1 Ocak 2011

Zaman hiç durmamıştı...

 
Artık geçmişimi bırakmalıyım.
Hayatımda “eski” olan her şeyin özgür olması lazım.
Ben bunu bugün saatim kırılınca anladım.
Öylece düştü yere ve kırıldı…
Geriye sadece akrep ve yelkovanı kaldı.
Birlikte ve hiç bir şey olmamış gibi
yelkovan hareket etti, akrep ise onu takip…
Zaman hiç durmamıştı.
Bu olayda ise üzülen ben olmuştum.
Neler yaşamamıştık ki biz beraber.
Şimdi düşününce yaşadıklarımızı anlatacak kelimeleri bulamıyorum.
En iyi ifade yaşanmışlıkların bende oluşturduğu his.
Tarifsiz bir üzüntü var şimdi üstümde.
Hele sabahtan beri azalmayıp
Artan heyecanıma bir şey demiyorum.

Nerden çıktı şimdi bu?

Aslında saatim kırıldığı zaman hayatımın nasıl değiştiğini fark ettim.
Ve bu nedenle üzüldüm galiba…
Sevip de kaybettiğimiz insanları bilmek, buna alışmak ve bu hislerle yeni bir yıla girmek…
Ne kadar hızla geçiyor zaman.
Ağlamak istedim ama yapamadım.
Kendimi tuttum ve sıktım.
Sokaktayım ve insanların bakışlarından kaçıyorum.
Biliyorum yüzüm asık ama şimdi yüzüme sahte bir gülümseme yerleştiriyorum ve derse giriyorum.
Çünkü biliyorum ki bunu dışarı yansıtmak bana hiçbir zaman iyi gelmeyecek…


NOT: Bu yazının üzerine Hülya Avşar'dan Sonsuza Dek parçasını dinledim ve bence sizde dinleyin...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)