Nerde kalmıştık?! Hah! Hatırladım;
Derken bir an geldi ki işte o an herkesin hikâyeme
inandığını hissetim;
“Bizim şirketin bir
eksiği vardı. Oda…” dedim ve böyle heyecanlı bir ses tonuyla arkadaşlarıma
baktım. Herkes “Neydi?” bakışı atıyordu. İşte o an en güzel andı. “Tasarımcımız
yoktu!” dedim ve herkes hıı deyip geriye yaslandı =) Dizinin ya da filmin en
heyecanlı sahnesinde sonucu öğrenip rahatlamış gibi bir halleri vardı. “Sizi
Hilal Hanımla tanıştırayım tasarım ekimizin başıdır.” dedim. Bak bak bak ekibim
bile var =)) Derken bir ara o kadar heyecanlandım ki, hikâyenin devamını
unuttum ama bunu çaktırmamak için yavaş yavaş yürüyüp kürsüye yaslandım ve
bacaklarımı çapraz yapıp sınıfa şöyle bir baktım. Sanki o an düşünüyormuş gibi
yaptım ve konuyu farklı bir yere çektim. Kurtardım hehe =) Sonra arkadaşlarımla
konuşurken anladım ki kimse fark etmemiş (Alkışlar yeniden bana). Bir daha sun
deseler böyle sunabilir miyim bilemiyorum ama ben sahneleri seviyorum. O kalabalık,
o heyecan güzel yaa. Sahnede keman çaldığım o gecede de bir yerde doğaçlama
yapmıştım, kimse anlamamıştı ;)
Sonuç mu?! Hoca beğendi hem de çok beğendi. Bunu daha sonra
bana söyledi. Sunumun dosya çıktısını alıcam ve hocaya teslim edicem. Eksik gördüğü
bir yer varmış, “Onu da ekle öyle gel.” dedi “Tamam.” dedim.
En güzel yer geliyoorr: sunumdan sonra hoca toplu fotoğraf
çektirmek istedi. Oturdu masaya bizde çevresine geçtik. Önümüzde ise bir sürü
siz deyin 50, biz diyelim 60 bebek şekeri ve süsü fotoğraf çektirdik. Sonra ne
yaptık biliyor musunuz? Yaptığımız şeker ve süsleri sınıfa dağıttık. Mevcut mu?
TAM 45 kişi! Ellerimizle yaptığımız o kadar şeker ve süsü dağıttık. El emeği
olduğu için hocada beğendi zaten ;)
Her şey bitti ee tabi bende bittim #) Ama bir gece önceden
sözüm vardı. Bu sunum başarıyla biterse dışarı çıkıp eğlenecektim ve bütün bu
stresi üzerimden söküp atacaktım. Sunum bitmiş, bir başka derse giderken K. ile
karşılaştım. O gün onun doğum günüydü. Liseden beri tanırım çocuğu, öyle bir
arkadaşlığımız var bizim. Upss! Size onu anlatmıştım. Hadi bakalım kim olduğunu
eski yazılarımdan bulabilecek misiniz ;) Direk yanına gittim ve doğum gününü
kutladım. Sonra son ders, eve gidiş derken üçlü koltuğumda uyumuşum hadi size
dürüst olayım sızmışım =) Derken telefonum titredi ana! K. mesaj atmış. İlk tepki
tabi ki de sol kaşın kalkması şeklinde oldu. Sonra olayı anladım. Akşama doğum
gününü kutlayacakmış ve beni de çağırıyormuş, bugün aceleden söyleyememiş falan
filan. Bende tamam dedim, geliyorum. Kendime verdiğim sözü gerçekleştirecek
arkadaş ararken K. Hızır gibi yetişmişti.
Kalktım o sızmış halimden eser kalmasın
diye soğuk bir duşa girdim ve ardından sıcacık enerji çayımı içip hazırlandım. Her
şey bittikten sonra kendimi sokağa attım. Çocukluğumun geçtiği o eski mahallede
gezerken eski bir kırtasiyenin kapandığını gördüm. Onun yerine kitapçı
açılmıştı. Direk saate bakmadan daldım içeriye. K.’ye hediye almam gerekiyordu.
Elim boş gidemem olmaz öyle. Ona kitap bakarken oranın harika bir yer olduğunu
anladım. Pazartesi gidip birkaç kitap da kendime alcam ;) Sonra K. ile buluştuk
ve bara girdik. Anam o nasıl bir kalabalıktı öyle! Masada kimseyi tanımıyordum
#) Size şöyle tarif edeyim siz nasıl bir durum olduğunu anlayın: masanın en
ucundayım ve kafamı çıkarıp bakıyorum, ucu görünmüyor. Zaman geçti, pasta
kesildi de millet yarılandı. Sonra sahneye yaklaşmalar ve şarkılara eşlik
etmeler derken geceyi sonlandırdım. Taksiye atlayıp eve geldim. İlk işim K.’ye
veremediğim hediyesi için içine yazı yazmak oldu. Şöyle en samimisinden bir not
yazdım (Not tam bir A4 boyutunda yalnız haha =)) ). Bir defa katlayıp kitabın
arasına sıkıştırdım. Pazartesi gelirse ona teslim edicem. Ben gittikten sonra
notumu okursa daha iyi olabilir ;)
Eğlendim, bitti ve
şimdide cumartesiyi bitiriyorum.
Yeni hafta bayram ile
yarılanacak.
Bakalım bayramda ne
yapıcam? Şimdiden onu düşünüyorum hımmm…

