzel bir 25 Mart benim olsun.
xoxo

20 Ekim 2013

Bumerang Ödülleri Adayı


Bu sene Hürriyet Bumerang’ın yarışmasına katıldım.

Aslında 2009 yılından beri Blog alemindeyim. İlk başlarda Almanca yazılar yazarken sonra hayat beni öyle bir kopardı ki ne yazı yazdım ne de dışarı çıktım. Yıllar geçti ve ben gene buraya döndüm. “Yaşadıklarımı anlatmalıyım!” dedim ve ben değiştikçe Bloğumda değişti.  Zamanla yazılarımda değişti, bende değiştim ve bloğumda bana ayak uydurdu.  Şu an gördüğünüz içeriğe, yazı dilime, üslubuma kavuştu. Bumerang Deneyim Gününe katıldıktan sonrada “Bloğuma daha fazla önem vermeliyim.” dedim ve kolları sıvadım. O gün bu gündür daha çok yazıyorum, daha fazla fotoğraf ekliyorum, araştırıyorum, biriktiriyorum ve sizlere sunuyorum.

Burası benim hayatım.
Yalansız. Samimi ve dürüst dünyam.
Benim kalemimden sizlere sunduğum platformum.

1 yıl önce dahil olduğum Bumerang da son beş ay içinde seviye atladım. Yazar Kafe’ye iki güne bir beş yazı yolluyorum. Bloglovin’deyim. Bütün bunlar yıllardır Blog aleminde yazanlar için eski olabilir ama benim için güzel bir deneyim oldu. Şimdi bu gazla katıldım yarışmaya ve onaylandım =))

İnternette gezerken denk gelip okuyanlar, yorum atanlar, beğenenler, beğenmeyenler, eleştirenler, mail yoluyla bana ulaşanlar, soru soranlar…
Hepinizin şimdi desteğini bekliyorum.

Sağ köşedeki Bumerang Ödülleri Adayı: En Çalışkan Blog Oy Ver linkine tıklayıp oy verebilirsiniz ;)
Mobil girenler için buraya tık tık yeterli olacaktır.

Bana oy vermek isteyenler için şu açıklamayı da yazmak istiyorum;

Oy vermek isteyenler, oylama linkinden, sosyal medya paylaşımlarımdan veya siteme eklediğim “Oy Ver” imajına tıklayarak oylama sayfasına ulaşabilecekler.

Oy vermek için cep telefonunuza gelecek doğrulama kodunu oylama ekranına girmeniz yeterli olacaktır. Cep telefonunuza gelecek doğrulama kodu ve oylama süreci tamamen ücretsiz olup bilgileriniz 3. şahıslarla paylaşılmayacaktır. Kişiler aynı telefon numarası ile her kategoriden sadece bir oy kullanabilecekler.

Oy veren herkese şimdiden teşekkür ederim =))
xoxo

28 Ağustos 2013

Almanya Güncesi Son Gün Son Gecem


Almanya’da şu an saat 00:30.

Bütün gezdiğim yerlerin yazıları yazıldı ve yayınlanmayı bekliyor. Ama son yazı bugün yayınlanmalı. Yarın öğlen 11:05 Almanya saatiyle uçağa biniyor ve aktarmalı olarak Türkiye’ye, güzel İzmirime 18:15 de varıyorum. Her şey akışında gitmeli. Umutlarım o yönde.

Çok güzel 23 gün geçirdim burada. Çok güzel yerler gördüm, turist insanlarla tanıştım. Bilmediğim dilleri konuşmaya çalıştım, kendi halime güldüm, üzüldüm, düşündüm ve kendi kendime konuştum. Kendi fotoğrafımı çekmeyi öğrendim. En güzeli de çok güzel Türk gençlerini tanıdım burada. Hepsini sevdim. Hepsiyle arkadaş oldum. Yaş, meslek, cinsiyet, şehir önemli olmadı aramızda. Oturup konuşmak, dertleşmek belki de tartışmak güzeldi. Yalnız gelip benliğime kattığım zenginliklerle dönüyorum ülkeme.

Bambaşka bir deneyim oldu bu gezi bana. Artık o buraya gelirken ki Z.S. değilim ve olmayacağım. Kararlar aldım. Rhein’in kenarına oturdum kaç gece düşündüm. Sabahları koştum. Hep düşündüm. Kendimi, arkamda bıraktıklarımı, yeni başlayacak olan hayatımı, arkadaşlarımı, en yakınım dediğim kişileri ve diğerlerini.

Kendimi eleştirdim. Dilimi geliştirdim. Övgüler aldım. Beğenildim. Hoş bir gezi oldu. Soranlara “Yalnızım.” dedim. Yalnız geziyorum ben. Bir sırt çantamla. Bugün Mainz Stadtpark’a gittim. İlk günlerde gittiğim o güzel yere son günde gitmek istedim. Vedalaştım kendimce. Gül bahçesine oturdum ve sandviçimi yedim. Çalışanları izledim. Koşanları, spor yapanları, piknik yapanları ve sadece çimenlere yatanları. Hayat tek başına kendini dinleyebildiğinde daha da güzel.

Yarın ben dönüyorum, Çikom Slovenya’ya yola çıkıyor. Buraya gelmeden önce aramıştım onu. Sesini duymuştum.

Gezimin son gününde teşekkür etmek istediklerim var:

Öncelikle bana burada her konuda yardım eden Özge’ye,
Odasını bana kiralayan Deniz’e,
Geç tanışıp iyi anlaştığım Berker’e,
Almanya’ya geldiğim günden beri mail, Facebook ve Skype ile yanımda olup her anımı soran, benimle sabahlara kadar konuşan Gülperi’ye, Bengisu’ya ve Oktay’a,
Bana desteğini ve sevgisini gösteren Teyzeme,
İlk günden beri yanımda olup bana maddi manevi desteğini hiç esirgemeyen, son günlere doğru beni görünce ağlamaya başlayan Biricik Anneme,
Aileme,

Çok teşekkür ederim.

xoxo


 Çektiğim bir kaç fotoğrafla (Yer: Mainz, Stadtpark) bu partı bitiyorum: 


                                

                                                       
  
NOT: Fotoğraflar şahsım tarafından çekilmiştir.

9 Temmuz 2013

Bumerang Deneyim Günü …2


Nerde kalmıştım hmm hatırladım bekliyordum ;)

Beklerken sıkıntıdan annemi aradım oda konuşmadı kapattı. Arkadaşımı aradım uykusundan uyandırdım ve sonunda Ahmet Bey’i aradım =)) Bir yandan da meydana bakıyorum. Karşı heykelde üç kız, ilerde iki oğlan ve ben derken iki kız daha geldi. Kesin hepimiz bloggerız da çaktırmıyoruz dedim =)) İlk olarak wantthefashion ve kendimyapdiydim ile tanıştım. Ardından egedentarifler zerrun la derken ekür baya bi toplandı ve biz, üç turuncu bir siyah Renault Capturlarımızın yanında muhabbete başladık. Sabah yorgunluğu üstüme çöktükçe işin gerçeği mayışmaya başlamıştım.

O gün hangi bloggerlar vardı merak ediyorsanız buyurunuz ;)

Araçlara geçişte Zerrun’un turuncuyu seçmesi benimde aklımın turuncada kalması sonucunda hemen ona koştuk. Yetmedi gittim bir de en öne oturdum. Şoförümüz Ömer sağolsun aracı kurcalamama da kızmadı (THNX THNX =) ). Huyum kurusun gitmeden önce araç hakkında o kadar çok şey araştırmıştım ki fiyatı, aksamları, ekstraları ve devamı. Sor sor bana sor dostum ;)

Çeşme otobanında konvoy halinde yola çıkışımız, birbirimizi tanımaya başlamamız ve iki araç yan yana gelince birbirimize bakışlar atmamız, fotoğraflar çekmemiz gezinin eğlenceli geçeceğinin habercisiydi.

Maalesef ben fotoğraf çekmedim. Daha çok anı yaşadım. Diğer bloggerları tanıdım, etrafı izledim, dinledim, baktım.

Bu nedenle sitede kullandığım fotoğraflar wantthefashion zerrun BumerangNet ten alıntıdır.

Sonunda Bora KOZANOĞLU’nun sörf okuluna geldik. Hadi itiraf edelim kızlar olarak (Bende dâhil) Bora KOZANOĞLU’nu merak ediyorduk. Uzun olduğunu biliyordum da yanında yavru gibi kalacağımı hiç düşünmemiştim #) Annesi Sinem Hanım ile babası Celal Bey’in sıcak tavırları, Sinem Hanımın bize çay ikram etmesi ve Bora Kozanoğlu’nun sörf tahtasına çıkış, duruş gibi temel bilgileri vermesi güzeldi. Ben olayı izleyip bir yandan da çayımı yudumluyordum. Anı yaşamak buydu benim için. Keyif almak ;)

Ardından geldik suya girmeyeeee hohoo. Zerrun wantthefashion ve ben üçlü grup olduk ve Hocamızda Hasan Hoca oldu. Bence iyi bir grup olmuştuk. Enerjimiz tutmuştu. Hattan Zerrun ile son bir deneme bile yaptık. Günün sonunda rüzgâr sörfünü sevdiğimi anladım. Birazda yetenekliyim galiba hehee =)) Bunun için grup arkadaşlarım zerrun wantthefashion ve Hasan Hocama teşekkür ederim.


Neler öğrendim;

* Sudan korkmamayı
* Sörf tahtasına çıkmayı
* Kolların her koşulda paralel tutmak gerektiğini
* Kol ve göğüs kası gerektiğini
* Denizi sevmeyi
* Soğuğa alışmayı
* Sabırlı olmayı
* Rüzgârı arkama almam gerektiğini
* Hocamı dinlemeyi
* Eğlenmeyi bilmeyi

Ayrıca o gün Bora KOZANOĞLU’nun doğum günüymüş!

İyi ki Doğdun Bora KOZANOĞLU =))

Gün biter ve sonuç; keyifli saatler, bol spor, deniz, yeni arkadaşlıklar, harika bir kumru ve Bora KOZANOĞLU! :))

#BumerangDeneyimGunleri

Daha ne olsun ya daha ne olsun.

Bu güzel gün için
Bumerang Ekibinden bizimle iletişime geçen ve gün boyu bizimle olan Hilal Hanım ile Ahmet Bey'e,
Bizi kabul eden Bora KOZANOĞLU ve ailesine,
Sörf hocam Hasan PERÇİN'e
Teşekkür Ederim. 

xoxo

18 Haziran 2011

Hayat, Seni Seviyorum

Sevincinizin yarım kaldığı anlar vardır ve sonra bir şey olur ve yeniden hayata tutunabilirsiniz.
Bu bazen bir söz, bir kişi ya da bir müziğin ritmidir.
Anlamasanız da sevinirsiniz içiniz bir anda mutlulukla dolar.
Anlam veremezsiniz, anlamda vermek istemezsiniz.
Bu haliniz hoşunuza gitmiştir bir kere ve terk etmesin istersiniz.
Suyuna gider ve akışında yaşamak istersiniz.
Hayatınızdaki bütün olumsuzlukların o anda yok olması aklınızdan birkaç dakikalık bile olsa çıkması güzeldir.
Bunu kim ya da ne yaptıysa ona teşekkürü borç biliriz ama etmeyiz. Belki içimizden ama bunu dışarı vurmayız.


Şu sıralar yaşadığım ilişkilerin ve durmadan değişen hayatımın sonunda beni her şeyden kurtaracak bir şeye ihtiyacım vardı ve buldum. O kadar şanslıyım ki hepsini bir arada yakalım ve şimdi buradan kocaman bir teşekkür yolluyorum onlara. Büyük bir hediye paketi aslında bu.

Hayata şimdi
“Je Veux d’l'amour, d’la joie, de la bonne humeur” diyorum =)

*Hayatımdan hiç çıkarmayacağım dostlarımın olduğunun farkına bir kez daha vardım. İlk teşekkürüm onlara. 

*Demin yukarıda yazdığım söze ise ikinci teşekkürümü yolluyorum.

 


*Ve gelelim üçüncü teşekkürüme. Bu teşekkürüm ZAZ’ın Je Veux parçasına geliyor =)  nette gezerken gördüğüm bir grup kendileri.  Nasıl ve nerden ulaştım bilmiyorum ama harika caz yapıyorlar. Kendi içlerinde ve kendileri için söylüyorlar. Onların bu içten hallerine ise bayıldım. Sözlerindeki samimiyet ise asıl teşekkürü hak eden nokta.



Duyduğuma göre İstanbul’a gelecekmiş. Onların İstanbul’a geldiği zaman ben maalesef gidemeyeceğim ama gidebilseydim en ön sırada olurdum ve ellerim havada bacaklarımı sağa sola sallayıp ritimle kendimden geçerdim. 

 Konser sonrası ise kendimi İstanbul’un bende anılarımı oluşturduğu caddelere giderdim. Hala parçalar kulağımda olsun diye ise şarkıları söyleye söyleye yürürdüm =))


Kendim gidemiyor bile olsam İstanbul’da olan ve gitmek isteyenler için bilgi veriyim: 22 Ekim’de Uluslararası Akbank Caz Festivali kapsamında İstanbul’da olacaklar. Ayrıca grup Fransa'nın en çok konuşulan ve bilinen grubu.  Özellikleri sokak performanslarıyla bu işe başlamaları =) hatta durun size bide video linkini koyayım ki durmadan dinleyin bağımlısı olun =))


http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=yy3EpWYfG1s


Herkese Bol Teşekkürlü Günler Diliyorum =)
Sevin, Sevilin, Korkmayın...
Ve şimdi gidin sevdiklerinize bunu söyleyin.
Tabi ardından da kollarınız kocaman açmayı unutmayın =))