başarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
başarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2015

İş Hayatı ...7 : Büyüyoruz Be Genç!


İş güç koşuşturmaca tam gaz gidiyor.

Bu sabah kampüs önünden geçerken geçen seneki kendimi düşündüm. Gözümün önüne geldi. Ne kadar çok zamanım varmış, ne kadar çok kendime ayırdığım günler, anlar varmış meğer. Kitap Fuarı geldiğinde ders çıkışı giderdim. Bazen arkadaşlarımla, bazen de kafam rahat bir kulaklık bir MP3 ümle. En güzel arkadaşım MP3 ümdü hala öyle gerçi ama işte en çok konuştuğum konu tekstil ve bantlarken insanlarla ise süre gelen işleri konuşuyorum. Sosyallik için hafta sonları doğa yürüyüşüne gidiyor, hafta içi de iki gün spor salonuna gidiyorum. Anca deşarj oluyorum desem. Doğada yürüyüş yaptığımda beş günlük vücudumda biriken bütün fabrikanın kötü havasını ve enerjisini atmış oluyorum. Pazartesi yeni haftaya dinç başlıyorum. Beni çarşambaya kadar götürüyor, idare ettiriyor.

Kafamda deli sorular beliriyor bu aralar. Sevdiğinle beraberken hayat pespembe sonra eve geldiğinde gerçek, kapıyı açmanla ortaya çıkıyor. Yalan söylüyorsun. Çevrene, en yakınına belki de arada kendine. Söylüyorsun işte dönüşün yok. Senin kabullerinle çevrenin kabulleri aynı değil çünkü. Ya hayatı onlara göre yaşayıp onların amaçlarına ulaşmak için yıllarını harcayacaksın ya da seni mutlu eden yerde olacaksın. Ben son cümlemi uyguluyorum. Kendi hayatımı yaşıyorum. Yalanlarımla, dolanlarımla, işte eşek gibi çalışmamla, diyetimle, sporumla, gülümsememle, yürüyüşümle ve kendi yöntemlerimle yaşıyorum.

İş hayatı beni çok sarstı. İyi anlamda. Üslup, konuşma mantığı ve her an değişen ortamlar, stresler… Kendine göre yaşarsan bazen olmuyor. Olması gereken zamanlar gelecek biliyorum ama bekliyorum. Hala öğreniyorum. Öğrenmeyi bıraktığım anda etrafımda yüzü asık ve umutsuzluğa kapılmış onlarca insandan biri olacağımı biliyorum. Günyüzü görmeden çalıştığım zamanlar oluyor. Bantın içinde etüt alırken oturmadığım (oturamadığım), zil ve paydos seslerini beklediğim, işçileri panjurumun arkasından gözlemlediğim zamanlar. Bir şeyi araştırıp sonunda sormayı, cevabı bulana kadar araştırmayı öğrendim ben. Ne uçan ne kaçan modundayım. Her işe yetişmeye çalışıyorum. Yapamayacağım işler içinde çaba harcayıp sonrasında yetişemiyorum diyorum. İşin sonunda “Başarısız, görevi yapamadı.” demesinler diye öğrendim bunu. Çünkü her işi üstlendiğinizde size zaman kalmıyor. Şu an bile zamanım yok. Yazılarımı geç yazıyorum.

Keşke diyorum gene Mainz’da olsam.
Wiesbaden’da mesela.
Şehir ormanında ağacın altında uzansam.
Dilimi bile bilmedikleri yerde özgür olsam.
İyi dileklerimle işe başlıyorum şimdi. Hızla geçen günleri yaşıyorum fakat saymıyorum.


xoxo

4 Şubat 2015

İş Hayatı ...6

Zamanla törpülenmeyi öğrendim ben. İş hayatımda yaşadığım olaylar, tanıştığım ve beraber çalıştığım insanlar ve oradan oraya gitmem sonucunda törpülendim. Yüksek sesle bir işin yürümeyeceğini, çalışanlarla nasıl konuşulması gerektiğini, o konuşmaya göre de yaptırmak istediğim işi yaptırabilmeyi, gerektiğinde sert olmayı, kimsesiz ve yardıma muhtaç bir köpeğe bakmayı ve insanlara bunu bizzat gösterebilmeyi, gittiğim zaman arkamda bir şeyler bırakabilmeyi, sloganlarımla yaşamayı öğrendim.

Şu hayatta patronu yakın ol ona güven.
Dedikodu yapma genç! Dedikodu yapanlardan uzaklaş.
Sabret!
O ışık bir gün seni bulacak buna inan!
Uzayan süreleri kafana takma.
Gittiğin ve çalıştığın yerden bir şeyler kap.
Kimse daha oralara gitmemişken sen orayı biliyor olacaksın çünkü.

İş hayatımda inişler, çıkışlar, stres ve yükselen sesler. Ne yapılmaması gerektiğini, sonuçları ve ne yapmam gerektiğini, nasıl bir ortamda çalışırsam beni mutlu edeceğini çözmüş oldum.

Bu benim için bir başarı. En azından başlangıcım için.

xoxo

28 Ocak 2013

Ehliyet Sınavı Olayımız …3

E.S.O. 1 ve E.S.O. 2 den sonra geldik son aşamaya.
Hey millet, artık benim de ehliyetim var =))

Bugün yarın arabanın kaskosuna adımı da yazdırdım mı ouvv kim tutar beni. Evde geçirdiğim sıkıcı günler hatta geçmek bilmeyen saatler sonunda anladım ki ben işkolik, çalışmayı seven biriyim yani öyle hiçbir şey yapmadan durabilen biri değilim. Evde dursam kesin spor yapıyorum (Enerjimi atmam lazım), sokağa çıksam uzun uzun yürüyorum. Sıkıntıdan neler yaptım neler ki yaptıklarımı size yazıp yayınlıcam ;)

Her neyse olayımız bu değil. Asıl olayımız ehliyetime sonunda kavuşmam =))

En son teorikte kaldık diye hatırlıyorum. O zaman direksiyon sınavımla olayımızı anlatmaya başlıyım. 19’unda sabahtan gittim sınav alanına. Sıramı bekliyorum, bir yandan da giren kalabalığı izliyorum. Ama nasıl yağmur yağıyor anlatamam. Giden yarım saat geçiyor hala gelmiyor falan derken sonunda sıram geldi ve bindim arabaya. Verdim kimliğimi “Merhaba” dedim (Amacım hani samimi olmak değildi. Sadece sürüşe iyi başlamaktı.). Komite “Başlayın.” dedi.

Başlıyım tamam da benden önce arabayı kullanan erkekler el frenine bildiğiniz abanmışlar!
İndiremiyorum!

Yanımdaki komiteye “İndiremiyorum.” dedim. Adam tip tip baktı suratıma ve el frenini tuttu “Gerçekten bu ne ya?” dedi. Kendisi bile zor indirdi ve biz böyle başladık kalkışa. Arabayı, adam el frenini indirmesine rağmen kaydırmadım (Kendimi her aklıma gelişinde kutluyorum çünkü millet bizim orada arabayı hep kaydırdı. Sıra bana gelince de “Acaba ben napcam?” dedim ve kaydırmayınca da mutlu oldum tabi.). İşte böyle çıktık yola. Ben sürüyorum, komitenin komutlarına uyuyorum derken bana manevra yapacağız dediler. Tamam, dedim ama manevra yapacağımız yer o kadar kalabalıktı ki beklenmezdi. Onlarda “Sür. İlerde yap.” dediler. Tamam, dedim ve onların dediği yere yanaştım ama dedikleri yer arabanın yarısını içeri alacak kadar büyük ve yol boyunca devam eden çukurlardan oluşuyordu. “Burada çukur var.” dedim. Adamda “Nolmuş?” dedi. “Arabaya zarar verebilir.” dedim (Burada belirtelim, arabanın başına bir şey gelirse sizden sonraki adaylar da etkileniyor.). “Bir şey olmaz. Manevra yap.” dediler ve hocama dönüp “Hep ezberletiyorsunuz ondan sonra böyle oluyor, yapamıyorlar” dedi. Sen misin bunu diyen! Hemen bende “Ezber falan yok. Tamam, yapıyorum.” dedim ve güzelce manevra yaptım. Bu sefer adam “Yanlış yerden döndün. Direğin duvara yakın olan yerinden döneceksin.” dedi. “Tamam, çıkıp bir daha yapayım.” dedim ve çıkıp yeniden yaptım. Bunu yaparken de “Oradaki çukur daha derin, ondan buradan döndüm.” dedim. Adamda “Amma taktın çukura ha!” dedi. Resmen sinir!! Dediğini yapıp o çukuru düşünmeden manevramı yaptım ve güzelce girdim. “Tamam, oldu mu?” dedim ve adamda “Tamam.” dedi. Ardından arabayı çalıştırdım ama bu seferde adam, ben tam kalkarken ayağıyla arabaya müdahale etti ve araç stop etti. Anladım adamın yaptığını ama bozuntuya vermedim ve direk kalkış yapıp yoluma çıktım. Adam dönüp bana “Çukura bizi sokmadan nasıl çıktınız?” dedi. “İşte ben böyle girer böylede çıkarım.” dedim. Komite o an şok ve sus pus oldu. Kimse benim dalıma basamaz efendim. Altı üstü komitesin yani ki ben şehir içinde de araba kullanmış biriyim. Buluyorlar beni yemin ediyorum. En sinirlisi, en kılı, en sorunlusu vb. Sınav alanına gelirken kuyruğa girdik (O kadar kalabalık ki sınav alanı, gidip görmek lazım. Anlatılmaz yaşanır.). Oradan da düzgünce geçtim ve sonunda aracı aldığım yere sinyalimi de verip girdim. Bir güzelde aracı durdurdum. “Şimdi napıyoruz?” dedim. “Arabadan iniyorsunuz.” dediler. “O zaman kimliğimi alabilir miyim?” dedim. Adamda “Buyurun.” dedi ve ben araçtan indim.

Sonra eve gelip oradan yazlığa gittim. Harika bir hafta sonu ve PURSAT ımla zaman geçirmek aklımdayken (Sonuçların bu kadar çabuk açıklanacağı aklımın ucundan geçmiyordu.) hoopp cep telefonuma gelen mesaj! Mesajda direksiyon sınavında başarılı olduğum yazıyordu. Hemen hocam aradı, o aramasa ben arayacaktım zaten ve birbirimizi kutladık. Komite kafadan 10 puanı herkesten kırıyormuş, nedeni de heyecanmış. Peh! Benden sakinini görmemişlerdir ya neyse.

Sonuçta geçtim mi geçtim. Önemli olan da buydu =))
Uff gene uzun upuzun olmuş. Ehliyet çıkarma olayımız bir sonraki yazıma kaldı iyi mi?! ;)

2 Mayıs 2012

Bahar & Ben



Şu sıralar nazara, farklı boyutlara, inciğe boncuğa ve renklere sardım. Aslında bu benim klasik baharı karşılama biçimim =) Yaza doğru ise daha rahat ve salaş olmaya başlıyorum. Giyimim düşük omuzlar, bol dekolteler ve toplu saçlar şeklinde oluyor. Demin de dediğim gibi bahar demek benim için renklerin hayatıma benim de isteğimle dolu dolu girmesi demek. Kış boyunca mavi, kırmızı, mor ve turuncu gibi renkleri iki haftada bir falan nadir giydiğim için şimdilerde yazla beraber bende mor, mavi ojeler, bileğimde nazar bozcukları, başımda bandanalar ve tabi yazlık şapkalarım yavaş yavaş hayatıma girmeye başladı ;)

Nazara gelirsek, ben hemen nazar değenlerdenim. Yani sen burada “Yüzün çok güzel, cildin pürüzsüz.” de hoopp bir saat geçmez benim alnımda kocaman bir sivilce belirir. O nedenle hemen ya dil ısırtırım ki bunu herkese yapamıyorum. Karşımdakine “Dilini ısır. Isır dedim!” mi dicem =) Diyemediğim için bir başka yol “Elini k*çına sür.” demek. Bunu bilmiyor musunuz Aaaa nasıl olur?! =) Eski bir uygulama ve söz bu. Nazar değmesin diye ninem, anneannem çok derdi bunu. Ve tabi millete de bunu sansürlü söyleyemediğim için geriye bir tek nazar boncuklarım kalıyor. Kışın anneannemin hediyesi olan kolyeyi takıyorum. Baharın gelip de bendeki açılıp saçılmayla beraber kollara, boynuma ve tırnaklarıma bir mavilik hâkim oluyor bende =)

Hatta bu aralar abartıp yüzükler, küpeler, kolyeler ve bileklikler derken iyice doldurdum vücudumu.

Cemil İpekçi’yi seve seve yazları ona benzemeye başladım. Beni görse bayılır herhalde bu halime =))

Hatta yeni kombinasyonlarımı bile belirledim. Kapri üzeri atlet zaten benim için yazları fix. Ona birde beline kumaştan kuşak bağlar, katlı saçlarıma da renkli bandalar sararsam uff.. =)) Gözümün önünde canlandırdığım kişi çadır kurarsa tam büyücülere benzeyebilir. Hafif Afrikalı kadınlara benzeyebilirim ya da Asyalılara =))

Tırnaklar renkli,
Boncuklar her bir yerimden fırlamış.
Zaten tarot bakan biriyim.
Aman allahım tam çingenelere benzedim ;)
Herkes baharı benim gibi karşılar mı bilmiyorum ama hepinizin şimdiden baharı;

BOL RENKLİ, BOL EĞLENCELİ, BOL DİLEKLİ VE TABİ OLMAZSA OLMAZIMIZ BOL BAŞARILI GEÇSİN.

14 Temmuz 2010

{Küçük bi Dost Tavsiyesi Daha} ...2

Vayy SBS ler açıklanmış.Sıra gelmiş LYS lere.

Hadi bakalım hayırlısı olsun arkadaşlar.
Bu uğurda yeniden giren arkadaşlarıma bol şans dilemiştim.
inş sonucunda istediğiniz yerde olursunuz.
Sizin gibi bütün yıl bende heyecanlandım.

Pek aramadım sizi -bu bi itiraftır: çünkü konsantrelerinizin bozulmasını istemedim- bende bu durum çok olmuştu ve kendi başıma gelen bu olayın başkasının başına gelmesini istemem.kırılanlar olduysa nedenim buydu...


Şu her sonuş açıklandıktan sonra 1.leri ya da 2.leri en iyisi şöyle diyelim derece yapanları TVlere çıkarıp soruyorlar ya;

-Nasıl çalıştınız?
-Bu çalışmada sosyal hayatınız oldu mu?
-Aile desteğiniz ya da dershane desteği nasıldı?
-Tercihleriniz nasıl yaptınız?
...

Bu sorular uzarda uzar ama bu tecrübe şunu söyler: ekrana çıkan bu çocukları dinlemeyin çünkü onların verdiği cevaplar tamamen yalandır.

İnsan başkasını kendinden bilir.


İlk soruya cevap: "eşşşek gibi çalıştım" bu cevabı veren kızı bi daha TV de göremedim.halbuki kız doğruyu söylemişti.o kadar 1. çıkmıştı. tabi eşek gibi çalışcaktı.bütün soruları çalışmadan vahiyle mi çözücekti sanki.


2.soruya verilen cevap: evet oldu.yüzdüm, tenise gittim, koştum, futbol oynadım.,YALAAANNNN....yalan kardeşim.kim bunu yapan ve sonunda 1. olan. çıksın karşıma.yüzüpte kaç saat yüzdün? onun yerine eminin soru çözdün.insan bu temponun her dk sında "soru çözmeliyim ya da konu çalışmayım" diye düşünüyo.otobüs ya da duraklar,ders araları... okullarda hep koşuşturmaca olur.özellikle o son sınıfların katlarına bi bakın.herkes soru çözüyodur ya da hocaların yanında soruların cevabını arıyordur.en azından benim okuduğum anadolu lisesinde biz böyleydik ve sonunda %75 başarı elde ettik.geri kalanda "istediği yer olmadı" diye yeniden deneyenlerdi.gerçekçi olalım.sosyal hayat yoktu ve tek amaç bir sene boyunca çalışmak sonunda da azda olsa! rahat etmekti. üni.de tamam daha rahatsın ama tam olarakta salmıyosunuz.genede herkes bunu yaşamalı ve bu yüzden bir senelik bırakın sosyal hayatı.ödül olarak diyetlerde çikolata yemek gibi düşünün bu eğlence saatlerini =))

3.soru: ailer destekte olur köstek de.

Çünkü onlarda sizinle beraber sınava girerler.belki hissettirirler belki de hissettirmezler ama sonuçta onlarda sizi düşünür.sınava girerken dışarda beklemeleri sizin ruh halinizden farksız değildir.

Peki dershane desteği mi??? işte o konuda benim hiç iyi tecrübelerim yok.bi orta okulda faydasını gördüm, o da soru çözme tekniği öğretmede işime yaradı sonra Fısss...moralden çok moralsizlik yarattı bende.mesela ben Final DD'ine gittim ki harika bi dershanedir. tek geçerim. ama onların bi baş rehber hocaları vardı, resmen hoca moralimi bozuyordu.onun yüzünden sonraki sınavda sınıf düşmüştüm çünkü bu şekilde devam etmek istememiştim. -rehber hocam olmasın diye.- rehber hocası netlerine bakıp, her seferinde "bu şekilde olmaz" diyordu.ama yöntemde söylemiyordu.arada TV8 de kendisini görüyorum zaten.aman istemem hiç birini.gerçekçi değil bunlar.kimse bizi yalan cümleler ile pohpohlasın demiyorum ama moral verici belkide "gaza getirici" bi cümle bile işimize bu yolda yarayabilir.ama anlamıyorlar işte.

Aslında 4.sorunun cevabıda açık bi şekilde belirmiş oldu."Tercihlerini kim yaptı?" ...ben sınava girip en iyisini yaptıktan sonra istediğim bölümün her ünideki bölümü oluyordu.işim garantiydi yani ama genede ailem rehber hocasıyla konuşmak istedi ve gittik.bekle bekle sinir olduk. bana randevu verdikleri tarih son günden 3 gün önceydi.biz gittik açıklandıktan 4 gün sonra.işte bu randevu verme işide saçma.3 gün öncede ne demek canım??? saçma işte.tek yapılanda siteden puanımı ve kişi sılamamı belirleyip, istediğim alanları işaretlemek.ardından çıkan sonuçları çıktı olarak almak,olanları işaretlemek.istemediklerini sen sonra atıyosun ve tabi son olarak kodluyosun.görüştüğümüz rehber hocası "bitirince son halini görüyim" demişti.dediğini yapmış, gitmiştim 2 ya da 3 saat bekledim.baktı ve bi tek "tamam" dedi.kuru, sade bi "tamam".içerde 10 dk bile kalmadım.ben hocayla beraber giriş yaparız sanıyordum ama bana sadece siteye girişi gösterdi, onuda sorduğum için.peki niye sordum? bilmediğimden mi Hayır.sordum çünkü şaşırmıştım ve bunun devamında hocanın ne yapacağını merak ettiğim için... eve geldim kendim girdim siteye ve gene kendim kodladım.zor muydu? Hayır.

Ama ilgileniliyormuş gibi yapılması yanlış.


Bu yazıda başka bi sınav tecrübem ilgili oldu.

Aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz cevaplarım..
Herkesin gönlündeki yer olması dileğimle...


*Başarı sizin içinizde etrafa aldırmayın.
*Rehberlikçileri ise bu işe pek karıştırmayın.
*Planlayın, istikrarlı bir şekilde kendinize göre uygulayın.
*Tabi gerçekçi olun.
*Başkalarını kandırabilirsiniz ama kendinizi ASLA !!!