23 Ağustos 2010

Öyle Bir Hayat Yaşıyorum Ki

İkinci kez alıntı yapıyorum.

Yaşadıklarımın üzerine bu şiir şu sıralar bana en iyi gelen şey diyebilirim.

Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazılar seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki,
Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime,
Sonra dedimki "söz ver kendine"
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki,
Son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymişki zaman,
Hep acele etmem bundan, anladım.
Nietzsche

He is gone

İçimden öyle duygular geçiyo ki, kelimeler anlamsız kalıyo ifade etmemde.
Birşeyler söylemek istiyorum ama yapamıyorum.
Uygun nasıl başlanır? ya da nasıl devam edilir? düzgün ifade etmeli miyim? yoksa akışına mı bırakmalı...
En iyisi dedim içimden, akışına bırakmalı ve o şekilde bi yazı yazmalıyım.


Benim için en kolay yol bu.evet bu konuda ilk kez kolayına kaçtım ben.her zaman böyle miydim bu tarz konularda onuda bilmiyorum.
Aslında yazım ne aşk ne de umut verici bir olayı içeriyo.en yakınımı kaybettim geçen hafta ve hala kendimde değilim.olmakta istemiyorum.sanki olunca unutulacak gibi geliyo bazı şeyler,o kişiye olan saygısızlık gibi hissettiriyo insana.saçma sapan konuşmaların dolaştığı bi evden kaçtım ve huzuruma geldim.herkesin bir gün ağladığı, sonra hayatına devam ettiği dünyadayız.çok acı yaşananlar ama insanlar diyor ki "hayat devam ediyo".evet ediyo ama eskisi gibi mi?
Cevap çok net ve açık değil mi?

Kimseyle konuşmak istemedi bir yarım, diğer yarım ise "anlat rahatla" dedi.
Ne yapacağımı bilemedim.konusunu açıp gözlerimin dolmasını engellemeye çalışmak mı kolaydı yoksa kaçmak mı?
Soranlar için bi toplu mesaj yazdım ve gönderdim.
Geri dönüşleri okumadım, okuyamadım...

Ne için gitmiştim Bandırma'ya ya da tatili ne için bir hafta daha uzatmıştım?
İnsan soruyo kendisine "bunun için miydi?" diye.her olay bir sonraki olayı mı getiriyo yoksa olacaklara bizim yaptıklarımızın bir etkisi yok mu?
Hala olanlara inanamıyorum.
O günde öyle oldu.
Güçlü olmaya çalıştım ya da öyle görünmeye... ama dudaklarımım açılmasıyla bütün gücümü yitirdim.direk eve geldim.o yol nasıldı ya da nerden geldim bilmiyorum, hatırlamıyorum belkide... kapıyı açtım, odaya gittim ve ağladım. Ağlamamla açıldım sanki... aklımdan hiç birşey geçmiyordu.kimin kollarındaydım, kiminle konuştum ya da ne dedim bilmiyorum.sonra evden çıktım ve o zor anları yaşadım.önce dik durdum."güçlüydüm ben" öyle olmalıydım.zihnim habire bu cümleleri söylüyordu.ama sonra sadece gözümün ucuyla baktım.
Ne yapmalıydı?
Asıl ben ne yapmalıydım?
O an öyle bi anki duygular karışıyo birbirine.
Kızıyorsun ama kime???

Herşeyin sonunda eve geldiğimde oturdum ve ordan uzun bir süre kalkamadım.sanki sabahtan beri ayakta olan ben değildim.her ağlamamla daha çok boşalıyordum ve uyuyamıyordum.uyumak iyi gelmiyordu.etrafınızdakilerde sizden çok fazla farklı olmuyolar.
Herşey o gün o kadar hızlı ve çabuk oldu ki, elimde sadece çocukluk anılarımın kaldığını hissettim.bu duyguyla beraber son ana kadar konuştum.anlamlı yada anlamsız herşeyi anlattım.yanımda olmasını diledim ya da istedim.imkansızdı ama ben istedim işte.
Bana "kardeşim" demesini yeniden istedim.daha önce anlamsız ya da önemsiz gördüğüm anıları canlandırdım bütün gün zihnimde.son anda gözlerimi kapadım.teyzem gelene kadarda açmadım.
Sabahına uyandım ama ne yaptığımı bilemedim.okuması oldu, gözlerim doldu.durdurmadım bende onları. sessiz sessiz aktılar kendilerince.

Herşey büyük görünürdü eskiden ama o gün fark ettim ki aslında küçücükmüş.

Herkes acısını kendine göre yaşar ama kimse bilmez başkasının içinde kopanları.
O gün yaşadıklarım beni daha bi büyüttü.

Yazarken bitiremiyorum bir türlü...bitince duyguların, anıların, yaşananların silineceğini düşünüyorum belkide...

Çelişkilerdeyim, kafam karışık...
Kimseyi görmek istemiyorum.
Yansıtmıyorum.
Bilenlerle bile konuşmuyorum.
Çok kişinin bilmesi ve herkesle tek tek konuşmak yoruyo beni.
Kendimi biliyorum.

Aklıma geldi şimdi. Ne gelmesi çıkmıyo ki!
Ona dair son hatırladığım sahne: tatilimin ilk günü ve biz köye gül dikmek için gitmişiz.ben kasalarla gül taşıyorum.ona gülümsüyor ve selam veriyorum.aramızdaki konuşma çok kısa çünkü onun yapacak işleri var ve hemen gidiyo zaten.birkaç gün sonra yolda görüyoruz.kamyondaki birkaç adam onu sinir ediyo. oda onlara kızıyo.Sonra arabadan iniyo ve "Naber kardeşim?" diye soruyo ve gene işi var, hemen gidiyo.bir hafta sonra köye gidiyoruz; yatakta yatılmış. yatağı toplamıyoruz, gelip yatsın diyoruz. Ama aradan geçen 4 günün sonunda o bi daha gelmiyo ve hayat burda bitiyo.
Yönetmen ve senarist işi bırakıyo ve tabi oyuncuda sahneleri terk ediyo.isteyerek ya da istemeyerek...

Konuşmaya gerek yok, çünkü konuşacak kişi artık yok !!! 
Bundan sonrası için sorular var ve hiç bir zaman cevaplanmayacaklar.
Merak edicez
ama merak ettiklerimizi göremicez...

İşte sonunda yayınladım.
Kaç gün geçti ama elim el vermedi bi tuşla paylaşmaya...sonunu getirmeye...

Ne "elveda" diycem, ne de "hoşçakal"

Sana uygun kelimeleri bulamıycam.
Bu kadar uzun yazmamın nedenide bu zaten...

21 Ağustos 2010

Çocukluk Düşleri

İşte en güzel yazım.Bu yazımı öyle birine itaf etmek istedi ki kalbim,okuyamasa da hisseder belki...Okudukça ağladığım tek kişiye...


Seni seviyorum...


NOT:Lütfen okumadan önce "babam ve oğlum-çocukluk düşleri" şarkısını indirin...


Yüzüne söylemek isterdim şimdi yazacaklarımı ama olmadı. artık imkansız zaten.yaşananlar ve yaşantılar ne kadar da hayatları değiştiriyo demi.dün burdaydın ama şimdi yoksun.Ve burda tek güçlü olan benim.Her gün yüzümdeki yalancı gülümsemeyle sana verdiğim sözü yerine getiriyorum.Bunu isterdin sen,başka şeylerde isterdin ama yapamadım olmadı;gerçekleştiremedim.beni düşünür müydün bunca yıl ya da küçüklük anılarımın dışında beni hatırlar mıydın???en sevdiğim rengi,kokuyu,oyuncağı ve yeri bilir miydin??? Hayallerimi,düşlerimi,geleceğimi sormayı düşündün mü? O katı bedenin altındaki yüreği dinledin mi hiç? Onu konuşturdun mu ya da ona kulak verdin mi? Yaşananlara değer miydi? Şöyle bi geçmişe bak. Bak ki hataları gör. Sen sadece beni yakmadın benle beraber herkesi de yaktın. Alevin öyle büyüktü ki yaşananları kül etti ve güzel olan herşey çocuklukta kaldı. Kokunu bile unutmuşken yeniden karşıma çıktın,korkularım olmuştun. Bununla yüzleşmek ne kadar zordu bilemezsin. Ama tam yenerken sen herkesi bırakıp gittin. Yani gene kendince kaçtın. Bıraktın herkesi...Nasıl yaptın bilmiyorum gene arkandan herkes sana saygı duydu. Yani kendini uyguladın.Sana yakışan ve seni sen yapan şeyi...Böyle olmamalıydı.Vedalaşmadın bile benimle...Yalnız çıktın kapıdan geri gelmedin bi daha,ben anladım ama içimdeki ürperti peşimi bırakmadı,yalanlar beni sana getirdi.Biliyo musun seni hala görmeye gelmedim.İnanmamazlık ve bu boşlukta ki eksiklik hala beynime oyun oynuyo.Hatıraları buldum geçen gün,aldığım yere yeniden koydum sanki geri gelip alcakmışsın gibi...İmkansızı oynuyorum bu aralar.Başım yastığa değdiği zaman akan bir kaç damla yaşı ve koca evdeki yalnızlık...İşte bunu sen yazdın,eminim her şeyi planladın,hep böyleydin ki sen planlı,disiplinli ve katı.Beyaz saçlı değildin,yanakların da tombul değildi ama o sendin...İnsanın kokusu siner derlerdi de inanmazdım.Şimdi bütün eşyalar da kokun var...



Seni unutmayacağım...

I Don't Believe You


Bu hikayeyi daha önce de gördüm.
ama genede seninle yaşamak ayrı bi güzeldi
bu konuda tartışmıyorum fark ettiysen
kapıları ben açtım
ama sen hep arkamdan kapattın
ne istedin, ne istedim???
Artık sana inanmıyorum.
ve bi daha bu üzüntüyü yaşamak istemiyorum.
ve son olarak sana soruyorum:
gözyaşlarım akarken yanımda mıydın
ya da her sevincim ve üzüntüm de?
Bakıyorum bakıyorum.
...
Yoksun
Biliyorum.
Ama içimde ki ümitleri yıkamıyorum.
Kendimi üzemiyorum.
Artık bi önemi kalmadı sevgilim.
Bu satırları yazarken bile
Yanımda değilsin.
Bir hafta oldu
sanki öncesi varmış gibi.
Mavi gece, mor akşamlar...
Artık hepsi güzel anı canım.
Senin ve benim yaşadığım güzel anı.
Yaz aşkı de adına.
Kısa ve tutkulu olduğu için
mutlu zamanları sakladım bi kutuya
açıp baktığımda seni hatırlamak için.
Ama önce hayatımdan çıkarmam gerektiğini söyledi kutu.
Mesajların, hediyelerin, numaran.
Somutlaştırdım seni sevgilim
ve şunu fark ettim:
Sen öyle soyutmuşsun ki hayatımda
somut olamayacak kadar güzel.
Hayallerimi ve zihnimi
boşaltıyorum bu yazıyla.
Evet, doğru
senden kesin ayrılıyorum.
Benden bunu beklemezdin biliyorum.
Ama biliyo musun değiştim ben.
Senle bi daha yaşadım bunu.
Son olarak

Teşekkür Ederim.
Herşey İçin.

Une Belle Histoire

İşte bu şarkı. Beni geçmişe ve bi o kadar da eskiye götürdü. O yıllara masum ve çocuksu günlere. Saf olan sevginin ve tutkunun en çok olduğu günler. Müziğin ritmi ve notaların tınısı sardıkça bedenimi farklı bi duygu kaplamaya başlıyor beni. Battaniyemin altında kedimin sıcaklığıyla bu hayata ve sana daha bir aşık oluyorum. Sözlerin ne önemi var ya da söylenenlerin duygular ön plandaysa. Kalbim konuşuyo şarkıyla belkide çatışıyo. Daha bi giriyorum battaniyenin altına ve sarılıyorum sarılıyorum canıma. Alkış seslerini duyuyorum sonrasında. Kucağım da uyuyan yaramaza bakıyorum şu an ki duygularıma onay verircesine bakıyo suratıma =) Ondan aldığım izinle sarılıyorum kalem ve kağıdıma, bana eşlik ediyo o da. Yaşadıklarıma ortak oluyo ve kendi de yazıyo bi şeyler. Mutluluk bu muydu acaba yoksa... Devamını getiremiyorum çünkü bu ana alternatif sunmak istemiyorum. Kulağıma gelen son ses "Une belle histoire" aşıkların en eski ve hisli şarkısı.
Sadece belirtmek istedim. Ben bu şarkıyı çok severim. Kordon'da otururken bi kafeden yükselen bu şarkının sesiyle gene mest oluyorum ama tek farkla bu sefer yanımda canım yok. O kafe de bi kahveyle günümü özetliyorum. Kulağımda bu şarkı, elimde kahvem, karşım da ise nefis deniz manzarası. Yalnız ama mutlu olduğum dakikalar bunlar. "Daha ne isterim." düşüncesi hakim beynimde ya da "Dünya dursa umurumda değil" en mutlu anım bu oluyor ve eve gelince de bu yazım ortaya çıkıyor.

Herkese sevdiği şarkılarla mutluluklar.
Onu bulunca peşini bırakmayın.

ÖSS & Arkadaşlık

Bu yazı biraz geç oldu farkındayım ve bütün arkadaşlarımdan özür diliyorum =))
Öss ler açıklandı ve benim bütün arkadaşlarım üniversiteye girdiler =))
Çook sevinçliyim çookkk =)))
Hepinizi tebrik ediyorum.
Çalıştınız ve başardınız.

Bu yorucu tempoda onlar çalışırken benim aklımdan geçen tek şey: Hepsinin İzmir'de kalmasıydı.


Bencilce bir istek, farkındayım! ama kimsenin gitmesini istemedim.Yanımda kalsınlar istedim ve o kadar çok istemiş olmalıyım ki bütün sevdiklerim yanımda kaldı =))
Ben ÖSS'ye girdiğim senede böyle bi istekte bulunmuş ve yarı arkadaşım yanımda kalmıştı =D

Ayrıca oturduğum apartmandan da 2 çocukluk arkadaşım İzmir'de kaldı =))
Hemde Ege Üniversitesi'nde ;))
Bu sene hazırlık okuyacaklar ve onlara emin olun çok yardımcı olucam.
Mesela sınav çeşitlerini, soruları, nereden çalışmaları gerektiğini söylicem =))
Benim şefkatli kollarımda yeniden hayat bulacaklar =D

Bu sene arkadaşlarımın yerleşmesinden ayrı kendi bölümümünde puan ve kaçıncı öğrenciyle aldığına da baktım ve çok mutlu oldum =))
Ege Tekstil Mühendisliği gene başarısını üst sıralarda tutmayı başarmış ve yerini kaptırmamış.
O sevinçle hemen arkadaşımı aradım ve bu durumu söyledim.Tepkisinin nasıl olacağını bilmiyordum ama bana söylediği söz: Tabi kızım zekiyiz biz.Bizimde yanımıza zeki öğrenciler gelmeli zaten. dedi =)))
"Bu kadarda olmaz yani" dedim gülüştük. Aslında haklıydı =)
Seni seviyorum canım arkadaşım, haklısın çünkü =)))

Ayrıca bu yaz farklı bir sevinçte başka bir arkadaşımdan geldi. Geçen sene isteyip de giremediği bölüme bu sene girdi. Hemde en yakın arkadaşıyla bi evde beraber kalmak gibi güzel bir ödülle beraber =))
Onuda tebrik ettim, bide burdan tebrik ediyim bari =))
Artık Ankara'ya gidersem misafirleri olurum =)) Tabi S&B da İzmir'e gelip de bende kalmak şartıyla =)))

Yanımda kalan herkese çook teşekkürler...
Eğitim hayatımız bol başarılı başlasın =))

Evcilik Oyunu Bitti. Sıra Nikahta!

Bundan önceki yazımda "Evcilik Oyunu" nu ne kadar çok severek izlediğimi yazmıştım.ama artık hiç izlemiyorum çünkü favorim olan Kendi & Yiğit çifti ayrıldılar.neden yarıldılar hiç bilmiyorum ama benim fikrime göre her yarışmacının! belli bir süre bu oyunda kalması gerekiyo ve sonra ayrılıyo.

Ayrılırken gene kendilerinin diğer çiftlerden farklı olduklarını kanıtladılar ve kavgasız, gürültüsüz, modern bir şekilde ayrıldılar.
Onları tebrik ediyorum.
İşte bu yüzden, onların ayrılmalarından beri programı izlemiyorum.

Ayrılmalarını gösterdikleri bölümde haftanın en sevilen çifti seçilmişlerdi hemde "%90" oyla.yani benden başka seven kişilerde vardı.
Şöyle bir forumlara bakınca bayağa bi seveni varmış favorilerimin ;)))

Kendi & Yiğit ayrılınca hemen yeni bir çift sokmuşlar yarışmaya.

Adları Serdar & Eda.Ben bi yerden çıkaramadım kişileri ama belki siz bilirsiniz.Şahsen pek umurumda da değil.Adam türkücüymüş sanırsam çünkü habire türkü söylüyo =S

Taylan & Sevilay çifti desen, olgun iki insan.
İlişkilerinde ne istediklerini biliyorlar ve o şekilde birbirlerine davranıyorlar.

Ozan & Nilay ise hala kavgalı bir ilişki içindeler.

Amann sıktılar resmen.

VEEE SON DAKİKA HABERİ: Şuan bu yazıyı yazarken TV açık ve Show tv yeni bi yarışma daha yayına sokmaya hazırlanıyormuş.

Adını söylüyorum: Nikahta Keramet Var.


Show TV yıllardır evlilik programlarıyla ün yapmış bi kanal olarak, bu konuda kendini (Her bi yeni yarışmayla) aştı diyebilirim. Benimle evlenir misinler, kayınvalideler falan filan hep bu Show TV'nin marifetiydi maşallah. Şimdide,
"Evlenme çağına gelmiş, genç, güzel bir kadın mısınız?"
ya da
"Genç kızların kalbini çalacak yakışıklı bir erkek misiniz?"

sorularıyla programın fragmanını yayınlamaya başlamış bile. Sonunda da "Annenizden onay alıp "Nikahta Keramet Var" diyorsanız, mutluluğu Show TV ekranlarında bulup 500.000 TL ödülün sahibi olabilirsiniz!" diyerek bitiriyorlar. Yani aslında geriye dönüş var gibi biraz ne dersiniz?

Evlilik!!!
Türk yapısında önemli bir konu ve bu konu üzerinden her türlü yarışma ya da eğlence programı çok kolay bi biçimde yapılabiliyor. Bunu da beklicem ve bakıcam. Gerçekten kızlar güzel, erkekler yakışıklı mı?

Kızları manken, oğlanları da mühendis falan seçip "Evlenin" mi dicekler yeniden?
Çok merak ediyorum işte.

10 Ağustos 2010

SIKILDIIMMMM ...2



Bu ayın Sıkılma Konusu kesinlikle ve açık ara farkla "Demet Akalın - Önder Bekensir" çifti oldu.
Kendilerine bu başarılarından dolayı tebriklerimi yolluyorum.

Peki bu işi nasıl başardılar?

Ben konuyu inceledim ve işte o rapor.
Aslında ister istemez Türk magazin basınını ve ekranlarını doldurarak bu raporu yazmamda bana çok yardımcı oldular. Siz bile yazabilirsiniz.

İşte başlıyoruz;
İlk önce aynı evde yaşayıp, arkadaşız ayağına yattılar. Sonra evlendiler. 4 ay geçti geçmedi Demet Akalın bu sırada albüm çıkardı. Albüm tanıtımındaki transparan kıyafeti ve yeni imajından çok eşi Önder Bekensir ile kameralar karşında öpüşmesi konuşuldu. Ardından klibinde oynattı eşini. Aynı yıllar önce İbrahim Kutluay'a yaptığı gibi. Klibin adı ise "Evli, Mutlu, Çocuklu".

Sonra boşanma haberleri çıktı. İftiralar, mahkeme dilekçeleri... TVlere telefonla bağlandı Önder Bey ve sevdiğini, ayrılmak istemediğini söyledi. Eski eşi Önder Bey'e "Demet'e 4 ay bile çok dayandı." dedi. Sonrasında bi bot resimleri çıktı. O resimlerin üzerine de bir sürü yorum yapıldı. Adamın cinsel tercihi üzerine bile konuşuldu. Bütün bu konuşulanları Demet Akalın susturdu. İşler daha çok karışamaz derken çiftin "Evlilik Hayatı" adlı programı başladı Show TV de. İzledim mi? Evet, izledim. Bu işin arkasında ne var diye baktım. Bide gece yaşamım olduğu için izlemeye mecbur da kaldım. Bütün bölümleri izlemesem bile geneline baktığımda, bol eğlenceli bi Demet Akalın gördüm ve her daim konser, eğlence, bol bol öpüşme sahneleri. Ama program beklenen reytingi elde edememiş sanırsam ki yayından kalktı. Ben bu haber üzerine de "Kesin bi şey çıkacak bunun altından." dedim ve dediğim gibi de oldu. Hemen programda kavga görüntüleri verildi ve boşanma haberleri yeniden çıktı. Haberi okurken son dakika olarak boşandıkları haberini de okudum. Şimdiki son haber ise evlenmeden sevgili şeklinde yaşamaya karar verdikleri.
Konuşturmasınlar beni. Bas bayağa dost hayatı yaşıyorlar.

Resmen sıkıldım!

Aslında bana ne ya da bize ne! Ama işte bi şekilde TVden ya da gazetelerden ister istemez okuyoruz ve öğreniyoruz. "Beynimiz doluyo!" desem yeridir. Bu tür yazılar ve eski anılarımdaki saçma olayların hepsi bilinçaltımı etkiliyor. Bi tek benim değil aslında hepimizin. İşte ben bu ve bu tür olaylardan, kişilerden, bu kişilerin hayatlarından, ne yaşadıklarından, sulu sulu kamera görüntülerinden, onların programını eleştiren insanlardan bile SIKILDIM!!!

Şahsen bu kadar çok konuşulan programın nasıl reytingi düşük olur onuda anlamış değilim ve birkaç teorim var: kesin bunların boşanma düşünceleri vardı ama programın fiyatı iyi gelmiş olabilir ya da barışmak için programı kullandılar. Bir diğer teorim ise, kendi reklamları için biten ilişkinin reklamını yapıyorlar. Yoksa bitmeyen bir şeyi kim kameralarla herkese izletir? Bu nasıl  bir düşüncedir?

Aklımda kalmıştı şimdi yazdım, rahatladım.
Yanıtları bile saçma olan sorularla beynimize eziyet eden bu kişilerden SI-KIL-DIMMM!!!

Evcilik Oyunu...



Birkaç haftadır en eğlenerek izlediğim program "Evcilik Oyunu".


Ama orda da herkesi değil, sadece Kendi ve Yiğit'i izliyorum.çok eğlenceli bi çift.ilk başlarda pek ısınamamıştım onlara ama sonradan alıştım.sanırsam onlarda da aynı şey oldu =)) ilk başta birbirlerine ayak uyduramadılar ama şimdi çok iyi anlaşıyorlar ve ortak bi fikir bulabiliyorlar.Yiğit'in olgun tavırları Kendi'nin şirin ve çocuksu hallei nasıl uyumlu olabilir diyebilirsiniz ama iki tarafta aynı olunca ilişki sıkıcı oluyo.K&Y durumunu sevdim ben.her nete girdiğimde oy yolluyorum.alışkanlık oldu biraz =)))) geçen cumartesi izledim programı ve "bağlılık testi" adı altında bunlara "55 metreden atlayın!" dediler.



Nilay çıktı ama korktu yükseklikten ve indi. bi sürede kendine gelemedi sanırsam.
Sonra Hakan ve Tuğçe çıktı.ama Hakan atlamıycaktı, destek olmak için çıktı.Tuğçe'de korktu indi.
Sıra geldi beni favorim çiftime...bi gazla gittiler.Kendi minderde zıpladı falan sonra giyindiler ve çıkmaya başladılar 55m yukarıya.onlar diğer çiftler gibi "çiftlerden birisi atlasın" düşüncesiyle değil, ikisi beraber atlıcaklarmış... bu amaçla çıkmışlar.yukarı çıkınca, Yiğit Kendi'ye güvendi, Kendi de Yiğit'e...sonra Kendi sarıldı Yiğit'e... Yiğit'de bıraktı kendini aşağıya...bağırışmalarla atladılar =)) Kendi resmen kayboldu Yiğit'in kollarında ama ikiside harika bi atlayış yapmış oldular ve yere indiler.

Bu atlayışı yapana ev verceklermiş.evide K&Y aldı zaten ve bu hafta taşındılar.bunu ev için yapmadılarını sadece adrenalin için yaptıklarını söylediler. yere inincede Yiğit, Kendi'ye teşekkür etti =)))

Çok güzeldi yaa...işte bundan seviyorum bu çifti.
Halkta bişeyleri fark etmiş olcak ki onları bu hafta %90 oy oranıyla 1.yaptı =))))

Tebrikler K&Y...





Elemenin olduğu hafta benim Bandırma'ya gideceğim haftaya denk geliyodu ve oy kullanarak Yıldız ile Sertaç'ı elemiştim.neydi onların ilişkiside öyle ya??? bi anlam verememiştim.bide onlar oyun değil gerçek sevgiliydiler ve evlenmeyi planlıyolardı.çok merak ediyorum acaba evlenmişler midir??? ev falan bakıp hayaller kuruyorlardı.yıktıysam özür dilerim...


Tuğçe ve Hakan çiftinide seviyodum ama onlar bana fazla klasik geliyorlardı.K&Y çiftinden sonra favorim diyebilirdim.Takiii bu hafta gerçeği öğrenene kadar.H&T çifti Evcilik Oyunu'ndan ayrıldılar.bunun altında yatan sebep ise Tuğçe'nin özel hayatına zarar vermesiymiş.Ama asıl sebep konuştukça ortaya çıktı ki Tuğçe'nin sevgilisi varmış.bu programa para için girmiş.bu hafta K&Y çifti bu konu üzerine konuşmuşlardı, bende o şekilde öğrenmiştim.Tuğçe bu duruma çok kızdı ve onlara söylendi.iyide sevgilin varsa bu programa neden giriyorsun ki? kurallar belli.bi adamla aynı evi paylaşıyorsun ve sevgilinde seni TV den izliyo.ben sevgili olsam böyle bişeye izin vermezdim.şimdide programdan ayrıldı ve haftanın birincisi seçilen K&Y için "bu durumdan hiç mutlu olmadım" dedi...Amann çokta umurlarındaydı senin durumun.olan Hakan'a oldu.çok üzüldü çocuk,izlerken bunu fark ettim.onuda belki başka biriyle everiler hemen.aynı Mert'e yaptıkları gibi...


Mert'de gözümden düştü.oyunu iyi oynuyordu ama partneri programdan ayrılınca bence oda ayrılmalıydı.bi hayran çıkardılar ona, sonra geçen gün baktım.başka bi kızla evlendirmişler.bu ne biçim bi iştir böyle ya."bunla oyun oynayamadın sen, şimdi bi de bunla dene. belki oynayabilirisin." saçmalık ötesi.ilk partneri Bahar'ında ayrılma sebebi:Mert'in ona çok karışması ve gerçekten evli gibi davranmak istemesiymiş.Tabi sonra gelen açıklamasında ise aynı Tuğçe gibi onunda sevgilisi varmış.
Yeni evlendiği partneri olan Tuğçe ise Bahar'dan sonra konuşmaya başladığı bi bayanmış ama kız Amerika'ya gitmiş.dönüncede hemen Mert kızı yarışmaya soktu.onların durumu bana biraz Yıldız&Sertaç durumunu hatırlattı...hadi hayırlısı...


Bu sırada program yapımcıları boş durmadı ve iki çift daha geldi.

Ozan ve Nilay ilk giren çift.onlarda çok kavga ediyo.Nilay'ın rahat tavırları! Ozan'ı sinirlendiriyo.Bazen hakta veriyorum çocuğa yani.
3 çift yeterdi ama şimdi 4 çift oldu. insan istediği çifti izleyemiyo şimdi.saçmaa.




Diğer giren çift: Taylan&Sevilay...bu çiftimiz diğer üç çiftten biraz daha olgun yani yaşları var.onlarıda izleyip görücez...





Programın saati de farklı zaten.bi gün gece yarısı, bi gün haberlerden sonra.denk geldikçe bakar oldum.

Böyle programları pek izlemem ama sardı resmen... =)))