Dün sıkıntıdan patlamak üzereydim.
Kalktım spor yaptım hem de
bir saatin üzerinde ama o bile üzerimdeki sıkıntıyı atamadı.
Tabi hakkını
yemiyim terlemek ve yağmurlu bir havada toprak kokusuyla yapılan spor insanı
açıyor.
Duştan çıktıktan sonra arkadaşımı aradım ve konuşmanın sonunda bana “Revenge”
i izlememi önerdi. “Bir solukta izlersin ve sıkıntın geçer.” dedi. Sanki bitirmem
gereken o kadar çok dizi yokmuş gibi bir de buna saracaktım derken cuma gününün
o sıkıcı havasından korktum ve tamam başlıyorum dedim. Ben, TV’deki İntikam
dizisini bile izlemeyeceğimi söylemiş ama bu tatilde izlemeye başlamış biri
olarak hadi dedim, milletin bu kadar kıyasladığı diziyi bir de ben izliyim.
Bugün 1.sezonu bitirdim ve kararımı açıklıyorum: Kesinlikle
Beren Saat’li İntikam dizisi daha güzel!
Bi kere ben orijinalindeki oyuncuları sevemedim. Isınamadım yani.
Hele o başroldeki Emily VanCamp, bana hiçte inandırıcı gelmedi. Chuck
dizisindeki Sarah’ya benzemiyor mu? (Sarah daha güzeldi kabul.) Ya da bana öyle
geldi bilemiyorum. Hiç onun yüzünde intikam alacak bir ifadeyi göremedim ben.
Beren’in gözleriyle verdiği ifadelerin yanında onunki sadece konuşma gibi
kalıyor. Hele sırdaşı Nolan’a ne demeli?! Bizdeki Hakan onu sollar bee. Engin
Hepileri’nin oyunculuğunu hep beğenmişimdir zaten. Sonra başroldeki kötü
kadınımız Victoria yok mu, hiç inandırıcı değil. Hatun iki çocuk doğurmuş ama
vücut taş. Tek benimsemediğim şeyde bu değil. Kadın dizi boyunca hiç
konuşmuyor. Sadece bakıyor. Aslında genele bakarsam dizide tek adam akıllı
beğendiğim kişi Daniel yani Joshua Bowman.
Bizdeki uyarlamaya yapılan birkaç eleştirinin üzerinden
cevap vermek istiyorum;
İlk eleştiri kurgunun bizde inandırıcılıktan uzak olduğuydu.
Bence, aslında daha uyduruk. Bir anda oldu bittiye getirenler orijinalindekiler.
Adamlar 40dklık dizi çekiyoruz diye iyice oldu bittiye getiriyorlar. Bizde dizi
en az bir saat olduğu için en ince ayrıntısına kadar görüyoruz. Türk izleyicisi
bunu görmek ister zaten.
Sonra bir başka eleştiri ise Arsoy ailesinin manevi olarak
sahiplendikleri kızın orijinalinde gay olan biri olması. Bende orijinalinden
birebir alınsın isterdim ama kabul edin ki göğüs dekoltesi için şikayet eden
bir toplumda gay bir ilişki nasıl karşılanır söyler misiniz?
Başka bir eleştiri ise giyim kuşam hakkında. En çok duyduğum
şey ise orijinalinde Emily’nin çok iddialı giyindiğiydi. Affedersiniz ama
1.sezonu bitirdim ve hiçte öyle iddialı bir giyim göremedim. Ne Emily’den ne de
diğer oyunculardan. Zaten dizide bir avuç insan ve onların etrafında dön dön
dünya durumu var. Beren Saat’in giydiği kıyafetler orijinal Emily’nin
giydiklerine bin basar. Sadece Beren değil ki. Engin Hepileri ve Nejat İşler’in
de erkek giyimi olarak giydiklerine bakın, bir de orijinalindeki giyimlere. Bizim
dizideki kıyafetler kesinlikle her karakter için bizzat seçilmiş belli. Şunu da
kabul ediyorum, bizdeki kıyafetler özellikle Cemre’nin giydikleri bazen kızın
üzerine tam oturmuyor. Ona dikkat etmek gerek.
Orijinalinde habere parti gecelerini görüyoruz. Bir başka
dikkat ettiğim nokta ise kızımızın küçükken sarı saçlı olduğu. Bizde Beren,
lens takıp, saçını boyatınca olay olmuştu. Orijinalinde Emily hala sarışın.
Yorum bu cümleyi söyleyerek eleştirenlerin. Bizdeki uyarlamada daha fazla insan
var. Sokak, cadde en önemlisi de bizde insan görüyoruz ya. Neymiş orijinalindeki
ev çok görkemli ve büyükmüş ama bizdeki küçük kalıyormuş. Burada bir daha diyorum
ki affedersiniz, o şatafatlı evin kaç odasını dizide gördünüz? Bi salon, bi
hol, hol da ki merdivenler, çalışma odası ve Victoria’nın yatak odasıyla Emily’i
görebildiği balkonu var. Bu mudur yani şatafatlı ev?! Öyle kocaman evin bir ucunda
biri birini öldürse yemin ediyorum kimse anlamaz. Bizimkinde en azından herkes
evin her odasını kullanıyor.
Millet diziyi soluksuz izliyormuş. Ben izlerken hiç de öyle
olmadım.
Bunu da söylicem yoksa içimde kalır =) Orijinalindeki genç
oyuncular arasındaki ilişki hiçte uyumlu değil. Gossip Girl’de de sevemediğim
Connor Paolo’yu burada da sevemedim.
Sonuç olarak bi kere
başladım bu diziye ve 2.sezonuna da başlayıp bitireceğim. Çünkü ben bir işi
yarıda bırakmayı sevmem. Belki sonradan dizi toparlanmıştır.
