ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ekim 2014

Kaş Güncesi ...1

**10.08.2014 Tarihli yazımdır. Tatil sonrası hemen işe başlayınca gününde yayınlayamadım. Özür dilerim. İyi okumalar.

Bugün heyecanlı bir gün (Cumhurbaşkanlığı seçimini kast ediyorum sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Sonucunu bile bile oy kullanıyoruz ya neyse siyaset yapmayacağım. Keyfim kaçmasın.). Teyzemin bana hediyesi olan Kaş gezisine çıkıyoruz. Nasıl bir yolculuk olacak hiç bilmiyorum. Sabahın köründe uyanıp PİKO’yu dışarı çıkardım. Ardından da oyumu kullandım. İlk ben kullandım herhâlde. Saat 09:30. Ayıp olmasın diye geç gittim heheee =))

Annemler şu an uyuyor. Öğlen uçağım var. İzmir’den Ankara’ya gidiyor oradan teyzemle arabayla geze geze Antalya/Kaş’a varıyoruz. Planımız bu şekilde.  Şimdilik bu kadar. Otele varınca (Saat kaçta varırız bilinmez) size devamını yazacağım. Söz ;)

xoxo



Günlerden 11.08.2014 Pazartesi ve saat 05:45. Evet, Kaş’a sağ salim vardık. Yukarıdaki fotoğrafta da gördüğünüz gibi güzel bir odamız var. Resepsiyondaki “Kibar Çocuk” sağ olsun iki kadını açıkta bırakmadı ve bizi odamıza aldı. Teyzem şu an yanımda yatıyor. Eee kolay değil 9 saatte geldik! Benim için ise uçakla Ankara, oradan iki saat sonra bu yolculuk uff sabahın köründe buradayız işte!

Uçakta gene birileri ile tanıştım. Bu sefer yanıma oturan kişi Adnan YEŞİLAY'dı. Sıcakkanlı bir insan olduğum için hemen konuşmaya başlıyorlar. Bu arada aklınızda olsun bir kaç aydır Ankara yakınlarında çok güçlü türbülans oluyor. Bu seferde oldu. Hayatım boyunca bunu yaşamak isteyen biri olduğum için millet panik halinde bakışıp ses çıkarırken ben gülüyordum. Manyaklık doğamda var napak #) Adnan Bey'de bu durumu sorunca biz başladık konuşmaya. Oradan buradan derken iletişim adreslerimizi verip ayrıldık. Hayat benim için sabahtan bu şekilde başlayınca hissediyorum bu gezi güzel olacak ;)

Kaş bekle bizi, Teyze yeğen seni gezicez ;)

Odamızın nasıl olduğunun bir önemi yok aslında. Amaç beraber zaman geçirmek. Teyzemin bana bu mezuniyet hediyesi. Uzun zamandır beraber tatil yapmıyorduk. Benim yıl içinde Ankara’ya gitmelerim hariç tabi. Güzeller ben şimdi yatar. Çok yorgunum. Duş bile almaya üşeniyorum o derece. Gün doğuyor, dün gece bize ışık olan dolunay batıyor. Sabah ola hayrola.

xoxo



NOT: Fotoğraf şahsım tarafından çekilmiştir. 

24 Mart 2014

25 Mart Doğum Günüm Benim

Şimdi “23’den gün aldım.” mı denir yoksa “Hala 22 yim.” mi? Kafam karışık. “Aman Z.S. ülke gündemi her an değişiyorken senin tek derdin bu olsun!” dediğinizi duyar gibiyim. O zaman konuya girelim mi dostlar;

25 Mart!
İyi ki Doğdum!!
Doğum Günüm Kutlu Olsun!!!

Günün ilk saati ile ilk kutlayan kendim olmak istedim. Blog da bu yazı dizisini de kendim için oluşturuyorum. Narsistçe kendi kendimi ilk kutluyor ve seviniyorum.

Yarın işe gidiyorum. Okula gitsem kim kutlar, kim facebook dan yazar (Artık Twitter diyemiyorum malum ülkemizde YASAKLANDI! Buraya en okkalısından küfürü siz getirin lütfen.), mail kim atar ya da işten biri bilir ve kutlar mı bilmiyorum. Tek bildiğim her yıl olduğu gibi anneannem 24 Mart sanıp sabahtan aradı. Artık 25 Mart diye düzeltmiyor ve kabul ediyorum. Zaten yaşlı kadın. Düşünmesi bile yeter. Aa bir dakka düşünmesi ve araması yapalım biz onu.

Geçen doğum günümden bu doğum günüme hayatıma erkekler girdi, çıktı. Sevdim, ayrıldım, terk ettim, aldatıldım, yalanlara inandım, inanmak istedim. Almanya’ya gittim, en yakın arkadaşım dediğim kişiye bile yeri geldiğinde güvenmemem gerektiğini fark ettim. Almancayı sevdiğimi, konuşabildiğimi, yabancı bir ülkede dahi olsa enerjimle güven hissini verebildiğimi, güzel olduğumu, sempatik bulunduğumu öğrendim. Teyzemle Ankara gecelerine aktım, bavul düzenlemeyi öğrendim, 3. Sınıfı bitirdim ve 4. Sınıfa başladım (Onunda son dönemindeyim.), işe girdim, saçımı her ay kestirdim, manikür yaptırmaya başladım, zayıflamaya devam ettim, spora daha sıkı sarıldım, gardırobumu boşaltıp yenileriyle doldurdum, gözüme kestirdiğim erkeği tavlamaya çalışırken karşıma çıkan kadınlara “Pes!” dedim, ROZAmı kaybettim, PURSAT’ı mutlu olacağı bir yere göndermek zorunda kaldım, annem ameliyat oldu, çok ağladım, kavgalar ettim.

ROZAmı kaybettim evet ama şunu fark ettim; hayatımıza giren her şey için şükretmeliyiz. Benim etrafımdaki köpeklere bakış açımı değiştirmemi sağladı. Yardım etmeyi ve minnet duygusunu, hayvan sevgimin aslında fazla olduğunu ve dışarıda beslemekle değil ileride bir hayvanın sorumluluğunu alıp yaşamam gerektiğini, sevginin ne kadar saf ve karşılıksız olabildiğini, o sıcaklığı hissederek uyumayı vs vs. şükretmek benim bu yıl öğrendiğim en önemli şey oldu.

Şükretmek ve teşekkür etmek.

Bir çiçeğe bakıp bile onun hakkında düşünmeye başladım. Düşündükçe arındığımı hissettim. Küçük küçük notlar almaya başladım, aşkı aramayı hiç bırakmamam gerektiğini anladım, güven kelimesinin benim için her zaman öncelikli olduğunu kavradım.

Ben bu doğum günüme kadar çok şey yaşadım ve çok şey öğrendim. Bu sefer bir de şunu anladım ki ben hiçbir doğum günüme sevgilimle girmemişim. Ya öncesinde ayrılmış sonra barışmışım ya da olmamış. Ya erkekler çok çakal ya da ben çok şanssızım. Genelde sevgililerimin doğum günleri bana denk gelir ve delice kutlardık. İçimden bir ses diyor ki “Doğum gününü geçireceğin tek bir adam olacak ve oda hayatının erkeği olacak.”. İnanmak istiyorum. Belki de bu seneki doğum günü dileğim budur. Dilekler dile getirilmemeli denir, o zaman gerçekleşmezmiş. Çok isteyince dile gelse nolur, gönülden istedikten sonra bütün dilekler bizim olur.

Kutlamalar, iyi dilekler, temiz, güzel bir 25 Mart benim olsun.
xoxo

4 Mart 2014

Boşladım


Çok özür dilerim.
Blogumu çok boşladım.

Bu haftayı da sayarsak tam iki hafta oluyor tatilim biteli. Bandırma oradan teyzemle anadolu anadolu Ankara’ya gidiş, orada bir hafta kalış ve teyze yeğen gecelere akış vs. derken geçen hafta Pazar dönebildim İzmirime. Bide Ankara’da günlük gülistanlık bir havayla bindiğim uçak, İzmir yakınlarına gelince hava şartlarından dolayı  (İzmir’de olmayanlar için söyliyim hava nasıl yağmurluydu ve kapalıydı anlatamam. Kara bulutları yardık.) uçağımız yukarı çıkmaya başladı. O çıktı ben yattım, o çıktı ben yattım derken vücudum sonunda tepki verdi ve iner inmez hemen attım kendimi uçaktan. Zaten ertesi günde bütün vücudum tutulmuş halde uyandım. Farkında olmadan kasmışım kendimi #)

Okul açıldı dedim de tam olarak ilk haftadan açılmadı tabi. Atanmayan hocalar, yoklama alıp bırakanlar ve gelip 10dk sonra hiçbir şey yapmadan gidenler… Ben napıyorum? İşe gidip geliyorum. İlk hafta ful gittim fırsattan istifade ;)

Asıl beni yoran ve meşgul eden kısım bu oldu: İşe gitmek!

İşimi seviyorum. Koşturmayı seviyorum. Oradan oraya koşturuyorum. İş yapmayınca uykum geliyor. Kendimce bir psikopatlığım var doğru heheee =))) Dersler, boş günde işe gitmeler ve aralarda bekle derken günler akşamlar bir türlü düzene sokamadım ama sokacağım bana birkaç gün verin.

Bütün bunların arasına bir de sporumu sıkıştırıyorum ki gerçekten kendime şaşıyorum.

Dünde Naz’ın (Muhabbet Kuşum) tırnağını kesiyim dedim. Kestim kestim artık son tırnağa gelince seninki sıkıldı ve çekti ayağını. O anda da yakından kesmiş oldum tırnağı. Bu seferde başladı mı kanama! Allahım durduramıyorum. Neler yaptım neler?! Batikonlar, traş balsamları (Evde bakımlı erkek olmasının faydası heheee =)) ) ama yok durmadı durmadı. Bi de saat gece 22:30 gibiydi. Eczane açık olsa gidicem alıcam bir şeyler. Sonunda internete girdim ve okuduğum ilkyazı “Tırnak keserken oluşan kan kaybından kuşlar ölebilir.” Hobaaa!!! Zaten kafesin her yeri kan olmuş, damla damla damlarken resmen hayvanı alıp acile gidecektim o derece panik sardı mı benim etrafımı! Bir sonraki forumda da “Kuşunuzu ters çevirip ayağını kaldırın.” diyordu. Hemen son çare yaptım ve işe yaradı :D O anki bendeki sevinç, çılgınca atılan sevinç çığlığı… Ondan sonra gene batikon ve bugün alamadım ama yarın alacağım bir ilaç buldum. Bu gibi durumlarda hemen sürüyormuşsun ve pıhtılaşıyormuş. Bi de bir seferde dört sonraki gün diğer dört parmağını kesicem. Çok üzüldüm gerçekten. Elimden de bir şey gelmiyor. Kuzu kuzu bi tırnağına bakıyor bi bana balkıyor. O baktıkça ben üzülüyorum derken ecel terleri döktüm. Şimdi mutluyuz. Kurtulacak =))

Şimdiii elimde yazılmış yazılar var: Ankara geceleri, ailenin önemi, iş hayatım, okul ve kariyer günü hazırlıklarımı ve tabi barınak yazımın son partını da yayınlıcam. Bunların hepsini yapıcam.

Evet, başaracağım!
İnanıyorum dostum! ;)

* Bu arada Perşembe günü sınıf arkadaşım Nazlı'nın nişanı var =))) Sınıf arkadaşım, proje arkadaşım, çok şey paylaştığım... Yavaş yavaş çevrem çiftleniyor diyorum da "Takmaaa" diye yazan mailler atıyorsunuz. Her nişan, nikah, düğün benim için forma girmek demek. Çünkü buna yoğunlaşmazsam vallaha depresyona gircem yalnız olmaktan #)

Kendinize şimdilik iyi bakın.

xoxo

6 Haziran 2013

Direniş!

 
Başlığa “Gezi Parkı Direnişi” diyecektim ama bu direniş artık her yerde devam ediyor. Sokaklar da, meydanlarda, İzmir’de, Adana’da, Ankara’da, İstanbul’da ve yurdumun dört bir tarafında. Sınırlarını aştı hatta yurtdışından bile duyuldu isteklerimiz, sesimiz.

Aslında tam merkezinde olup destek vermek gerekirdi ama gidemedik. İzmir’den katıldık. Kendi gözlerimle gördüm biber gazına maruz kalmış gençlerin kollarının ve bacaklarının kızardığını, maskelerin çokta işe yaramadığını, gözlerinin yaşlarla dolu olduğunu, tek bir limonun kaç kişi arasında paylaşıldığını ve bütün bu olayların ortasında centilmenliği ellerinden bırakmayan erkeklerin olduğunu.

Her akşamda direnişe evlerden katılıyoruz. Saat 21:00 olunca Tüm Türkiye olarak ayaklanıyor, tencerelerimizle, tavalarımızla onlar yoksa alkışlarımızla ve sesimizle, sloganlarımızla destek çıkıyoruz.

#heryertaksimheryerdirenis artık tarihe geçmiş bir söz, bir slogan!
Çapulcuda olduk Ayyaşta.
Bölücü, Ateist, Sapık, Azınlık…
Ne istersiniz başka? Ne olalım? Anket düzenleyelim mi?

En güzeli ne biliyor musunuz?! Hangi partiye oy verdiğinin, hangi takımı tuttuğunun, hangi semtte oturduğunun, hangi siyasi görüşü benimsediğin, ne giydiğin, ne yediğin, ne de yaşadığın hayat standartlarının önemi var burada. Herkes eşit, herkes aynı amaç için toplanmış.

İnsanlar sonunda isyan etti. Kimisi kısıtlanan özgürlükler için, kimisi yıllardır başımızda olan yönetimden sıkıldığı AKP için, kimisi doğa için, kimisi aşk için, kimisi RTE’nin patavatsız, politikadan anlamayan, seviyesiz, kabadayı konuşmalarına kızdığı için, sanat için, çiçekler için, böcekler için, çocuğu için, torunu için, kendi için, eşi için, sevgilisi için, hayvanı için, hayvanlar için, barış için, polisin sert ve kontrolsüz saldırgan müdahalelerine kızdığı için, her gün şehit olan askerlerimiz için, askerlerimize ve ordumuza açılan davalar için, nedeni belli olmayan ve sonucunun önceden alındığını düşündüğü davalar için, kararlar için, yıllarca sanki bu ülkeye ihanet etmiş gibi cezalar alan sanatçılarımız için, ihanet edenlerin ise hala yaşadığını gördüğü için, bıçaklanıp ölen ve hala katili bulunamayanlar için, adaletin halka gelince işlemediğini ama yönetenlere gelince birkaç saatte işlendiğini görüp çıldıranlar için, eğitim sisteminden sıkılan, parasızlıktan dolayı okuyamayanlar için, dini sömürmek için kullananlara tepkisini ortaya koymak için…

Doldukça dolduk. Enerjimiz 10 yılda öyle bir patladı ki şimdi RTE ister kulaklarını tıkayıp duymazdan gelsin ister o oy aldığım dediği %50’lik kesimi evinde tutsun. Bu insanların, bizlerin istekleri var. Doktoru, memuru, öğrencisi, sanatçısı, işsizi, emeklisi ve daha nicesinin ortak istekleri. En başta özür dileseydi belki bu kadar uçlara kadar gidilmeyecekti. Ama onun o dik kafalı, dediğim dedik şeklinde izlediği politika, Dünya’nın da bu eylem sonucunda dikkatini çekti.

İsmet İNÖNÜ bir gün M. Kemal ATATÜRK’e sorar: “Kemal, sana göre dünyanın en zor işi nedir?” ATATÜRK cevap verir: “TÜRK MİLLETİNİ ayağa kaldırmaktır. En çok bu konuda zorlandım.” der. ATATÜRK, İnönü'ye “Şimdi bana bundan daha zor bir şey var mı diye sor.” der. İnönü de sorar. Ve Atam da cevap verir: “Harekete geçince bu milleti durdurmaktır.” der.

Milletini bu kadar iyi tanıyan bir önder sevilmez de, sayılmaz da, minnet duyulmaz da napılır biri bana söylesin.

Yazımı daha yazarım da yazarım biliyorum. Cümlelerim çok ama düşüncelerimin hepsini buraya yazmam, sığdırmam çok zor.

Son olarak SOSYAL MEDYAYI SONUNA KADAR KULLANIN!
KORKMAYIN!
GÖRSEL BASIN YANDAŞ OLUP SESSİZ KALDIKÇA BURALAR BİZİM.
BU ÜLKE BİZİM!

#direngezi #direnizmir #direnankara #direnistanbul #direnkugulu #direnguvenpark #direngeziparkı #siddetidurdurun #occupygezi #direnturkiye #siddeteson #siddetehayır #bubirsivildirenis

Sizinle birkaç video linkini paylaşacağım. İzleyelim.

25 Ekim 2012

Geleneklere Uyalım


Kurban Bayramınız Kutlu Olsun Ey Dostlar =)

Kutlamamızı da yaptıktan sonra buradan duyuruyorum ki Bandırma’dayım. Eveett, uzun uzun bayramda ne yapmalı diye düşünürken aslında bütün bunların gereksiz olduğuna karar verip “Gelenekçiyim oğlum ben!” şeklinde iç ses bağırmamla, atlayıp arabaya anneannemin yanına geldik. Burada bunu söylemezsem içimde kalır. Dün yorgan + battaniye ile yattım ulen =))) Benim için tam şok!! Cuma günü bölüme askılı body ve mini eteklerle giden bu bünye hatta cumayı geçtim dün yola kısa kollu, tiril tiril bir alt giyen bu bünye dün dondu ve battaniye ile yattı. Tırtıl gibi dolandım ikisine de öyle uyudum. Hatta gece bir ara çorap bile giydim O.o Üşüdüm diyorum yaa başka söz yok. Yazlığın geceleri soğuk oluyo diye yakınıyordum ama Bandırma’nın gecelerini (böyle de pek havalı oluyo “Bandırma’nın geceleri”) unutmuşum. Bütün bu üşümeler, sarılmalar falan işin tuzu biberi hadi el ele tutuşup bayramı kutlayalım ley ley loy =) Bugün 1.gün ya millet kurban kesmeyle meşgul ondan rahatız. Asıl koşuşturmaca yarın başlıcak. O meşhur kahve kokulu evimizi merak eden gelsin çalsın kapımızı ;) Bayram demişler kızım buna, kapın herkese açık olacak. Bak bak bak iyice gelenekçi oldum =)

İnsanın insanın ne kadar burada akrabası da olsa arkadaşı olmayınca olmuyo. Bütün akrabalarla uzun masalarda oturup yemek yesen sonra da sabaha kadar konuşsan da bi şeyler eksik oluyo. Eskiden anneannem burada olduğu için Bandırma’yı seven ben, artık Bora & Sercan’da olduğu için seviyorum. Dün hatta ilk günden buluştuk, meydana gittik falan. Seviyorum bu ikisini ;) Onlar Ankara’da, ben İzmir’de olduğum için anca tatillerde, bayramlarda bir araya gelip konuşuyoruz.

Sonuç: Birikmiş konuşacak konular ve bol kahkaha =D

Bandırma insanı tam alışveriş çılgını. Arife günü bile alışveriş yapıyorlardı, dün gördüm. Bugünde herkes restoranlara gider hah buraya yazıyorum. Gezmeyi seviyorlar. İleride iş yaparken Bandırma benim için satış potansiyeli yüksek olan yerim olacak (hışştt duymasınlar)  ;)

Birazdan dışarı çıkarız şöyle bir Bandırma Kordon, meydan gezmesi derken donar eve geri geliriz =))

Ee millet siz? Hadi kalkın bir şeyler yapın. En azından duşa girin, bayramlıklarınızı giyinin, süslenin püslenin enerjinizi kendinize çevirin =))

NOT: Teyzem SENİ SEVİYORUM ve ÖZÜR DİLERİM (Burayı okuduğunu biliyorum. Cümle alem duysun ulen =)))

21 Ağustos 2010

ÖSS & Arkadaşlık

Bu yazı biraz geç oldu farkındayım ve bütün arkadaşlarımdan özür diliyorum =))
Öss ler açıklandı ve benim bütün arkadaşlarım üniversiteye girdiler =))
Çook sevinçliyim çookkk =)))
Hepinizi tebrik ediyorum.
Çalıştınız ve başardınız.

Bu yorucu tempoda onlar çalışırken benim aklımdan geçen tek şey: Hepsinin İzmir'de kalmasıydı.


Bencilce bir istek, farkındayım! ama kimsenin gitmesini istemedim.Yanımda kalsınlar istedim ve o kadar çok istemiş olmalıyım ki bütün sevdiklerim yanımda kaldı =))
Ben ÖSS'ye girdiğim senede böyle bi istekte bulunmuş ve yarı arkadaşım yanımda kalmıştı =D

Ayrıca oturduğum apartmandan da 2 çocukluk arkadaşım İzmir'de kaldı =))
Hemde Ege Üniversitesi'nde ;))
Bu sene hazırlık okuyacaklar ve onlara emin olun çok yardımcı olucam.
Mesela sınav çeşitlerini, soruları, nereden çalışmaları gerektiğini söylicem =))
Benim şefkatli kollarımda yeniden hayat bulacaklar =D

Bu sene arkadaşlarımın yerleşmesinden ayrı kendi bölümümünde puan ve kaçıncı öğrenciyle aldığına da baktım ve çok mutlu oldum =))
Ege Tekstil Mühendisliği gene başarısını üst sıralarda tutmayı başarmış ve yerini kaptırmamış.
O sevinçle hemen arkadaşımı aradım ve bu durumu söyledim.Tepkisinin nasıl olacağını bilmiyordum ama bana söylediği söz: Tabi kızım zekiyiz biz.Bizimde yanımıza zeki öğrenciler gelmeli zaten. dedi =)))
"Bu kadarda olmaz yani" dedim gülüştük. Aslında haklıydı =)
Seni seviyorum canım arkadaşım, haklısın çünkü =)))

Ayrıca bu yaz farklı bir sevinçte başka bir arkadaşımdan geldi. Geçen sene isteyip de giremediği bölüme bu sene girdi. Hemde en yakın arkadaşıyla bi evde beraber kalmak gibi güzel bir ödülle beraber =))
Onuda tebrik ettim, bide burdan tebrik ediyim bari =))
Artık Ankara'ya gidersem misafirleri olurum =)) Tabi S&B da İzmir'e gelip de bende kalmak şartıyla =)))

Yanımda kalan herkese çook teşekkürler...
Eğitim hayatımız bol başarılı başlasın =))

6 Temmuz 2010

Yorgunluk Mu Oda Ne?

Bu aralar çok yoğunum.resmen kendime zaman ayıracak vaktim yok diyebilirim.

Yarın abimin Kep Töreni var. Sonunda çocuk üniversiteden mezun oluyor. İki bölüm birden bitiren bir kişi olarak ABİM e "TEBRİKLER" diyorum. Kendisi benden daha çalışkandır. Sanırsam birazda hırslı. Hadi bölümlerini de söyliyim tam havamız olsun =))

*Makine Mühendisliği asıl bölümü ama yanında Endüstri Mühendisliği'ni de bitirdi. Hırslı olan biricik abicim bu aralar Yüksek yapmaya kafayı taktı. Bakalım sonumuz ne olacak? Bana da böyle şeyler yapmam için biraz baskı geliyor ama sanırsam ben sağlam adımlarla bölümümü bitircem. Durun bi kardeşim karışmayın bana diyenlerdenim =))

Neyse yarın bizim için tam bir koşuşturmaca olacak. Teyzemle beraber Ankara'dan uçakla gelecekler ve 2 saat sonra törene gidilecek. Sanırsınız ki önemli bir iş toplantısına yetişiyoruz =))) İşte diyorum ben ya "Bu aralar çok yoğunum." diye. Beni takan var mı acaba.

Bu olacakların yanında olan ve bitmiş durumlarda var tabi. Bilgisayarıma sonunda kavuştum ve çook mutluyum ama bütün giden MP3 arşivimi toplamak ve silinen dosyalarımı düzenlemek, sitelerimi yenilemek, üye girişlerimi güncellemek, maillerimi düzenlemek, silmek ve bunların yanında yeniden program yüklemek, güncellemeleri yüklemeye devam etmek ayrıca bide Kore dizilerimi indiriyorum. Bazılarını CD'ye çekemeden silinmişti. Malum bilgisayarım ısınınca CD'ye çekecek bile zaman bulamamıştım. Bunun sonucunda hepsi silinmişti. Şimdi yeniden yüklüyorum. 5 ya da 6 bölüm olunca hemen CD'ye çekiyorum, ne olur ne olmaz diye.

Çevrem habere bana "Ne işin var aslında? Habere bilgisayar başındasın." diye söyleniyorlar. Herkese açıklamaktan bıktım. Bence bu kadar işi yapmak benim için yeterince zor ve ben buna "İŞ" diyorum. Evet, arkadaşlar işte benim işim. Bi daha size "İŞim var" dediğimde lütfen bu yazımı okumuş olun ya da okuyun beni de yormayın =))

Ayrıca Toshiba yetkili servisine sitemimi belirten yazıyı daha önce yayınlamıştım biliyorsunuz. Bilgisayarımı 3.ye şikayet edip, İstanbul'a yollattım ve oradakiler hallettiler yani İzmir'deki servistekilerin dediği gibi 100 dereceyi bulması normal değilmiş! Kim haklı gördün mü servisteki Murat Bey!! Sinir adam ya. Bide oradaki siyah saçlı habere hızlı hızlı konuşan, seni salak yerine koymaya çalışan kıza da kıl oldum. Seni dinlemiyor bile. Oda inşallah şikayetimden nasibini almıştır. Şimdi maksimum 60 dereceyi buluyor. Oda İzmir sıcağında normal yani. Bide soğutucu alıcam.

İyi bir model ya da marka bilen varsa bana önerebilir mi?

Teşekkürlerimi İstanbul'daki yetkili servise yolluyorum. Benimle çok ilgilendiler ve şikayetimi de hemen ele aldılar ve sonucunda özürde dilediler. Ayrıca bilgisayarım ilk gittiğinde benden anlamsız bir 40tl almışlardı. Bunun hesabını soruncada "Haklı olduğumu, İzmir'deki servisin haksız olduğunu ya 40 liramı geri ödeyeceklerini ya da 1 sene garanti süresini uzatacaklarını" söylediler. Seçme hakkını bana bıraktılar. Bende "Garantisi uzasın." dedim daha mantıklı geldi.

İşte buradan bir daha İzmir'deki servise kızıyorum. Sinir şeyler!

Aklınızda olsun!

*Toshiba bilgisayarınızda bir arıza olduğunda ve İzmir'deyseniz hemen İstanbul'daki servise yollayın.