boş sokak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
boş sokak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2013

Bumerang Deneyim Günü …1


Geçen hafta tam leyleği havada gördüm. Bir sırt çantasıyla oradan oraya yol aldım durdum. Geçen hafta annemler işten izin alıp yazlığa gitmiş, bizde abi kardeş evde yalnız kalmıştık. Zaten ben işten çık eve gel, yemek ye derken genelde sızıyordum. Salı günü ise dışarı çıkmış gene eve geç dönerek sınırlarımı zorlamıştım.

Perşembe günü işte yoğun olduğum hatta paketlemeye yardım ettiğim sıralarda telefonum çaldı hem de uzun uzuunnn. Önce çok takmadım ama bu aralar vizeydi, belgeydi derken o kadar çok aranıyorum ki herhalde önemli değip açtım. Ama gürültüden bir şey anlamıyordum ki. Ahmet Bey’den izin isteyip sessiz bir yer buldum ve konuşmaya başladık. Bana Bumerang Deneyim Gününden, Alaçatı’dan, rüzgâr sörfünden ve tabi Bora KOZANOĞLU’ndan bahsetmeye başladı.  İş yorgunu afalladım, anlayamadım derken “Sizde katılmak ister misiniz?” Sorusuyla kendime geldim. “İyide ben yarışmaya katılmamıştım.” dedim. Onlarda bana davetli olarak yazılarımı beğendiklerini ve bu şekilde katılabileceğimi söylediler.

Nasıl sevindim anlatamam =))

İşin aslı yarışmaya katılmak istemiş ama iş yorgunluğundan yazı yazacak zaman bulamamıştım. Kabul ettikten sonra odadan çıkışım ve işletmeye bir koşuşum vardı ki görmeliydiniz =) En son böyle vizemi aldığımda sevinmiştim ;) Bu gazla bütün işleri yaptım, bitirdim. Enerji patlaması yaşadım hahaa =))

Cuma abim işten çıkıp annemlerin yanına yazlığa gitmişti. Bende o gün işe sırt çantamı alıp gelmiş ve iş çıkışı İzban - Otobüs (1 saat 15dk) yapacaktım. Son duraktan da annemler beni alacaktı. İyi güzel çıktım işten, bindim izbana. Sonra otobüse bincem ana otobüste “SERVİS DIŞI” yazıyor! Allah dedim yolculuk nasıl başladı?! Şoförde bir yandan binin binin yok bir şey diyordu. Baktım millet biniyo bende bindim. Binmemle arabanın 5 defa stop etmesi, garip sesler çıkarması ve titremesi bir oldu. Millet kelime-i şehadet getirmeye, korkmaya başladı. İncez inemiyoz da şoför oturun diye baskı yapıyo! Hayatımda şoför baskısı da gördüm ya artık gözüm açık gitmem #) Neyse efenim biz zarda zorda olsa yola çıktık ve işte o bitmeyen virajlar, bitmeyen duraklar başlamış oldu. Tek tesellim yarın Bumerang Deneyim Gününe gidecek olmamdı. Derken son durağa geldik. Otobüsten bir ben indim birde yakışıklı! O bana bakıyo ben ona, annemler ortada yok.

Boş yol boş durak!

Annemleri arıyorum telefonları meşgul! Başladı mı bende bir tırsma hali derken bir araba gözümü alırcasına yanaştı. Annemler sandım ama değilmiş yakışıklıyı almaya gelmiş. Çocuk arabaya bindi ve içinden “Ömür Beldesi’ne mi gideceksiniz?” diye soran yakışıklının kafası göründü.

Hazır olun benden çıkan cevap: Evet gidiyorum!

Bunu dedim ve “Sizi bırakalım.” teklifine “Annemler beni alacaktı ama ulaşamıyorum.” cevabından sonra her kibar kızın vereceği tepkiyle zahmet olmasın değip araca bindim! Yolu yarılamışken anneme sonunda ulaştım ve annemin “Nerdesin şimdi?” sorusuna yakışıklının babasına “Eğilip kimsiniz, isminizi öğrenebilir miyim?” dedim (Bunu şimdi mi soruyorsun hem de arabaya bindikten sonra diyebilirsiniz haklısınız. Adrenalin bana yaramıyor bazen. Bide anneme adamı tarif etsem annem nasıl bilecekse artık.). Veee Bey amca bizim oradaki en bilinen sitenin başkanı çıktı! Bula bula başkanı, oğlunu ve arabasını bulmuş, binmiş eve gidiyordum. Yarı yolda annemler bize yetişti ve ben araçtan indim. İnene kadar isimlerini, evlerini, yaşlarını çoktan öğrenmiş benim bilgileri de vermiştim. Eve gel, sarıl, otur bir haftayı anneme 30bin kelimeyle anlat derken çok geç olmadan yattım ve sabah 5:30’da kalktım. Neden çünkü İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda sabah 10:00’da Bloggerlar olarak buluşcaktık. Gene son durak oradan otobüs - izban ve 09:30’da İzmirdeydim.

Nefis bir espressodan sonra başladım beklemeye… 

4 Eylül 2009

Den Lille Pige med Svovlstikkerne

Kendi benliğimi fark ettiğimden beri farklı olduğumu biliyordum. Bunun için özel bi şey yapmamış sadece farkına varmıştım.
İlginç olmak ya da sıra dışılık.

Bunun gibi bi çok terimin yolu sonunda hep bana çıkıyo. Tabi bunları dile getirmeden önce hayatımdaki herkese teşekkür etmek istiyorum. Dün kendi yolculuğuma çıktım.

Benliğim ve yalnızlığımla.

Gene kulağımda mp3üm ve ben sokaklardaydım. Yürüdüm, amaçsızca rüzgarın götürdüğü ve esintinin yön verdiği yerlere. Bi dostumun en sevdiği sözünü hatırladım şimdi, şöyle diyordu: kaybolmak ama yürüyerek, o yeri tanımanın en iyi yöntemidir.

Kayboldum bende. Ara sokaklarda, büyük caddelerde. Kaldırdım kafamı, döndüm biraz etrafımda, bakındım insanlara, müziği değiştirdim sonra esintiyi dinledim ve ardından o nereye gideceğimi söyledi zaten bana. Gene düştüm yollara, garip bakışlar altında…

Kumsal buldum şöyle sıcak kumlu, taşın olmadığı, güneşle ısınmış sarı rengiyle parlayan. Yürüdüm gene ve şu söz hayat verdi kurumuş dudaklarıma “Hayat kumsalda amaçsızca yürümek kadar güzel!”. Sevdiklerimle paylaştım bu sözü, hemen oracıkta. Anı ölümsüzleştirdim. Bi kendimi çektim, bi kumsalı. Ardındansa gene o büyük, umutsuz kalabalığa karıştım. Hani herkesin birbirine benzediği bi dünya var ya işte o. Onu değiştirmeye çalıştım. Kalabalık baskın geldi. Tek başıma kaldım. Tek düşünce ve o düşünceye destek çıkan tek bir oy, o da ben! Belki çok geniş düşünüyorum belki de kuralları benimseyemiyorum. Dans ederek yürüdüm bi yıl bu sokaklarda. Şarkı söyledim 15 yıl boyunca. Sadece burada etkili olan tabuyu yıktım ama ya o diğer dağın arkasındaki tabu ve orada yaşayanlar, benim gibi düşünenler bu kadar özgür olabiliyor mu ya da düşüncelerini bu kadar özgür ifade edebiliyor mu? İçindeki sevgiyi özgürce karşısındakine itiraf edebiliyor mu? Sevdiği onu reddetse bile hayatına eskisi gibi devam edebiliyor mu? Ne kadar sevse de bu konuda bi çaba gösterebiliyor mu? Baskı altından kurtulmak için bi çaba gösterebiliyor mu? Gösterse bile arkasında bi grup destek bulabiliyor mu? Bu ülkede ya da başka ülkelerdeki acı gerçeği kim önemsiyor ya da bunu düzeltmek için bi çaba gösteriyo? Sadece konuşuyo ama iş eyleme geçince pasif mi oluyo? Çok düşünüyorum hem de çok! Kendim için değil başka insanlar için özelliklede ülkemdeki kadınlar için.

Bu gibi sorularla hikayemi sona erdirmek istiyorum. Yolculuğumun ilk gününe şimdilik mola veriyorum.