gruplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gruplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2012

Yorgunum Anacım…


Hem de çok.
Ne yazı yazabiliyorum ne de adam akıllı yaklaşan vizelerime çalışabiliyorum.
Nedeni mi?
Tabi ki hocaların verdiği acımasız ve yorucu ödevler.
Aslında bütün suçu hocalara atmak da yanlış olur. Bunda birazda benim suçum var.

Olayımız şudur: Haftaya pazartesi vizelerim başlıyor ama ben bütün gün grup ödevleri, sunumları, dosya hazırlama, CD ye çekme, resim tarama, taradıklarımı yollama ve bunun yanında hocalarla görüşme ve onların düşüncelerine göre ödeve ekleme çıkarma yapıyorum. Araştırma yapmak için kampüse dersim 10.30 da ise 08.45 ya da 09.00 gibi geliyorum. Kütüphanedekiler arkadaş oldum =)) Eskiden sadece okuma kitabı almak için gittiğim o muhteşem yer bu dönem resmen korkutucu bir yer olmaya başladı. O kalın kitapların arasında kaybolmak inanın insanı çok yoruyor.

Bu hafta pazartesi FTM yani Fiziksel Tekstil Muayeneleri dersinde lif ölçüm aletlerinin sunumunu yaptım. Hatta bu ödevi 3 hafta önce almıştım. Hocayla şunu ekleyelim bunu çıkaralım derken 3 hafta geçmiş bile. Hoca artık bugün anlat dedi. Biraz hazırlıksız yakalanmam birazda sınıfın bu derse olan ilgisizliğinden dolayı hızlıca anlattım bitirdim sunumumu. Hoca bile biraz fazla hızlı olmadı mı dedi?! Uzun uzun da anlatırdım ama sınıf dinlemedikten sonra bence gerek yoktu. Ben ödevimi yapmış, hocaya teslim etmiş bir de üzerine aferin almıştım ve benden mutlusu yoktu. En azından bir tanesi bitmişti. Ama ben durmadım aynı dersten benim belirlediğim bir konu üzerine İngilizce çeviri ödevi aldım. Hocada 50 sayfalık bir kitap artı final haftasına kadar süre verdi. Hesap yaptım da her gün 5 sayfa çevirirsem bitiyor =) Bunun dışında aynı dersten bir de grup ödevi yapmamız gerekiyor. Neyse ki o ödev kolayda içim biraz daha rahat. Ama bu ödevde de şöyle bir durum var. Hoca “Ödevlerinizin teslim tarihleri farklı ondan daha onları kesinleştirmedim. Kesinleştirince açıklarım.” dedi. Benim sunum yaptığım bu hafta da derste biraz kızdı ve vizeden sonraki hafta direk teslim edeceksiniz dedi. Sonra getirseniz de umurumda olmaz dedi. Şöyle bir baktım da biz ödeve hiç başlamadık ve 2 hafta sonra ödevin teslimi gerekiyor. Birkaç kabaca kaynak buldum ve grup arkadaşımla konuları bölüştüm. Bugün yazmaya girişmeyi düşünüyorum. En azından az da olsa elimde yarısı bitirilmiş bir ödev olursa içim rahat olacak.

Salı günü de Konfeksiyon Esaslarında sunum yaptık. Oda ne mücadelelerle bitti anlatamam. Resmen adamın sinirini bozuyorlar. Grubumuza inatla girmek isteyen bir öğrenciyle uğraşa uğraşa son güne kadar geldik. Gruplar maksimum beş kişi olabiliyor ama kız konumuzu mu beğendi yoksa olayda başka bir şey mi var anlamadım. Biz olmaz deyip ders hocasıyla konuşuyoruz, oda tamam diyor sonra akşam bana bir mesaj kızdan, sizin grubunuzdayım hocayla konuştum. Haydaa!! diyor yeniden hocanın yanına gidiyorum. İnanın ödev verileli 6 hafta oldu ve her haftanın başı bunu hallettim. Sinir minir kalmadı tabi bende. Düşünün salı günü sunumumuz var ve biz hafta sonu dosyayla sunumun son halini konuşuluyoruz, kız “Bana da konu verin.” diyor. Gidip pata küte dalacaktım artık. Hayır, kıza mesaj atıyorum hem de saat başı bir de arıyorum. Aramalarıma cevapta vermiyor. Bazı insanlar beni sinir etmek için etrafıma toplanıyor yemin ederim.

İtinayla sorunlu insanlar şahsım tarafından çekilir.
Bu yaşıma kadar şaşmadı ve bundan sonrada şaşmaz herhalde.

Bütün bunların sonunda salı günü sunumuzu başarıyla bitirdik. Hocanın erkenden katılması gereken bir toplantısı olduğu için bizim sunuma en fazla 20 dakika ayırabileceğini söyledi. Ee hal böyle olunca bizdeki hızı bir görseydiniz =)) Ben zaten şöyle böyle, bunu atlıyorum, bunu da diye diye düğme konusunu anlattım bitti =) En güzeli de hocanın bana “Düğmelerde ölçme birimi olarak ne kullanılır?” diye sorduğu anda benim saniyesinde “Ligne” diye cevap vermem ve ardından da hocanın ağzından “ 1 ligne..?” derken benim “0,635mm” diye söylemedi =)) Hocada güldü, sınıfta. Sanki bu anı ve soruyu beklemişim gibi oldu. Çok mutlu oldum. En çok korktuğum şey hocanın sorusuna cevap veremememdi. Çünkü hoca anlatacağımız konuya tam anlamıyla hakim olmamızı istiyor. Bizi pohpohlamak için söylemiyorum ama grupça iyiydik ;) Bu hafta işte sunumun CD sini hocayı bulursam vereceğim.

Geceleri sabahlamaktan,
derslere birkaç saatlik uykularla gitmekten bıktım.
Sonunda bölümün ortasında Halil Sezai İsyeaannn modun da şarkı söylücem =)

Bütün bunların yanında en güzeli ne biliyor musunuz? Yeni başladığım diyetimle beraber 3 kilo vermiş olmam =)) Azmin zaferi. İlk birkaç hafta bir şey olmasa da işin sırrını çözünce vermeye başladım. Bölgesel fazlalıklar gitse süper olacak. Ne kadar da spor yapsam bazı yağlar gitmeyince üzerine gelen kasla olduğundan daha kalın görünüyor. Kış dolayısıyla hasta olmamak için spora ara verdim. Ara verince de kilo almamam için diyete başladım. Yaz gelsin var ya spor artı diyet = Süper bir fizik ve mutlu musmutlu bir Zehirli Sarmaşık ;)

Bitmiyor sayın izleyiciler, pazartesi vizelerim başlayacağı için cumartesileri gönüllü olarak çalıştığım “Abla Ağabey Kardeş Elele” projesine gidemeyeceğim, onu da yarın haber vermem lazım. Biraz derslere yoğunlaşmalıyım. Şu iki haftanın sonunda rahat çıkarsam da ödül olarak 21 Nisan Cumartesi günü İstanbul’a gidiyorum. Bölümüzün teknik gezisi. Pazar günü iki fuara katılıp pazarteside Ada, Ortaköy, boğaz turu derken gezeceğim işte =)

Bu sene ne kadar çok gezdim hatta İstanbul’a gittim böyle. Leyleği havada gördüm herhalde =))
Bütün bunları toplayınca yorucu günlerin beni beklediği sonucu çıkıyor.
Bana şimdiden kolay gelsin =))

18 Eylül 2010

^ Kampüs ^ ...3

İşte uzun bir yaz tatili ve tabi bayram tatilinden sonra İzmir'de, evimdeyim.

Harcımı yatırdım, kaydımı yaptırdım ve pazartesi ilk ders günüme hazırım. Herşeyin yolunda gitmesini çok istiyorum. Bundan çok ümitliyim. Sorunsuz bir şekilde yılı bitirmek en büyük isteğim herhalde. Arkadaşlarımla konuştum da içlerinden en yakın arkadaşım hazırlıkta kalmış. Çok üzüldüm ona, ki ne kadar çalışkan olduğunu da bilirim ama kalmış işte. Bu sene hazırlığı tekrar edicek.

Bizim bölüm içinde "İlk 2 sene zor diyorlar." işte benimde endişem bu yönde. Kalmadan sorunsuz geçebilir miyim endişesindeyim. Mesela matematikten örnek vermek gerekirse, lisede türevim iyiydi ama integralden çakıyordum. Bakalım üni de ne yapıcam. İlk derste bu konulardan başlıcaklarmış. Kendim için söylemem gerekirse, bir sene matematiğe ara verip sonra direk bu konularla başlamak biraz gözüm korktu benim.

Size kayıt olayımı anlatayım bari. Ne garip durumlar yaşadım ki yok böyle bişey. Cumartesi günü İzmir'e geldim ve ilk işim net üzerinden harcı yatırmak oldu. Saat itibariyle en uygunu buydu. Bi de kolay biliyo musunuz ;) Pazar günüde gece yarısından sonra nete girdim, derslerimi seçtim ve DINK! bir uyarı yazısı belirdi ekranda: "Danışmanınızla görüşmelisiniz!" Peki danışmanım kimdi ki benim? Hazırlıkta söylemişlerdi ama işim olmadığı için gidip bulmamıştım. Sitede adı vardı ama resmi yoktu. Peki dedim pazartesi günü annemlerle beraber gider bulurum danışmanımı. Gittim sabahın 9'unda ki kayıtların açıldığı gün. "İşimi bitireyim sonra eve gelirim ve yapacak işlerime devam ederim." mantığındaydım. Gittim bölüme ve aradım bütün binayı hatta kayboldum. Tekstil Müh. binası dekanlıkla iç içe ve labirent gibi. Direk kapılar kapılara açılıyor sanki. Kasvetli ve egzantrik geldi bana. Şahsen severim böyle binaları ben (Çelişkili duygular oluştu binama karşı). Bizim binayı zamanında Almanlar yapmış ve bahçe dizaynı da onlara ait. Kampüste bahçemiz için özel bir bahçıvana sahibiz. Özeliz bu anlamda yani =)) Her geldiklerinde bakıyorlarmış "Nasıl bıraktığımız gibi mi?" diye. Havuzlu mavuzlu çok güzel yaa =)) Ben binamı sevmeye başladım sanırsam. Neyse konu saptı biraz.

Konuya tekrar dönersem, ilk gün gittim kimseyi bulamadım, onun yerine atölyelerdeki kişilerle tanıştım, gezdim, araştırdım. 2.gün gene annemlerle gittim. Bıraktılar beni, gittiler işe. Ben direk karşı sokak bizim binaya. Bu sefer danışmanım kapısına bir not bırakmış ve yerini belirtmişti. "Ohh çok şükür" dedim, gittim danışmanımın olduğu yere. Tabi bu arada her gördüğüm kişi bende potansiyel danışmanım gibi görünmeye falan başlamıştı derken birisi oymuş. Ben tabi bilmeden geçtim yanından gittim. Sağolsun ordaki bir hoca bana yardım etti de tanıştırdı bizi. Danışmanım iyi, güler yüzlü  ve ilgili bir bayan çıktı. Dersleri seçtik ve onayladık. Bir sürü dersin arasında "Yabancı dil" dersini çıkarttı bana çünkü hazırlık okumuş ve sorunsuz geçmiştim. He he he =)) Tam 4 kredilik ders bu şekilde çıkmış oldu. Ayy nasıl sevindim o an anlatamam. Böyle bir sevinç yok yani. Danışmanım da anladı ve güldü zaten =)) Ama genede ders programı çok dolu. Bi öğle aralarından sonra 2 saat boşum var o da 3 gün, 1 günde öğleden sonra böyle boş. Artık o sürede ne yaparım bilemiyorum. Bu yoğunlukta gider kütüphanede uyurum diyorum nasıl olur acaba #) Kışın çok güzel oluyo kütüphane, sıcacık =)

Bu koşuşturmaca da bir arkadaşımla aynı grupta olduğumuzu öğrendim. Diğer arkadaşımla da ayrı olduğumuzu. Üzüldüm tabi. Keşke onunla da aynı olsaydık. Çok isterdim ama olmadı. Gruplar okul numaralarının çift mi yoksa tek mi olduğu ile ilgiliymiş. Kaç gündür şu ayrı grupta olduğum arkadaşımla ilk güne hazırlık yapıyoruz da onda en ufak bir heyecan belirtisi göremedim. Biraz heyecan iyiydi yaa =))

İşte böyle bir kayıt olayından sonra 20.09.2010 günü başlıyorum.
Heyecanlı mıyım: Evet!

Bir bilinmezliğin içinde geçicek bir sene. Kalır mıyım, geçer miyim, hocalar nasıl peki ya da dersler???
Resmen kendi kendimi paniğe sokuyorum.
Aklımdaki karmaşalar içinde yeni dönemi bekliyorum.
Başlasın bakalım, herşeyin devamını burdan yazıcam.
Tekstil Müh. seçecek özellikle de Ege Üniversitesi'ni seçecek olanlara fikir olur ;)

Herkese yeni döneminde başarılar.