nikah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nikah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2012

Gelin Damat Düğün ve Dans

Size geçen Pazar günü düğünümüz olduğunu söylemiştim ya işte o düğünü kazasız belasız bitirdik çok şükür. Bu yazıyı ise geç yayınlıyorum çünkü anca kendime geldim dostlar =) Kına gecesinde çok fazla oynamayan ben düğünde coştum sanırsam hehe =)) Şimdi başkasının düğünü olsa çok keyif almıyorum hatta gitmeyi bile istemiyorum ama insanın kendinden olan birinin evlenmesi hele ki bu evlenen kişinin kuzeniniz olması her şeyi çok değiştiriyormuş.

Biz çekirdek bir aileyiz. Yani toplamda abim ile bende dâhil 8 kuzeniz. Birisini geçen yıllarda kaybettik. Şimdi kaldık 7 kişi. Ee birini everdik sonunda. En büyüğümüzdü. Darısı başımıza diyoruz ama hepimize daha çook var ;)

Gelin almak da zormuş evlenmekte. Başka bir aile ile iyi iletişim kurmak gerekiyormuş. Sık sık yapılan aile toplantıları, yemekler, hediyeler, iadeyi ziyaretler, davetiye basmalar tabi onları bizzat davetlilere teslim etmeler, eve eşya almalar, düğün yeri seçme, düğünün nasıl olacağını karar verme, fotoğraf çektirme derken sıra geliyor gelin çiçeğini almaya ki olmazsa olmaz onu öğrendim ;)

İyi kötü bitti işte. Düğünden sağ salim çıktık. Bizim düğün hem eğlenceli, hem yemekli, hem de nikâh kıyıldı şeklindeydi. Aslında ben pek yemekli düğünleri sevmem çünkü yemek mi yicen dans mı edicen insanın aklı karışıyor #)

Geceden notlar;

* Kır düğünü olduğu için bu arkadaşınız sivri değil, dolgu topuk giydi. Bu şekilde gecenin en çok dans edeni ve rahat yürüyeni seçildi ;)
* Dans etmeyi sevmeyen (sevmeyen değil de ortada dans etmeyi tercih etmeyen diyelim) abimi eniştem dans pistine çıkardı. Sonrası mı ouvv indiremedik. Aşka geldi çocuk =))
* Dans konusunda bende iş varmış onu anladım. Oryantal, Ankara havası olsun, Ege havası olsun, günümüz şarkıları hiç fark etmez her havaya uyarmışım =))
* Düğün açık havada ve yemekli olduğu için iki kez içkime sinek düştü ve o anlarda hayattan soğudum. Herhalde garsonlar bana sinir olmuştur.
* Düğünün sonunda zaten yemekleri dans etmekten yiyemediğim için bir tek pastayı yedim =) Dans pistinden inip ona yetişebildim. Amaç zaten pastayı yemek değil mi ;)
* Nikâh memurumuz, nikahı gece 22.30’da kıydı. Bu da en geç katıldığım nikah olarak tarihime geçti.
* O heyecanda kim kimin ayağına bastı kaçırdım =/
* Kaç gündür İzmir’de beklenen yağmur yağmadı. Yağsaydı valla üzülürdüm. Romantik olurdu ama bir tek bana…
* Düğünde canlı müzik vardı. Bu nedenle bel altı oynak şarkılar çalınmadı, söylenmedi.
* Solist kız ara ara abimi kesti ;) Benim gözümden kaçmadı ama abim naptı bilmiyorum.
* Gece 3’de eve geldik ve sabaha kadar (gece muhabbetinde sızana kadar) kuzenim (evlendirdiğimiz kuzenimin kardeşi), ben ve abim konuştuk.
* Sabahına ehliyet kursuna ayılıp da gidemedim tabi doğal olarak #) Akşam saatindekine gittim. Aramızda kalsın; iyi ki de ona gitmişim. Tatlı bir çocukla tanıştım. Düğün bir insanın hayatını bu kadar hızlı ve kısmetli etkiler mi diye sorarsanız orasını bilemiycem ;)

** Düğün ve nikâhlardan sonra karar verdim ben “nikah şahidi” olmak istiyorum. Şöyle Kuzumun ya da Jelibonumun nikâhları olabilir. Görüp de okurlarsa duysunlar yani hazırda bekleyen biri var, çok arayıp düşünmeyin ;)

Az ve öz olarak; süslendik, eğlendik, büyük yuvarlak masalarda yemek yiyip hayatlarımıza yeni bir şeyler kattık. Bol bol fotoğraf çektirdik. Ben en çok gecenin videosunu merak ediyorum. Bir ara dans ederken abimle koptuğum bir zaman dilimim var. Kesin ama kesin izlemem lazım o görüntüleri. Tarih böyle bir dansı hiç görmemiştir =))

NOT: Fotoğraf şahsım tarafından çekilmiştir.

7 Eylül 2012

Tatil Güncesi …6


Hızlı bir giriş yapıp hemen olayları anlatmalıyım. Neden hızlı derseniz zamanım yok =) İşte gene o hızlı her şeye yetişmeye çalıştığım ve yetiştiğim günler geldi çattı. Yorucu ve bir o kadarda eğlenceli günler bunlar. Yorulmayı seviyorum hehe =))
Aslında insan çocukken çok fazla koşuşturması olmuyormuş.
Büyüdükçe daha çok koşuşturmaca daha çok hareket ve heyecanlar başlıyormuş.
Ee azizim naparsın yaşayarak öğreniyoruz ;)

Yeni koşuşturmacam ve başrol koşuşturmacam “Düğünümüz vaarrr” =)) Dün kına gecemiz vardı Pazar günüde düğün. Kimi evlendiriyoruz pekiii?! Kuzenimi ;) Biz erkek tarafıyız ama olsun. Bu koşuşturmacada erkek/kız fark etmiyor bence. Benim bu tarz eğlencelerdeki en sevdiğim an bütün ailenin yuvarlak bir masanın etrafında oturup bütün gece konuşması, gülmesi hatta belki halaya masaca katılması =))  Oynamasam bile ki oynamaya çalışıyorum sonuçta birinci derece yakınıyım masada oturup gülmek, eğlenmek çok hoşuma gidiyor ;)

Bunun yanında ehliyet kursuna başladım =) Sonunda trafik korkumu yendim. Heyooo alkışlar bana gelsin lütfen =)) Böyle bir korku var mı bilmiyorum tamamen benim uydurmam olan bir teşhistir. Uydurmadır yani sözün özü =)) Korkuyordum ya hem de çookk! Ama şimdi İzmir’de olanlar bilir o Ege Üniversitesi Hastanesinin önünü. Her yerden araba fırlar. Bir sağa bakarsınız bir sola sonra sola geçerken hoop bir araba çıkar önünüze. Tam anlamıyla reflekslerinizin tavan olması gereken bir yer orası. Bende Ege’de okuyan biri olarak araba kullanacaksam mecbur o yoldan gitmek zorunda olacağım. İşte bu şekilde yıllarca korka korka bu yaz tamam dedim yetti artık. Beni yetti dedirten şey o kavşak değil dikkatinizi çekerim bu yaz yalnız başıma yazlıkta kalmak oldu #) Otobüs yok! Aslında varda inince baya yürümek gerekiyor ee bavul falan sırt çantası derken + İzmir sıcağında yürünmez yani. Ee market servisleriyle de hayat geçmez. Sonunda tamam dedim. Evin önünde boş arabamız var. Neden kullanmıyorum. Ben neleri yendim bir trafik mi beni bezdirecek. Olayımız bu gazla başladı ve bu hafta ilk dersleri bitirdim =) Düşünün yani döner dönmez verdim parayı hemen yazıldım kursa ;)  Aklıma koyduğum işi yaparım ben yaa. Bir de bu ehliyet işi bana hayatım boyunca lazım olacak. Stajdı falan derken sanayilere gidicem. Kız başıma oralara otobüs/dolmuş olmuyor. Denedim, çok yorucu oluyor. Böyle olunca atlıcam arabama ohh mis gibi gidicem. Yaz sezonunu kapattığımıza göre (arada kaçarım ya ben neyse) artık önümüzdeki yaza kaldı bu durum. O zamana kadar direksiyon falanda biter tam olur ;) Havaya gel şimdi: annemlerle her sabah bölüme giden ben, bu sene kendi arabamla gelince millet dicek zengin bu kız #)

İşlerimiz güçlerimiz bitmiyorrr sayın izleyiciler =) 3.sınıf olduk bu sene. Söylerken bile bir tuhaf oldum. Bu dönem Erasmus’la giden çok arkadaşım var. Yavaş yavaş azalmaya başladık desem yeridir. Geçen gün Çikomla konuştum da “Kalan sağlar bizimdir.” dedi. Tatlı çocuk, kafa nasıl çalışıyor =) Biz bu arada napıcaz biliyor musunuz?! Onlar oralarda dersleri sayılıp sayılmayacağı ya da dersleri verip veremeyeceklerini düşünürken biz tasarım uzmanlığı kursuna başlıcaz. Bunun hakkında çok fazla bir şey yazmıcam yani şimdilik ;) Haftaya kayıtlar derken iki hafta sonra bölümler açılacak.

Vayy bee bitti tatil işte. Efkarım büyüdü sığmaz içime #)

Bunların yanında seçmeli derslerime bakıp bir karar vermeli, yazın yapacağım zorunlu sanayi stajım için CV di mektuptu başvurusu yapmam ve bazılarını bizzat gidip elden vermem gerekiyor. En azından fabrikaları, adreslerini ve kriterlerini geçen aylarda araştırmış, çıktılarımı dosyalamıştım. Bu anlamda işim kolay görünüyor.
Karıncalar bile böyle çalışmaz. Çalışıyoruz efenim. Devam devam ;)

Bence şimdilik bu kadar yeter. Şimdi spora gitmem (ahanda bide bu iş var) sonra hazırlanmam ve kız kıza eğlenmeye çıkmam gerekiyor ;)

3 Ağustos 2011

Bir Dönemin Sonu Bir Başka Dönemin Başlangıcıdır

Uzun süredir bir türlü karşılaşamadığım ve görüşemediğim bir arkadaşımdan nişan haberi aldım. Öyle böyle değil, 4 sene liseyi beraber okumuş ve sonra kazandığımız üniversiteler farklı illerde olduğu için ayrı düşmüş ve şimdilerde arkadaşım nişanlanmış. İnsana ilk duyduğunda bir garip gelse de düşündükçe ayrı bir mutlu oluyorum, yüzümde kocaman bir gülümseme oluyo =) Hatta o bu olayı söylerken ben bir sürü plan yapmaya bile başlamıştım.  Durmadan söylüyorum üzerimde şu sıralar bir duygusallık var diye… Bu haberi alınca da sevinç yerini hüzne bıraktı bir an. Büyüdük biz yaa… O kadar büyüdük ki artık nişanlanıp daha sonrasında da evleneceğiz.
  
Nerde o eski okuldan kaçtığımız kaçarken ise tellerden atlarken dizimizi kolumuzu acıttığımız, hocaları sinir etmek için almanca saçma sapan cümleler kurduğumuz, sırf bahçede on tur atmamak için numaradan birbirimizi düşürdüğümüz, asi olacağız diye uyuşturucu kitaplarını karıştırdığımız, sıra kavgaları yaptığımız, erkek muhabetleriyle son noktayı aşındırdığımız, yaşadıklarımızı paylaştığımız, stad dans görevlerinde birbirimizi idare ettiğimiz, törenlerden sonra saçı açık okula girmek yasak olduğu için birbirimizin saçını kapıdan geçene kadar topladığımız, makyajımızı kapıda kontrol ettiğimiz sonra içeri girince kızlar tuvaletinde tazelediğimiz, Şebnem Ferah şarkılarını ezberleyip sözlerini ise sıraya döşediğimiz sonra da bu dizelerin arasına kopyaları sıkıştırdığımız günler…

Bunları bu şekilde yazınca bir an da olsa yaşadıklarımız çok uzaklarda kaldı. Şimdi benim arkadaşım yakında evlenecek öyle mi. Sık sık yazıyorum ki kendimi alıştırabileyim. Böyle filmlerdeki gibi nedimeleri mi olacağız biz şimdi onun =)) Gözümün önüne geldikçe bi tuhaf oluyorum =)

Benim için evlilik, biriyle yaşamak gibi düşünceler ne kadar uzakta olsa arkadaşlarımı bu şekilde gördüğüm zaman “Acaba?” diyorum.

Bugün bir yarışma gördüm ve katılmak istedim fakat yarışmanın 18 yaşını geçmemiş gençler için olduğunu fark ettim. Böyle dedikleri zaman “Büyüdün artık kızım sen” diyorum kendime. BÜYÜDÜN… Büyüdük mü gerçekten? Arkadaşımın nikâhın da ağlayan taraf olacağım kesin. Kız tarafı hep ağlarmış zaten =)) Yavaş yavaş bu tarz şeyleri de öğrenmeye başladım, hehe :D  :D

Bu yaz o kadar bereketliydi ki evlenenler, nişanlananlar… Bol bol düğünler, eğlenceler… Hiç sıkılmadım valla =))

Bu haberi aldığım zaman bir şeylerin geride kaldığını fark ettim.
Bir dönem kapanmıştı artık.
Nostalji ya da anılardan bahseder olacağız bir süre sonra.
Geçmişi konuşup güleceğiz, bol bol hatta en büyüğünden kahkahalar atacağız.
Büyük bir masada oturup birbirimize bakacağız ve sadece gözlerimizle anlaşacağız.
Sessiz sessiz uzun bir konuşma yapacağız.
Saatler ilerledikçe hüzün çökecek üstümüze ve gecenin sonunda herkes kendi evine dağılacak.
Sonuç olarak yeni bir dönem başlayacak.

Bu yeni dönemi hüzünle karşılasam da aslında çok mutluyum. Bu mutluluğu ise buradan herkesle paylaşmak istedim. Ne diyebilirim ki yaşlandıkça duygusallaşıyorum galiba =))

21 Ağustos 2010

Evcilik Oyunu Bitti. Sıra Nikahta!

Bundan önceki yazımda "Evcilik Oyunu" nu ne kadar çok severek izlediğimi yazmıştım.ama artık hiç izlemiyorum çünkü favorim olan Kendi & Yiğit çifti ayrıldılar.neden yarıldılar hiç bilmiyorum ama benim fikrime göre her yarışmacının! belli bir süre bu oyunda kalması gerekiyo ve sonra ayrılıyo.

Ayrılırken gene kendilerinin diğer çiftlerden farklı olduklarını kanıtladılar ve kavgasız, gürültüsüz, modern bir şekilde ayrıldılar.
Onları tebrik ediyorum.
İşte bu yüzden, onların ayrılmalarından beri programı izlemiyorum.

Ayrılmalarını gösterdikleri bölümde haftanın en sevilen çifti seçilmişlerdi hemde "%90" oyla.yani benden başka seven kişilerde vardı.
Şöyle bir forumlara bakınca bayağa bi seveni varmış favorilerimin ;)))

Kendi & Yiğit ayrılınca hemen yeni bir çift sokmuşlar yarışmaya.

Adları Serdar & Eda.Ben bi yerden çıkaramadım kişileri ama belki siz bilirsiniz.Şahsen pek umurumda da değil.Adam türkücüymüş sanırsam çünkü habire türkü söylüyo =S

Taylan & Sevilay çifti desen, olgun iki insan.
İlişkilerinde ne istediklerini biliyorlar ve o şekilde birbirlerine davranıyorlar.

Ozan & Nilay ise hala kavgalı bir ilişki içindeler.

Amann sıktılar resmen.

VEEE SON DAKİKA HABERİ: Şuan bu yazıyı yazarken TV açık ve Show tv yeni bi yarışma daha yayına sokmaya hazırlanıyormuş.

Adını söylüyorum: Nikahta Keramet Var.


Show TV yıllardır evlilik programlarıyla ün yapmış bi kanal olarak, bu konuda kendini (Her bi yeni yarışmayla) aştı diyebilirim. Benimle evlenir misinler, kayınvalideler falan filan hep bu Show TV'nin marifetiydi maşallah. Şimdide,
"Evlenme çağına gelmiş, genç, güzel bir kadın mısınız?"
ya da
"Genç kızların kalbini çalacak yakışıklı bir erkek misiniz?"

sorularıyla programın fragmanını yayınlamaya başlamış bile. Sonunda da "Annenizden onay alıp "Nikahta Keramet Var" diyorsanız, mutluluğu Show TV ekranlarında bulup 500.000 TL ödülün sahibi olabilirsiniz!" diyerek bitiriyorlar. Yani aslında geriye dönüş var gibi biraz ne dersiniz?

Evlilik!!!
Türk yapısında önemli bir konu ve bu konu üzerinden her türlü yarışma ya da eğlence programı çok kolay bi biçimde yapılabiliyor. Bunu da beklicem ve bakıcam. Gerçekten kızlar güzel, erkekler yakışıklı mı?

Kızları manken, oğlanları da mühendis falan seçip "Evlenin" mi dicekler yeniden?
Çok merak ediyorum işte.