En son sizi Akhisar’da bırakmıştım. Sonrasında yani yazımı
yazıp yayınladıktan sonra İzmirime, evime döndüm. “Ohh be!” dedim. İlk gün “Nolcam?
Pozisyonum değişecek mi? Kesin son halini alacak mı?” diye düşünmekle geçti. Gün
sonunda ne olacağım değil ama kiminle çalışacağım belliydi artık. Ardından iki
hafta daha kesimhanede durduktan sonra üretime verildim. Üretimde etüt alıyor,
bantlara bakıyor, sayılara ve yoğunluğa göre hatları dengeliyorum. Kalitede sorun
olursa müdahale ediyor, yaptıklarımı ortak klasöre yüklüyorum.
İşim çok yoğun aslında. Her gün etüt al sonra onları temize
çek derken bütün gün ayakta kalıyorum. Size bu yazıyı yazıyorum çünkü rahatsızlandım.
Siz bu satırları okuduğunuz sırada yorgunluktan tansiyonum düşmüş bir vaziyette
şekerli kahvemi içiyorumdur (ki ben şekerli nee kremalı hayatta içmem ama işte
hasta olunca güzel güzel içiriyorlar.).
Bunun yanında cumartesi günü ilkokuldan sıra arkadaşım N. evleniyor.
Düğününe bütün ilkokul olarak gideceğiz. Bunu öğrendikten sonra gene kıyafet
arayışına girdim ve oylar sonucunda dar olan elbisem beğenildi. Zayıfım kabul. Sporda
yapıyorum ama malum yıllar sonra millet birbirini görecek ya ölümüne diyete
girdim. Ondan rahatsızlanmışta olabilirim tabi #)
Araya sıkıştıralım
spora başladım çok iyi geldi. Kendimi dinç hissediyorum ayrıca bacaklarım
incelmeye de başladı. Faydasını gözle görülür bir şekilde gördükten sonra size
ayrıntıları yazacağım söz ;)
Bütün bunların yanında PİKO 1 yaşına girdi!!! Zaman su gibi
akıp gidiyor. Elime ilk geldiğinde dört aylıktı. Şimdi 1 yaşını doldurdu bile
heyt beee =)))
** 25 Mart malum doğum günüm. Ee zaman azalıyor. Bakalım
üniversite bitti, millet ne yapacak?! Çok merak ediyorum. Arkadaşlarımdan benimle
zaman geçirmek isteyen olabilir ama ben ne yapacağım hiç bilmiyorum. Çok fazla
şaşaya gerek duymadan klasik dileğimi dileyeceğim gibime geliyor. “Huzur” istiyorum
aslında en içten dileğim tek bu. O kadar çok şey yaşadım, gördüm ve dinledim ki
inanın yoruldum. Şu son dört aydır yaşadıklarımı yazamıyorum bile. Toparlayamıyorum
bir türlü aklımı, beynimi. İş hayatı iyi güzel ama ara ara üniversite hayatımı da
özlemiyor değilim hani. Özel hayatım deseniz aldı başını bir oraya bir buraya
savruluyor. Toparlayamıyorum. Kendime kızdıkça sinirimi kimseden çıkarmıyor ve
işime odaklanıyorum. Hırsımla çalışıyorum. İşe geliyor, mesailere kalıyor ve
spora gidiyor deşarj oluyorum. Bunların hepsi kimseyi kırmayayım, konuşmayayım
diye çünkü yoruldum. Konuşmaktan değil aynı konuları konuşmaktan yoruldum. Konuştuktan
sonra bir şeyler değişse konuşalım hatta sabahlayalım ama değişmiyor!
Değişmedikçe de yoruluyorsun, tepkisizleşiyorsun. Halsizlik bedenini sardığında
umutsuzluğa kapılıyorsun. Korkuyorum öyle olmaktan. Ondan kaçıyorum. Kimseye
zararım olmadan uzaklaşıyorum.
Amaçlar edindim. Listeme
yeni maddeler ekledim.
Yaşıyorum ya. Dik duruyorum.
xoxo








