9 Nisan 2012

Nisan Yağmurları Ouvv Çok Güzel...


Ne güzel bir gün dimi?!
Kuşlar, böcekler ve bir anda hatta hiç ummadığım bir anda gelen telefon =)

Şimdi İzmir’de yaşayanlar neresi güzel Allah aşkına dışarıda gök gürültülü yağmur var diyebilir ya da trafik bu kadar yoğunken neyin güzelinden bahsediyor bu kız da diyebilir. Her şeyiyle kabulümsünüz.

Bütün bu sıkıntı, üzüntü, heyecan ya da hayatın karmaşasının arasında
bir şekilde yer bulmuyor muyuz
ya da
bize buldurmuyorlar mı?!
Böyle bir gündü işte benim de günüm.

Alakasız bir saatte öylece etrafıma bakınıyordum. Belki de sabah erken saatte girdiğim vizeyi düşünüyordum. Arkadaşımın da aynı saatte bir başka vizesi olduğu için beni haberdar etmesini bekliyordum. Sadece onun mesaj atmasını… Bütün bu iç huzurumun ortasında bir anda telefonum çaldı. Ve ben açayım derken telefonu kapattım. Arayan kişi ısrarla bir daha aradı ve bu sefer direk açtım hem de dersin ortasında. Neyse ki hoca çok fazla takmıyordu. Bende biraz çabuk biraz da panik modunda konuşmaya başladım. Hatta açtığımda biraz sert birazda kaba konuşmuş olabilirim. Bunu muhabbettin ilerleyen zamanında sevimli bir hale dönüştürdüm. Kurtarma çabaları =) Size bir şey itiraf edeyim o zaman; normalde beni biri aradığı zaman heyecanlanıyorum. Hâlbuki saatlerce mesajlaşabilir, mms yollayabilir, mail atar yani telefonumla her türlü şeyi yaparım ama iş konuşmaya özelliklede arandığım zamanki konuşmaya gelince orada duruyorum. Açmadan önce kendime çeki düzen veriyor, sesimi düzeltiyor ve gülerek açıyorum. İstemsiz bir şekilde sanki karşımdaki beni görecekmiş gibi bir havaya giriyorum. Herhalde görüntülü aramaya en kolay ben geçeceğim. Daha kimseyle görüntülü konuşma yapmadım ama eminim arayan beni düzgün bir halde bulacağı için o konuda sorun yaşamam =)

İtirafımı da yaptığıma göre konuya geri dönebilirim.
Sonuç mu???

İstediğim bir şirketin mülakatlarına çağrıldım =)) (Hatta arayan bayan bana bir haftadır ulaşmaya çalıştığını ama ulaşamadığını söyledi. Ne önemli bir insanmışım ben ya)

İsmini şimdi veremeyeceğim, nedenini biliyorsunuz. Bana biraz zaman verin mesela iki hafta gibi… Sonra size söz, İstanbul maceramla beraber mülakat maceramı da anlatacağım. Umarım bu da geçen seferki mülakat gibi olmaz.

İşin gerçeğini söylemek gerekirse (işte ikinci itirafta geliyor) bu işi çok istiyorum. Burs başarı ve plaket almak istiyorum. Ne kadar da şifreli konuştum dimi =) Evet, farkındayım ama şimdilik gizli kalması gerekiyor. Yarın sabah 7.15 gibi yola çıkmam lazım. Ki ben sabah bu saatte kalkıyorum. Yolda uyursam bir de durağı kaçırırsam off hayat işte o zaman tam bir aksiyona döner benim için. Böyle durumlarda keşke araba kullansam diyorum. Benim bütün işlerim tersine ki! Evin önünde araba duruyor ama ben ehliyetim olmadığı için kullanamıyorum falan filan.

Yeri gelmişken vize haftama bugün itibariyle başlamış bulunuyorum. Normalde iki haftalık buralardan yok olurdum ama bugünkü sevincimi yazmazsam ve sizle paylaşmazsam olmazdı. Eksik bir şeyler olsa da devamı güzel olur inşallah =))

Şimdilik ben kaçar.. Yarın zaman bulabilirsem size mülakatı da yazarım. Genelde umutla girdiğim mülakatlar hep bir tuhaflıkla bitiyor ama olsun.

Aman herkesin canı sağolsun.

Nasıl olsa bendeki bu hırsla dağları devirmicem mi?! İşte böylede megaloman biri olduğumu göstermiş oldum. Alkışlar Z.S a gelsin lütfen =) Beni seviyorsun beni gerçekten seviyorsunuz =))

Şaka bir yana hepinize iyi günler… Saate bakmayın gününüzü doya doya yaşayın ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İçinden geldiği gibi yorum yap ;)