NOT: Tekstilde sakın tükenmez kalem veya pilot kalem kullanarak kalıplara işaret koymayın! Kullandığınız kaleme dikkat edin. Eğer kalıbınızı pilot kalem çizdiyse hemen limon kolonyasıyla silmeye başlayın. Hızlı olun çünkü bekledikçe liflerin içine girer ve geçmiş olsun: Nur topu gibi bir telefe kumaşınız çıkmış oldu.
kumaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kumaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Ağustos 2014
İş Hayatı ...4
NOT: Tekstilde sakın tükenmez kalem veya pilot kalem kullanarak kalıplara işaret koymayın! Kullandığınız kaleme dikkat edin. Eğer kalıbınızı pilot kalem çizdiyse hemen limon kolonyasıyla silmeye başlayın. Hızlı olun çünkü bekledikçe liflerin içine girer ve geçmiş olsun: Nur topu gibi bir telefe kumaşınız çıkmış oldu.
13 Temmuz 2013
Staj Sonu
Günaydın, Tünaydın ve
İyi Günler millet =)
Gene uzun yollar, kilometreler yapmış ve doğal ortamıma
kaçmış bulunuyorum. Hafif bir esinti, yeşillikli bahçem ve yanımda
hayvanlarımla size bu yazıyı yazıyorum.
İlk günümü hatırlıyorum da Cuma son finalime girmiş daha
sonuçlarımın açıklanmasına 1 hafta varken hatta bütünlemelerimde beklediğim bir
tanede dersim varken başlamıştım işe (İş ortamında geçtiğimi öğrenmiş,
sevincimi de orda yaşamıştım.). Staj arkadaşım D. ile günler nasıl geçecek diye
düşünmüştük. İlk gün kendimiz gelmiş ama o geç kalmıştı. Onu beklerken
merdivenlere oturmuş, nasıl bir yere geldim acaba deyip telefonuma bakmıştım
uzun uzun hem de hiçbir şey yapmadan. Sonra D. gelmişti ve biz departmanlarımıza
ayrılmıştık. O üretimdeydi bende numune. İlk gün, “Senin çalışma alanın burası.”
deyip beni bir masaya oturtmuşlardı.
Nerden bilebilirdim ki sonradan o masayı, masadaki iş arkadaşlarımı,
kumaş deposunu, makineleri, ofis koridorunu, camlı merdivenleri, depoya giden o
uzun yolu, yemekhanede yemek veren o amcayı, servis şoförünün çingene
şarkılarını, tatlı atışmalarını, kadın erkek muhabbetlerini, cuma günleri öğle
arasında yenen çiğdemleri, uzun öğle aralarını, bozuk döner sandalyeyi (Sizi
kalkarken üzerinden atıyor ve uzun süre oturursanız da kendiliğinden aşağıya
iniyor. Kafasına göre takılıyor anlayacağınız #) ) gitmelerimi, gelmelerimi, kartela
yazmayı, o kartelayı doldurmayı, zımbalamayı özleyeceğimi…
İlk hafta 6’da kalkıp 6:30’da servise zor yetişen ben, her
hafta 15dk erken kalkmaya başlamıştım. Son hafta artık 05:15’de kalkar
olmuştum. Bu benim işimi sevdiğimin bir göstergesiydi. İlk gün D. ile beraber akşam
koltukta sızmamız, alışana kadar yemek yiyip direk uyumamız ve birbirimize
dalgın dalgın baktığımız günleri hatırlıyorum da şimdilerde çok uzak gelmiyor. Onun
kendi departmanın da sıkıldığını görüyordum. Bütün gün ayakta duruyor sonra
içinden esniyordu. Bense habere hareket ediyor, yorulmak nedir bilmiyordum. İşkolik
bir yapım olduğu için boş kaldığımda uykum geliyordu. Düzenli ya da simetri
takıntım olduğunu S. Ablaya çaktırmadan masayı düzeltirken gösteriyordum. Sonunda
fark etmişlerdi. İlk zamanlar her zaman tanışmadır zaten. D.’nin yanına gidip birkaç
günde onun departmanın da kaldım. Orayı da sevdim, sıkıcıydı, sabit bir hali
vardı ama sevmiştim işte. En azından D.’yi neşelendiriyor, ofis ortamından
biraz olsun onu uzaklaştırıyordum. Belki de amacım onu oradan kurtarmaktı. Sıkılmasını
engellemekti.
Günler benim için bir kaç sinir bozcusu günün dışında çok
güzel geçti. Dün son günümüzdü. Dediğim gibi 4 hafta su gibi akıp geçmişti. S.
Ablayı, H. Ablayı, E. Ablayı, N. Ablayı, E. Hanımı hatta D.’yi bile özlicem. W.’nın
ilk günler bana tuhaf tuhaf baktığı zamanlar “Bu bayanın benimle ne sorunu var?”
diye kendime sormuş sonra alışveriş merkezinde karşılaşmış ve ayaküstü
konuşmuştuk. Ertesi gün Etiform (Sonunda seveni bulmuş, yanımda taşımam bir işe
yaramıştı.) vermem ve sık sık karşılaşmamız, ona yardım etmem sonucunda oda
beni sevmişti. Belki de ben onun sandığı gibi biri çıkmamıştım ve bu halimi
tanımış, sevmişti. Akşam olurken tek tek herkesle vedalaşmak inanın çok zor
oldu. Son kez depoya giderken ki o yolda yürümek, işçilerle de vedalaşmak çok
ama çok zor oldu. Hüzünlenmedim dersem yalan olur. Herkesin “4 hafta oldu mu
ya, ne kadar çabuk geçti.” demesi ortak cümleydi. Bu iyi bir şey sanırsam =)
Son gün kumaş deposuna gittiğimde açılmış kumaşların üzerine
uzanmış (Tamam tamam bildiğiniz ağzı açık uyuyordu hehee) O.’yı gördüm. Yorgunluktan
kıvrılmış oraya, hafifte esiyordu ohh mis gibi yer ;) Önce aklıma ağzına pipet
koyup fotosunu çekmek geldi ama kızar diye vazgeçtim (Bunu ona sonra anlattığımda
yapsaydın, kızmazdım dedi.). Elimde numune makasım vardı. Başladım bunun koluna
sürmeye, soğuk soğuk yumuşak ucunu dokundurdukça huylanmaya başladı. Sonunda da
uyandı zaten. Beni gördüğü andaki şaşkın ve ardından gülümsemesi güzeldi =))
İçimden bir ses bir şekilde orada tanıştığım kişilerle iş
hayatımda da karşılaşacağımı söylüyor. Dünya küçük karşılaşacağız ve beraber
çalışacağız. Aylar önce gördüğüm rüyayı geçen gün yeniden yaşadım. Masanın bir
ucundayım ve masadaki herkes rüyamdaki gibi otuyordu. 30snlik bir andı ama
aylar öncesinde bu rüyayı gördüğümde kim bu insanlar ya deyip uyanmıştım. Kendimden
korkuyorum =) Her şey akışında devam ediyor. Öncesinde gördüğüm anlar tek tek
yaşanıyor.
İşin en tuhaf anı ise
D. ile servislere binmeden önce sarılıp vedalaşmamızdı.
En sona kendimizi
bırakmıştık.
Vedaları sevmem ben.
Kaçan gidenlerdenimdir,
şu insanların sevmediği tiplerden.
Dolan gözlerimi
saklamak gün içinde zor oldu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

