yaz okulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaz okulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2012

Tatil Güncesi …1


Hey millet size şuan uzun upuzun bir kumsaldan sesleniyorum. Üzerimde denizci bikinim, elimde en güzelinden aşk romanım ve altımda kırmızı havlum ile güneşleniyorum. Ohh bee işte bunu seviyorum ben. Bronzlaşmak, denize girmek, girerken suyun soğukluğundan yakınmak ama girince de bir saatten daha az durmamak, bir o yana bir bu yana yüzmek, suyu dinlemek, sırtüstü uzanıp güneşin derinizi ısıttığını hissetmek, iskeleye çıkmak, herkesle bir el ele tutuşup üçe kadar saymadan denize bodoslama bol köpüklü (olmazsa olmaz) atlamak.

Kış sporları bana göre değil bunu bu sene anladım ben. Ne buz pateni ne de Uludağ’da kayak. En güzeli denizde yüzmek =)

Bilindiği üzere dönem içi finallerim cuma bitmiş, pazarteside üç haftalık bölüm içi stajıma başlamıştım. Aman Allahım o nasıl bir stajmış öyle. Hem yoruldum hem  eğlendim hem de bilgilendim. Aslında benim için çok verimli bir staj oldu bu. Öncelikle grubumuz 18 kızdan oluştuğu için eğlence son güne kadar devam etti. Staj parçamız bile belliydi ki olayı siz düşünün ;) Baskılar yaptık, deneylerle boyalar hazırladık, kumaşları kestik, öncesinde örgü ördük, dokumalar dokuduk, liflerden iplik oluşturduk yani efendim yapmadığımız hiçbir şey kalmadı ki son günümüz benimde opsiyon olarak seçmeyi düşündüğüm konfeksiyondu. Az kalsın kalıyordum #) Ama bu arkadaşınız zoru sever. Olayın başına dönersek şimdi son haftanın perşembe günü Ege Üniversitesinin Mühendislik Mezuniyet Gecesi vardı ve ben ile sınıfımdan hatta staj grubumdan arkadaşım olan Dilara ile birlikte hostes olduk. Başarı belgelerini, plaketleri ve daha bir sürü verilmesi gereken belgeleri taşıdık durduk. Zeki arkadaşınız statta yapılan törende dolgu topuk ayakkabı giydiği için bütün gece ayakları ağrımadan hatta dans bile ederek geceyi bitirdi. En güzel anda benim bölümün sunumunda oldu. Şimdi bizden en az 120 öğrenci çıktı ve sırayla yedişer yedişer çıkmaya başladılar. Onlar çıktıkça bölümümüzün hocaları da gelmeye başladı. Dilara ve bizi görünce şaşırsalar da hep beraber belgeleri arkadaşlarımıza vermeye başladık. İnsanın birinci sınıftayken tanıdığı üst sınıftaki arkadaşlarını, birkaç yıl sonra mezun olarak görmesi çok güzel bir duygu. Hepsini tanıyordum yani o derece =) Hem biz kutladık hem de onlar derken kep atmaya sıra geldi ve bizde bizim bölümdekilere katıldık. Hocalarla beraber hazır olduğumuzda kepleri attık. Darısı başıma dedim =)) İşte böyle bir geceden sonraki sabah son staj konum olan konfeksiyonun sınavı vardı ki hocayla o gece konuşmuş ve ertesi gün için izin almamıza rağmen dikişler yetişmez diye erkenden gelmek zorunda kalmıştık. Ee durum böyle olunca hoca bizi son grup olarak sınava aldı. Sorular sorular derken bana “Düz dikişin oluşumunu anlat” sorusu geldi. Hocanın derste tabloda anlattığını hatırlıyordum ama o anları tam hatırlayamıyordum derken diğer iki arkadaşımda cevap veremedi ve hoca bize “Kaldınız!” dedi.

Dip Not: Staj konularının herhangi birinden kaldığınız zaman bütün o gidip de tek tek geçtiğiniz üç hafta yalan oluyor!

Hocam yapmayın dedik, son gün dedik, hemen öğreniriz dedik. Hocada bunun üzerine biz odamıza gidene kadar cevabı öğrenin dedi. Tabi ben direk odadan çıkıp tablonun yanına koştum ve bir bakışta anladım. Tam ben orayı çalışırken hoca sınıftan çıktı ve beni görüp “Z.S geçti.” dedi ki o andaki mutluluğumu siz düşününün =) Neyse odaya gittik ve ben sorunun cevabını söyleyip sınavdan da stajdan da geçmiş oldum. Diğer iki arkadaşım ekstra sözlüye kaldı. Bütün bunların üstüne evet hala konfeksiyon istiyorum. Zoru seviyorum bebeğim. Kimse beni yıldıramaz. İkinci tercihim teknoloji olmasına rağmen konfeksiyonun olmasını istiyorum. Daha ilan edilmese de bekliyorum işte. Birkaç arkadaşımla ilk tanıştığımızda konfeksiyon seçelim diye konuşmuştuk ama hepsi beni stajdan sonra yarı yolda bıraktı. Hele biri var ki ondan hiç beklemiyordum. Aa bu arada birde bütünleme olayı çıktı stajın ortasında. Yaz okulundan sonra yapılmasına karar verildi. Bakalım Çikom ne yapacak çok merak ediyorum ;) Benim mi?! Aah kuzular bu sene ne yaz okulum ne de bütünlemem var. Valla son tatilimi kumsalımda yatıp kocaman şapkamla bronzlaşarak geçiriyorum (Görmüş olduğunuz fotoğraf bizzat şahsım tarafından sizin için çekilmiştir).

Ya işte son durumum budur.
Haftaya belki İzmirime dönerim şöyle üç günlük falan.
Birkaç işimi halledip, arkadaşlarla buluşup ki onları çookk özledim, alışveriş yapmam lazım.
Kendinize iyi bakın. Şimdi benim denize girmem lazım. İskeleden el sallayanlar var ;)

27 Ağustos 2011

Tatil Deyince...

Tatil deyince eskiden hemen deniz, kum, güneş üçlemesini sayardım ama zamanla bu üçlemem değişti. Şimdilerde üçlemelerim beşli sekizli hatta onlu oldu =)


Benim için tatil yıl içinde yapmak isteyip de yapamadığım bütün eğlence, iş, merak, hobi artık aklıma ne gelip de yıl içinde not almışsam onların hepsinin en azından çoğunun yapılma zamanı oldu. Bide tabi yaz demek benim için kilo vermek demek. Yıl içinde o kadar aktif bir ders çalışma zamanım oluyor ki bi zaman ayırıp spor yapamıyorum. Kilo almasam da kaslarım kaybolabiliyor. Bu nedenle yaz demek yeniden kasları görünür hale getirmek demek =) İlk günden başlanır spora ve okul açılıp da bir süre sonra vizelerin başlamasıyla ara verilir. Bu zaten hayatımın büyük bir kısır döngüsü bunu bozamam.

Diğerlerine gelince liseden beri beraber olduğumuz arkadaş grubumuz İzmir’e gelir ve hemen toplanıp hasret giderilir, eğlenilir belki lunapark yapılır =) Kafalar dağılır, anlatılacaklar bir güne sığdırılmaya çalışılır. En sevdiğim yanımızda bu işte sanki bütün yaz bizim değilmiş gibi bütün yaşadıklarımızı, yapacaklarımızı o güne sığdırmaya çalışırız. Bir anda herkes konuşur muhabbet halka şeklinde dağılır. Saat ilerler kordona yatılır. Burada muhabbet biter mi sandınız hayır burada muhabbet yiyeceklerle beraber devam eder. İçilir, gezilir, bol bol gülünür sonra üzülerek de olsa ayrılınır. Sonra yeniden buluşulur derken yaz böylece biter. Sonra herkes okuduğu ile gider. Üzerimize bir hüzün çöker ve İzmir de olanlar birbirine sahip olması sözüyle baş başa kalır.


Bu yaz bunların yanında bir de yaz okulumla uğraştım. Daha önce de dediğim gibi statik dersini aldım ama sınav olup her şey biteli 2 haftayı geçmesine rağmen hala sonuçlarım açıklanmadı. Önceleri yoğunluk var herhalde gibi saçma sapan bahaneler üretirken öğrendim ki en fazla 50 öğrencisi olan hocamız hala sınav sonuçlarını asmamış. Hayır, yani bir insan 2 asistanı olmasına rağmen sınavları bu kadar nasıl geç okur ya? 1 ay sonra yeni dönem başlayacak ama biz hala bir şey bilmiyoruz. Diğer derslerin ve bölümlerin sonuçları ertesi gün hadi o olmadı en geç bir hafta içinde açıklandı. Ama bizim??? Neyse bu konu sinirimi bozuyor işte geçelim.

 
Bütün bu yoğunluğumun içinde annem bayram tatilinde anneanneme gitmeyi teklif etti. Yeni dönem başlamadan bu bayram tatilini de fırsat bilerek bir gidelim, gezelim, alış veriş yapalım dedi. Önce istemedim ama gecenin bu saatinde karar verdim ki gidiyorum =) Yani bir hafta burada olmayacağım. Güzel İzmir’imi İzmirli olan herkese emanet ediyorum. Bu yazıyı yazmadan önce arabaya konulacak ayakkabılar, yarın giyileceklerin hepsi ve en önemlisi bavul hazırlama merasimimi bitirdim =) Genelde hep bir şeyi unuturum ama bu sefer unutmamayı düşünüyorum. Pek de bir şey yanıma almıyorum zaten. Bir spor çantası kadar eşya işte =) İşin en yorucu kısmı bu kadar az eşya alıyoruz da ne alıyoruz? Bunu bu sefer kolay atlattım 20dk da hazırlanmam bitti. Sonuçta taşınmıyorum sadece tatile gidiyorum =) Yarın arabaya koyup anne kız Bandırma’ya gideceğiz. Artık anneannem, teyzem, annem ve ben 4 bayan ne yaparız meçhul =)


 
Herkesin Ramazan Bayramını Şimdiden Kutluyorum =)


Tatlıların ayarını kaçırmadan yiyin gari =))

30 Haziran 2011

Yaz Okulu & Arkadaşlar & Fallar

Tatilim bitti sayılır.


Diyeceksiniz ne oldu şimdi? Bende diyeceğim yaz okulu başladı.
Bildiğiniz yaz okulu yaa =((

Üzülüyorum tabi kimse bu duruma sevinmez. Statikten kaldım. Vizem 85 falan güzeldi de final de kabaca söylüyorum ki sıçtım batırdım. Barajı bile geçemedim yani düşünün artık durumu. Ee işte durum böyle olunca insan çok güzel kalıyo #) deneyin yani tavsiye ederim böyle salak saçma bir sevinç oluyor insanda. Adrenalin ve onun gibi bi sürü hormon salgılanıyo #)

Bugün o muhteşem yaz okulumun ilk günüydü. Gittik gördük de ne gördük hiçbir şey çünkü hocamız derse gelmedi ve bizi RUH EMİCİ nin eline bıraktı. Oda adı üstünde “Ruh Emici” işte. İnsan ruhunu emip sonra size sadece bedeninizi bırakan biri. Bütün hevesinizi ve mutluluğunuzu saniyesinde alıp yok eden bir kişilik kendisi.

Aslında benim yaz okulum rahat çünkü tek ders. Oda çarşambaları yarım gün. Çok fazla bana koyacağını düşünmüyorum. Aslında bu dersin açılacağını bile düşünmüyordum ama açıldığını duyunca sanki biliyormuş gibi sevindim. Sınır 15 kişi iken dersi seçen 21 kişi =)) sınırdan kurtardık. Sanmayın ki bütün bölüm geçti de bir tek biz kaldık. Derse gelenler ki bende dahil amaç notumuzu yükseltmek. Bakalım sonumuz ne olacak, bekleyip göreceğiz ;)


Dün lise arkadaşlarımla buluştum. Harikaydı hatta süperdi. Özlemişim hepsini hem de ayrı ayrı. Sıkıntılarımın ve üzüntülerimin üstüne o kadar iyi geldi ki anlatamam.
Yalnız değilim bunu biliyorum. Biri gitse biri gelir hayatıma ama arkadaşlarım ve dostlarım hiç değişmez ki değişmeyecekte. Kim ne yaparsa yapsın. İsterse beni takmasın, isterse laf soksun, isterse kayırsın ya da ayırsın. Bunu bana söylemedikten sonra kendi çemberinde eğlenir durur insan. “Amaçsızca kendi çapında” derim ben onlara ve nokta.

Size günümü şöyle anlatırsam, klasik bir İzmir Gençliği olarak Sevinç’in önünde buluşmaya karar verdik ama ben erken gidip kordon ve deniz havası alıp biraz zevk yapmak istedim ve bir saat falan erken gittim. Kulağımda MP3 üm, gözümde RayBan’ım güzel İzmir kızıyım oturdum bağdaş kurup tepeye. O dakikalarda da bir teyze yanaştı yanıma ama neler neler söylüyor. Teyze dedim nazar değdireceksin şimdi bana. Olsun sende elini kıçına sürersin dedi :D :D bildiğiniz falcı bacılarımızdan, kendisi Ayşe Bacı =)) bakar mısınız samimiyete hemen dost kanka olduk maşallah =) bana fal baktı. Zaten bu kadar ısrara da karşı koyamazdım. Bedavaya yakın bir fiyata baktı çünkü muhabbet o kadar koyulaştı ki. Kendisi bakla falı bakıyormuş. Hadi bak bakalım dedim ama her şeyi söyle. Oda olur dedi ve başladı curcuna. O bir şey söylüyor ben dinliyorum arada da ufak ufak iltifatla karışık laf sokuyo falan bildiğiniz falcı teyze muhabbeti gibi giderken bacım hayatımla ilgili gerçek şeyler söylemeye başladı. Yazın kaybettiğim kuzenimi söyledi. Peki başka neler söyledi. Hemen bakalım. Ayşe Bacımız not aldırdı o kadar :D :D

*İki kız varmış beni kıskanıyormuş çünkü ben güzelmişim ve onlar benim yanımda rahatsız oluyorlarmış. At suratlılarmış ben ise kuğu gibiymişim =)) ahh teyzem ahh sen ne tatlısın öyle…

*Bir erkek varmış hayatımda beni seviyormuş ama açılamıyormuş çünkü ben seviyeli davranıyormuşum. Ah bacım dedim kim bu yaa. Hazır bak yazda geldi bulsun işte beni dedim. Tamam o zaman 4-5 ay bekle dedi. Nee dedim =)) sürede veriyor bakar mısınız =) bu kişiyle çok mutlu olacakmışım. Hatta muhabbet öyle bir yere gitti ki bir de tarif etti oğlanı. Ey allahım dedim teyze sen hep buradasın valla bulcam seni çıkmazsa dedim. Gel gel dedi :D :D

*Sonrası klasik şeyler ;)


Sonra arkadaşlarım geldi de ayrıldım yanından ama kafaya koydum kordona gidince falıma bakmasada ona uğrucam. Zaten hep Gündoğdu’da duruyor =)) İzmir’deyseniz gidin bir de selamımı söyleyin ;)

NOT: Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz tepede işte herşey oldu =) 


12 Haziran 2011

Akılda Kalan Sorularla Yılın Sonu

Sonunda ilk seneyi bitirdik. İyisiyle kötüsüyle bitti. Tabi hala açıklanan dört dersimde olsa ben umutluyum. Yaz okuluna kalmak falan istemiyorum. Vizelerde iyiydim de finaller de artık beynim sulandı. Ee bana da hak verin. İlk hafta da 7 sınava girerek ki bu dersler statik, fizik, kimyasal lifler gibi baba dersler olduğu için cumadan itibaren başım ağrımaya başladı. En son bu şekilde ağrıdığı zaman sanırsam ÖSS ye hazırlanıyordum =)) kendi kendime uzun zamandır çalışmıyor muydun kuzum diyorum =) bakalım sonumuz ne olacak? Bu yaz ehliyet almayı da kafaya koymuştum ama böyle giderse onu gene ertelemek zorunda kalabilirim. Sonumuz hayrola =)

Yıl biterken gene yeni kararlar aldım. Arkadaşlık, dersler ve seçimlerim hakkında. Bir kere insanlara gerektiği kadar değer veren biri olan ben bunu bu sene biraz yıkmıştım ama şimdilerde yeniden uygulamaya başladım. Sonuçta insanların sizi kullanma amaçları olabiliyor ki siz bunu sezdiğiniz anda zaten bir dur diyorsunuz. Peki size şöyle bi soru sorsam ya da olay üstünden anlatsam ne dersiniz?

Düşününki her şey yolunda gidiyor, çevrenizdekilerle mutlusunuz ve gülüp eğleniyorsunuz sonra bir an oluyor ki karşınızdaki kişiler size tavır koyuyorlar. Sizi gittikleri yerlere çağırmıyorlar ya da sizin davetinizi yalan söyleyip yapacak gibi yapıp o an geldiğinde yapmıyorlar. Bunların nedeni eğer davet edilen yere gitmememse üzgünüm ama benim hayatımda kısa bir süredir varsınız ve önceliklerim değişebilir. Kendinizi bulunmaz hint kumaşı sanmanız ise o kadar saçma ki.

Bazen en yakın arkadaşınız en büyük düşmanınız olabilir. Sırlar ya da paylaşılan şeyler bir anda size karşı kullanılabilir. Kimseyi kendime düşman yapmak istemem. Kinci değilim ama etrafımda ben kinciyim diyen birini duyduğum da ise direk soğuyorum. Aslında bu etrafındaki kişilere direk yapılan bir tehdit. Sözsüz bir anlaşma aslında bu. Buna tavrınızı koymadığınız zaman evet deyip imzalamış oluyorsunuz ve haklarınızdan feragat etmiş oluyorsunuz. Ben tavır yapana gidip sormam neden böyle davranıyorsunuz diye. Neden sorayım ki, eğer bir sorunu varsa ve tabi bu sorununu cesaretini de toplayıp sorabilecek şekilde gelirse gelsin, dikilsin karşıma ve söylesin sorununu. Tabi benim de ona karşı bir cevabım olacaktır. Bundan korkuyorsa zaten cevabımı ve yaptığının yanlışını da biliyordur. Zaten hep derim kız arkadaşlarımdan çok erkek arkadaşlarım vardır diye. Erkeklerle olmaz böyle sorunlarınız ama biz kızlar arasında zamanla kıskançlık başlıyor. Sonra saçma sapan bir sürü sırları paylaşmalar ve sonunda da o kişiyi kendine bağlama çabaları. Ya benim sırrımı başkasına anlatırsa korkusu..uff ne saçma bir düşünce bu. “Kişi kendinden bilir işi” sözü buna en uygun olanı sanırsam. İnsanların arkadaşlık anlayışları o kadar farklı ki.

Peki ya siz kız arkadaşlarınızla konuştuğunuz konuları sevgilinize anlatır mısınız? Bunu erkeklere sormuyorum çünkü onlar böyle bir şey yapmıyorlar ;) bayılıyorum sizin bu davranışınıza.

Bu tarz bir davranış en sevmediğim şeydir. Sevgilim bana gelse ve X le neler yaptınız, ne konuştunuz dese üstü kapalı bir şeyler anlatır ama asla arkadaşımın özelini anlatmam. Sonuçta o benim arkadaşım ve bana güvenmiş, benimle konuşmuş, bir şeylerini paylaşmış. Onu muhabbet konusu yapmak kadar salak saçma bir şey olamaz. Konu kıtlığımı çekiyorsun kızım yaa.. ondan sonra ben seninle bir şey konuşur muyum ya da söyler miyim. Bunun cevabını oturup düşünmeli insan.

Düşünüyorum ve yeniden düşünüyorum ama yaşadıklarımdan sonra gene farklı yüzleri fakat aynı olayları yaşamaya maruz kaldığım için işin içinden çıkamıyorum.

Kesin üzerimde bu tarz olayları çeken bir mıknatıs var #)


27 Haziran 2010

Tatilde Olmak

Yavaş yavaş alıştım bu duruma galiba ben =))) Aslında ben, yazın gelmesini hem isterim hemde istemem.

İsterim çünkü;
- "Tatil" demektir yaz.
- Zorunlu yapacak işlerinizin olmaması ya da kalmaması.
- Büyüklerinizin ya da varsa yazlığınızın oraya gidersiniz. Oralarda da arkadaşlarınız ve çevreniz vardır. Onlarla takılırsınız. Yenilik her zaman iyi gelir insana.
- kışın yapmak isteyip yapamadıklarınızı yaparsınız.
- Planlar ve listeler uygulanmaya başlanır.
- Uzakta okuyan arkadaşlarınız memleketinize gelir. Topluca görüşürsünüz. Bütün yılın biriktirdiklerini sanki bir günde anlatabilecekmişsiniz gibi konuşursunuz. Bitmez hikayeler, anlatılanlar ve yaşananlar ama geçen zamanda eğlenirsiniz. Çok mutlu eve dönersiniz. Belki bir kaç gün sonra yeniden buluşur, kaldığınız yerden devam edersiniz =)))

İstemem çünkü;
- Hava sıcak oluyo.
- Bütün bir seneyi geçirdiğiniz arkadaşlarınız ayrılmaya başlar, dağılırsınız.
- Bazen seneye yeni dönemde görüşmek için söz veririz ama bu çoğu zaman gerçekleşmez. Sonunu bildiğimiz halde hep aynı şeyleri söyler tekrarlarız.
- Yaz okulu falan olanlar yazın sıcağında derse gitmek işkence olabilir.
- Bir kaç senedir denizden de soğudum. Şu fazla sıcaklar ve güneşin zararlı etkilerinin arttığını artık biliyoruz ve ben bundan çok rahatsız olduğum için kumsalda güneşin altında oturup vücudumu yakmaya niyetim yok.
- Bide bir kaç sene önce başlayan ve benimde gördüğüm bi olay sonrasında denizden resmen soğudum. "Girmesemde olur." psikolojisindeyim.


Bi sürü daha yazabilirim ama şimdilik kısa kesiyim. Şimdilerde bu listenin sanırsam arasındayım. Temmuzun ortasına kadar İzmir'de olcam. Sonrasını bilmiyorum. Bi kaç düşünce var ama daha uygulamaya geçilmedi. Bakalım, görücez.