8 Kasım 2012

Tatil Güncesi …8 (Part2)

Sabah olunca bi baktım benim CEVİZ gelmiş =) CEVİZ de 3. köpeğim. Ona neden “Ceviz” diyorum bilmiyorum. Rengi siyah-beyaz hâlbuki =)) Onu görünce aklıma ceviz geliyor #) Kendisi sokak köpeği aslında ama o kadar muhlis, o kadar zeki ki anlatamam. Bi kere komutların hepsini anlıyo. Yat/otur/gel/git her şeyi ya. En güzel yanı da kedilerin peşinden koşturmuyor (Bu özelliğini neden sevdiğimi yazımın sonunda anlatıcam.). Onun en büyük isteği sevgi. Bütün gün sevsen de hala sevilmek istiyor. Sen böyle bahçenin ortasında dur. Hemen gelir senin arkandan poponu dürter hani ben buradayım der. Mesela evden çıkalım bir yere gidelim hemen takılırlar peşimize. Özellikle de CEVİZ =) Biraz önden gider, durur, bakar sonra hemen yanına gelir. Seni bekler. Ne versen yer garibim. İlk gördüğümde (2 hafta önce) çok zayıftı. Hatta bu gelişimde onu görmeyi ummuyordum. Sokak köpeği ya gitmiştir diyordum ama gitmemiş. Sabah gelmiş, bahçe kapısına oturmuş ve kalkmamızı bekliyormuş. Biz kalkınca hoplamaktan zıplamaktan yorgun düştü =) Bu gidişimde onlara tarak aldım. Üçünü de taradım ama en çok sevinen CEVİZ oldu. Böyle patileriyle hep bacaklarımı tuttu. Kıyamam onlara yaa. Üçü de birbirinden zeki, birbirinden ayrı özellikleri var. Size sırf onları anlatan bir yazı yazıcam aklımda;)

Sadece köpeklerim mi var sanıyorsunuz benim?! Son sayımda ortaya çıktı ki 5de kedim var =) Evet, kendileri 5 adet =))) Siyah-beyaz olanla onun kardeşini daha önce yayınlamıştım. Hah işte onlara ek 3 tane daha geldi (Hebici kardeş #)). İçlerinden biri var ki ki ben ona “2 Numaram” diyorum, tam bir sevgi arsızı. Önce bacağa sürünüyo, bakıyo takmıyorum hemen kucağıma geliyo hala bakmıyorsam kolumu çekip dirseğimi yalıyo =) Yaa bu hayvanların hepsinin tek isteği sevgi. Sokaktaki hayvanın yemek belki ilk isteği gibi görünebilir ama bence ilk istekleri sevgi.

Böyle günler geçti ve Pazar gecesi oldu. Ben kedileri besledim, köpeklerimi doyurdum ve eve dönmek için yola çıktık. Arabaya atladık gidiyoruz derken evin altında durduk. Belki dedim peşimizden geliyorlardır. Baktım yok gelen falan. Neyse dedim, kedilere sarmıştır onlar. Sonra aniden bir PAT sesi duyuldu. Bizim VELET, benim kapıya sen iki ayağını daya ve arabaya girmek için kuyruğunu salla! Anne dedim VELET burada. Aa nasıl gelmiş o dedik ve arabayı sürmeye başladık. Bu sefer de arabanın önüne atlamaya başladı. Bir sol teker, bir sağ teker derken ezilecek diye korkmaya başladı. Sanki gitmeyin ya da beni de götürün der gibiydi. Tabi bizdeki duygusal yoğunluk tavan olmaya başladı. Bu şekilde giderken “Anne hızlan.” dedim yoksa ezilcek. Ve annemde hızlandı. Biz hızlandık bu arkamızdan gelmeye devam etti. Nasıl koşuyo ama. Sonunda arkaya bakamadım ve bir yerden sonrada arayı açtık. Annem, ben, babam ağlıyoruz. Bir süre konuşmadık, konuşamadık ki! İçimiz parçalandı onun o koşarken ki haline. Öyle bir sahne düşününki Belgin Doruk çocuklarını arkasında bırakır ve taksiye atlar gider. Çocukları arabanın arkasından anne anne diye koşturur ama bir yerden sonra yorulurlar ve geride kalırlar. Belgin Doruk ise arabanın içinde ağlar. Aynı böyleydik bizde. Bize yetişemesin yoksa hiç ayrılamayız diye gaza bastık. Şehirdeki evim bahçeli, sakin bir yerde olsa alıp bakarım ama ne yazık ki değil.

İçimiz buruk ayrıldık yazlıktan. Dün gece onun koşarak bizim arabaya yetişmeye çalıştığı hali girdi rüyama =((( Çok üzüldüm yaa çok etkilendim :’( Resmen sevgi istiyorlar. CEVİZ bile arabaya eşya taşırken gideceğimizi anladı hayvanda habire kapının yanında durdu. 2 hafta sonra vizelerim başlamasa ve bu haftasonu işimiz olmasa yemin ediyorum annemleri de alıp giderim yazlığa.

Size bi şey itiraf ediyim mi? İleride böyle bir evimiz olursa bahçesinde erik ağacı olsun, dikeyim isterdim. Oda anneannemin köydeki evinde ulu bir erik ağacı vardı. Öyle bir ağaçtı ki o eriklerini dökünce her yer yapış yapış olurdu ama gölgesi de serin olurdu. Kimse kesmezdi, kıyamazdı derken yıllar geçti biz büyüdük ve büyükler yaşlandı. Biz köye gidemedik. Yıllar içinde benim ağacım küstü, kurudu ve çürüdü sonunda da kesildi. Bir dönem son bulmuştu o kesildiğinde. İşte bende öyle bir ağaç istedim evimde. Bizden önceki sahipler dikmiş bi tane erik ağacı. Evi aldık sonra fark ettik. 1 senede de ağaç ulu olma yolunda boyunu yarıladı. Ne kesmeye kıyabiliyorum ağacı ne de budamaya.

Kedilerim yatıyo dallarında. Köpeklerden kaçıyorlar. Yumruk gibi erik veriyor. İlk dileğim gerçekleşmiş oldu böylece. Diğer dileğim ise kuş evim olmasıydı. Onu inş. bu yaz yapıcam. Üçüncü dileğim ise böyle bir evim olursa köpek ya da kedim olmasıydı. Şimdilerde 3 köpeğim ve 5 kedim var. Allahtan istedim bir göz, o bana verdi 8 göz =) Onları beslemek, sevmek, koşturmak, konuşmak o kadar rahatlatıcı ki. Karşılıklı negatif enerjimiz atıyoruz. Kendimi işe yarar hissediyorum. Hayvanları doyurmak bende manevi rahatlama yapıyor.

Öyle işte… Havalar soğumaya başlamışken lütfen sizde sokaktaki hayvanlar için bir kap koyun. Ayrıca sokakta gördüğünüz her köpekten korkmayın. Onların ilk tepkisi acaba bana vuracak mı şeklindeymiş. Ama siz sevince, sizden sevgisini esirgemezmiş. Ben bunu CEVİZ ile kanıtlamış oldum.

NOT: Fotoğraflar şahsım tarafından çekilmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)