kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2015

Hayvan Sevgisi “Kedicikler Minikler”

İş yerindeki minik kediciği daha doğrusu kedicikleri sahiplendim. Annelerini zaten sahiplenmiştim de yavrular şimdi bana bonus oldu J

Aslında iki tane yavru kedimiz vardı. Kışın onlara bakıyordum. PİKO’nun yemediği kuru mamaları getirip onlara veriyordum. Daha sonra İstanbul – Akhisar derken bir geldim ki benimkiler büyümüş ve şimdi bir tanesi iki tane daha doğurmuş ve gitmiş. Yani eskiler büyüdü gitti, elimizde siyah beyaz ve beyaz gri iki yavru kedi kaldı. Anneleri yok (Solda fotoğrafını gördüğünüz anneleri oluyor.).






En fazla iki aylık olan bu kediciklere gene PİKO’nun yemediği kuru mamaları getiriyorum (Sağdaki fotoğrafta yavrulardan birini görüyorsunuz. Bu cin olan hehee.).

Bizimkinin burnuna koymadığı mamaları valla tek seferde yiyorlar. Haspama en kaliteli mamaları alıp paralar döktüğüm için bekledikçe bozulacağına işe yarasın bari.

Bu hafta onları güzelce besleyip göbiş yaptıracağım. Kuru, kemikleri sayılacak yavruların o kadar zayıflar açlıktan. İyice doyup oyun ve yatış hallerini alana kadar yedir Z.S. heheee :)

Sonuç olarak;

* İş stresi,
* Aile stresi,
* Para sıkıntısı,
* Kilo verme çabası, sporu,
* Arkadaş kaprisi,

Şehir gürültüsü derken cumartesi kaçtım yazlığa gittim. Ohh iyi geldi. Bahçede gülleri kestim, verandayı temizledim. Kitap okudum, denize girdim. Bugün Salı hatta Haziran’ın 2’si! Ne zaman 2015’e girdik ve ne zaman yılı yarıladık anlamadım ben.

İçinizdeki hayvan sevgisinin eksik olmadığı, havanın ısınmasıyla artan mutluluğun daha çok arttığı güzel bir yaz diliyorum.


xoxo

30 Haziran 2014

En Son ...8

 En Son Dinlediğim Albüm (30.06.2014)
 Oğuzhan Koç - Ben Hala Rüyada

En Son İzlediğim Film (30.06.2014)











Love Is All You Need


En Son Okuduğum Kitap (30.06.2014)
 Judith Mc Naught - Sana İhtiyacım Var

15 Aralık 2013

En Son ...7

 En Son Dinlediğim Albüm (15.12.2013)
 DUMAN - Darmaduman

En Son İzlediğim Film (15.12.2013)
 A People Uncounted

 En Son Okuduğum Kitap (15.12.2013)
 Jo NESBO - Nemesis

 En Son İzlediğim Kore Dizisi (15.12.2013)
  황진이 (黃眞伊) - Hwang Jin Yi

27 Temmuz 2013

En Son ...6

En Son Dinlediğim Albüm (27.07.2013)















Selena GOMEZ - Come & Get It

En Son İzlediğim Film (27.07.2013)
















Günlerin Köpüğü (L'écume des jours)

En Son Okuduğum Kitap (27.07.2013)
















Khaled HOSSEINI - Bin Muhteşem Güneş

En Son İzlediğim Kore Dizisi (27.07.2013)
  컬러 오브 우먼 - Color of Woman

6 Şubat 2013

Mimlenmişim ...8

Mia nın aslında mimi ama ben soruları çok beğendim. Soruları alıp cevaplamak içinde Mia’dan rica ettim. Sağolsun o da “Tamam.” dedi ve ben bu güzel soruları cevaplıyorum =)

Hadi bakalım. Önümüzde tam 18 bolca soru var ;)

1- Hayatınızda mucize olarak nitelendirebileceğiniz bir olay geldi mi başınıza?
Mucize dermisiniz bilemiyorum ama en çok görmek istediğim kişiyi düşündüğüm anda kapının zili çalmıştı ve bir gece yarısı onu kapıda görmemle deliye dönmüştüm.

2- Hayatınızda aldığınız en büyük risk neydi?
Herhalde ÖSS zamanında tek bir meslek seçmem ve 5 tercihle tercih sürecimi kapatmam, benim için riskti. Bide bunu kimseye söylememiştim yani riski üstlenmiş ve sonuçları ne olursa olsun arkasında duracaktım.

3. Almayı düşünüp de alamadınız neler var?
Renault yeni Clio (Kırmızı olmalı), adL in yeni kreasyon elbise ve çantaları =)

4- Kıyafet konusunda takıntılarınız var mı? (Asla beyaz giymem vs.)
Mia gibi bende Ugg giymem. Ayrıca, florasan renklerden pembe ve turuncu olan giysileri giymiyorum. Bide sarı rengi giymiyorum (Annemin bana verdiği bir sarı kazağı var. Bir tek onu giyiyorum. Oda saf yün olduğu için yılda bir kez denk geliyor.).Aşırı salaş şeyleri sevmiyorum. İncecik tayt giymem.

5- Nefret ettiğiniz huylar ya da nefret ettiğiniz insanlar?
Çok alıngan insanlar, çabuk ağlayanlar (Bu dediklerim alt dudağı hep aşağıda olanlar.), dediğim dedikler, benim kızdığımı bile bile bundan zevk alıp dalıma basarak eğlenenler, mantık çerçevesinde yaşayanlar ve bundan biraz olsun çıkmayanlar, her işini gizli kapaklı yapıp sonra yakalanınca yalana başvuran insanları sevmiyorum.

6- Sizi en net tanımlayan kelime hangisi?
Mutlu

7- Hayata yeniden gelme şansınız olsa, hangi ülkede doğmak isterdiniz?
Paris. Aşıklar şehri, kaybolmak için en ideal yer.

8- Tek başına bir insan keyif almak için neler yapabilir?
Uyuyabilir =) Şaka şaka.. Sayıyorum; çay demler bütün termosu içer. Evinin en sessiz köşesini bulur ve kucağında küçük küçük çikolatalarıyla kitap okur. Sabahsa güne iyi başlamak için spor yapar. Mesela sabah koşularını deneyin derim ;) Eve gelince sıcacık banyosuna girer ve müziği son ses açar. Çıktığında dans ederek evi turlar. Neti açar, yarım bıraktığı dizinin sezonunu bitirir. Arşivinden bir Cem YILMAZ gösterisini açar onu izler. Morali tavan olduktan sonra güzelce giyinip dışarı çıkar. Deniz kenarına gider oturur, fotoğraf çeker. Evde okuduğu kitap çantasında olduğu için bir kafeye girer ve bir fincan kahvenin eşliğinde kitabını okumaya devam eder. Yeni tatlar dener. Sokak sanatçılarını izler. Vapura biner Karşıyaka’ya gider. Alışveriş yapar. Sırf keyfine, D&R a gider gezer de gezer. DVD arşivine yeni DVD ler katar. Takıl bana, sıkılmayız seninle ;)

9- Nikâh masasında evleneceğiniz kişiden “Hayır!” cevabı alsanız?
İlk tepkim suratına bakmak olur. O an şaşırdığım için (Şaşırma sürem 3sn.) bu sürenin sonunda “Nasıl ya?!” der ve kalkar giderim. Kalsın orda mal gibi!

10- Ölümden sonra var olan hayata inanıyor musunuz?
Evet. Ama öyle çekirge ya da öküz olarak gelmeye inanmıyorum =) Öldükten sonra bir şeyler olacak anca buna inanıyorum.

11- Sizi yazmaktan soğutan olaylar?
Yazmaktan soğutan değil de beni yazmaya teşvik eden olaylarım var. Mesela biten her olayımda illa yazıyorum. Sonra mutlu olduğumda illa yazıyorum. Başımdan geçen bence ilginç bir şey olduğunda yazıyorum. Ouuvv en güzelini sona sakladım; sinir olduğumda kesinlikle yazıyorum. İsyanım bir de buradan alevleniyor.

12- Kendinize robot bir sevgili yapıyorsunuz, ona hangi özellikleri eklemek isterdiniz?
Duygusal olarak seviyeler ve birine dokunduğunda hissedip bunu hafızasına almasını ayrıca bu duyguyu içinde hissedebilmesini eklerdim. Çok mu ütopik oldu ne?! #)

13- İnsan kaderini mi yaşar, kaderini mi yazar?
Yazılı olan kaderin seçeneklerini seçerek kendi yolunu çizer. Hayat, olasılıklarla dolu.

14- Aklınıza ilk gelen İngilizce kelime hangisi?
Hi!

15- Bir kitap yazsanız, adı ne olurdu?
Kakaolu Profiterol; bir bardak su, dört bardak un…

16- Blogger olmasa, şu an gerçekleştirdiklerinizi nerede gerçekleştiriyor olurdunuz?
Eskiden msn spaces ım vardı. Oradan yazardım. Gene oraya dönerdim herhalde.

17- Birinden hoşlanıyorsun ama hoşlandığın kişi en yakın arkadaşından hoşlanıyor, arkadaşınsa boş değil ona karşı. Ne yaparsın?
Böyle bir durum? Bana hiç de uzak değil. Dürüstçe cevap veriyim mi: kesinlikle aralarını yapmazdım. Olur mu öyle ya. Ben hoşlancam ama sonra onlar çıkmaya başlıcak ve acı çeken ben olcam. Üzgünüm canlar ama bu konuda çöpçatan olamam. Hayatım boyunca da bu konuda olmadım zaten.

18- İnternette sahip olduğunuz ilk takma isim neydi?
“Lora” =) Hatta ilk aldığım msn adresi de bu isimden oluşuyordu. İlk lise birde bir arkadaşımı bu adresime eklemiştim ve yıllar geçti hala beni bu isimle çağırır =))

Mimlediklerim

30 Ocak 2013

En Son ...5

En Son Dinlediğim Albüm (30.01.2013)















Demet AKALIN - Giderli 16


En Son İzlediğim Film (30.01.2013)















Intouchables (Can Dostum)


En Son Okuduğum Kitap (30.01.2013)















French Oje & T.B. - Erkek Dedikodusu 2, Bu Gece Hiç Bitmesin!


En Son İzlediğim Kore Dizisi (30.01.2013)











Beethoven Virus - 베토벤 바이러스

17 Ocak 2013

En Son ...4

En Son Dinlediğim Albüm (17.01.2013)













PAPYON - İlk Ateş


En Son İzlediğim Film (17.01.2013)















Life of Pi (Pi'nin Yaşamı)

En Son Okuduğum Kitap (17.01.2013)














Christine BARD - Pantolonun Politik Tarihi (Une Histoire Politique Du Pantalon)

En Son İzlediğim Kore Dizisi (17.01.2013)















Princess' Man - 공주의 남자

31 Aralık 2012

En Son ...3

En Son Dinlediğim Albüm (31.12.2012)















Güntaç ÖZDEMİR - Benimle Yan

En Son İzlediğim Film (31.12.2012)















Starbuck

En Son Okuduğum Kitap (31.12.2012)














Melissa SENATE - Aşk Tanrıçası'nın Yemek Okulu (The Love Goddess' Cooking School)

En Son İzlediğim Kore Dizisi (31.12.2012)















Cinderella's Sister - Cinderella Unni - 신데렐라 언니

18 Kasım 2012

En Son ...3


En Son Dinlediğim Albüm (18.11.2012)
















Oğuzhan UĞUR - Çok Şükür


En Son İzlediğim Film (18.11.2012)














Temple Grandin


En Son Okuduğum Kitap (18.11.2012)



22 Ekim 2012

En Son ...2

En Son Dinlediğim Albüm (22.10.2012)
  Aynur Aydın

En Son İzlediğim Film (22.10.2012)
  Kolombiyalı: İntikam Meleği



  
En Son Okuduğum Kitap (22.10.2012)
  Aydın Boysan - Acele Etme Çabuk Ol 

En Son...1

En Son Dinlediğim Albüm (22.09.2012)
  Marlon Roudette

En Son İzlediğim Film (22.09.2012)
  Midnight in Paris

En Son Okuduğum Kitap (22.09.2012)
  Chelsea Cain - Gönül Yarası

21 Ekim 2012

Yorgun Prenses Durmuyor ve Hikayeyi Anlatıyor

Nerde kalmıştık?! Hah! Hatırladım;

Derken bir an geldi ki işte o an herkesin hikâyeme inandığını hissetim;

“Bizim şirketin bir eksiği vardı. Oda…” dedim ve böyle heyecanlı bir ses tonuyla arkadaşlarıma baktım. Herkes “Neydi?” bakışı atıyordu. İşte o an en güzel andı. “Tasarımcımız yoktu!” dedim ve herkes hıı deyip geriye yaslandı =) Dizinin ya da filmin en heyecanlı sahnesinde sonucu öğrenip rahatlamış gibi bir halleri vardı. “Sizi Hilal Hanımla tanıştırayım tasarım ekimizin başıdır.” dedim. Bak bak bak ekibim bile var =)) Derken bir ara o kadar heyecanlandım ki, hikâyenin devamını unuttum ama bunu çaktırmamak için yavaş yavaş yürüyüp kürsüye yaslandım ve bacaklarımı çapraz yapıp sınıfa şöyle bir baktım. Sanki o an düşünüyormuş gibi yaptım ve konuyu farklı bir yere çektim. Kurtardım hehe =) Sonra arkadaşlarımla konuşurken anladım ki kimse fark etmemiş (Alkışlar yeniden bana). Bir daha sun deseler böyle sunabilir miyim bilemiyorum ama ben sahneleri seviyorum. O kalabalık, o heyecan güzel yaa. Sahnede keman çaldığım o gecede de bir yerde doğaçlama yapmıştım, kimse anlamamıştı ;)

Sonuç mu?! Hoca beğendi hem de çok beğendi. Bunu daha sonra bana söyledi. Sunumun dosya çıktısını alıcam ve hocaya teslim edicem. Eksik gördüğü bir yer varmış, “Onu da ekle öyle gel.” dedi “Tamam.” dedim.

En güzel yer geliyoorr: sunumdan sonra hoca toplu fotoğraf çektirmek istedi. Oturdu masaya bizde çevresine geçtik. Önümüzde ise bir sürü siz deyin 50, biz diyelim 60 bebek şekeri ve süsü fotoğraf çektirdik. Sonra ne yaptık biliyor musunuz? Yaptığımız şeker ve süsleri sınıfa dağıttık. Mevcut mu? TAM 45 kişi! Ellerimizle yaptığımız o kadar şeker ve süsü dağıttık. El emeği olduğu için hocada beğendi zaten ;)

Her şey bitti ee tabi bende bittim #) Ama bir gece önceden sözüm vardı. Bu sunum başarıyla biterse dışarı çıkıp eğlenecektim ve bütün bu stresi üzerimden söküp atacaktım. Sunum bitmiş, bir başka derse giderken K. ile karşılaştım. O gün onun doğum günüydü. Liseden beri tanırım çocuğu, öyle bir arkadaşlığımız var bizim. Upss! Size onu anlatmıştım. Hadi bakalım kim olduğunu eski yazılarımdan bulabilecek misiniz ;) Direk yanına gittim ve doğum gününü kutladım. Sonra son ders, eve gidiş derken üçlü koltuğumda uyumuşum hadi size dürüst olayım sızmışım =) Derken telefonum titredi ana! K. mesaj atmış. İlk tepki tabi ki de sol kaşın kalkması şeklinde oldu. Sonra olayı anladım. Akşama doğum gününü kutlayacakmış ve beni de çağırıyormuş, bugün aceleden söyleyememiş falan filan. Bende tamam dedim, geliyorum. Kendime verdiğim sözü gerçekleştirecek arkadaş ararken K. Hızır gibi yetişmişti.

Kalktım o sızmış halimden eser kalmasın diye soğuk bir duşa girdim ve ardından sıcacık enerji çayımı içip hazırlandım. Her şey bittikten sonra kendimi sokağa attım. Çocukluğumun geçtiği o eski mahallede gezerken eski bir kırtasiyenin kapandığını gördüm. Onun yerine kitapçı açılmıştı. Direk saate bakmadan daldım içeriye. K.’ye hediye almam gerekiyordu. Elim boş gidemem olmaz öyle. Ona kitap bakarken oranın harika bir yer olduğunu anladım. Pazartesi gidip birkaç kitap da kendime alcam ;) Sonra K. ile buluştuk ve bara girdik. Anam o nasıl bir kalabalıktı öyle! Masada kimseyi tanımıyordum #) Size şöyle tarif edeyim siz nasıl bir durum olduğunu anlayın: masanın en ucundayım ve kafamı çıkarıp bakıyorum, ucu görünmüyor. Zaman geçti, pasta kesildi de millet yarılandı. Sonra sahneye yaklaşmalar ve şarkılara eşlik etmeler derken geceyi sonlandırdım. Taksiye atlayıp eve geldim. İlk işim K.’ye veremediğim hediyesi için içine yazı yazmak oldu. Şöyle en samimisinden bir not yazdım (Not tam bir A4 boyutunda yalnız haha =)) ). Bir defa katlayıp kitabın arasına sıkıştırdım. Pazartesi gelirse ona teslim edicem. Ben gittikten sonra notumu okursa daha iyi olabilir ;)

Eğlendim, bitti ve şimdide cumartesiyi bitiriyorum.
Yeni hafta bayram ile yarılanacak.
Bakalım bayramda ne yapıcam? Şimdiden onu düşünüyorum hımmm…

5 Nisan 2012

Yorgunum Anacım…


Hem de çok.
Ne yazı yazabiliyorum ne de adam akıllı yaklaşan vizelerime çalışabiliyorum.
Nedeni mi?
Tabi ki hocaların verdiği acımasız ve yorucu ödevler.
Aslında bütün suçu hocalara atmak da yanlış olur. Bunda birazda benim suçum var.

Olayımız şudur: Haftaya pazartesi vizelerim başlıyor ama ben bütün gün grup ödevleri, sunumları, dosya hazırlama, CD ye çekme, resim tarama, taradıklarımı yollama ve bunun yanında hocalarla görüşme ve onların düşüncelerine göre ödeve ekleme çıkarma yapıyorum. Araştırma yapmak için kampüse dersim 10.30 da ise 08.45 ya da 09.00 gibi geliyorum. Kütüphanedekiler arkadaş oldum =)) Eskiden sadece okuma kitabı almak için gittiğim o muhteşem yer bu dönem resmen korkutucu bir yer olmaya başladı. O kalın kitapların arasında kaybolmak inanın insanı çok yoruyor.

Bu hafta pazartesi FTM yani Fiziksel Tekstil Muayeneleri dersinde lif ölçüm aletlerinin sunumunu yaptım. Hatta bu ödevi 3 hafta önce almıştım. Hocayla şunu ekleyelim bunu çıkaralım derken 3 hafta geçmiş bile. Hoca artık bugün anlat dedi. Biraz hazırlıksız yakalanmam birazda sınıfın bu derse olan ilgisizliğinden dolayı hızlıca anlattım bitirdim sunumumu. Hoca bile biraz fazla hızlı olmadı mı dedi?! Uzun uzun da anlatırdım ama sınıf dinlemedikten sonra bence gerek yoktu. Ben ödevimi yapmış, hocaya teslim etmiş bir de üzerine aferin almıştım ve benden mutlusu yoktu. En azından bir tanesi bitmişti. Ama ben durmadım aynı dersten benim belirlediğim bir konu üzerine İngilizce çeviri ödevi aldım. Hocada 50 sayfalık bir kitap artı final haftasına kadar süre verdi. Hesap yaptım da her gün 5 sayfa çevirirsem bitiyor =) Bunun dışında aynı dersten bir de grup ödevi yapmamız gerekiyor. Neyse ki o ödev kolayda içim biraz daha rahat. Ama bu ödevde de şöyle bir durum var. Hoca “Ödevlerinizin teslim tarihleri farklı ondan daha onları kesinleştirmedim. Kesinleştirince açıklarım.” dedi. Benim sunum yaptığım bu hafta da derste biraz kızdı ve vizeden sonraki hafta direk teslim edeceksiniz dedi. Sonra getirseniz de umurumda olmaz dedi. Şöyle bir baktım da biz ödeve hiç başlamadık ve 2 hafta sonra ödevin teslimi gerekiyor. Birkaç kabaca kaynak buldum ve grup arkadaşımla konuları bölüştüm. Bugün yazmaya girişmeyi düşünüyorum. En azından az da olsa elimde yarısı bitirilmiş bir ödev olursa içim rahat olacak.

Salı günü de Konfeksiyon Esaslarında sunum yaptık. Oda ne mücadelelerle bitti anlatamam. Resmen adamın sinirini bozuyorlar. Grubumuza inatla girmek isteyen bir öğrenciyle uğraşa uğraşa son güne kadar geldik. Gruplar maksimum beş kişi olabiliyor ama kız konumuzu mu beğendi yoksa olayda başka bir şey mi var anlamadım. Biz olmaz deyip ders hocasıyla konuşuyoruz, oda tamam diyor sonra akşam bana bir mesaj kızdan, sizin grubunuzdayım hocayla konuştum. Haydaa!! diyor yeniden hocanın yanına gidiyorum. İnanın ödev verileli 6 hafta oldu ve her haftanın başı bunu hallettim. Sinir minir kalmadı tabi bende. Düşünün salı günü sunumumuz var ve biz hafta sonu dosyayla sunumun son halini konuşuluyoruz, kız “Bana da konu verin.” diyor. Gidip pata küte dalacaktım artık. Hayır, kıza mesaj atıyorum hem de saat başı bir de arıyorum. Aramalarıma cevapta vermiyor. Bazı insanlar beni sinir etmek için etrafıma toplanıyor yemin ederim.

İtinayla sorunlu insanlar şahsım tarafından çekilir.
Bu yaşıma kadar şaşmadı ve bundan sonrada şaşmaz herhalde.

Bütün bunların sonunda salı günü sunumuzu başarıyla bitirdik. Hocanın erkenden katılması gereken bir toplantısı olduğu için bizim sunuma en fazla 20 dakika ayırabileceğini söyledi. Ee hal böyle olunca bizdeki hızı bir görseydiniz =)) Ben zaten şöyle böyle, bunu atlıyorum, bunu da diye diye düğme konusunu anlattım bitti =) En güzeli de hocanın bana “Düğmelerde ölçme birimi olarak ne kullanılır?” diye sorduğu anda benim saniyesinde “Ligne” diye cevap vermem ve ardından da hocanın ağzından “ 1 ligne..?” derken benim “0,635mm” diye söylemedi =)) Hocada güldü, sınıfta. Sanki bu anı ve soruyu beklemişim gibi oldu. Çok mutlu oldum. En çok korktuğum şey hocanın sorusuna cevap veremememdi. Çünkü hoca anlatacağımız konuya tam anlamıyla hakim olmamızı istiyor. Bizi pohpohlamak için söylemiyorum ama grupça iyiydik ;) Bu hafta işte sunumun CD sini hocayı bulursam vereceğim.

Geceleri sabahlamaktan,
derslere birkaç saatlik uykularla gitmekten bıktım.
Sonunda bölümün ortasında Halil Sezai İsyeaannn modun da şarkı söylücem =)

Bütün bunların yanında en güzeli ne biliyor musunuz? Yeni başladığım diyetimle beraber 3 kilo vermiş olmam =)) Azmin zaferi. İlk birkaç hafta bir şey olmasa da işin sırrını çözünce vermeye başladım. Bölgesel fazlalıklar gitse süper olacak. Ne kadar da spor yapsam bazı yağlar gitmeyince üzerine gelen kasla olduğundan daha kalın görünüyor. Kış dolayısıyla hasta olmamak için spora ara verdim. Ara verince de kilo almamam için diyete başladım. Yaz gelsin var ya spor artı diyet = Süper bir fizik ve mutlu musmutlu bir Zehirli Sarmaşık ;)

Bitmiyor sayın izleyiciler, pazartesi vizelerim başlayacağı için cumartesileri gönüllü olarak çalıştığım “Abla Ağabey Kardeş Elele” projesine gidemeyeceğim, onu da yarın haber vermem lazım. Biraz derslere yoğunlaşmalıyım. Şu iki haftanın sonunda rahat çıkarsam da ödül olarak 21 Nisan Cumartesi günü İstanbul’a gidiyorum. Bölümüzün teknik gezisi. Pazar günü iki fuara katılıp pazarteside Ada, Ortaköy, boğaz turu derken gezeceğim işte =)

Bu sene ne kadar çok gezdim hatta İstanbul’a gittim böyle. Leyleği havada gördüm herhalde =))
Bütün bunları toplayınca yorucu günlerin beni beklediği sonucu çıkıyor.
Bana şimdiden kolay gelsin =))

24 Nisan 2011

Mimlenmişim ...5



Gene geç kalınmış bir Mimle buradayım.


Konumuz: 8 Soru ve Cevap

1. Gün içerisinde gerçekleşirse şok olacağın şey?
Aslında her gün ya da gün aşırı şaşırdığım o kadar çok olay var ki =)) zamanla şaşırmamaya başlıyo insan. Durun bi düşüniyim… Hmm… Ayy düşününce çok şey geldi aklıma =) ama aklıma gelenler gerçekleşmesin lütfen =))

2. Gördüğün zaman eğer almazsan “Uyuyamam” dediğin şey?
Deodorant, parlatıcılar, kitap. Bu üçüne karşı koyamıyorum =) Ben pek öyle alışverişe çıkan biri değilimdir. Bununda 2 sebebi var. İlki herkesin sevdiği şeyleri sevmem. İkincisi ise ilkiyle ilgili biraz, herkesin sevdiği ve aldığı şeyleri almadığım için genelde kendim bişeyler üretmek istiyorum ve bunun içinde kendi beğenilerime göre alıp üzerinde oynuyorum. Bundan dolayıda görüp de almadan duramadığım şey yok =))

3.Uğruna diyetini bir kalemde bozduğun şey?
Diyet yapmıyorum kii =)) Ama klasik cevap olarak Bitter Çikolataları söyleyebilirim. Karşı koyamıyorum bi türlü =))

4. Kendine en çok yakıştırdığın renk?
Siyah, mor ve kırmızı =))

5. En sevdiğin takın?
Hematit kolyem. Aslında ikimiz arasında mistik bi çekim var. O sadece taş iken ilk görüşte almıştım onu. Ne olduğunu bilmiyordum ama almazsam olmazdı. Direk aldım ve sonra da araştırmaya başladım. Adı Hematit. Burcumun taşıymış. Kolye haline geldikten sonra boynumdaki yerini aldı hemde en sevdiğim şekil olan fildişi şeklinde… ne zaman kolyemi taksam günüm çok farklı geçiyo. Bunu ara ara deniyorum ve yanılmıyorum =)

6. Takıntın?
Pek bi takıntım yok aslında ama kitaplar benim en büyük olayım. Kitapçılar, kütüphane ve İzmir Kitap Fuarı… Ayrılamıyorum bi türlü buralardan. Şöyle koyuyorum çantamı kitapçının bi yerine alıyorum beğendiğim bi kitabı okuyorum da okuyorum. Aynısını kütüphane de de yapmıştım. Yoğun sınav haftasında benim sınavlarım bitmişti ama kütüphanede yer yoktu. Bende iki kitaplık arasında sessiz bi yer bulup yerleşmiştim. Mekân ve zaman önemli değil benim için o an =))

7. “Ben bu şarkıyı duyunca şakırım” dediğin şarkı?
Candan Erçetin – Sensizlik.
Hem ağlarım hem söylerim modunda =))

8. Solunda ne var?
Kemanım =))

Klasik Mim bitirişimle bitirmek istiyorum.
İsteyen mim sorularını alıp yazabilir.
Bana bildirir.
Bende okurum, yorum atarım, mutlu olurum =))