25 Mart 2013

Gün Devam Ediyor

Gün daha bitmedi biliyorum ama yazı yazmak istiyorum.
Biraz içimi dökeyim bakalım.

Beklediğim kişiler hala aramamışken beklemediğim kişilerin hepsi aradı. En yakının olanlar zaten yakınındaysa, bendeki bu bencilce düşünceler ne o zaman? Dünyaları dolaşan, özgür olan herkes yanımdaymış, öyle diyorlar.

Konuşmalıymışım.
Söylemeliymişim.
Neden neden olmayan bir şeyin üzerine gidiyim ki?

Bu gün şunu anladım; kimseye doğum gününü söyleme!

Söylemeyeceksin ve hatırlanmasını bekleyeceksin. Kendi halinde kalabilirsin. Senin gösterdiğin sevginin gramını göremeyebilirsin. Üzüleceksin ve ben, gün daha bitmeden bunu anladım. Her sevdiğim erkekten neden ayrıldığımı kavradım. Doğum günümü önemsiyorum ben! Hem de çok önemsiyorum. Yılın bir gününde özel hissetmek istiyorum. Bencilce ama istiyorum işte. Hediyeler istemiyorum. Sadece aranmak istiyorum. Bana telefonumdan ulaşabilecek kişiler varken faceden kutlamalarına gerçeği söylemek gerekirse sinir oluyorum. Telefonumdan ulaşamayacak olanlar için bir şey demiyorum ama ulaşabilecekken faceden iki cümle?! Çok tuhaf ama not aldım bunların hepsini. Ki ben arkadaşım dediğim insanlar için sürprizler hazırladım, hediyeler aldım, hepsini şaşırttım ama sonuç? Günün sonunda insana seni takmıyoruz, belki de saymıyoruz mesajı verdiler.

Çok teşekkür ediyorum hem de hepsine!

Yıllarca yaşadığım insanlar, bunu bana yapanlar. Çok bozuldum, çok kızdım. Bunu unutmamaya karar verdim. Ne sürpriz yaparım ne parti hazırlarım ne de milleti toplarım. Benim koşuşturmamın birazını toplaşıp yapsalar affedicem ama fark etmediler biliyorum. Bu hayatta politik olmak lazımmış. Sonra ben gider topluca arayalım, uykusundan uyandırıp şarkı söyleyelim bla bla!..

Aynı gün mü herkesin işi çıkar, aynı gün mü herkes kaybolur ve aynı gün mü dersleri yoğundur bu insanların?! Evet, sitem ediyorum. Yazımı okuyan herkes üzerine alınabilir.

Git ara Z.S.
Ayıp olmasın,
O senin kuzenin Z.S!
O senin akraban Z.S!
O senin arkadaşın Z.S!
O senin sevgilin Z.S!

Peki, ya bu Z.S için siz ne düşündünüz? O kadar kızdım ki size, hepinizi toplayıp bir çuvala koymak ve ardından denize atmak istiyorum. Akrabaymış, arkadaşmış ya da sevgiliymiş artık umurumda değil! İlişkilerdeki soğuk tavrımı sorgulayanlar vardı. Tepki oluşturanlar. Her sene farklı bir doğum günü yaşıyorum. Susuyor ve izliyorum. Bugün bölümden bir arkadaşım, neden doğum günüm olduğunu söylemediğimi sordu. Söylemem. Artık ilkokulda değiliz ki. Face diye bir şey var. Nasıl olsa oradaki uyarıyı göreceksin. İlkokuldaki doğum günü kutlamalarımı özledim. Sınıfça sözde sürpriz yapardık. En uzun teneffüste sınıfça “Peki & Gazoz” alır gelirdik. Herkes Pekisinin yarısını doğum günü çocuğuna verirdi. Ne kadar masumca, ne kadar saf bir kutlama. Paramız ona yeterdi. O ikisini almak lükstü ve o lüksümüzü paylaşırdık. Yarım pekiyimizle doymazdık ama gene de paylaşırdık. Doğum günü çocuğu olarak da hepsini yiyemezdin zaten. Sende dağıtırdın ve öyle geçerdi =) Güzeldi hem de çok güzeldi.

Öyle işte. Gün biterken ve akşam olurken tek istediğim arabaya binip yollarda gezinmek.
Telefonumu da evde bırakayım.
Gece yarısı olunca da faceden kutlayanlara cevap atıyım ve…

İyi Ki Doğdum!

Doğum günümü ilk ben kutlayayım istedim. Bugün sabahtan anneannemin aramasını saymazsak (Garibim her sene 23 Mart da kutlar. Bu sefer 24 Mart'da kutladı. Bugün sabahtan arayınca ve bende duymayınca bir şey oldu sandım. Hiç aklıma doğum günüm gelmedi. Ben bile unutmuşken anneannemin hatırlaması ilginçti #) ) bu yazımı yayınladığım andan itibaren evet ilk kutlayan ben olcam =)

En büyük beklentim şu an saatler gece yarsısı 00.01 olunca birinin bana mesaj atması. İlk dakikalarında kutlayan insanları hep sevmişimdir (Bir mesaj bu kadar açık verilmez.). Çünkü bende genelde öyle kutlarım. Sırf bunun için yarıştığım, uykusuz kaldığım geceleri saymıyorum bile. En sinir olduğum ise ben böyle mesaj atınca sadece “Teşekkür ederim Z.S.” diye geri dönenler. Öyle diyenleri artık bu şekilde kutlamıyorum.

Kim derdi ki yıllar sonra doğum günümü ilk ben kutlucam diye.
Yaşlandım mı yoksa büyüdüm mü, noldum ben şimdi?!

Hey dostum, yıllar çok çabuk geçiyor. Yoğun günler, üzüntüler, 2013’ün ilk günlerinden beri aldığım keskin kararlar, sevdiğim adamın gerçek yüzünü görmem ve daha nicesi ilk 3 ayımı doldurdu bile. Daha önümde yaşanmamış aylar varken o aylarda neler olacağını kestirmeye çalışıyorum. Mesela bunlardan biri (Size daha önce anlatmıştım PATİ’yi) benim PURSAT, PATİ ile çiftleşmiş. Aman allahım nasıl mutluyum anlatamam. Minicik minicik bir sürü Jr. PURSAT ım mı olcak benim şimdi? Ayy yerim lan ben onları. Sevmekten sevgi pıtırcığı yaparım. Pembe pamuklara sararım da kıpırdayamazlar (Ayı yavrusunu severken nasıl öldürürmüş cümlesini merak edenler, buyurunuz böyle oluyor.). Ne oluyorum ben şimdi anneanne mi hahaha =D =D Yavruları kimseye vermicem. Hepsi benim hepsi benim nihaaa =D Mayıs ayı gibi doğurur diyorlar. Ben ve mayıs ayı! Ay bekleyemiyorum. Bu haftayı sağ salim atlatayım direk yazlığa gidicem. Mamaları, bisküvileri ve vitaminleri doldurcam arabaya, kumsalda koşucam onlarla.

Bu biten hafta (Malumunuz artık yeni haftaya girdik.) neler yaşadım neler ve bu hafta yaşayacağım her şeye geçen haftadan üzerime yıkılan 3 olayımla beraber başlıyorum. Bu nedenle bu hafta doğum günü hediyesi olarak kendimi, yazlığa götürmeye karar verdim. Temiz hava, köpecikler, kediler, kuşlar ve bahçe derken orası bana bayağı iyi gelecek gibi görünüyor. Umarım hava, hafta sonu SÜPER olur =)

Çocukken doğum günlerimde hediye alınması severdim. Şimdi sevmiyormuşum gibi bir anlam çıkmasın hala seviyorum ama çocukken alışveriş yapamadığım ve paramda olmadığı için alacaklarımı annem ya da babam alırdı ama artık öyle değil. Bundan herhalde azizim, artık maneviyata yöneldim =)

Ee hadi bakalım kutlamaları bekliyorum. Yaşımı merak eden var mı? Ederseniz sorarsınız zaten =) Neden her yıl doğum günümde duygusal olurum ben? Çok tuhaf bir duygu bu yaa. Düşünsenize anneniz sabahın 09.30’da doğum yapmış yani şu saat itibariyle hala dünyaya gelmemiş oluyorum. Sayılı saatler var falan filan. Uff çok güzel bir şey ya ve çok da mucizevi =))

Öpücükler ve kutlamalar bugünlük bana ;)

7 Mart 2013

NIVEA yürekleri ağza getiren bir şakayla yeni Stress Protect deodorantı tanıttı

Havaalanında yaşanabilecek en büyük terslik veya en korkutucu deneyim ne olabilir dersiniz? Uçağınızı kaçırmak mı, bavulunuzu kaybetmek mi yoksa hava koşullarından dolayı günlerce havaalanında kalmak mı?

NIVEA, yolcular üzerinde uyguladığı Stres Testi’yle, onlara soğuk terler döktürmüş ve yeni Stress Protect deodorant için eğlenceli bir viral reklam hazırlamış. Videoyu izleyenler, en stresli deneyimlerini #StresTesti etiketiyle Twitter’da paylaşmaya başlamış bile.

Şubat ayında dünya çapında 5 milyondan fazla izlenme ile en çok paylaşılan viral videolardan olan Stres Testi, NIVEA’nın yeni ürünü Stress Protect deodorantı tanıtıyor. Videoda, farklı insanlar havaalanında uçaklarının kalkmasını beklerken, bir anda tehlikeli bir kaçak olarak arandıklarını öğreniyorlar ve ne yapacaklarını şaşırıyorlar.

Günlük hayatımızda karşılaşabileceğimiz heyecan, korku, stres gibi duygu değişimlerinin neden olduğu terleme ile yeni NIVEA Stress Protect deodorantın ne kadar iyi başa çıktığını, esprili bir dil ile anlatan videoyu izleyince, soğuk terlere karşı önlem almanın önemini kesinlikle hissedeceksiniz.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Hal Hatır Sormaca

Napıyorsunuz, iyi misiniz? Halınız hatırınız nasıl, işleriniz nasıl gidiyor?
Bu soruları çok ciddi sordum gerçekten ;)
Ben mi?
Özlediniz mi beni, gerçeği söyleyin bakalım =) İyi sordunuz söyleyeyim o zaman.

Bu aralar kafamı kaşıcak zamanım yok hatta iki güne bir duşa giren ben, artık sadece saçımı yıkayabiliyorum. Bi geçen gün geç yatıp sabah ayılamadığım için sabah 08:30’da dersim olmasına rağmen soğuk duşa girdim. Her şey ayılmak için. O ıslak saçla gitmemek içinde büyük beremi taktım ve bütün saçımı içine soktum. Neyse ki kabarmayan bir saçım varda sorun olmuyor. Yoksa o bereden çıkan saç motosikletten inen kızın kaskını çıkarmasıyla salladığı saçlar gibi olmayacaktı (Yaptım evet! Amfide beremi çıkarım saçımı salladım. Elimle kabarttım hehe =) ). Bi çıkaracaktım bereyi, al sana bonus en kabarığından bir saç tomarı!

Günlerimin nasıl geçtiğini size şöyle söyliyim, bugünden yarın hatta haftaya ki yapacaklarım belirleniyor. Nasıl bir yoğunluk, nasıl bir yapılacaklar listesi ki bu bitmiyor! Hadi bitmeyi geçtim azalmıyor yahu gram eksilmiyor! Not alıyorum yapacaklarımı sonra onları aciliyet sırasına sokuyorum “10 9 8…” şeklinde azala azala devam ediyor.

Derslerin zaten sabah 08:30 olması bu kadar yoğunken işkence gibi. Bünye alışmış gece 1’den sonra yatmaya ama bu yoğunlukta valla artık 11’den sonra uyumamak için kendimi kasar oldum. İşler bitsin, notlar temize çekilsin, mailler atılsın, cevaplar yazılsın. Birde bunların arasında bölüm olarak kayıt sisteminde çıkan bir sorunu halletmekle uğraşıyorum. Üye olduğum topluluk olarak özel bir gün düzenlemeyi düşünüyoruz. Onun sponsorluk ve davet olayını düzenleyen gruptayım. Üstlendiğim birkaç firma var. Onları arıyorum. Olumlu olumsuz konuşuyorum. Cevap bekliyorum derken elim hep telefonumun üstünde. Sonra grupça 21 Martta Moda Koleksiyonda “Ev Tekstili” sunumumuz var. Onun için konu dağılımı yaptık ve şimdi sıra geldi hocaya danışmaya. Ardından onunda düzenlenmesi, dosyası, sunumun hazırlanması gibi cancanlı ama adamı yoran işleri başlıcak. Geçen dönemi hatılıyorum da bebek şekerleri (Bu Part1 Bu da Part2) ile kafayı kırma noktasına gelmiştim. Şimdide benim konum nevresim ve yastık yani yatak odası. Aslında aklımda çok hınzır fikirler var ama çaktırmayın, ciddi görünelim.

Sizden bir şey isteyebilir miyim: Bu nevresim tasarımları nasıl çizilir yani teknik ve estetik çizimleri nasıl yapılır, photoshop da yapılışını bilen varsa bana mail adresimle ulaşabilir mi? Yardım edene minnettar olurum, söz! =))

Sabahları kalkıp yüzümü temizleme jelleriyle yıkadığım, kremler sürdüğüm, gece yatarken bu ritüelin yeniden yapıldığı sonra rahat rahat gözüme renkli kalemlerimi çektiğim günleri istiyorum ben! Hatta bütün gün spor yaptığım saatleri… Sporda yapamıyorum bu koşuşturmaca da iyi mi?! Spor yapamıyorum diye yeniden yediklerime dikkat etmeye başladım. Her şeye zaman bulabiliyormuş gibi bir de gittim kütüphaneden kitap aldım, onu okuyup yetiştirmek istiyorum (Kitapta güzel ve akıcı gidiyor bakalım.). Haftaya pazartesi de ilk kimyasal laboratuvarıma başlıcam. Ona da gidip önlük almam lazım. Allahım allahım aynı anda bir sürü iş ve aynı anda her yere yetiştirmeye çalışılan paralar!.. Hebiciği benim hayatım dostlar.

Aaa bir dakka unutacaktım, üretimde etek dikiyoruz hehe =)) Nazar değmesin ama eteğim güzel gidiyor ;) Sonunu da güzel yaparsam sunumumda giycem (En azından amacım o yönde.). Kimseye söylemezsem diğer grup anlamaz bile ;)

Aklımdaki fikirleri de gerçekleştirirsem işte o zaman SÜPER olcak. Mesela abimle yaz tatili, yazın iyi bir yerde staj, stajıma arabamla gitmek, abimle photo booth çekimi yapmak gibi gibi =)

Çarşamba demek yeni post girilmesi demek.
xoxo