18 Haziran 2011

Mimlenmişim ...6

Artık yazılarımı okuyanlar benim mimlerimi geç yayınladığımı biliyorlar =) Bunu isteyerek yapmıyorum ama böyle oluyor kusura bakmayın.

Bu sefer öyle değil ama işte =)

Elimizde cevaplamamız gereken sorular var. Mimin yanıtlarını ise 1 hafta sonra yayınlıyoruz. O zaman başlayalım ;)

1- Şehir dışında bir yürüyüşte nefis çileklerle dolu bir tarlaya geldiniz. Mideniz guruldamaya başladı ve etrafta kimsecikler yok. Siz ve bedava öğle yemeği arasında sadece bir çit var. Çitin yüksekliği ne kadardır?
1metre


2- Bahçeye girdiniz ve çilekleri yemeye başladınız. Kaç tane çilek yediniz?
Çatlayana kadar yiyecek halim yok herhalde =) en fazla 15 tane =))


3- Birden çileklerini çalmakta olduğunuz çiftçi ortaya çıktı ve size bağırmaya başladı. Kendinizi savunmak için neler derdiniz?
Ağzım doluysa önce onları bir seferde yutarım, yakalanmayalım dimi =) sonra şey ben deyip başlar ve çok güzellerdi der bide özür diler hatta duvardan geri atlar çıkardım =)


4- Tüm olan biteni bir kenara bırakıp söyleyin, çileklerin tadı nasıldı? Ve çilek çalma maceranız sona erdikten sonra kendinizi nasıl hissettiniz?
 Biraz pişman. Yakalanmasaydı her şey iyi gidiyordu ya =) aç iseniz her şeyin tadı güzel gelir ee tabi bide buna kaçak bir şekilde yapmayı da ekleyin alın size NEFİS ÇİLEKLER =))  bunları dedikten sonra pişman mıyım hakim bey? Hayır.. Gene olsa gene yaparım hehe =)


Klasik Mim bitirişimle bitiriyorum.
İsteyen mim sorularını alıp yazabilir.
Bana bildirir.
Bende okurum, yorum atarım, mutlu olurum =))

12 Haziran 2011

Akılda Kalan Sorularla Yılın Sonu

Sonunda ilk seneyi bitirdik. İyisiyle kötüsüyle bitti. Tabi hala açıklanan dört dersimde olsa ben umutluyum. Yaz okuluna kalmak falan istemiyorum. Vizelerde iyiydim de finaller de artık beynim sulandı. Ee bana da hak verin. İlk hafta da 7 sınava girerek ki bu dersler statik, fizik, kimyasal lifler gibi baba dersler olduğu için cumadan itibaren başım ağrımaya başladı. En son bu şekilde ağrıdığı zaman sanırsam ÖSS ye hazırlanıyordum =)) kendi kendime uzun zamandır çalışmıyor muydun kuzum diyorum =) bakalım sonumuz ne olacak? Bu yaz ehliyet almayı da kafaya koymuştum ama böyle giderse onu gene ertelemek zorunda kalabilirim. Sonumuz hayrola =)

Yıl biterken gene yeni kararlar aldım. Arkadaşlık, dersler ve seçimlerim hakkında. Bir kere insanlara gerektiği kadar değer veren biri olan ben bunu bu sene biraz yıkmıştım ama şimdilerde yeniden uygulamaya başladım. Sonuçta insanların sizi kullanma amaçları olabiliyor ki siz bunu sezdiğiniz anda zaten bir dur diyorsunuz. Peki size şöyle bi soru sorsam ya da olay üstünden anlatsam ne dersiniz?

Düşününki her şey yolunda gidiyor, çevrenizdekilerle mutlusunuz ve gülüp eğleniyorsunuz sonra bir an oluyor ki karşınızdaki kişiler size tavır koyuyorlar. Sizi gittikleri yerlere çağırmıyorlar ya da sizin davetinizi yalan söyleyip yapacak gibi yapıp o an geldiğinde yapmıyorlar. Bunların nedeni eğer davet edilen yere gitmememse üzgünüm ama benim hayatımda kısa bir süredir varsınız ve önceliklerim değişebilir. Kendinizi bulunmaz hint kumaşı sanmanız ise o kadar saçma ki.

Bazen en yakın arkadaşınız en büyük düşmanınız olabilir. Sırlar ya da paylaşılan şeyler bir anda size karşı kullanılabilir. Kimseyi kendime düşman yapmak istemem. Kinci değilim ama etrafımda ben kinciyim diyen birini duyduğum da ise direk soğuyorum. Aslında bu etrafındaki kişilere direk yapılan bir tehdit. Sözsüz bir anlaşma aslında bu. Buna tavrınızı koymadığınız zaman evet deyip imzalamış oluyorsunuz ve haklarınızdan feragat etmiş oluyorsunuz. Ben tavır yapana gidip sormam neden böyle davranıyorsunuz diye. Neden sorayım ki, eğer bir sorunu varsa ve tabi bu sorununu cesaretini de toplayıp sorabilecek şekilde gelirse gelsin, dikilsin karşıma ve söylesin sorununu. Tabi benim de ona karşı bir cevabım olacaktır. Bundan korkuyorsa zaten cevabımı ve yaptığının yanlışını da biliyordur. Zaten hep derim kız arkadaşlarımdan çok erkek arkadaşlarım vardır diye. Erkeklerle olmaz böyle sorunlarınız ama biz kızlar arasında zamanla kıskançlık başlıyor. Sonra saçma sapan bir sürü sırları paylaşmalar ve sonunda da o kişiyi kendine bağlama çabaları. Ya benim sırrımı başkasına anlatırsa korkusu..uff ne saçma bir düşünce bu. “Kişi kendinden bilir işi” sözü buna en uygun olanı sanırsam. İnsanların arkadaşlık anlayışları o kadar farklı ki.

Peki ya siz kız arkadaşlarınızla konuştuğunuz konuları sevgilinize anlatır mısınız? Bunu erkeklere sormuyorum çünkü onlar böyle bir şey yapmıyorlar ;) bayılıyorum sizin bu davranışınıza.

Bu tarz bir davranış en sevmediğim şeydir. Sevgilim bana gelse ve X le neler yaptınız, ne konuştunuz dese üstü kapalı bir şeyler anlatır ama asla arkadaşımın özelini anlatmam. Sonuçta o benim arkadaşım ve bana güvenmiş, benimle konuşmuş, bir şeylerini paylaşmış. Onu muhabbet konusu yapmak kadar salak saçma bir şey olamaz. Konu kıtlığımı çekiyorsun kızım yaa.. ondan sonra ben seninle bir şey konuşur muyum ya da söyler miyim. Bunun cevabını oturup düşünmeli insan.

Düşünüyorum ve yeniden düşünüyorum ama yaşadıklarımdan sonra gene farklı yüzleri fakat aynı olayları yaşamaya maruz kaldığım için işin içinden çıkamıyorum.

Kesin üzerimde bu tarz olayları çeken bir mıknatıs var #)


2011 Seçimleri

Bu benim üçüncü seçimlerde oy kullanışım. Bilinçsizce mi kullandım? Hayır!

Ne kadar ülke meselelerini duymak beni üzse ve strese soksa da dinledim, araştırdım sonunda da gittim oyumu kullandım. Bakalım sonuçlar ne olacak?

İçimden ne kadar da AKP’nin gitmesini istesem de neden bilmiyorum gene onlar iktidar olacakmış gibi geliyor. Bu ülkeyi şu partili bu partili, Karadenizli, Doğulu ya da GAVUR İZMİR’li şeklinde bölmeye çalışanları istemiyorum. Bu kişilerin gitmesini istiyorum. Alın işte açıksa söylüyorum. Ne suç ne de düşüncelerin yasaklanması… Her söylediğiniz sözle damarlarına bastığınız zaman suç olarak algılanıyorsa nerede bu özgürlük ya da demokrasi diye sorarlar adama.

Bir şeylere ön isim takmak onların anlamını değiştirir mi sanıyorsunuz? Ilımlı islam ya da açılım… Bi anlamlara geliyor mu ya da anlamlarını bilen var mı? Halk açılımın ne olduğunu anlamadan sınırdan girdiler. Hem de türkülü halaylı… Ölen gencecik şehitlerimizin arkasından hala düzelemeyen ailelerin sinirlerini bu şekilde bozmaya ne hakları var. Ve şimdilerde o şekilde girenler dağlara kaçtılar. Hele o hapisteki adam yok mu… Onunla konuşmakta nedir yaa. Neden muhatap alınır? Adını bile anmıyorum o kadar saymıyorum işte.

Sıkıldım artık çarkın bu şeklide dönmesinden. İster gene iktidar olsunlar ister olmasınlar ama ben onları sevmiyorum. Bütün koydukları yasak ve diretmelere rağmen açıkça yeniden söylüyorum ki onları sevmiyorum…

Peki size başka bir şey daha söyleyeyim.

Bu seçimlerin bu seneki bize maliyeti 246 milyon 298 bin 170 lira.

Bunun üzerine bir şey söylenebilir mi allah aşkına???

Ya da durun söylenebilir:

Biz mi seçime girdik yoksa seçim mi bize???

8 Mayıs 2011

Sinan Akçıl Atma



Sinan Akçıl kim diye sordum geçenlerde kendime, onu nasıl tanıdım ya da hayatımıza nasıl girdi? Bunda magazin haberlerinin etkisi oldu mu? Tabi ki de oldu. Sizi bilmem ama ben onu ilk olarak İzel’in sevgilisi olarak tanıdım. Daha sonrasında yaptığı besteleri duymaya başladık. İşte tam bu sırada “Yaş 15” diye bir yarışmada jüri oldu. Bununla da kalmadı ve Hadise’yle beraber olmaya başladı. O sıralarda Hadise şöhretinin doruklarında ve ekranların aranan yüzü konumundaydı. Hatta bıktığımı belirten bir yazı bile yazmıştım o zamanı anlatan. Sonunda ne oldu peki, herkesin de bildiği gibi Eurovision’a katıldı. Şarkısını kim besteledi tabi ki de bizim başrol oyuncumuz Sinan Akçıl. Eurovision da 1. olacağız gibi sözlerden sonra birinci olamadık ve bu büyük sözler yalan oldu vesaire.

Ben o dönemden şöyle bir şey hatırlıyorum. Magazinci Sinan Akçıl’a “Hadise’yle ilişkiniz de ne kadar ciddisiniz?” diye soruyor ve onun verdiği cevap ise “Eurovision’a bağlı” oluyor. Zaten sonunda da olaylı bir şekilde ayrılıyorlar. Bundan önceki İzel’in albümünde de aynı şey olmuştu. Albümün promosyonu bittiği zaman onların da ilişkileri bitmişti.

Peki, şimdi neler oluyor? Beyefendimiz yeni albüm çıkarmış. Bu da yeni moda oldu. Şarkı yapanların kendi albümlerini çıkarması. Soner Sarıkabadayı ile yükselişe geçen bu modaya Sinan’da uymuş anlaşılan. Albümü dinlemedim ama şu sıralar en fazla radyolarda ve tv de gördüğümüz parça Hande Yener ile olan düeti “Atma”. Şarkıyı şahsen beğenmedim. Zaten çok fazla da düete benzemiyor. Dinlerken en fazla kulağa Hande Yener’in sesi geliyor. Sanki bestecisiyle düet yapmış da kendi albümüne koymuş gibi bir durum olmuş. Bu albümde de gene bir aşk söylentisi var. Hande Yener ile Sinan sevgiliymiş hatta aynı evde kaldıkları falan söyleniyor. Ne kadar doğrudur bilemem tabi. Bu onların hayatı ama bunu bilen magazinciler şimdilik inkâr ettiklerini söylüyor. Bence bu da diğer iki bayanla yaşadığı olay gibi olacak. Promosyon bitince ilişkileri de bitecek. Sadece arkadaştık diyecekler. Klasik magazin oyunları işte.

Şarkının sözlerine baktım da şimdi şöyle bir yer var: Bana Yanlış Yerlerinden Atma… bu nasıl bir cümledir yaa. Sen bu kadar uzun geçmişi olan bir bestecisin ama böyle sözler yazmak… hiç yakıştıramadım. Bildiğin kıçından atma dememişte kibarlaştırmış. Saçma… Şarkıyı mesela ingilizce yapsa milletimiz anlamaz ve bir süre müziği ile dans eder zamanını geçirirdi ama böyle saçma sözlerle olmuyor. Pop müzik demek gereksiz ve alakasız sözleri yan yana getirmek değildir


Hande Yener’in de şarkının bazı yerlerini söylerken ki sesine ise ayrı bir kılım. İzleyin, dinleyin bana hak vereceksiniz. “Ama Şunu Bil ki, Yine Yanıma Gelip” yerini sanki burnu tıkalı gibi söylemiyor mu? Tamam elektronik sound katmak istemiş olabilirler ama sesi orada biraz bozmuşlar yani fazla abartmışlar. Kaçmaz kardeşim benden kaçmaz…

Şarkıdan sonra klibine de birkaç sözüm var. Şimdiki kliplerde mantıksız sadece şarkının olduğu kliplerin moda olduğunu biliyoruz ama ben bunu bu klipte abarttıklarını düşünüyorum. Abi neden siz birbirinizi bu kadar savuruyorsunuz? Habire bir itme çekme, sağa sola savurma hatta bi ara elleri kafalarında saç saça baş başa giriyor gibiler. Hande Yener’in ise saçları çalı süpürgesi gibi sevmedim. Bu klipte soğudum Hande Yener’den ki ben onun yeniliklerini savunan bir kişi olarak artık yerinde saydığını düşünüyorum. Hele o elektronik dans adı verdiği bacakları önde beli arkada yürümesi yok mu… Sanki bacak boyu 2metre beli 30cm gibi yapıyo kendini.  Artık dansını da değiştirmeli. Yoksa Yıldız Tilbe gibi lanse edilecek, olan o olacak. Başka figür mü yok hep o hareket. Bak şimdi klibi izlerken aklıma bir şey daha geldi. Hande Yener neden kliplerinde hep savrulan kadını oynuyo acaba???  Ya savuruyorlar ya da odaya çekiyorlar. Böyle her yapılana karşı koyamayan bir kadın imajı var kliplerinde…

Sinan Akçıl’a geri dönersem ikisinin Beyaz Şov’daki performansını da izledim de o nasıl hareketlerdir öyle yaa… Sanki yılların popçusu gibi bir hali var Sinan’ın. Ceketi çıkarmalar, sallayıp kızların üzerine atmalar falan sonra kendinden geçmeler. Hayranlarına! ellerini uzatmalar. Hande ortamı hazırlıyo oda onun üstüne geliyo. Sonra Beyaz’ın yanına geliyorlar. Sinan kameraya eğiliyor sanli uslu çocuk gibi “Lütfen ya lütfen” diyor. Oradaki garip eğilme hareketini es geçmemek lazım. Aynı hareketi klibinde de görüyoruz. Açı gene tepeden tabi.  İşin garip yanı programa İzel’in de gelmesi ve yeni eski sevgilerinin orada bulunmasıydı. Albümde düetlerinin olması zaten ayrı bir şey de programa gelmeleri gerçekten çok garip.

Peki son olarak ise size Sinan’ın açıklamasını yazıyorum: Eurovision şarkı yarışmasına kendi gitmesi durumunda kesin birinci olurmuşuz.

Buna inanan var mı acaba? Birinci olmayı Hadise’yle katıldığın zaman yapsaydın. Bu tam bir yenilen pehlivan yenilmeye doymazmış sözleri. Bide bu birinciliği “Atma” parçasıyla gerçekleştirirmiş.

Ben insanlarda şunu anlamıyorum. Bir şey yapıyorsunuz bunu yaparken reklam kokan hareketler sergiliyorsunuz ve işler bitince de yaptıklarınızı kötülüyorsunuz. Peki, ilk zamanlarınızdaki o iddialı sözlere ne oluyor. Bunu neden dedim, şundan dedim. Sinan Akçıl en kötü şarkısının Hadise’nin seslendirdiği “Evlenmeliyiz” olduğunu söylemiş. Buna ne gerek vardı ki şimdi? Sanki biz dinleyenler bilmiyorduk. Habire Hadise üzerinden gündem yapmalar falan. Gereksizlik diz boyu.

Klibi izlemek isteyen için: http://www.youtube.com/watch?v=SxqntQv1fnc&feature=fvst
Beyaz Şov'daki performanslarını izlemek için: http://www.youtube.com/watch?v=MthHvzznqoU&feature=related


Biraz fazla eleştirel bulan olabilir ama bunlar da benim düşüncelerim.