20 Mayıs 2010

Aklımın İplerini Saldım

Bu sene Eurovision'un pek reklamı mı yapılmıyo yoksa sadece ben mi böyle düşünüyorum bilemiyorum. Manga ne yurt dışında tanıtım yapıyo ne de programlara çıkıyor. Çıkıyorsa da biz bilmiyoruz herhalde. Bide geçen senelerde yarışacak şarkıları bir şekilde duyuyorduk ama bu sene oda yok. Ben geçen seneki Azerbaycan şarkısını ilk dinlediğimde çok beğenmiş ve çok sonra onun yarışma şarkısı olduğunu öğrenmiştim ve tabi doğal olarak çok şaşırmıştım. Bu sene o kadarını bile bilmiyorum.

Kesin karar verdim; şu parmak uçları olmayan eldivenleri çok çekici buluyorum. Bu cümle biraz garip gelebilir ama hissettiklerimin tam karşılığı bu. Ele giyince o nasıl bir görüntüdür ya =)) Bayanlara daha çok yakışıyor. Erkeklerde ise deriyi tercih ederim. Özellikle şöyle direksiyon başında takıyorsun. Gözünüzün önünde canlandırın. Görüntünün güzelliğine bak!

Eldivenler her dönem çekicilik sembolü olarak kullanılmış zaten. Bu dönemde de hala kullanılıyor. Bu sene transparan modası var iken kendime şöyle dantelli ya da normal benim  için fark etmez bi kaç çift alıcam. Şapka koleksiyonum zaten var bide eldivenlere mi başlasam acaba? 2 tane bu tarz eldivenim zaten var ama bana yetmiyor. Şapka + eldiven tarzı giyicem artık. Vayy yeni giyim modamı buldum şuan =)))


Fox bi ara The OC'yi veriyodu sonra ne oldu bilmiyorum ama yayından kaldırdı herhalde. Fox'da izleyip takip ettiğimden değil ama hep denk geliyordum. Ki ben, 4 sene Cnbc-e'de izlemiş ardından Adam Brody hayranı olmuş, cep telefonuma onun resimlerini atmıştım. Bu kadar da hayranı olan bir kişi olarak Fox'da onu kimin seslendirdiğini merak etmiştim ama hiç güzel bir ses değildi. Sonra "Bırak kızım ya, onun orjinali daha güzel aklında öyle kalsın." dedim.

e2'de bile dil ayarını bazen İngilizce yapıp izliyorum mesela Smallville'de Lex rolünü oynayan Michael Rosenbaum'un sesini ve oyunculuğunu beğeniyordum. Bu yeni sezonda kendisi yok ama eski sezonda benim favori karakterimdi. Kötü biriydi ama olsun. İstikrarlı bir kötüydü. Bu tip dizilerde ben hep kötüleri severim zaten =)) Yerli dizilerde ise, mesela Dudaktan Kalbe dizisinde, Cemil'i severdim. Noldu? Sonunda Lamia'yı aldı işte. Dizide neler oldu ama Cemil hiç değişmedi.

Lex'de böyle oldu. Bu sezon kayboldu ama gene kötü amaçları uğruna kayboldu. Özlüyorum onu.

Şimdi düşündüm de belkide Fox, The OC'nin ilerleyen bölümlerinde ne olduğunu yeni öğrendi ve "Türk halkına uymaz, kimse kendini kaptırmadan kaldıralım." demiş olabilir çünkü Seth ve Summer ilk cinsel deneyimlerini yaşayacaklardı. Babasıyla Seth ön sevişme hakkında konuşma yapacaktı. Dinlediklerini uygulamaya çalışacaktı. Marissa'nın eski sevgilisi annesiyle beraber olacaktı. Marissa ilerleyen bölümlerde lezbiyen olup iyice dağıtacak ve Seth'in eski kız arkadaşıyla lez bir ilişki sürdürecekti. Sonra Ryan bi kızdan hoşlanacak ama sonra onun kardeşi çıkacaktı. Seth'in annesi alkolik olacak, Marissa'nın annesi ise Seth'in büyükbabası ile evlenecek, adam ölünce miras ona kalacaktı falan filan. Bu olayları Cnbc-e bile yayınlarken bir sürü uyarı almıştı. Fox bu riski göze alamadı ve kaldırdı diye düşünüyorum. Bu konuda bilgisi olan birisi varsa beni bilgilendirsin lütfen.

Kısa kısa aklımdakileri yazdım.
Nice kısa kısalara =)))

Gidenin Ardından...

Vayy bee!.. Ne haftaydı.
Evet, biliyorum hafta daha bitmedi ama biten günlerimi toplayınca 1 hafta + 5 gün işte bakınız bitmiş.
Saçmalıyorum evet farkındayım ama yastayım bu aralar kardeşim.

Öncelikle geçen cumartesi laptop um fazla ısınma nedeniyle kendini korudu ve yanmamak için kendini kapattı. Bende hemen pazar günü kalkar kalkmaz, kahvaltı bile etmeden (ki benim için en önemli öğündür) 1 sene önce aldığım yere götürdüm. Onlar aracı olup yetkili servise götürdüler. İnşallah çizilmeden geri verirler. En büyük korkum bu. MP3'üm tamire gittiği zamanda bu korkum vardı ve koruma paketinin içine not olarak "Çizilmemesine özen gösterin lütfen. Teşekkür ederim." yazmıştım. Onlarda okumuş ve özen göstermişler herhalde. Sağolsunlar =))) Ama laptopta yazmadım daha doğrusu yazamadım. Fırsat olmadı. O yüzden de aklım kaldı şimdi. Neyse bu konuyu düşünmemeye çalışıyorum çünkü içindeki dosyalarım gitti. Bilgisayar dosyaları kaybeden kişi beni en iyi anlayan kişidir. Neyse ki bir kaç diziyi ve resimlerimi almıştım ama videolarım, özel belgelerim, arşiv toplamalarım ve tabi dev MP3 arşivim: PUFF!!! oldu. Bir anda gitti. Bilgisayarımı kurtarmam için onun sorusuna "Evet." demem gerekiyordu =((( Bende öyle yaptım. Aklıma gidenler geldikçe hala içim bi fena oluyo. O gün ağladım yaa. Evet, resmen ağladım. Ağladım sonrada uyudum.

Peki bu yazıyı nasıl yayınladım derseniz, öyle internet kafeye falan gitmedim. Abimin bilgisayarı sağolsun ;) Ondan fırsat bulup açtım ve yazdım. Kaç gündür not defterine yazıyorum bu yazıları şimdi ise aktarıyorum.

Ahh laptopum, vahh laptopum =((
Canım benim çabuk tamir olda hemen dizimin üstüne gel nolur.
MP3 üm ilk geldiğinde onu öptüğümü hatırlıyorum.
Şimdi laptop um gelince odamda 2 kişilik bir parti vericem herhalde =)))
Sağlam gelsin de 2 kişilik göbek atmaya bile razıyım =))))

Aşk Çarpıntısı

Aklım karışmış olmalı
Neler oluyor bana böyle?
Bu hislerde nerden çıktı şimdi?
uff ne yeri ne zamanı.

İlk kez sözümü dinlemiyo kalbim.
Hey sana diyorum.
Aç kulağınıda bana tepki ver.
O kişi olmaz.
"Hayır" dedim.
Sakın yapma!!

Fark ettiysen bu bir emir cümlesi.
Rica etmiyorum
Sana direk emrediyorum.
Sonunun ne olacağını biliyorsun.
Arkadaşlığımı bitirmene izin vermicem.
Her gece ve her gecenin sonundaki gündüz
seninle yeniden ve yeniden savaşacağım.
ve başaracağım.
Ne zaman kaybettiğimi gördün ki sen?
Hiç bir zaman.
Bunuda kazanacağım.

İşte karşıdan geliyo
Hayır titreme
Elim neden terliyo?
Peki ya midem?
Ufff...
rahat durun nolur.
Aklımdan geçen konuşmalar nasıl oluştu şimdi?
İyiki aklımı okuyamıyo.
Peki o zaman neden tatlı talı gülümsüyo?
"tatlı tatlı" mı???
Bu kelimeyi ben mi söyledim şimdi?
Hoopp kıızzmm
sen bu değilsin,
iyice değiştin.
Sana doğru geliyo.
Bana doğru mu geliyo?
Evet,gerçekten geliyo.
Eskisi gibi sırıt sadece.
Doğal ol
Doğal mı olayım?
Nasıl?
Midem bulanıp,elim terleyip,
aklımdan garip düşünceler geçerken mi?
Çok inandırıcı olur gerçekten.

20 adım, 10 adım
Adım mı sayıyorum.
Aaa,MERHABA!!!
Çok doğal,böyle devam et.
Belli ettin, belli...
Tebrikler.

Sus, nolur sus.
Hemen kaçmalıyım ama nasıl?
İşte telefonum çalıyo.
Arayan önemli değil.
5 senedir küs olduğum kişi bile arasa şuan konuşabilirim.

Yüzündeki o kapanmayan gülümsemeyi sil hemen yoksa...
Yüzümde böyle bi gülümseme mi var?
Aman allahım,
şimdide kızarmış olmalıyım.

Telefonu açtım ve kaçtım.



Bugün kütüphanede ders çalışırken camdan bakıyordum ve bir kız ile erkeğin davranışlarından bu yazıyı kurguladım.
Gerçek mi bilmiyorum ama çok güzel oldu, Bence =))))
Ege kısmet açar.. hahaha =D

1 Mayıs 2010

Elimdeki Tatlı Yaralar …2

Nasıl bi giriş yapacağımı bilemedim ve bu yüzden böyle bi giriş yaptım.
Şimdi şöyle uzaktan bi yazıma bakıyorum da sanki küçük bir çocuğun elleri değmiş gibi =))

Bu yazımın asıl konusu işte geliyor (Fonda davul seslerini duyuyorum) tabi “Fame” dizisinin unutulmaz müziği ;)

İşte haber şu: Sonunda kemandan sahneye çıkıyorum hemde solo performansımla =))

Resmen heyecandan ölmek üzereyim. Bu nasıl bi heyecandır ya!!! Yazarken bile heyecanlandım. Odamda kemanı koyduğum yer şuan tam karşımda. Yazarken hızlı bir şekilde duygularımı hızlı yazmama yardımcı oldu diyebilirim. Nasıl oldu bende bilmiyorum ama azmin zaferi diyebiliriz sanki bu solo olayına ;)

Hayatım boyunca istediğimi aldım ya da kazandım. Bu uğurda bir şeyler kaybettim mi? Evet, tabi ki de kaybettim ama sonunda başardım. Örnek vermek gerekirse, liselere hazırlık sınavına çalışmak, iyi bir Anadolu lisesini kazanmak ve ilerde seçeceğim mesleğim için Almanca öğrenmem gerekiyordu. Bunun için adımlarımı dikkatli bir şekilde atmıştım. Almanca ağırlıklı bir lisede okudum ve sonunda bunu başardım. Ardından sıra gelmişti üniversitede Tekstil Müh. kazanmaya. Başka meslek de olabilirdi ama ilk öncelik bu olmalıydı. Bu meslek içinde tek yer düşünmüştüm o da Ege Üniversitesi. Lise hayatım boyunca bunu düşündüm. Kararlar verdim ve uyguladım. Şimdi bildiğiniz üzere İngilizce hazırlıktayım. Şöyle bi bitmek üzere olan döneme bakıyorum da iyi de bi İngilizcem olmuş =))) İlk sene İtalyanca dersi varmış, onuda seçip İtalyancayı ilerletmek istiyorum. Sonra az seviyede de olsa Koreceyi geliştircem. Geriye ondan sonra yapmayı düşündüğüm başka planlarım var. Onları uygulamaya sokmam gerek. Yavaş ama emin adımlarla ilerliyorum. Aksilikler çıkmıyor mu tabi ki de çıkıyor ama bunları da atlatıyorum. Galiba bunun altında başardıklarımın bana özgüven vermesi yatıyor.

İşte bu keman işi de bende böyle başladı. Malumunuz hepimiz sınavlar falan derken kendimize zaman ayıramıyoruz. Küçüklüğümden kalma içimde hep bi keman dersi almak ve çalmak geçiyordu. Ne saz ne de gitar istedim. Gene tek bi hedefim vardı o da keman çalmak. İlk senemle beraber kursa başladım. Çok da mutlu oldum. Elimdeki Tatlı Yaralar büyüdü genişledi. Her yeri sardı ama yılmadım. O yaraları iyileştirmek için bir çabada sarf etmedim, inadına daha çok açtım. Büyüttüm ve sonunda elimde bu solo performans. Bak gene heyecanlandım. Hayatım boyunca hep sahnelerde rol almışlığım ya da gösteri ve sunum yapmışlığım vardır ama bu seferkinin amacı ve olayın gidişatı hepsinden çook farklı.

Bu haberi öğrenir öğrenmez hemen arkadaşlarımla paylaştım. Resmen insan sevincini paylaşınca daha bi heyecanlanıyor ama çookk da mutlu oluyo. Bu nasıl bir çelişkidir bilmiyorum ama acayip bir duygu hissettiriyor orası kesin işte ;) Otobüs durağında arkadaşlarımla konuşurken ve mesajlaşırken yüzümde beliren gülümse (Hani şu hiç bir şekilde kapanmayan ve kapanması için çalıştığınız cinsten) emin olun eve gelene kadar silinmedi. Dün öğrendim ve anca bugün bu heyecanımı azaltıp yazabiliyorum =)))

Herkese hayatındaki amaçlara ulaşması için bol şanslar diliyorum.
Amacınızı belirleyin ve şimdiden bunun için çalışın.
Emin olun yapınca acayip seviniyorsunuz =)

xoxo