Geçen hafta tam leyleği havada gördüm. Bir sırt çantasıyla
oradan oraya yol aldım durdum. Geçen hafta annemler işten izin alıp yazlığa
gitmiş, bizde abi kardeş evde yalnız kalmıştık. Zaten ben işten çık eve gel,
yemek ye derken genelde sızıyordum. Salı günü ise dışarı çıkmış gene eve geç
dönerek sınırlarımı zorlamıştım.
Perşembe günü işte yoğun olduğum hatta paketlemeye yardım
ettiğim sıralarda telefonum çaldı hem de uzun uzuunnn. Önce çok takmadım ama bu
aralar vizeydi, belgeydi derken o kadar çok aranıyorum ki herhalde önemli değip
açtım. Ama gürültüden bir şey anlamıyordum ki. Ahmet Bey’den izin isteyip
sessiz bir yer buldum ve konuşmaya başladık. Bana Bumerang Deneyim Gününden, Alaçatı’dan,
rüzgâr sörfünden ve tabi Bora KOZANOĞLU’ndan bahsetmeye başladı. İş yorgunu afalladım, anlayamadım derken “Sizde
katılmak ister misiniz?” Sorusuyla kendime geldim. “İyide ben yarışmaya katılmamıştım.”
dedim. Onlarda bana davetli olarak yazılarımı beğendiklerini ve bu şekilde
katılabileceğimi söylediler.
Nasıl sevindim
anlatamam =))
İşin aslı yarışmaya katılmak istemiş ama iş yorgunluğundan yazı
yazacak zaman bulamamıştım. Kabul ettikten sonra odadan çıkışım ve işletmeye
bir koşuşum vardı ki görmeliydiniz =) En son böyle vizemi aldığımda sevinmiştim
;) Bu gazla bütün işleri yaptım, bitirdim. Enerji patlaması yaşadım hahaa =))
Cuma abim işten çıkıp annemlerin yanına yazlığa gitmişti. Bende
o gün işe sırt çantamı alıp gelmiş ve iş çıkışı İzban - Otobüs (1 saat 15dk)
yapacaktım. Son duraktan da annemler beni alacaktı. İyi güzel çıktım işten,
bindim izbana. Sonra otobüse bincem ana otobüste “SERVİS DIŞI” yazıyor! Allah dedim
yolculuk nasıl başladı?! Şoförde bir yandan binin binin yok bir şey diyordu. Baktım
millet biniyo bende bindim. Binmemle arabanın 5 defa stop etmesi, garip sesler
çıkarması ve titremesi bir oldu. Millet kelime-i şehadet getirmeye, korkmaya
başladı. İncez inemiyoz da şoför oturun diye baskı yapıyo! Hayatımda şoför
baskısı da gördüm ya artık gözüm açık gitmem #) Neyse efenim biz zarda zorda
olsa yola çıktık ve işte o bitmeyen virajlar, bitmeyen duraklar başlamış oldu. Tek
tesellim yarın Bumerang Deneyim Gününe gidecek olmamdı. Derken son durağa
geldik. Otobüsten bir ben indim birde yakışıklı! O bana bakıyo ben ona,
annemler ortada yok.
Boş yol boş durak!
Annemleri arıyorum telefonları meşgul! Başladı mı bende bir
tırsma hali derken bir araba gözümü alırcasına yanaştı. Annemler sandım ama
değilmiş yakışıklıyı almaya gelmiş. Çocuk arabaya bindi ve içinden “Ömür
Beldesi’ne mi gideceksiniz?” diye soran yakışıklının kafası göründü.
Hazır olun benden
çıkan cevap: Evet gidiyorum!
Bunu dedim ve “Sizi bırakalım.” teklifine “Annemler beni alacaktı
ama ulaşamıyorum.” cevabından sonra her kibar kızın vereceği tepkiyle zahmet
olmasın değip araca bindim! Yolu yarılamışken anneme sonunda ulaştım ve annemin
“Nerdesin şimdi?” sorusuna yakışıklının babasına “Eğilip kimsiniz, isminizi
öğrenebilir miyim?” dedim (Bunu şimdi mi soruyorsun hem de arabaya bindikten
sonra diyebilirsiniz haklısınız. Adrenalin bana yaramıyor bazen. Bide anneme
adamı tarif etsem annem nasıl bilecekse artık.). Veee Bey amca bizim oradaki en
bilinen sitenin başkanı çıktı! Bula bula başkanı, oğlunu ve arabasını bulmuş,
binmiş eve gidiyordum. Yarı yolda annemler bize yetişti ve ben araçtan indim. İnene
kadar isimlerini, evlerini, yaşlarını çoktan öğrenmiş benim bilgileri de
vermiştim. Eve gel, sarıl, otur bir haftayı anneme 30bin kelimeyle anlat derken
çok geç olmadan yattım ve sabah 5:30’da kalktım. Neden çünkü İzmir Cumhuriyet
Meydanı’nda sabah 10:00’da Bloggerlar olarak buluşcaktık. Gene son durak oradan
otobüs - izban ve 09:30’da İzmirdeydim.
Nefis bir espressodan sonra başladım
beklemeye…

