Bu manzarayı, havayı, saatleri çok seviyorum. Bi tarafımda
canımın içi, diğer tarafımda ise bitanem kolkala vermişiz oturuyoruz. Sıkıcı
saatlerden sonra kendimize biraz mola vermişiz. Mutluyuz ee bide huzurluyuz
tabi =) Dert yok, sıkıntı çok modundayız biraz aslında =)
Yavaş yavaş muhabbet başlıyo, rahatlamada denebilir buna
tabi. Eğleniyoruz, kopuyoruz. Canımın şakalarını özlediğimi anlıyorum
eğlenirken. Onun tarzını bildiğimden yabancılık çekmiyorum. Güldürürken insanın
gözünden yaş getirmesini ii biliyo hem de bunu çok da iyi yapıyo.
Seni seviyoruz.
Çerez satan çocuk biz de galiba potansiyel görüyo ve satışa
geliyo. Nasılsa ondan bir avuçluk alıp muhabbete devam ediyoruz. Çok
eğleniyoruz.
Anılar, konuşmalar, espriler...
Sonra bu anı ölümsüzleştiriyoruz. Çekerken bile hala
gülüyoruz =) Ömrümüz ya uzun olacak ya da akşama ağlıcaz düşüncelerine inat
daha çok gülüyoruz =)) Yürümeye başlıyoruz kordonda konuşa konuşa. İnsanlar kim
bu deliler dercesine bize bakıyo. Çok seviyorum böyle bakılmasını bize. Daha
çok utandırıyorum onları ve kaçıyorum ardından =) (özür dilerim arkadaşlar ama
o an ki surat ifadeniz çok güzeldi. Garsonların bizi kovmasına çok az kalmıştı.
Beni seviyorsunuz biliyorum. Bu çılgını ancak siz durduruyorsunuz. Zaten benden
kaçamayacağınızı da biliyorsunuz).
Konağa kadar yürümüşüz. Yorgunluktan hiç ses yok ama. Kemeraltı’na
giriyoruz amaç kaybolmak =) Kaç senedir Kemeraltı'nı öğrenemeyen gruptanız
çünkü =) Bu geleneği bozmuyor ve dalıyoruz Arnavut kaldırımlı sokaklarına. Kuşları
besliyor, boncuk bakıyor, çeşmeden su içiyor, deniz ürünlerini inceliyor, Şan
Sineması'na kadar geliyoruz. Bu sefer kimseye sormadan çıkabiliyoruz (İlerleme
var).
Saat Kulesi’nin önünde turist gibi geziniyoruz. Birimiz
Almanca diğerimiz İngilizce ve Fransızca konuşup bakışıyoruz. Kırocanlar buluyoruz
etrafta daha doğrusu onlar bizi buluyo =/ Ama canımın içi hemen koruyo bizi. Görevi
buymuş gibi.
Bu macera metroda da devam ediyo. Bilerek ve isteyerek
kalabalığa dalıyor ve ortaya çantalarımızı atıp yere oturuyoruz. Gene manyak
gözüyle karşılanıyoruz. Sorunu olan bizmişiz gibi bakıyolar. Kuralların içinde
boğulmuş insan toplulukları! Metro gelince de biniyoruz (Metrodaki görevli bile
fark ettiyseniz bize bulaşmadı.). Bunu hep yapalım =))Akşam istasyonda
yollarımız ayrılıyor.
Gün bitti ama bugün
hafızamızda kazılı kaldı. Size son sözüm (siz anlarsınız)
“PERHAPS PERHAPS
PERHAPS”
Xoxo Sizi çok
seviyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
İçinden geldiği gibi yorum yap ;)