23 Ocak 2010

Ayşe Özyılmazel ve Albümü...


Ayşe Özyılmazel albüm çıkarmış.aslında radyoda sık sık denk geldiğim ve dinleğim bi şarkı vardı, bi kağıda sözlerini yazıp internetten araştırcaktım ve kim söylüyo bulcaktım.ama her seferinde unutuyodum ve bi gün evde otururken tvde Ayşe Özyılmazel'in albüm çıkardığını duydum ama kısa bi haberdi ve şarkılarınada yer verilmiyodu.o akşam da tesadüf işte abim "sana bi albüm dinleticem" dedi.bende yeni albümleri hep dinlerim ve bi şekilde yorum yazmayı severim.hatta yazdıklarım arasında burda yayınlamak istediğim bi kaç albüm daha var ama şimdi ki konum Ayşe ve kendisiyle aynı adını taşıyan albümü.neyse işte abim bana şarkıyı dinletti ve benim ilk tepkim "bu albüm kimin?" demek oldu çünkü kaç gündür radyolarda dinlediğim şarkıyı abim bulmuştu ve dinliyoduk.Ayşe'nin olduğunu öğrenince aslında çok şaşırdım.bu zamana kadar yazılarını okuduğumuz ya da programlarda jüri üyeliği yapmış, babasının Neco olduğunu bildiğimiz, kız albüm çıkarmıştı. "herkes bu dönemde albüm çıkarıyo kardeşim" falan demeyin ve albümü alıp dinleyin derim ben çünkü gerçekten güzel şarkılar var.hatta çıkış parçası olarak seçtikleri "Enerji'nin" sözlerini kendisi yazmış, klibide eğlenceli ve güzel olmuş bence...hafif Nil Karaibrahimgil ve Yalın esintisi olsada şarkıda ben beğendim.bu yazıyı yazarken bile fonda bu şarkı var =))aradığım şarkıyı buldum ve ekstradan albümüde dinlemiş oldum .Enerji'den başka albümde 8 şarkı var.

"İstabul'un Kızları" biraz bana Sezen Aksu'nun "İzmirin Kızları" ndan esinlenilerek yazılmış gibi geldi.hafif sözlerinde de benzerlik var sanki.araya da rap koymuşlar.farklı bi hava katmak istemişler...İzmir'li olarak önce "İzmir'in Kızları" şarkısı gelir benim için ;))

bir başka şarkısı ise; "çocuk". bu biraz daha duygusal bi şarkı.ayrılık şarkısı...daha ayrılığa hazır olmayan ya da bu ayrılığın etkilerini anlatan bi kadının sözleri var şarkıda.en sevdiğim yeri ise "çocuk!" deyiş yeri.şarkının nakaratında yavaş bir şekilde söylüyo ve müzik başlıyo...


Gelelim "temmuz" şarkısına...tam yaz şarkısı.hareketli ve sözleride kolay,uyumlu.aralarda bir kaç aya uygun sözler ve benzetmelerde eklenmiş. mesela; "ekim,kasım,aralık off içim dışım kapkaranlık" ve "ocak, şubat kar yağar" ,"nisan, aşk istiyo insan" ,"mayıs, bu yaz bizim yazımız"...dimi kolay yani =))

bir diğer şarkı ise "Abla" ,hafif latin esintileri olan bir şarkı.aralarda bi adam yabancı sözlerle araya giriyo falan.şöyle yazın serin akşamlarında, kumsalda dinliceksin bu şarkıyı.ama etkilenmek istiyosanız sevgilinizden ayrılmanız gerekiyo ya da onun sizi bırakmış olması.sizinde Abla'ya yazı yazmanız.. =))Sezen Aksu'nun "Sarı Odalar" şarkısını da hatırlatıyo Ayşe yani sözlerinde yer veriyo...

vee "Pardon" şimdi anlatıcağım şarkı.sanki genç bi kız şarkı söylüyo gibi geliyo dinlerken ve fonda da habire" hop hop hop...hoppaaa!!" diye bağıran biri var."Pardon" lafı zaten Kenan Doğulu ile bi kez kullanılmıştı.aynı sene ikinci kez dinleyince ben pek sevmiyorum.

"Sevene Kadar".işte albümün en güzel duygusal şarkısı diyebilirim.ben gerçekten bu şarkıyı beğendim.nakarat başlarken rock tınıları başlıyo.sözleri ise çok içten olmuş bence.diğer şarkılarda ne kadar eğlenceli bi Ayşe varsa, bu şarkıda da o kadar duygusal bi Ayşe var.sanki bir şeyi itiraf ediyormuş gibi...
"Evler yansın" ve "İki sakin" diğer 2 şarkı...onlarıda size bırakıyorum...



İyi Dinlemeler...

Bitti İşte Bu Kadar!


Yeni bi yazı ve ben gene buradayım =))

Sınavlardan da kurtuldum derslerden de. Artık tatil başladı benim için. Ne mi yapıcam? Tabi ki de bir sürü şey ;) Plansız, programsızım. İşte işin en güzel yanı da burada değil mi =)) Kesin olan bi şeyler var mesela, keman derslerime devam ediyorum ve günde çalışma saatlerimi ise artırıyorum. Bunu yapıyorum çünkü en iyisi olmalıyım. Mükemmeliyetçilik var bende biraz galiba ama bu özellik üniversiteyle coştu diyebilirim. Bu hafta bi alman halk şarkısını çalmaya çalışıcam, bakalım nasıl bişey çıkacak ortaya (Merakla bekliyorum.).

Geçen yazımda bahsettiğim speaking sınavından ise tam notla geçtim =)) Ayy çok mutlu oldum ya. Hoca "Çok doğal konuştuğumu ve akıcı olduğumu" söyledi. İçimden güldüm ama dışarıdan sadece "Teşekkür ederim" dedim (Çok kibarımdır, bilmiyorsunuz hehee). Cuma günü ise 4 sınava birden girerek üniversitedeki hayatımın ilkini gerçekleştirmiş oldum. Lisede falan hep ertelemeye çalışırdık (Ki bunda da gerçekten başarılıydık) ama cık üniversitede bu olmuyor. Hikaye okuma, reading, core, portfolio (kompozisyon yazma) olmak üzere 4 tane işte. Hepsinde de yaptık bişeyler, bakalım sonumuz hayrola. Çok gerilmişim bu sınavlar dolayısıyla ya. Sınavdan çıktım, vurdum kendimi kemana. İzmir'e de o gün nasıl yağmur yağıyordu anlatamam. Gece 3'de başlamıştı ve bugün sabah 6'ya kadar yağdı. Dışarı çıkamadım yani o kadar çoktu. Severim yağmuru aslında ama elimde kocaman keman çantam, montum, şemsiyem ve tabi sırt çantam olunca onların hepsini taşımak işkenceye dönüyo biliyon mu?! Yoksa kapatır şemsiyeyi atardım çantaya, mont zaten üstümde olurdu ama olan bu sefer bana değil kemana olurdu. Belli bir nem oranında olması gerekiyor kutunun ve eğer ıslansaydı o nemi nasıl kuruturdum bilmiyorum işte.

Yaa böyle. En son tatile giren üniversite biz olduk herhalde (Bide ODTÜ'yü duydum arkadaşlardan. Onlarda bizim gibi cuma girmiş). 3 haftalık tatilin bugün ilk günüydü. İyi geçti, yağmurdan dolayı dışarı çıkamadım ama film ve hafta içinde ders çalışıp izleyemediğim dizilerimi izledim. Cnbc-e ve e2 bağımlısı olarak bir günde ne kadar izleyemediğim varsa izledim diyelim biz ona. Elimde koca meyve suyu bardağımla kalkmadan izledim hemde #) Gece de The Tudors'un tekrarını izlicem sonra ki planlarım ise karışık ;)

Şimdilik bu kadar diyim ve bitiriyim.
Herkese iyi günler.

16 Ocak 2010

^ Kampüs ^ ...2

Bir dönem daha bitiyor, son bir hafta diyebilirim. İlk yazıdan sonra ne kadar zaman geçmiş. Diğer üniversitelerde tatil çabuk başlarken ve bizden daha uzun olurken, Ege Üniversitesi'nde ilk dönem ancak haftaya cuma bitiyo. O günde sınav var zaten yani sınavdan sonra 3 haftalık bi tatil var. Tatilinde son haftası kayıt falan derken hızla geçer geriye kalır 2 hafta (Nasıl hesap ama). O sürede de bir sürü ödev ve dönüşte (Yeni sınıflarımızda) ilk sınavımızı olucaz. "Ne manyak bi şeydir lan bu" dedim. Üniversitede rahat etmek yok yaa. Habere kasıyorlar kasıyorlar yani. Ama genede "Tatil" adı altında tatilimi yapıcam. Kesin kararlıyım. Ayrıca kemanda da ilerlemeyi düşünüyorum. Bu konuda da hırslandım bakalım nolcak =)

Cuma günkü speaking sınavından sonra direk keman dersine gittim ve üstümdeki bütün stresi attım. Sevemedim zaten şu ingilizceyi ya. Lisede gördüğüm Almancayı daha çok sevdim diyebilirim. Bazen hala derste İngilizce yerine Almanca konuşasım geliyo hemen susuyorum. İşte bu yüzden speaking sınavından çok korkuyordum ama yok, çook güzel geçti =))

Kendimizi anlatmak 5 puan, kuradan seçtiğimiz konuyu anlatmak ise 10 puan. Kendimi anlattım yani garanti 5 puan ve sıra geldi kura çekmeye.

Çektiğim konu ise; "Gelecek planlarınız nelerdir?"





Allahım dedim sıçtık! Ne anlatıcam ben? 1 dakikalık düşünme süresi veriyorlar. O sürede kafamdan neler geçti neler yani. Sonunda sıra geldi ve ben İngilizce konuşmaya başladım."Vayyy neymişim ben be!" bile dedim çünkü takır takır konuşuyorum ama tabi bir sürü şey atıyorum #) Atılır da bu kadar atılmaz ki kızım dedim içimden ama sonra diğer yanım girdi araya  ve at at güzel gidiyo, hocalarda sevdi ve gülüyorlar bak, dedi. Sonunda konuşmayı bitirdim. Galiba tam puan aldım. "Heyt be kızım, yürüü bee" dedim. Tam özgüvenle bindim 330'a gittim Karşıyaka'ya.

Kemanla koptum da koptum.
Parmaklarımı yordum.
Rahatlamış bir şekilde eve geldim.
Oturdum "Muhteşem Kraliçe" dizisini izledim.
Oyun oynadım.
Kuşuma uçmayı öğrettim ve bunu da başardım =))

"Ne manyak gündü ya" dedim. Sabahın 7'sinden itibaren hep bi koşturmaca hakimdi ama gece olup da uyuyunca günün ne yorgunluğu kalıyor ne de koşuşturması.

Şimdiki tek hedefim bu dönemin son sınavına iyi hazırlanmak ve en yüksek notu almak. Üniversiteye gelince pek bi hırslandım diyebilirim, bu zamana kadar bu kadar hırslı olmamıştım ama artık işler değişti güzelim =)) İyi bi sınıfta olmak için bu şart üniversitede.

Tam rahatlama oldu bu bana ;)

3 Ocak 2010

Little Things

Bazen düşünüyorum da,
biz birbirimizi çok sevmişiz.
Hemde çok.
O sevgi daha sonralarda saygıda oldu,
birbirimizi tamamlamakta.
Hiç eksilmedi,
inadına arttı bu sevgi.
Kimse bilmedi,
anlamadı bile.
Bakışlarımızla durumu idare ettik,
anlaştık,
kimseye çaktırmadık.





Gizli olanı sevdim ben,
sense bu gizliliğe ortak olmayı belkide bunu araştırmayı.
Sözcüklerden yazılar yazdım sana,
duyguları dile getirdim.
Sense şiir yapıp her yere serptin.

Bi ilhamın vardı senin, ben olmayan;
benim ilhamım ise sendin, farkında olmadan.

Her yazımı sana ithaf ettim ben.
Seni düşündüm
ve
kurguladım bu hikayeyi kafamda.
Dile getirmeye çalıştım,
uğraştım gene.
Ama bu kadarı geliyor elimden işte.
İçimi döküyorum bu şekilde-azda olsa-
Kalemim kağıdını istiyor gene bu aralar,
bense ilham kaynağımı...

Sen oldun gene bak bu yazının baş kahramanı.
Bilinçli başlamadım ama oldu işte.
Aynı sana aşık olmam gibi.
Bendeki ilk düşüncelerini değiştirmedin hiç.
Nasıl tanımladıysam seni öyle çıktın karşıma.
İçten ve tabi doğal.

Saçma sapan güldük senle,
eğlendik,
bazende ağladık.

Bir tek sana güvendim,
içimden bi ses öyle dedi ve istedi sanki.
Kimseye söyleyemediğim
ve
belkide hiç dile getirmeyeceğim şeyleri anlattım sana
tabi sende bana.
Omzunda ağladım çünkü en zor günlerimde yanımda bir tek sen vardın.
Yanında yattım,
sabahları senle uyandım.
En güzel andı, sabah senin yüzünü görüp uyanmak
ve
birbirimize sarılıp o şekilde kalmak
belkide
uyumak.