31 Aralık 2009

Yeni Yıl Yeni Yıl Yeni Yıl Yeni Yıl Herkese Kutlu Olsun

Eee 2009 bitip 2010'a girerken bi son yazı yazmadan olmaz dimi ;)
Vay be 12 saat sonra 2010'a giricez. Peki, hayatımızda ne değişecek?
Hiç bir şey!
Ama bunun yanında hepimizde büyük umutlar ve dilekler var.
Ailece beraber kutlamalar...

Bununda önemini şöyle anladım; yurtta kalan arkadaşlarımın ilk ailelerinden ayrı oluşlarıymış. Belki de bu yüzden bu kadar hüzünlülerdi. Bende bu sene dışarı çıkmak yerine ailemle beraber olmak istedim. Gece 00.01 olunca da herkesi arama geleneğimi  devam ettiricem. 1 Ocak tatil zaten. Sonra cumartesi pazar ee malum =)) Pazartesi gene dersler başlıyor. Hayatımıza hiç mola girmiyor desem yeridir. Bugün 2009'un son günü. Geçen sene şunları yaptım gibi bi listeye niyetlendim ama günlükleri açmak gerektiği için üşendim galiba. Ama geçen seneden aklıma gelen (Ki beni en etkileyen bu olsa gerek) ÖSS'ye girdim. Bölümümü seçtim ve artık üniversiteliyim. O yorucu tempo 2009'a damgasını vuran olay oldu benim için. Yoksa devlet olaylarıymış, yılın mimlenmesiymiş, hiç umurumda değil açıkçası. Kendim yaşadım, kendim gördüm. Herkesin 2009'u kendine göre şekillendi ve bugün de bitiyor. 2010'a girerken mutlu ve umutlu dilekler dilediğimizi biliyorum. Herkesin dileklerinin kabul olmasını bende dilerim =)

"Ohh be!" dedim çarşamba günü. Tabi siz bilmiyorsunuz ama çarşamba günü 3.sınavımı oldum ben. Bir çıktım sınavdan "Direk yaşasın maksimumla!" hareketiyle attım kendimi kampüsten dışarı. Eve geldim. Bir yatış bir yatış ama yok böyle bir yatış yani =) Gece de sabahladım. Ohhh yarasın valla =))

Haftaya değil ama ondan sonraki cuma speaking sınavım var. Sonraki haftada final sınavım. Sonra ne mi?

tabi ki de 3 haftalık TATİL =))))

Allahım allahım! Hayatımda bu kadar tatili sevdiğimi ve beklediğimi hiç bilmiyordum ama bayıldım bu işe ben yaa =))

Neyse artık gidip sıcak çikolata içip kendimi izleyemediğim filmlere, çizgi filmlerime ve ayrıca animelerime boğmak ve vurmak istiyorum.
"Lanet olsun dosstuum!" replikli filmleriyle amerikan konuşmasına gülmek istiyorum.
Çok şey mi istiyorum?!
Hayır!
Hehee =))

YENİ YILINIZ KUTLU MUTLU HUZURLU OLSUN =)))

27 Aralık 2009

Adını Sen Koy


Bu aralar bu şarkıya fena halde takmış durumdayım. Adını Sen Koy filminin de müziği olan bu şarkı çok güzel ya =)

Sözleri Demet Sağıroğlu'na,
Müziği de Melih Kibar'a ait bu şarkının.


Her türlü ortamda çok güzel dinleniliyo =))
İşte sözleri. İsteyen indirsin dinlesin ;))


İçimde garip bir his var

Yüreğimde olur olmaz duygular
Farzedelim küçücük bir oyun bu
Oynayalım bu oyunu
Tahmin edemedim sonunu
Adını artık sen koy

İlk selam mı yoksa, yoksa son veda mı?
Başı belli sonu değil.
Sanki bir telaşla koyulduk bir yola
Anlatılır gibi değil.
Bulamadım, cevabını duyamadım.

Kulaklarımda sesin var.
Yüreğimde serptiğin tomurcuklar.
Sonuna kadar kuralsızca gitmek, her şeyi gözardı etmek.
Selam mı, son veda mıdır, nedir? Bunu bilmem gerek.

İçimde garip bir his var,
Yüreğimde olur olmaz duygular.
Farzedelim küçücük bir oyun bu, oynayalım bu oyunu
Tahmin edemedim sonunu
Adını artık sen koy.

13 Aralık 2009

"Domuz Gribi" Sende Hastalık Mısın Be!

Soğuk ya da sıcak benim için hiç fark etmiyor valla. Bu soğuk! havalarda derslere kısa kollu hatta abartıp askılıyla giden ben, biliyorum ki kampüs içinde "Manyak" gözüyle bakılıyorum ve bunun sonucunda annem korktu ve bana domuz gribi aşısı yaptırdı. Neymiş efendim ailede bir tek ben olmamışım, bide böyle ince giyiniyormuşum, kesin hasta olcakmışım ve hasta olunca da bana bakmıcakmış falan filan yani. Neyse işte tuttu zorla götürdü beni ve aşılattı.

Peki, ben bu aşıyı ne zaman oldum? İşte söylüyorum; 1 Aralıkta!

Şimdi diceksiniz "Ee kardeşim o zaman oldun da şimdi neden söylüyorsun?" Şu yüzden, 10 günlük bir gözlem süresi varmış bu aşının yani 10 gün risk altında oluyorsunuz. Ben bu 10 günü doldurdum ve yaşıyorum =)) Hiç bi etkisini görmedim. Genelde insanların vücutlarında özellikle de lenf bezlerinde şişme olurmuş ki annem ve abim de de göründü ama bende yok cık yani =))

Allahım maşallah deyin.
Hala yaşıyorum ve sapasağlamım.
Ne sınav haftası beni yıldırdı ne de aşı.
Domuzmuş mozuzmuş hepsi için tek slogan şu "ÇOKTA TIN!"

Aşımı oldum ya artık buradan herkese sesleniyorum: "Gidin olun". Ayrıca aşı olunca hastalığa yakalanmama gibi bir durum yok ya da "Ben aşı oldum artık, hiç hasta olmam." düşüncesi de yanlış. Hasta oluyorsunuz ama hafif geçiriyorsunuz. 8.sınıftan beri her yıl grip aşısı olurum ben mesela ve bu kadar sene sonra vücudum alıştı ve kışları hiç hasta olmuyorum. Bir günlük boğaz ağrısı olursa oluyor o kadar. Hafif geçiriyorsunuz, anlamıyorsunuz bile. Öyle yataklara düşmek, burun çekmek yok (En sevdiğim yeri de bu zaten). Nefret ediyorum burun çekmekten ve silmekten zaten.

İşte böyle arkadaşlar. Nedense kendimi böyle bir bilgi yazısı yazmak zorunda hissettim.
Şimdi düşündüm de; evet, iyi ettim =))

Herkese sağlıklı günler ;)

Hiç Kimse Bilmedi


Bazen içim o kadar sıkılıyor ki ne yapacağımı bilemiyorum ve vuruyorum kendimi yollara.
Takıyorum kulağıma MP3'ümü yürüyorum.
Artık neresi olursa.
Acele etmiyorum ya da telaşlanmıyorum.
"Ne anlamı kaldı ki?" diyorum.


Bazen de düşünüyorum daha öğreneceğim çok şey var ya da yaşayacağım bi sürü şey. Yakın zamanda öğrendiğim yeni bir şey daha var mesela.

Bir insandan ayrılınca ve onu yeniden görünce neden hiç bir şey olmamış gibi davranırız?

İçimizde bitirdiğimiz bir şeyi mantığımızda da bitirmek çok kolay ama ya onu görünce bitirmek? İşte o zor be arkadaş, hemde çok zor! Bilinmeyen bir şeyi yaşamak ise en zoru. Kimsenin bilmediği, fark etmediği hatta şüphelenmediği bir şeyi anlatıyorum sana  ya da herkese itiraf ediyorum.

Güldüm sadece yanında ya da o ayrılık olmamış gibi davrandım, akışına bıraktığım yaşadıklarıma inat. İlk gördüğümde ne diyeceğimi bilemedim. "Selam" dedim. O koskoca zaman diliminin sonunda ağzımdan sadece bu kelime çıkmıştı. Halbuki böyle durumlarda pek birbirimizi tanımazdık (Hiç). Öyledir ya biten ilişkinin ardından herkes kendi yoluna gider. Bizde aslında hiç bir şey bitmemiş onu anladım. Sadece virgül girmiş araya hemde uzun (upuzun) bir virgül. Espirilerle ya da tiye almalarla geçti zaman.

Bugün yataktan çok mutlu uyandım. Küçük bir çocuğun 23 Nisan sabahına uyanması gibiydi sanki. İzmir'de güneş vardı bugün. Karşıyaka'ya gittim. Giderken de yolda ne kadar mutlu şarkım varsa hepsini dinledim hatta yetmedi bir de söyledim. Solfej dersim iptal oldu ve direk iskeleye geçtim, çantamdaki defterimi çıkardım ve işte bu okuduğunuz yazıyı yazdım. Güneşin denizdeki parlamasıyla ne soğuğu, ne de rüzgarı düşündüm sadece mutluluğuma neden buldum.

Asıl nedeni biliyordum aslında ama içimde kalmasını daha çok istedim.
Kendi kendime yaşadım.
Çaktırmadım.