31 Ekim 2010

Hayrettin


Bu adam beni çok güldürüyo yaa =D
İyi ki program yapmaya başlamış diyorum.
Eğer bu zamana kadar programını izlemediyseniz haftaya cumartesi izleyin bence ;))








Peki kendisini nerden tanıyorum?

İlk olarak Doritos reklamlarında görmüş ve sevmiştim.
Daha sonra "Gelecekten Bir Gün" sinema filmini izlemiş orda da beğenmiştim. İşte böyle izleme durumlarından sonra uzun bi süre onu ekranlarda görememiştim.

Dün Star TV'deki 4.programını izledim. Hayrettin'in video yorumlarına zaten gülüyorum ama bazı gizli kamera şakaları yok mu, izlerken gözümden yaşlar geliyo =))))

İzlerken bizim türk insanı direk mizaha çok uygun diyorum.hem tip olarak hemde olaylara verdiğimiz tepki olarak.

 Mesela dünkü programında adamın biri dolmuşa biniyo ve şaka başlıyo.bütün dolmuş Hayrettin ve ekibi. Sadece bu son binen kişi kurban =) adama türlü türlü şeyler yaptırıyorlar ve adamda bunları yapıyo.şahsen Böyle bişey bana yaptırılsa ben bi afallarım sonra ne oluyo derim.

http://www.startv.com.tr/Hayrettin/webtv/hayrettin-minibuste-2-1778.html?WebTVKategoriID=54
http://www.startv.com.tr/Hayrettin/webtv/hayrettin-minibuste-1657.html?WebTVKategoriID=54


Bir başka gizli kamera şakasıda şöyle:
Bi otel asansörü var ve siz asansörü bekliyorsunuz.
asansör geliyor ve kapıları açılıyor.
İçinden diskovari dans eden tipler var ve hiç sizi takmadan dans ediyorlar. =))) 
En çok bu şakayı seviyorum.bazı kişiler kaçıyo, bazılarıda N'oluyo burda dercesine bakıyo =))
Ben böyle bir durum olsa direk gülerim.bence sizde öyle yapın,gülün geçin ;))


Hayrettin'in bir başka gizli kamera şakası ise, İbrahim Tatlıses'in eskiden çektiği bi filmdeki sahneyi günümüzde canlandırması. Tam bi izle izle eğlen videosu =)) ben en çok bu videoda saçlarına kopmuştum.insanlar deli deyip uzak duruyorlar ya, ay allahım =))

http://www.startv.com.tr/Hayrettin/webtv/hayretin-flut-saka-1723.html?WebTVKategoriID=54



Dünkü programda Ali Ağaoğlu'nun videosuna benzer video çekmiş onu gösterdi.buda favorilerim arasına şimdiden girdi.
http://www.startv.com.tr/Hayrettin/webtv/hayrettinin-hedefi-1777.html?WebTVKategoriID=54


http://www.startv.com.tr/Hayrettin/webtv/sevdigin-kiz-abi-diyince-1728.html?WebTVKategoriID=54
Bu bebeğede kıyamam ben yaa.o nasıl bir alt çene ve dudak sallamadır. =)
Üzülüyorum ben böyle ağlayan çocuk görünce.

İşte izlerken kopacağınız bir başka video.En sona sakladım =)) belki face de falan görmüşsünüzdür.çünkü bi ara çok paylaşıldı. Türkler resmen herşeyi yapmak istiyo ama olmaz abicim.izleyin ve sizde hak verin. Bu nasıl bi şeydir =))

http://www.startv.com.tr/Hayrettin/webtv/superman-1729.html?WebTVKategoriID=54

Ayrıca sıfatlara ise dikkat:  
1) Rokete benzer bir cismin içinde
2) Kriptonun reisi süpermen
3) Maziden çıktım evladım
4) Süpermenlerin sonuncusu
5) Hz süleymann zekası
6) Herkülün kuvveti
7) Atlasın tahammülü
8) Zeusun selameti
9) Aşilin cesareti
10) Merkürün sürati

 


Herkese bol gülmeli haftalar diliyorum =))
bide bu yazıyı okuyan herkesten bana sınavlarımda şans yollamasını diliyorum =))



28 Ekim 2010

Mimlenmişim ...2

   
Mail lerime uzun süredir bakmadığımı fark ettim ve şöyle bi girip bakıyım dedim.
Ve  oda ne???
Ortalarda bir yerde birinin bana mim yolladığını gördüm.
Silinmeden yanıtlayayım bari =))
Seviyorum böyle soruları cevaplamayı zaten =))


Hangi işleri yarım bırakırsın yada bıraktığın neler var?
Bazen ödevlerimi ya da sınavlara hazırlanmayı genelde yarım bırakırım. Cuma keman dersinden sonra eve gelip yatar ve haftasonu hiç keman çalmam =))

Yakın zamanda kaybettiğin biri var mı?
Evet var. Kuzenimi kaybettim.

En ağır bulduğun, sana dokunan bir yemek var mı?
Şu yağlı yağlı yapılan yemekleri yiyemiyorum ve tabi hazır pastalarıda. =(

Cinsellik ve aşk anlamında unutamadığın biri var mı?
Cinsellik için bir şey diyemem ama AŞK anlamında unutamadığım bir kişi var =))

Çocukken sevdiğin çizgi filmler?
Bugs Bunny =))
Çok seviyorum kendisini. Onunla beraber havuş yerdim ve konuşmasını taklit etmeye çalışırdım ;))

Blogger'a ne zaman kayıt oldun? Kim vesile oldu? Nereden duydun?
Aslında 2007 yılında Blog’umu almıştım ama içinde hep Almanca yazılarım vardı ve Almancamı geliştirmek için almıştım. Sonra o sitenin başına bir şeyler  geldi ve bütün yazılar gitti. Üzüldüm ve bir süre siteyle ilgilenmedim ama sonra içimdekiler ve yazıp yayınlama isteğim yeniden başladı. Sonuç olarak, 2009 yılında farklı bir isim, amaç ve yazılarımla “Kakaolu Profiterol” ü açtım.

Çok paran oldu neler yaparsın?
Aslında yapmak istediğim bir sürü şey var ama ilk 5 maddeyi söyleyebilirim ;)

1.       * “Jeep Cherokee Red River” alırım.
2.       * En güzelinden_param çok yaa =)_bir stüdyo daire alır ve içini döşerim.
3.       * Miami’ye gidip Ami James’i bulup ona MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün imzasını yaptırmak istiyorum.
4.       * Paris’i görmek ve gezmek istiyorum.
5.       * Güney Kore’yi karış karış gezmek istiyorum.
=)))

Bütün soruları cevapladım =))
Şimdide birkaç link veriyim bari ;))

Kasetçinin Dükkanı serdarsen35 

24 Ekim 2010

* Aşk Nedir??? *

Öylesine,
bir anda aklıma geldi
ve
sordum arkadaşlarıma

“Aşk Nedir Diye???”

Acaba onlara göre neydi?
Ya da
ne olmalıydı???

İşe aldığım cevaplar:

Buket:  Bana göre aşk karşılıksız olunca vardır ya da platonik olunca.Kavuşunca aşk biter, sevgi başlayabilir.Ama ben de sevgi de bitiyor bir süre sonra =)) Ama şuan platonik aşk içindeyim sanırım. =) _Canım benim yaa =)_



Binnur:  Nedir ki? Nedir aşk bi anlam veremedim.Hele yeni ayrılınca... _Dengesiz arkadaşım benim =)_



Burak:  Dolabımdaki en sevdiğim T-şört, düşük beklediğim sınavdan yüksek aldığım not, sevmediğim bir insanın dayak yediğini öğrenmem. =)) _Tam Burak'dan beklediğim bir cevap=)_



Hazar:  Aşk, hayatın sana sunduğu en güzel ve en çirkin duygudur. _Sessiz sessiz duran arkadaşıma bakar mısınız?Romantik çıktı ;)_



Dilara Ece: Sanırım pimi çekilmiş bir bombayı elinde tutmaktır.Fena tehlikeli çünkü #) _Jelibon'umun verdiği edebi cevap ;_



Nage: Bence aşk diye bir şey yok, aşık da yok bu yalan dünyada hiç birşey tam anlamıyla tanımlanamaz asla. _Şu sıralar sevgilisi var =) cevabını değiştirmek ister mi acaba? =S_



Selin: Aşk diye bir şey yok tatlım yalan yalan =)) _içten işte... =)_



Ergun:  Beğendiğimiz tiplere hayalimizdeki karakteri oturtmacadır. _Ergun'dan arada bir cevap.Tam ondan beklediğim gibi =)_



Irmak:  Bence aşk farklılığa uyum sağlamaktır, çoğunluktur. Sonuçta herkes birbirinden farklıdır ve iki kişi birbirine uyum sağlamaya çalışır =) _Irmak, hep aynı tipleri ve İLİ seçen arkadaşım benim ;))_



Ali:  Bence aşk biriyle birlikteyken yalnız olabilmektir. Çünkü o senin bir parçan hatta sensin. _Kendi içinde farklı ama dışarı faklı görününen kişi =)_



İlhan:  Dudağını öptüğünde içinin kıpır kıpır etmesi, onunla geçireceğin bir saatin bile kişinin kendisine yetmesi. Elini tuttuğunda bir kıvılcım kopması, insanların içinde göz göze bakabilmek. Sarılıp el ele uyuyabilmek, kavga etsende bir çözüm bulup barışmak. Tek kelimelik bir şey istiyorsan eğer aşk, "hayatı iki bedende yaşamaktır". _En uzun cevap İlhan'a ait.Bu cevap bu kadar uzun çünkü ben bu soruyu sormadan hemen önce sevgilisiyleymiş.Biraz üzerine denk gelince döktürmüş arkadaşım =))_



 İşte cevaplar bu şekilde.
Sizinde kendi cevabınız varsa öğrenmek isterim =))



 

Niga Epseodo Jal Haenael Su İsseulkka?

İçimdeki sıkıntının sebebini bilmiyorum.
Bir kaç gündür bu sıkıntıyla yaşıyorum ama nedenini ve nasıl başladığını çözemedim.

Parçaları kaybolmuş bir yap-boz misali binbir parçadan oluşuyo sanki bu sıkıntı.
Hepsinin yerini bulsam zaten herşey  ortaya çıkacak.
Ama bazıları kayıp,
 bazılarını da ben bilerek yerine koymuyorum.
Korkuyorum.
Endişelerim var ve tabi kaygılarım.

Yeni bir başlangıç.
Şimdilerde bilmediğim bu yeni yolda yalnız yürüyorum.
Hazırım sanıyordum ama değilmişim.
Galiba ilk parça bu.
Peki ya ikinci parça?

20 Ekim 2010

Çoban Yıldızı...




Evet, bugün senin doğum günün ve biz bunu ilk kez ayrı geçirmiyoruz ama şöyle bi fark var, sen artık yoksun aramızda.
Eskiden ayrıda olsak bilirdim senin orda olduğunu.
Gittiğimde görebileceğimi...
Arkamdan çıkacağını...
Bir selamla herşeyin değişebileceğini...
Ama onlar yok artık.

Her gün başka bir acıyla seni hatırlıyorum. yüzümü güldürecek kimseler yok yanımda ya da aramızda geçenleri anlayacak biri.farklı bir his bu...senin olmadığını hatırlıyor ve yeniden ağlıyorum kuzenim.

Yaşarken anıları iade edememek ya da yaşamamak o kadar acı ki.bu yazıyı yazarken gözümün önüne geliyo bütün yaşananlar.

Biliyor musun, dün İzmir'de 2 gün aralıksız yağmur yağdı.
Hemde sabahları gecelere, geceleri gündüzlere bağlayarak.
Bitmedi göklerin sesi, yerlerin sallanması, evleri aydınlanması...
Ben mi??? 
Ben ise ağladım.
Hemde çok.
Biliyorum bizim ağlamamızı istemezsin sen.yüzündeki gülümsemeyle hatırlamamızı istersin ama öyle olmuyo işte.
Her yağmur bize seni hatırlatıyo Arif.
Her gürleme ya da ışık...
Yağmurun eski zevki yok artık hayatımda.
Üzüntü ve acı veriyo bana.
Ellerimi açıp damlaları hissetmek istemiyorum.
Bunu yapmak bana seni hissettiriyo.
Yağmur yağarken de kaçtım.kimden ya da senden mi bilmiyorum ama kaçmak daha doğru geldi bir an.
İndirdim panjurumu.
Çektim perdemi.
Kafamı dağıtmak istedim ve ders çalışmaya çalıştım ama olmadı.

Bilgisayara girdim ama elim senin sayfana gitti.yazıları okudum, tekrar resimlere baktım ve yeniden geçmişimizi hatırladım. Tabi tekrar kötü oldum. Kitap okumak bile iyi gelmedi bana.

Sonunda içtim...içtim ki kafam dağılsın.
Sonrada ağladım.Dayanamadım, açtım perdeyi ve panjuru...izledim yağmuru. her bir ışıkla biraz daha ağladım.boşalttım içimde birikenleri. rahatladım mı hayır.
Bugün senin doğum günündü.biliyorum ama sayfanı açamıyorum. onun yerine sana şarkı gönderdim.

Teoman - Çoban Yıldızı...

Sana o kadar yakışan bir şarkı ki bu, bence aynı seni anlatıyo.

2 gündür aralıksız yağan yağmur bugün durdu Arif.
Senin için durdu.

Sabah evden çıkarken yeniden dinledim bu şarkıyı.
Okulda ise aklıma geldi ama tuttum kendimi.
Sahte gülümseme yerleştirdim yüzüme ve hayatıma devam ettim.
Kimsenin bilmesini istemedim.
Sorular sorulmasın, teselli edilmesin istedim.
Yaşadıklarım bana kalsın, anılar benim olsun.


Arif, seni unutmayağım.
Sen benim kuzenimsin belki ama aslında abimsinde.
Çocukken yaptığımız yaramazlıkları da unutmayacağım.

Bir arkadaşım, en yakın arkadaşını kaybettikten sonra şöyle demişti bana: O günden sonra hayatı 2 kişilik yaşamaya başladım.
Bu kısa zamanda o kadar çok kişiyi kaybettim ki Arif, artık kaç kişilik yaşıyorum bilemiyorum ama onların arasında en önemli yeri sen kaplıyorsun.

Sana en yakışan şarkı olan Çoban Yıldızı'yla arınmak istiyorum.
Gözlerimin dolmasına bakma sen.
Gene duygusallığım tuttu işte...

3 Ekim 2010

^ Kampüs ^ ...4

O kadar heyecanlı bi ilk güne hazırlık yazısı yazdım ki şimdide 2 haftayı bitirdiğimi bildirmeyi kendime ve size borç bildim =))

Bitirdim ama nasıl bi bitirme acaba??? ben mi bitirdim yoksa o mu beni bitirdi hiç bi fikrim yok =) karışıklığın arasında yuvarlanıp gidicem sanırsam.Blog'umu da  Face'den takip eden arkadaşlarım olabillir, o yüzden yazdıklarım ve yazacaklarım için bi söz ya da herhangi bi tanımlama yapamam.istediğiniz yere çekin  =))


İlk hafta tanışma olarak geçti aslında. sadece matematikçi ders işledi. O da nasıl bi dersti anlamadım.düşünün salı günü sabah 9.30 matematikle başlayıp akşam 17.00 a kadar devam ediyoruz. sonrasında zaten ders yok ve ben evime gidip 2.80 yatıyorum.tam uyuma moduna giriyorum.ödevleride cabası.kendisinin dersi + ödevler birleşince soğudum resmen salı gününden.



Benzer durumda kimya dersi için geçerli. pazartesi günü sabah 8.30 kimyayla "Günaydın" deyip 12.15 de "Hoşçakal" diyoruz.normalde kimya derslerini severim ama hayatım boyunca düzgün bi kimya hocasıyla karşılaşamadım ki.Ortaokul, lise ya da dershane...hiçbiriyle anlaşamadım. şimdide üni de aynı durumla karşı karşıyayım.hoca resmen hayattan bezmiş gibi. bi kelime söyleyip direk off ya da uff çekiyo...sanki zorla orda gibi.bi de blok ders yapıyo iyice sıkılıyoruz.kiminle konuştuysam aynı durum geçerli.hatta başka şeylerde var ama onları emin olmadan yazamam...o kadar değil yani.biraz merak edelim =)


Peki organik kimyacıya ne demeli?
Hoca ilk günden kurallarını sıraladı:
-Derse devamsızlık yapılmayacak.
-Raporun bile olsa "yok" yazılırsın.
-Her ders sözlü var.
-Cevap vermek zorundasın, ona göre günlük notunu alırsın.
-Ders notlarını satın almalısın.
*alanlarında isimlerini istiyo.
-"Sınavlarımdan 45 i zor alırsınız" dedi.
*"Dur" dedim içimden "bismillah" de be hoca. daha ilk gün.
-Başkasının yerine imza atmayın, asistanlarım sizi sayacak.
-Yanlışınızda bitersiniz
-Ben derse girdikten sonra kapıyı kilitlerim.
...
liste aslında uzuyo da o kadar da değil yani.

Sanırsam ben fizik hocasını çok sevdim.
Normal miyim bilmiyorum ama sevdim Faruk Hoca'yı =))
Fizik hocalarıyla daha iyi anlaşıyorum sanırsam.ayrıca üni ye gelince şunu anladım; benim fiziğim iyimiş.
Lisede falan düşük notlar alırdım, hırs edip yüksek notlar aldığımda oldu.sonuç olarak onların hepsi beni bir yere getirmiş.fiziğin ve hocaların kuralları + aldığım düşük notlar sonucunda hiç soğumamışım dersten :)) karşınızda aslında dönem ödevi olarak -lisede- fizik soru bankası bitirmiş bi kişi duruyo ;))
Tabi bu yazıyı okuyup, Fizik hocam olan Faruk Hoca'nın hiç kuralı yok mu sanıyorsunuz?? Eğer böyle düşünüyorsanız BÜYÜK bi yanlışın içindesiniz demektir. Faruk Hoca'nın kuralları diğer herkesin kurallarından daha sert ama sanırsam ben buna alışabilirim =) deneyimlerim var. geçmişteki hocalarım sağolsun.kampta iyi yetişmişim =))
Faruk Hoca'nın kurallarını bütün bölüm biliyo. Kime sorsan ayını cevabı alıyorsun.
İşte o kurallar:
-Derste düzgün oturulacak.
*bunun ne demek olduğunu herkes biliyo herhalde =))
-Cep telefonları ortada olmayacak.çantanın en dibi hariç.
-Derste konuşmak yasak.
*konuşursanız çok ama çok büyük bir azarlama sonucunda sınıftan atılırsınız
-Derse geç kalınmayacak.5dk bile değil,hiç kalınmayacak.
*kalırsanız önce sınıfa girersiniz azarı yeniden yer dışarı çırarsınız.
-Yoklama hep alınır ve başkasının yerine imza atamazsınız.
*asistanlar sayıyo yani gene kaçış yok.
İşte en kötüsü: -Derste su içmek Yasak!
*tam 1 saatlik ders süresinde hiç su içmek yok.
-Derste gerinmek ya da esnemek de yasak.

İşte böyle kuralların sonunda ben Faruk Hoca'yı sevdim =))
Sanırsam bölümdeki en iyi ders anlatan kişi gibime geliyo =))

İki önem verdiği ilkesini vermeyi unuttum:
1.Saygı
2.Bilgi
"Bildiğini her zaman net bil!" de gene hocanın sözü.

Bu hafta yorulmama sebep olan bi diğer ders ise "Doğal Lifler".Hocamız derste konuları anlatmak için grup çalışması yapmamızı istedi ve bu grup çalışmasının notlarından birini de birbirimize anlattığımız ve hocaya verdiğimiz dosyalarımızı sınıfa dağıtmak geliyo yani aramızdaki bilgi alışverişini ne kadar iyi yaparsak o kadar iyi bir şekilde grup olarak geçebilicez.bu da toplamı %10 etkileyecek.aslında en kolay olan şey gibi görünsede aslında zor bir işlem.beni yoran iş işte burda başlıyor: bu görevi gönüllü üstlendim.neden yaptım, çünkü kimse sınıfta tam olarak birbirini tanımıyo toplamda 60 kişiye yaklaşan bi sınıfız =S  Eee durumlar böyle olunca bende herkesin adını, soyadını ve e-mail adreslerini alıp sonra onları word belgesi yapıp, farklı formatlarda bana verdikleri adreslere yolladım.ayrıca Face de grupta açtık.isteyenler üye olabilir diye. işte bu iş beni perşembe günü yordu.kimseyi tanımadan isim ve adres almak gerçekten zor.günün sonunda 54 kişiyi tamamlamıştım =))) geri kalanlarda grubundaki arkadaşlarından öğrensinler adresleri.Gruptan bi kişi bu görevi yapacak zaten.

Bide cuma gününe fasulyeden bilgisayar dersi çıktı.Ne güzel perşembe günü son saatti. sonra cuma öğleden sonra boştu ama hoca sınıfı kalabalık bulunca! 2 grup yaptı ve cuma öğleden sonraya bi grup daha koydu.
Benim Süper Şanslı kaderim beni cuma gününe çıkardı...
Bilgisayar dersinden sonra akşam 7 de de keman dersim var.bu senede kemana devam.akoru bozulmuştu sonra ailemde yaşadığım kayıplar sonucunda keman çalmak içimden gelmemişti ama dersler başlayıp onun o sesini duymak beni yeniden canlandırdı.

Kemanımı ve sesini seviyorum, beni canlandırıyo ve mutlu ediyo.
Dersten çıkıp Karşıyaka'da denizi izlemek...İşte bütün haftanın yorguluğu o anda yok oluyo.

Yüzümde oluşan gülümsemeyle biniyorum otobüse ve geliyorum evime  =))

Tarkan - Öp Öp Öp Öp Do-ya-ma-dım :)


Tarkan'ın albümünü uzun uzun yazmıcam. Zaten yazmayada halim yok, sağolsun üniversite beni yeterince yoruyo ve sanırsam bu nedenle Blog'umu da boşladım ve yazdıklarımı yayınlayamıyorum. Aslında nete gircek zamanıda bulamıyorum.aman allahım durum vaziyet kötü mü ne? =S  =)) Ama olsun fırsat elime geçti ve direk burda aldım soluğu =))) herşey sizler için...hahaha :))

Gelelim Tarkan'a...albümünü dinleyen var mı bilmiyorum ama ben dinledim ve gerçekten güzel bi iş olmuş. bu kadar uzun süre beklemenin sonunda sonuç "Güzel". daha önce onun uyuşturucu işiyle ilgili haberlerine getirdiğim yorumları geçmişten bulabilirsiniz. Bakıyorumda Tarkan, basında çıkan haberlerden ve yaşadıklarından ders almış gibi sanki.

Peki bunu nerden anladım derseniz, şarkılarının sözüne bakmanız yeterli.




Yazmak istediğim konu aslında hem bu konuyu kapsıyor hemde "ÖP" şarkısını...


Şarkınınn sözlerine bakalım öncelikle;

"Bu yeni bende kim
Aynada bakıştığım
Bu yeni ben, ben miyim?
Kendimle tanıştığım
"  ben bu sözlerden direk yaptıkları sonucunda değişen bi Tarkan'ı görüyorum. Değişmiş ve bu değişimine kendisi bile inanamıyo.

"Dünümle bugünüm
Can ciğer kuzu sarması
Geç oldu temiz oldu
Geçmişimin kanaması
" burdanda gene geçmişi ve bugünün karşılaştırması var. Hani eskileden -artık hala var mı bilmiyorum.- Tarkan'ın bi karma felsefesi vardı. "İyilik yap, iyilik bul " anlamında. İşte o karmanın sanki meyvesini şimdi yiyormuş gibi hissettiğini anlıyorum =))

"Yıkadı günahlarımdan
Beni masumiyeti
Cennetten gelen
Bir melekti sanki
" belki sondaki anlam kişileştirme olabilir ama geneline baktığımda gene burda da karma felsefesini sezebiliyorum.



"Her şeyim tastamam
Yapmaya çalıştığım
Yazlığım kışlığım
Bide yanına yakıştığım
Dünümle bugünüm
Can ciğer kuzu sarması
Geç oldu temiz oldu
Geçmişimin karması
" bu dizeler ise artık herşeyin tamamlandığı ve dediklerimin doğrulandığı yer.



 
Yıkadı günahlarımdan
Beni masumiyeti
Cennetten gelen
Bir melekti sanki
 
Ben o şelale saçlara
O ay o hilal kaşlara
Süzme bal dudaklara
Öp öp öp öp doyamadım
Sütten ak o gerdana
Bir çıkarki meydana
Gelde uyma şeytana
Bak bak bak bak duramadım.

Şarkı ilk dinleyişte biraz seksapalite kokuyo kabul ediyorum hatta klibide buna müsayit çekilmiş ama geneline baktığınızda ve birazda kurcaladığınızda aslında öyle olmadığını anlıyorsunuz.

Burda Tarkan'ın avukatlığını yapmıyorum ama içimden gelen ve bunun gerçek olduğunu söyleyen bi ses var..


Ayrıca klibi izlerken Tarkan'ın yaşlandığını fark ettim. uzun bi aradan sonra kliplerde görmek, yeni albümüyle konserlerini izlemek farklı bi duygu.Yeni nesil için yaşlı olan Tarkan, bizim nesil için -ki onun için bağıran kız arkadaşlarım vardı- o TARKAN dı yani ;)))

Tarkan'ın kuzu kuzu klibi yüzünden 23Nisan çalışmalarında azar bile işitmiştim.
Efendim olayda şöyle olmuştu: okul olarak stada gösteri için gitmiştik ve stad bildiğiniz kumdu.yeni çimenler ekilmeden önce toprağını değiştirmişler ve biz dans provalarını yaparken çimenler ezilmesin diye de ekmemişler.o zamanlarda Tarkan'ın kuzu kuzu klibi ortalığı sallıyordu.
Neyse işte biz geldik servisle ve indik girdik stada dans ediyoruz. öğle arası oldu, mola verdiler ve stadda kuzu kuzu çalmaya başladı.milletinde gazıyla çıktım stadın ortasına ve başladım Tarkan'ın dansını yapmaya.klipteki şu kuma tekme atıp bütün kumu havalandırdığı sahneyi yaptıktan sonra mikrofonla güzeell bi azar işitmiştim.hemde adım ve okulum duyurularak =)))

Bu anımı ne zaman anlatsam hep yüzümde bi tebessüm oluyo =)))
Hiç pişman değilim.Gene olsa gene yaparım =)))


                                                           Ahh ahh Tarkan...  =))