27 Mart 2010

Hepsi - Geri Dönüşüm Albümü


Grup Hepsi hayranı değilim aslında ama yeni albümlerini dinledim ve hakkında yazmak içimden geldi =)) Gülçin gruptan ayrıldıktan sonra grup dağıldı falan dendi ama sonuç işte yeni bir albüm. Gülçin ayrıldıktan sonra bi karmaşa oldu, basın açıklamaları, davalar falan dendi ve bu yüzden de geriye kalan 3 kişi bi bocalama yaşamış olabilir ama yeni albümle bunu boş vermiş ve sitelerinde de yazdıkları blog yazılarıyla yaşanan olayları geride bıraktıklarını gösteriyorlar.albümde bişey dikkatimi çekti.Gülçin'in yokluğu hiç hissedilmiyor.



Şu sıralar "Yeter" adlı şarkılarının klibini müzik kanallarında görebilirsiniz. Ben şarkıyı ve klibini beğendim açıkçası =)) Zaten genç ve enerjik oldukları için ilginç klip çekmek onlara yakışıyo. Klipte bi şey dikkatimi çekti: Yasemin sanırsam sol kolunun içine yeni dövme yaptırmış!! Mavi renkli. Belki de ben yeni gördüm.  Bilemiyorum artık. Pek takipçileri olmadığım için kesin bi şey diyemicem =))


"Unutma" diğer bir şarkı. Bildiğimiz Fame dizisinin müziği vardır ya, hatta her dönem bi cover lanır o şarkı işte. Sözlerini değiştirmişler, müzik aynı müzik. Şarkının en sevdiğim yeri -ki orjinalinde de aynı yer- nakarat yeri. Hepsi'nin değişiyle; "unutma unutma unutma..." =)))

"Aptal kafam" bi erkeğe söylenen ve sanki biten bi beraberliğin sonunda yazılan bi şarkı gibi geldi bana. Müziğini beğendim.en sevdiğim yeri ise şu: duyucağımı duydum, görüceğimi görmez olaydım, seveceğimi sevdim, ay nefret etmez olaydım... Bilmiyorum ama burayı söyleyişleri çok tatlı =))

"Sır" bu şarkıya bayılıyorum işte hatta bi ara msn&face derken her yere yazıp yayınlıyordum. Sözleri aynı beni anlatıyordu ki hala bazen anlatıyor =)) En sevdiğim yeri ise burası: Sana bi sır vereyim şaşırma! Aslında seviyorum bende seni, ama hep korkularım vardı, bitmez sorularım vardı, söylüyorum bende şimdi, Seviyorum Senii... Bu şarkı da eskiden sanki Gülçin'in de sesi vardı.yeni albümde bi daha yorumlamışlar ve güzel olmuş.

"İkilem" müziğine bitebilirsiniz. Şarkının girişi de güzel. Son söylenen sözlerden yeni bi cümle başlıyo. Yazıyorum bazı yerini: Anlat, hadi durma anlat. Asla, zarar vermez asla. Korkma,güldüğüme bakma. Gördüm, başkasını gördüm. Duydum, iç sesini duydum.
Her bir cümleyi aralarından biri söylüyo ve aynı anda, ardı ardına 3 cümle duyuyorsunuz. o da kulağa çok hoş  geliyor.
Birisinden ayrılmak istemezsiniz ya ve o kişi sizden ayrılırsa ondan nasıl intikam alırım düşüncesi hakim gibi şarkıya. Bu da şarkıya adını veriyo: İkilem.

"Uğraşma" müziğini ve sözlerini beğendim. "Unutalım artık,unutalım artık,unutalım artık.kime diyorum?" yerini beğendim. Bu şarkıya klip çekebilirler.nakaratı gerçekten güzel, işte yazıyorum;



şu yüzümü göremezsin
ben göstermezsem
Yaklaşma!

yakınıma gelemezsin
ben izin vermezsem
Sırnaşma!

kaç kere denedin ya
beni göremedin ya
unut artık
hadi vazgeç
beni yere seremezsin
kendim düşmezsem
Uğraşma!

"Çirkin Adam", bu kızların şarkılarının müziği gerçekten güzel oluyo.bununda müziği gerçekten güzel ;)duygusal bi şarkı...slow ama o kadar da yavaş değil.ayrılık şarkısı ama sözleri ilginç: lazım değil kaşın gözün, tuzaksa bana her sözün...herhalde bu şarkının en can alıcı yeri bu sözün olduğu yer yani nakaratı olmuş.

"Nükleer" hareketli bi şarkı. Nükleer kelimesi biraz uyduğu için kullanılmış gibi geldi bana: gez göz arpacık, maaş biraz yapmacık, bana böyle şeyler deme sen. Top, tüfek, nükleer, daha neler var neler. Ateşe devam et istersen. Şarkıyı beğenmedim ben pek.

"Canıma Değsin" şarkısının en güzel yeri herhalde: oooo canıma değsin... deyip arkasından bi şeyler söyledikleri yer. Gene ayrılma sonrası eski erkek arkadaşa söylenen söz durumu var. Şarkıda en içten söyleyen kişi ise Cemre. O nasıl bi: "Ağla ağla yakıştı sana" demektir ya =)) Çok içten söylemiş.


"Taktik Ver" tam oryantal esintileriyle başlıyo ve o şekilde devam ediyo. Biraz basit sözlere sahip gibi geldi bu şarkı bana. Başta anlattığım şarkıların zıttı gibi sanki.



İşte albümü bu şekilde yorumladım.
Gerisi mi???
İşte orası size kalmış =))

Kendinize İyi Bakın ;)

Alles Gute zum Geburtstag!

25 Mart günü 18'i bitirdim ve 19'a girdim ya da nasıl diyorlar, 19'dan gün aldım =))) şuan tarihe bakınca 3 gün almışım =)) "yaşlanıyor muyum ne?? ;))" dedim gece gece kendime...=)) artık bi daha "17 17" tarzı şarkılar bana hitap etmiycek ya da "18'lik çıtır" laflarını duymucam. “koca bi dingil oldum” diyebilirim =) bundan sonraki yıl ise 20 olup, bi 10 sene 2 rakamını kullanıcam.10 yaşıma bastığımda da içimde böyle saf bi düşünce, sevimli bi heyecan, muzurca bi gülümse olmuştu.24 Mart, saat 00.01 olduğunda kendime aldığım hediyeyi açtım.gizliydi ama benimdi o hediye. ilk yazımı yazdığım ama burda yayınlamadığım ve saklı tuttuğum düşüncelerimin olduğu bi defterdi bu. aldım,baktım,okudum.ardından,eski bi defter geldi elime, çekmeceyi çekince…eskilerden, hemde çok eskilerden kalın bi günlük...her günü yazmışım ve her günü sığdırmışım o küçük satırlara...yazıma baktım, süslemeleri inceledim sonra ise okumaya başladım. sanki başkasının gizli anılarını ele geçirmiş gibi hissettirdi bu bana. kalbim bir anda hızlı bir şekilde atmaya başladı, elim ise sanki buz kesti.ilk sayfayı açtım.bi tek masa lambasının ışığı vardı odada.başka bir ses ya da müzik yoktu fonda.okumaya başladım. her cümlede ve tarihte biraz daha duygulandım. çok şey yaşamışım bu geride bıraktığım 18 yılın sonunda. aşk girmiş hayatıma, ihanet, yaramazlık, hayal kırıklıkları, bazen umutsuzluk, bazen de sonu gelmeyen maceralara atılmışım.bazen yalnız olmuşum yaşadıklarımda, bazende etrafımdakileri sokmuşum olaya ya da olaylara...karşı gelmemişler. hep bana güvenmişler.bazısı karşılıksız sevmiş beni, bazısı da çıkarları için... hemen anlayamamışım hissettiklerimi o kişilere karşı.güvenmemişim hemen.tutmuşum kendimi, saklamışım sırlarımı.aklımdan geçenleri akşam olunca da kağıda geçirmişim. uzun olanları ise bu deftere…tepesine yazdığım tarih ise canlı tutmuş olayları.her okuduğum günün cümlelerinde yaşadıklarım canlandı gözümün önünde."iyi ki dedim, iyi ki tutmuşum bu günlüğü".bazen "ben nerde hata yaptım" diye düşünürüm.buldum bütün cevaplarımı.eskimedi anılar ve kırgınlıklar.küstüklerimi de yazmışım bu deftere hem de gün gün.sonunda ise, haklı mıydım ya da haksız mı bunların hepsinin cevabını buldum okuduklarımda.ilham oldu aslında şimdi yazdıklarıma ve bundan sonra yazacaklarıma.

Çocukluk, ilk gençlik ve şimdilerde ise sadece gençlik dönemimi yaşıyorum.yaşadığım olayları okurken şunu fark ettim: her zaman oyunu çok severdim ben.-ki hala severim.-annemi kızdırınca evin bi köşesine saklanırdım.beni bulamazlardı.sakinleşince bi şekilde çıkar, odama gider uyurdum.gün çabuk geçsin diye.o gizli yerim ise masanın sandalyeleriydi.boylu boyunca yatardım.annemler beni ararken sadece masanın altına bakarlardı.kimseyi göremeyince de giderlerdi ama ben sandalyenin ayaklarında değil üstündeydim.masa örtüsüde kapatırdı beni ve tam kaçılacak yer olurdu.oyunu kuralıyla oynaması severim ben mesela strateji yapmayı…karşımdaki ne düşünüyo ya da bir sonraki adımı ne acaba demeyi severim,düşünürüm.olasılık hesabı yaparım, adımlarımı sağlam atarım.mesela, bilirdim yani annemlerin sadece aşağı baktıklarını.saklambaç oynarken bile kaçacak, saklanacak yerleri iyi buluyordum.pek yer değiştirmezdim çünkü kimse gittiğim yeri bulamazdı.renkli istop oynardık ilkokulda. ben hep renkli giyinirdim ki bütün renkler üstümde olsun diye.yıllar geçtikçe bu örnekler değişti ve gerçek hayat oyununda bana yardımcı oldular.bu aralar profesyonel olma yolunda ilerliyorum galiba.kurallar, oyunlar, saklanmalar, kaçmalar, koşuşturmacalar ve tabi yoran hayat temposu...kaybettiklerim oldu bu yolda.kaybederken çok üzüldüklerim ve ben olaylar olurken bitmesin dedim, kimse gitmesin...ama elimden hiçbir şey gelmedi bir anlık hatayla kaybettim onları.çok üzüldüm ama şimdi hepsi bana ilham oluyor,sanal bir dünya yarattım onlara ve anılarımda kalan sözlerini, davranışlarını harmanlıyorum ve yazıyorum.kendimi de katıyorum bazen ama hikayenin baş kahramanını o dünyadan seçiyorum.keşke’lerim hiç olmadı mı sanıyorsunuz??? Tabi ki de oldu ama yaptıklarımın sonucunda değil, ben sadece yaşanmadan önceki belki de “tanışma aşaması olmasaydı keşke” dedim. bir kişiyle tanıştım, hayatım mahvoldu.onu silmek için çook zorlandım,uğraştım hatta kendimden ödün bile verdim, hasta oldum ama sonunda kendime döndüm.işte o zaman “keşke” dedim. “keşke tanışmasaydım seninle.nerden girdin hayatıma?”onu listelerden silerken içim hiç burkulmadı ya da barışmak için çaba sarf etmedim.hayatım boyunca onun adını anmıcam -ki bunu 3 senedir başarıyla yapıyorum-. arkasından da kötü konuşmadım, kendi akışına bıraktım, yaşananları ve söylenenleri...en yakınım dediğiniz insandan ihaneti ve terkedilmeyi yaşamak insana çok koyuyo. ben bunu o günlerde anladım.ilk kez tattım bu duyguyu ve o günlerde bunun etkisinden kolay kolay kurtulamadım.hayatımda ilk kez, işte o gün eve gelip ağladım .ben pek ağlamam. bir kaç gözyaşı dökülür gözlerimden işte o kadar ama gün gerçekten hıçkıra hıçkıra, kendimi yora yora ağladım.durmak istedim duramadım.yüzümü yıkadım ama her gözümü kapatışımda o sahneleri gördüm ve gereksiz bir şekilde sarf edilen sözler geliyordu kulağıma...yatamadım, kalkamadım.o günleri hiç sevmedim.günlüğümde bir tek o günler yok zaten.yazmamışım.bir daha bakıp hatırlamamak için.iyi de yapmışım.şimdiki düşüncelerim ve olgunlaşmam o günler bittiğinde başladı.

bir gece de büyüdüm ben.

bir gecede değiştim.

şimdilerde 19 oldum, Evet...şöyle bir genel hayatıma bakınca;

-istediğim gibi yaşıyorum, mutluyum, sağlıklıyım, sevdiğim 2 tane hayvanım var ve evet, keman çalıyorum, istediğim üniversitenin istediğim bölümünde okuyorum, çiziyorum, dikiyorum ve giyiyorum, ailemle yaşıyorum, güzel şehrim İzmir’deyim, buradan ayrılmadım ve şimdilerde hala keşfetmemiş yerlerini keşfediyorum…


aslında bu yazıyı 24 Mart’ın gece yarısında yazmak istemiştim ama yorgunluktan uyumuşum...

=)))


6 Mart 2010

hop tiri tiri nay nayy... #)


Dersler, koşuşturmaca falan derken ne nete girebildim ne de kendime zaman ayırabildim.bulduğum ilk fırsatta buraya bişeyler yazmak istedim.2 haftadır,günlerimi bi programa yerleştirmek zorunda kaldım.bu programa bağlı kalıncada hayat monotonlaştı.bu perşembe yeniden sınav haftamız başlıyo.2.dönem herşey daha da bi karmaşıklaştı ve zorlaştı sanki ya...uff ilk dönemi özledim ben.yeni sınıfımızın konumunuda beğenmedim.en alt katta ve Ege'nin o ulu ağaçlarından dolayı karanlıkta kalıyoruz.eski sınıfım en üst kattaydı ve manzarası süperdi.ama takmıycam işte bu durumu cık =))
bu hafta ve önceki haftadan bi kaç gözüme çarpan olayı listelicem şimdi.aklımda olanları yazıyorum.

-eveeett Eurovision şarkımız açıklandı ve tartışmalarda başladı.şarkı güzel mi, değil mi yorum kişiseldir.kişisel görüşüme göre, müzikleri biraz daha baskın olmalı ama sözlerini beğendim.bakalım sonumuz nasıl olcak?bu konu üzerine mayısa kadar yazı yazılabilir aslında.Hadise kadar olmasa da Manga hakkında da konuşacaklar.muhabir basın toplantısında Manga grubuna "ne giyeceksiniz?" diye sordu ya =)) ne salak bi sorudur bu böyle.yok etek giyecekler.erkek olarak ne giyecekler abi?? kısa şort altına topuklu ayakkabı mesela =)) valla soru sormak için soruyolar ya çok salak durumuna düşüyolar.neyse ki bu konu hakkında kimse konuşamıycak=))) bi başlığıda elemiş olduk.
KISA NOT: Emina Sandal -Mustafa Sandal'ın eşi- da Eurovision katılcakmış.bakalım nolcak.hadi hayırlısı...
KISA NOTUN KISASI:maalesef Emina halk oylamasından geçememiş ve katılamıyomuş...

-ünlüler habire boşanıyo.ne garip durum bu ya.Mehnmet Ali Erbil sonrasında Seda Sayan ve şimdi de Petek Dinçöz boşanıyomuş.var mı eklemek isteyen ve benim kaçırdığım bişey? en garip boşanan kesinlikle seda sayan.boşandı ve umreye gitti ne alakaysa artık.kim bilir kaçıncı evliliği. boyu kadar oğlu var ama hala kendinden 20 yaş falan küçük erkeklerle evleniyo ve sonunda da boşanıyo .gazetelerin haberine göre ilgisizlikten boşanmış.kendisi bu sene Kanal D'de program yapmaya başladı ve adı da "susma" ydı ve banttan dı, gereksizdi.ilk konukları münevver cinayeti ve babasıydı.sonra program canlı istendi ve adı "yanlız değilsiniz" oldu. gene saçma konular konuşuldu, açıklanmayan ve davası hala devam eden konuları konuşması ise gerçekten saçmaydı ve program dramdan gitgide dram-eğlenceye döndü.kadının çocuğu ölmüş ve katilini arıyo, konuşuyolar ve DINKKK hemeen iki göbek bi halay ve hooppp reklamlar modu.sonra programa yaşlı evlenmek isteyenleri çıkardı ama yok reytingler tutmadı ve yayından kalktı sonra noldu Pepsi reklamında rol aldı ki keşke almasaydı rezalet oldu, aklıma bile getirmek istemiyorum o sloganı şimdide Lays'te ...yok seda sayan sıktı resmen yaa..buradan söylüyorum.şimdide boşanma ve umre haberleriyle gündemde.bu gündem sıkar, zehirli sarmaşık konuyu kapar...

-flash tvde ki yalçın abi ya da yüzleşme programına resmen yarılıyorum ya.ne o tipler ve programdaki ifadeler ya..giriyorum videolarını izliyorum. en son bomba ise şu balığa duysusal bişeyler besleyen adam =)) yarıldım onu izlerken. kıvrılmasına bitiyomuş sanki iki kadını seviyo gibi geliyomuş! anlatımıda çok hoş =)) eşi bile programa bğlanıyo.izleyin kopun =))

-bide şu tvlerdeki bluğlamalara kıl oluyorum ya.sigarayı, içkiyi, silahı maşallah herşeyi buğluyolar.insanın daha çok dikkati çekiyo bence.yoksa o sahnede özellikle "aa bak bak! sigara içiyo bizim brad, hadi kız kalk içelim" diyen var mı ki???bence yoktur...o zaman niye buğluyosunuz yada o sahneyi kesip atıyosunuz kardeşim ve benim gibi o sahneyi izlemek isteyen insanlara haksızlık yapıyosunuz???kızdım kızdım çookk kızdım bu duruma.

-vee Tarkan...uyuşturucu kullandığı ortaya çıktı, bütün haber konularının başı oldu maşallah.gündem ter düz oldu, herkesin kafası karıştı.işin saçma tarafı: adam uyuşturu kullanıyo ki uzun zamandır kullanıyomuş.çıktığında resmen halk kahramanı gibi karşılandı. tamam kimse "yuhhh! hayda aa" deyip çürük domates atsın demiyorum ama bu gösterilen sevgide biraz fazla değil mi ya??? zaten mahkemeden iki sonuç çıkıcaktı; ya parayla serbest kalıcaktı ya da suçsuz bulunup serbest kalıcaktı. iki şekilde de serbestti yani ama yok bizde bi abartı oldu ki durmadı. yok annesiyle konuştu, yok öpüştü, sarıldı, ağlaştı.adam insanlık dışı bişey yapıyo sanki gibi anlattılar bu son yaptıklarını.yaa haberler çook saçma olabiliyo.hele şu polis karakolunda diyorlar ya "sabah 3 zeytin, 1 domtes ve çift kaşarlı tost yedi.öğlen ise salata ve haşlanmış tavuk yedi.akşam ise 5 köfte ve makarna yedi."ulan banane...bu haber mi yani??böyle saçma bişey neden haber kalitesiymiş gibi söylenir ya da izleyici  bunu merak eder mi??? eden var mı?? varsa nolur söylesin.çünkü ben buna fena taktım.ilk yemek duyurma haberi de değil yani.
aynı hayranlık durumu Deniz Seki'de de olmuştu.hapishaneden çıktı bi karşılama bi cümbüş.ooo ikinci halk kahramanı durumu yaşanmıştı.bayanımız bi de sahne fiyatına zam yapmıştı.ki saçmalık burda zaten...

-Kore'ye fena sardım şu sıralar.bütün ünlüleri ve ülkeyi çözdüm tabi sadece Güney Kore'yi. Kuzey!yok almıyım =)) Paris'ten sonra Kore'yede gitmek istiyorum.dizileri, filmleri, oyunları, yaşamları,kültürleri derken uff resmen koreceyi bile söktüm.özel harf karakteri indirdim, Google'dan arama bile yapabiliyorum.ayrıca harika dizileri var yaa=))) orjinal dizilere ekstradan altyazı ekleyip izledim.size izlediklerimin kısa özetini yazabilirim ama onu ayrı bi başlıkta yazmak istiyorum, not aldım bile=)) tavsiye edebileceğim bi kaç tanesinin adını veriyim bari. daha listem çok dolu ama dersler işte, izleyemiyorum =))

                             *Muhteşem Kraliçe (Queen Seon Duk) 선덕여왕

                                    *Witch Amusement / Witch Yoo Hee

                                     *You're Beautiful / 미남이시네요

*Full House / 풀하우스

                                      *My Lovely Sam Soon/ My Name Is Kim Sam Soon

                                    *Sassy Girl/ Delightful Girl Choon Hyang

                                       *Mai Geol/ My Girl

                                    *Düşlerimin Prensi/ Princess Hours
                  
                                      *Worlds Within...

bunların soundtrack leride çok güzel kesinlikle indirin ve dinleyin derim.OST diyede ararsanız bulabilirsiniz =))
ayrıca altyazısını bulamayan olursa yazsın, yardımcı olurum =)

kısa kısa kafama takılanları yazdım, bi sonraki yazım ne zaman olur bilemiyorum ama herkes kendine iyi baksın =))))))))))