Kendi benliğimi fark ettiğimden beri farklı olduğumu
biliyordum. Bunun için özel bi şey yapmamış sadece farkına varmıştım.
İlginç olmak ya da
sıra dışılık.
Bunun gibi bi çok terimin yolu sonunda hep bana çıkıyo. Tabi
bunları dile getirmeden önce hayatımdaki herkese teşekkür etmek istiyorum. Dün
kendi yolculuğuma çıktım.
Benliğim ve
yalnızlığımla.
Gene kulağımda mp3üm ve ben sokaklardaydım. Yürüdüm,
amaçsızca rüzgarın götürdüğü ve esintinin yön verdiği yerlere. Bi dostumun en
sevdiği sözünü hatırladım şimdi, şöyle diyordu: kaybolmak ama yürüyerek, o yeri
tanımanın en iyi yöntemidir.
Kayboldum bende. Ara sokaklarda, büyük caddelerde. Kaldırdım
kafamı, döndüm biraz etrafımda, bakındım insanlara, müziği değiştirdim sonra
esintiyi dinledim ve ardından o nereye gideceğimi söyledi zaten bana. Gene
düştüm yollara, garip bakışlar altında…
Kumsal buldum şöyle sıcak kumlu, taşın olmadığı, güneşle
ısınmış sarı rengiyle parlayan. Yürüdüm gene ve şu söz hayat verdi kurumuş
dudaklarıma “Hayat kumsalda amaçsızca yürümek kadar güzel!”. Sevdiklerimle paylaştım
bu sözü, hemen oracıkta. Anı ölümsüzleştirdim. Bi kendimi çektim, bi kumsalı.
Ardındansa gene o büyük, umutsuz kalabalığa karıştım. Hani herkesin birbirine
benzediği bi dünya var ya işte o. Onu değiştirmeye çalıştım. Kalabalık baskın
geldi. Tek başıma kaldım. Tek düşünce ve o düşünceye destek çıkan tek bir oy, o
da ben! Belki çok geniş düşünüyorum belki de kuralları benimseyemiyorum. Dans
ederek yürüdüm bi yıl bu sokaklarda. Şarkı söyledim 15 yıl boyunca. Sadece
burada etkili olan tabuyu yıktım ama ya o diğer dağın arkasındaki tabu ve orada
yaşayanlar, benim gibi düşünenler bu kadar özgür olabiliyor mu ya da
düşüncelerini bu kadar özgür ifade edebiliyor mu? İçindeki sevgiyi özgürce
karşısındakine itiraf edebiliyor mu? Sevdiği onu reddetse bile hayatına eskisi
gibi devam edebiliyor mu? Ne kadar sevse de bu konuda bi çaba gösterebiliyor
mu? Baskı altından kurtulmak için bi çaba gösterebiliyor mu? Gösterse bile
arkasında bi grup destek bulabiliyor mu? Bu ülkede ya da başka ülkelerdeki acı
gerçeği kim önemsiyor ya da bunu düzeltmek için bi çaba gösteriyo? Sadece
konuşuyo ama iş eyleme geçince pasif mi oluyo? Çok düşünüyorum hem de çok! Kendim
için değil başka insanlar için özelliklede ülkemdeki kadınlar için.
Bu gibi sorularla hikayemi
sona erdirmek istiyorum. Yolculuğumun ilk gününe şimdilik mola veriyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
İçinden geldiği gibi yorum yap ;)