sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2013

CEM YILMAZ – CM101MMXI FUNDAMENTALS

Cem YILMAZ, Türkiye’nin artık marka olmuş isimlerinden biri.
Gösterilerini sevende var sevmeyende ama şöyle bir gerçek var adam tam bir yetenek ve izleyicilerini nasıl etkileyeceğini biliyor.

Dün filmine gittim (Zor bilet bulduk. Önceden rezervasyon yaptırdık. Artık siz düşünün. Aklınızda olsun diye diyorum.). Güldüm hem de kahkaha atarak hatta çoğu yerde gözümden yaş geldi =)) Cem YILMAZ’a gidip de “Ben gülmedim.” diyen insanın kesinlikle sorunu vardır diyorum açık ve net! Birine gülmesen diğerine kesin gülmen gerek.

Film hakkında bir şey söylemicem. Sonuçta gösterisini izliyorsunuz. Aslında Cem YILMAZ çok zekice bir şey yaptı. Sonuçta gösterilerinin biletleri 2 ay önceden bitiyor. Giden var gidemeyen var ve en son DVD (Ne var?! Ben hala DVD arşivi yapıyorum =) ) sini alıp arşivlemek zorunda kalıyorduk. Ama böyle her kesime hitap edip onlara ulaşmış oldu. Hem kendi kazandı hem de seyirci. Yani alan memnun satan memnun durumu. 4 günde 600bin izleyici ve dün öğrendim ki milyonları bulmuş kişi sayısı.

Benden birkaç gözlem;

* Öncelikle sinema salonunda gülüyorsunuz yani öyle sessiz, “Hışt! Sessiz olun.” diye bir durum yok. Bütün salon gülmekten yarılıyor ve kahkahalar havada uçuşuyor.

* Benim oturduğum sıranın sağında abim ve bir çift vardı. Solumda ise ful erkek. Zaten salonda kadından çok erkek vardı. Önceleri solumdaki erkekler gülemedi (O sırada +18 espriler yapıyordu Cem). Bende bir yerden sonra kopunca artık onlarda rahatladı ve salon bir yerden sonra samimi mi oldu desem yoksa herkes rahatladı mı desem bilemedim =))

* Klasik Cem YILMAZ Gösterisi durumu olan çıktıktan sonra hiç bir şey hatırlamıyorsunuz =)

* Alakasız ama Cem YILMAZ yaşlanmış ya =(

* Tadı damağınızda kalacak bir gösteri sizi bekliyor.

* Tek hoşuma gitmeyen şey, adamın biri 8 (en fazla 9 dur ama fazla değildir.) yaşındaki kızını getirmiş. O kız için o espriler fazlaydı. Tabi burada suç, babasında ya neyse.

Özetle bu yağmurlu havalarda gidin, deşarj olun, bol bol gülün hatta ağlayın ve sakın su ya da mısır yemeyin valla gülerken bir kazaya neden olabilirsiniz. Böyle bir durum istemeyiz değil mi?! ;)

İyi Seyirler =))

8 Eylül 2009

Rambo Rambo Rambo

Sonuna kadar Rambo =))

Sylvester Stallone hayranı olarak bu film serisini hep bekliyordum ya =)
Adam ölcek gitcek (Allah korusun tabi) ben ve benim gibi hayranlar onun filmlerini hala bekliyo olcaz.

Yaşlandığını kabul edemiyoruz bi türlü ya da yaşlı roller de oynamasını istemiyoruz. Bence bunu Sylvester'da anlamış olacak ki filmlerin senaryo ve yönetmenliğini de kendisi üstlenmiş bulunuyo. Vayy be Sylvester Amca sonuna kadar sana destek veriyorum. =))

Genelde Rambo filmleri kanlı ve dövüşlü, intikam kokan ve çareyi Rambo'dan bekleyen bi insan grubu olur. Rambo insancıldır. Israra dayanamaz ve o kaslı vücuduyla dalar adamlara ;)

Heyt bee =))
O suratını bile seviyorum adamın böyle bakışlarını falan.

Çocukken o kocaman sinema ekranında gözlerimi aça aça seyrederdim, beklerdim Rambo'mun çıkmasını. Çıkınca da dünyalar benim olurdu =)

Lise de ise alnıma takardım kurdelemi otururdum sınıfta. Bence bu filmlerden birini izlemeden çocukluğunuzu bitirmeyin ;)


Tekrarlarını bile seyrediyorum ben ya. Eski film ilk 3'ü ama 4 muhteşem.

Dip Not: Sakın 4'ü TV'de seyretmeyin! Kese kese filmden geriye hiç bi şey kalmamış. Heba olmuş film. Sylvester Stallone görse dalar bizim kanallara =))

Rambo 5'i  2011'de bekliyo olcam ve tabi ilk giden olcam =))

4 Eylül 2009

Cemiyette Pişiyoruz

Bu manzarayı, havayı, saatleri çok seviyorum. Bi tarafımda canımın içi, diğer tarafımda ise bitanem kolkala vermişiz oturuyoruz. Sıkıcı saatlerden sonra kendimize biraz mola vermişiz. Mutluyuz ee bide huzurluyuz tabi =) Dert yok, sıkıntı çok modundayız biraz aslında =)

Yavaş yavaş muhabbet başlıyo, rahatlamada denebilir buna tabi. Eğleniyoruz, kopuyoruz. Canımın şakalarını özlediğimi anlıyorum eğlenirken. Onun tarzını bildiğimden yabancılık çekmiyorum. Güldürürken insanın gözünden yaş getirmesini ii biliyo hem de bunu çok da iyi yapıyo.

Seni seviyoruz.

Çerez satan çocuk biz de galiba potansiyel görüyo ve satışa geliyo. Nasılsa ondan bir avuçluk alıp muhabbete devam ediyoruz. Çok eğleniyoruz.

Anılar, konuşmalar, espriler...

Sonra bu anı ölümsüzleştiriyoruz. Çekerken bile hala gülüyoruz =) Ömrümüz ya uzun olacak ya da akşama ağlıcaz düşüncelerine inat daha çok gülüyoruz =)) Yürümeye başlıyoruz kordonda konuşa konuşa. İnsanlar kim bu deliler dercesine bize bakıyo. Çok seviyorum böyle bakılmasını bize. Daha çok utandırıyorum onları ve kaçıyorum ardından =) (özür dilerim arkadaşlar ama o an ki surat ifadeniz çok güzeldi. Garsonların bizi kovmasına çok az kalmıştı. Beni seviyorsunuz biliyorum. Bu çılgını ancak siz durduruyorsunuz. Zaten benden kaçamayacağınızı da biliyorsunuz).

Konağa kadar yürümüşüz. Yorgunluktan hiç ses yok ama. Kemeraltı’na giriyoruz amaç kaybolmak =) Kaç senedir Kemeraltı'nı öğrenemeyen gruptanız çünkü =) Bu geleneği bozmuyor ve dalıyoruz Arnavut kaldırımlı sokaklarına. Kuşları besliyor, boncuk bakıyor, çeşmeden su içiyor, deniz ürünlerini inceliyor, Şan Sineması'na kadar geliyoruz. Bu sefer kimseye sormadan çıkabiliyoruz (İlerleme var).
Saat Kulesi’nin önünde turist gibi geziniyoruz. Birimiz Almanca diğerimiz İngilizce ve Fransızca konuşup bakışıyoruz. Kırocanlar buluyoruz etrafta daha doğrusu onlar bizi buluyo =/ Ama canımın içi hemen koruyo bizi. Görevi buymuş gibi.

Bu macera metroda da devam ediyo. Bilerek ve isteyerek kalabalığa dalıyor ve ortaya çantalarımızı atıp yere oturuyoruz. Gene manyak gözüyle karşılanıyoruz. Sorunu olan bizmişiz gibi bakıyolar. Kuralların içinde boğulmuş insan toplulukları! Metro gelince de biniyoruz (Metrodaki görevli bile fark ettiyseniz bize bulaşmadı.). Bunu hep yapalım =))Akşam istasyonda yollarımız ayrılıyor.

Gün bitti ama bugün hafızamızda kazılı kaldı. Size son sözüm (siz anlarsınız)
“PERHAPS PERHAPS PERHAPS”

Xoxo Sizi çok seviyorum.