Geldik mi ikinci güne
;)
Mainz o kadar yeşillikli bir yer ki ilk gün oksijen çarpması
oldu kabul #) Evler müstakil. Pek apartman yok. (Yukarıdaki fotoğraf sokağımın fotoğrafı.) Millet bisiklete biniyor.
Bisiklet yoluyla, otobüs yolları ayrı ayrı. Türkiye’de yapılmaya çalışılan ama
çalışıldıkça yolların içine edilen sistem ve düzen burada var. Yayalar kırmızı
yanarken geçmiyor. Aynı şekilde bisikletliler de. Herkesin kurallara uyma
durumu had safhada. Neyse ki bende ülkemde uyan biriydim de burada yabancılık
çekmiyorum. Araba kullananlar var ama çok değil. 65-70 yaşındaki ninelerle
dedeleri de bisiklete binerken gördüm ya artık gözüm açık gitmem! Nineler çok şık ama
;) Kumaş pantolon, ceket, broş ve yapılı saçlarıyla etrafta geziniyorlar. Bi sabah
6-7 arası bir de gece 22:00’dan sonra koşanlar oluyor. Onu da nerden biliyorum?
Bir gece önce gelmiş ve sabah erkenden kalkmıştım. Türkiye ile aramızda 1 saat
fark var. Biz daha geriyiz. Eee durum böyle olunca sabah erkenden kalkmış gibi
oldum ve giydim üzerime eşofmanlarımı, çıktım dışarı. Bu yeşillikli,
koruluklarla dolu sokaklarda koştum. İnsanın spor yapası geliyor. Sonra bi
baktım benim gibi koşan bir sürü Alman var. İşe gitmeden önce spor yapıp öyle
gidiyorlar ya da gece çıkıyorlar. Her köşe başında kilise ve arkasında mezarlık
var.
İşte böyle spor yaptıktan sonra eve bi geldim yicek bi şey
yok! Hemen alırsın cüzdanını ve sırt çantanı gidersin alışveriş merkezine. Pek
yemek yiyen biri değilim ama aç olduğum için liste yapmadan gittim. O gün
aldıklarımdan sadece yeşillikler bitti. Diğerleri hala duruyor. Size biraz
alışveriş hakkında da bilgi vereyim. Öncelikle burada öyle bizim marketlerdeki
gibi bol bol naylon poşet kullanamıyorsunuz. Adamlar doğada onların
kaybolmadığını bildikleri için sana parayla satıyorlar. 10, 20 ve 50cent e
alıyorsunuz (Kendimi doğa düşmanı gibi hissettim.). Sırt çantama ne kadarını
sokmaya çalışsam da 2 büyük poşet aldım tabi. İlk gün demiştim ama “Bu insanlar
neden her yere Pazar arabalarıyla gidiyor?” diye. Demek ki bundanmış =) Eve
kadar onları elimde ve sırtımda taşıdığım için ertesi gün omuzlarım ağrıyordu.
Şöyle bir ağırlıkları toplayınca ergen bir gencin ağırlığı yapıyor #) Soldaki fotoğraf Mainz Johannes Gutenberg Üniversitesi'nin girişi.
Açlıktan ölmemek için hazır pişmiş köftelerden aldım. Salak gibi
içinde ne var okumadım. Hâlbuki ondan önce aldığım ne varsa hepsinin içini
okumuştum.
Eve geldim onları ısıttım,
yedim bi güzel ohh.
Ardından neymiş ki bu
dedim? Hani güzel bir şeyse sık sık alcam yani o mantıkla soruyorum kendime!
Hazır olun!
DOMUZ ETİ çıktı!
Bendeki yok artık,
olmaz falan gibi tepkilerimle yemiş bulundum.
İşin ilginç yanı
tadını beğendim dostum #)
Her gün yenmez çünkü normal et gibi değil tadı. Biraz balık
gibi, öyle pişince koyulaşmıyor, yumuşak bir et. İkinci günde yedim ben o
köfteleri. Battı balık yan gider deyip hehee =)) Günahsa girdik artık napak =)
Sonraki günlerde tavuk tavuk! En iyisi o. Neden mi çünkü tavuğu haşladığın
zaman suyuna çorba yapıyorsun ve çok bereketli oluyor ;) Tek başına yaşayanlara
benden tavsiye olsun bu. Suyuna çorba yapın, hazır çorbada olur yapın için.
Dışarı falan çıkarken sandviç yapıyorum. Kafelerde zaman geçirip yemek
yemiyorum. Onun dışında bal kavanozumu yıkadım ve içine çorba koyup arada onu da
kullanıyorum. Halis muhlis içinde ne olduğunu bildiğim şeyleri yiyorum. Zaten sizde
göreceksiniz Almanlar çok kafelerde bir şey yemiyorlar. Onlar daha çok “Biergarten”
dedikleri yerlerde içiyorlar. Saat, sıcak fark etmiyor onlar için. Nerde
meyveli yoğurt, ilginç peynirler var hepsi marketlerde. Sade yoğurt bulana
kadar bakmadığım raf kalmadı. Alınca da Alman bir kadın bana çok ilginç bir
bakış fırlattı. Hala o bakışı anlamış değilim. Yabancıların bizim ülkeye gelip
neden yoğurt yapan makineyi aldıklarını anladım. Adamlarda yok! Adamlarda sade
diye bir şey yok. İşin güzel yanı burada light olan ürünler ucuz, tam benlik ;)
Alışveriş, spor, yemek derken sıra geldi sokağımı, mahallemi gezmeye. Jelibonumun
yanına gittim. İnternetim daha o zaman olmadığı için annemlerle onun odasından görüştüm,
bayramlarını kutladım, arkadaşlarımın maillerine cevap yazdım ve sonra odama
geri döndüm. İlk gün Frankfurt’tan aldığım Frankfurt Havaalanının haritasını,
otobüs, metro saatlerinin olduğu broşürü, Frankfurt haritasını inceledim.
Sağdaki fotoğraf Gutenberg Üniversitesini'nin içindeki bir sanatsal çalışma. Kulak ve salyangoz birleşmesi. Nedendir sevdim ben ;)
xoxo
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
İçinden geldiği gibi yorum yap ;)