19 Şubat 2011

Aklıma Takıldı İşte Ne Yapalım


Çok saçma ve çok gereksiz gelebilir ama bu sorunun cevabını 2 gündür arıyorum.

Sorum şu: Balıketli kadın ile kilolu kadın arasındaki fark nedir?

Başta da dediğim gibi çok saçma ve çok gereksiz gelebilir ama ben bu sorunun cevabını merak ediyorum arkadaş =))
  
  
Aslında her şey büyük bir toz bulutuyla başladı deyip konuya girmek isterdim ama oraları hızlıca geçiyorum. Bıla bıla bılaaa… geldik günümüze =))) O müthiş cuma! günümden sonra eve geldim ve TV’yi açtım. İzleyecek bişey ararken karşıma Kanal D’nin yeni yarışma programı “Bana herşey yakışır” ı gözüme kestirdim. Yarışmanın konusu şu şekilde, izlemeyen ve merak edenler için kısa özet veriyim. 5 bayan var ve bu bayanlara bir konsept veriliyor ve tabi bunun yanında 1000TL de para. Bu parayı yetirerek en güzel konsepti hazırlayan haftanın birincisi olup parayı alıyor. Aynı zamanda internet sitesinden de siz de kendi konseptinizi oluşturup, fotoğrafınızı yükleyip internet üzerinden yarışıyorsunuz falan filan. Hayli ilginç bir yarışma. Ben neden bunu ve tabi son gününde izledim, işte oraya geliyorum. Bu bayanlardan 3ü benim tabirimle kiloluydular. Ama onların tabiriyle balıketlilermiş. İşte olan bundan sonra oldu. Balıketli ve kilolu… Fark nedir yani kime balıketli denir? Teyzelerim 44 bedenin üstünde giyindiler ve kendilerine balık etli dediler =S    Bide o kalın bacaklarına bakmadan mini elbiseler denemediler mi? Allah’ım vurun beni yaa…


Yeri gelmişken ulusa sesleniyorum: lütfen kilolu bayanlar, fazlalıklarınızın olduğu yerlere yapışan kıyafetleri giymeyin. Hiç yakışmıyor. Mesela bacaklarınız kalınsa çok mini giymeyin. Diz hizası ya da hafif diz üstü yeterli olur. En kötü, toplayıcı çorap giyip ondan sonra giyinin ki biraz daha düzgün görünsün. Ya da göbeğiniz var ve baseniniz çok kalın ise lütfen düşük bel giymeyin. Hazır yüksek bel modayken gidin yüksek bel pantolon alın. Kemer alın toplayın, dikkati başka bir yere çekin. Ve gelelim en beğenmediğim kıyafet konseptine. Şu tayt ve kazak konsepti. Sevmiyorum ve herkese yakışmadığını düşünüyorum. Yakışana evet harika oluyor ama yakışmayana yorum yok! Giyiyorsunuz o kısa kazakları, hele bir de tayt bedeninize tam oturmamışsa ağı düşük oluyor ya da iç çamaşırı ona göre olmuyor falan filan. Yapmayın etmeyin göz zevkimi bozmayın… Bu kadar ulusa sesleniş yeterli bence =)))


Asıl konuma ve soruma dönersem, ben balıketliyi, arkadaşlarıma sordum ve işte size bir kaç cevap:

-Hafif kilolu kızlar _belki_
-Kilosu orantılı dağılmış bayanlar _sanmıyorum ya_
-Türk kızlarını tanımlayan sözcük öbeği. _bak bu güzel bir tespit_
-38-40 beden bayanlar. _doğru olabilir_
-Balıketli kızlar seksidir ve ele avuca gelebilirler _bu yorumu söyleyen arkadaşın o anki yüzünü hatırladığım için yayınlıyorum_

İşte tespitler bu şeklide ama ben genede tam bir şeye ulaşamadım. Yorum getirmek isteyene kapım açık =))

Yeni Dönem

14 Şubat saat 13.15 ile yeni dönemim başlamış oldu.


Herkesin de bildiği gibi ilk hafta tam anlamıyla bir alışma ve yorulma haftasıydı. Bu dönem geçen dönemden farklı olarak 5 yeni dersim daha var. Peki, bunlar neler? Statik, istatistik ki ben bunların isimlerini durmadan karıştırıyorum =) diğer üçü ise malzeme, ekonomi ve kimyasal lifler. Alan dersim bu sene var mı peki? Evet var, bir tek kimyasal lifler. Diğer bütün dersler bildiğin mühendislik dersleri işte. Bu kadar çok dersin ortasında bide iğrenç bir ders programım var ki kendimi alıştırmaya çalışsam da alışamıyorum. Aralarda bişeyler yapmalıyım ama ne???
Bide tabi bu sene ortalamamı yükseltmek için daha çok çalışmalıyım. İlk dönem biraz lise bilgilerim biraz da merakımla dersleri halletmiştim ama bu sene bilmediğim bir sürü dersin ortasındayım, bakalım sonumuz ne olacak? =))

Dönem başlarken en çok merak ettiğim ders ekonomiydi. Neden bilmiyorum ama ekonomiyi severim ben sanırsam ondan =)) Bütün gün Cnbc-e ekonomi ya da Bloomberg’in karşına oturup hisselerin iniş çıkışını izlerim. Bence bu ders bana kolay gelecek. Tabi bu kadar kesin konuşmak de istemiyorum.

Bu kadar uzun bir ekonomi girişimin üstüne cuma başımdan geçen olayı anlatayım size. Ders programım biraz saçma demiştim ya işte o saçmalık yüzünden bütün hafta merak ettiğim ekonomi dersini kaçırıyordum. Bir gece önce insan saat 3 de yatarsa tabi sabah kalkamaz =)) kalkamamanın yanında saatin alarmını da kapatınca sabah arkadaşın mesajıyla uyandım ve saat 10.06 ydı. Peki, benim ders saat kaçta, 10.30 =S    Hemen annemi aradım, amaç derse gidemeyeceğimi söylemekti ama meğerse annem o sırada evin arkasındaymış. Hemen 5 dk da giyinip annemin yanına gittim. İnanır mısınız annemi görünce cenneti görmüş gibi oldum =)) Derse 2 dk kala kapıdan girdim ama nasıl gittik ve nasıl vardık oraları hatırlamıyorum. Arkadaşlar “Uykudan kalmış gibisin” dediler, ee yalan da değildi zaten =)) Millet dersin uzun olmasından sıkılırken ben ayılma aşamasındaydım. Sonra eve gelince _evet, bütün bu heyecan 90dk ders içindi. Sonrasında başka ders yoktu_  sanki hiç uyanmamışım gibi hissettim, o anlar hiç yaşanmamış gibi geldi bana =)) Ayılmak için spor yaptım anca günü yaşayabilir duruma geldim =))

İşte yeni dönem böyle başladı.
Bundan sonra daha yorucu bir tempo beni bekliyor olacak bundan eminim işte.

Herkesin yeni dönemi hayırlı olsuunn =)))

11 Şubat 2011

Sır, Hışştt

Bayanlar ve baylar,
İşte size süper bir zayıflama yöntemini söylemek istiyorum.
Benim gibi sporu seven insanlar bile bunu bilmez, o kadar büyük bir sır anlayacağınız.

Yıllardır _12 yaşımdan beri_ spor yaparım. Önceleri sadece mekik ve şınav çekerken sonraları koşmaya başladım taki dalağım şişip koşmamı engelleyene kadar. Sonra voleybol, basketbol şu sıralar futbol geldi. Ama bunların yanında bisiklete de bindim ki hala binerim hem de 3 saat gibi uzun bir süre =)) evet yuh deyin =)) bunların yanında yemek yemeyi de seven bir insanım. Bu sevme öyle bi sevgi ki “Yaşasın Yemek Yemek” sözünü çok kullanırım mesela. Tabi yediklerimi eritmem gerek yoksa 100 kilo falan olmuştum şimdiye kadar. Ama değilim. Aslında ortaokula başladığımda bıraktım bütün abur cubur olan her türlü yağlı şeyleri yemeği ve hala da yemem. Bu sevmediğim anlamına gelmez tabi. Zamanı geldiğinde ya da ortam olduğunda yerim ama olmazsa da illa olsun demem. İnsan uzun süre bu tarz şeyleri yemeyince inanın artık canı çekmiyor. Bütün bu spor ve sağlıklı yaşam geçmişimden sonra size büyük zayıflama sırrımı açıklıyorum.

İşte geliyor: Callanetics.


İsmi saçma gelebilir ama inanın bunu bu yaz keşfettim ve uygulamaya da hemen başladım. Tek uygulayamadığım zaman vize ve final haftalarım oldu. Onun dışında her gün uygulamaya çalıştım. Normalde bu program 2 aşamalı ilkinin adı “Callanetics”. Bunu 19 saat yapmanız gerekiyor. 6 gün yapıp 1 gün dinlenmeniz tavsiye edilen yapma sıklığı ama benim gibi yoğun bir yaşantınız varsa bu pek uygun olmayabilir. Hele vücudunuz biraz kaslı ve spora alışık ise araya 2 gün bile girse sorun oluşturmuyor. Ben araya 2 hafta sokup sonra yeniden başladım ve kaldığım yerden devam edebildim. Sorun yok yani =) bu 19 saatlik program bittikten sonra “Süper Callanetics” e geçiyorsunuz ki bu da son aşama oluyor. Ben şuan bundayım ve 2.günümü bitirdim. İlk aşamayı rahat bitirsem de bu aşama beni gerçekten yoruyor. Peki, bu spor nasıl bir şey diye sorabilirsiniz. Hemen söyliyim bu bir aerobik. Ama bilindik aerobiklere benzemiyor. Hiç kullanmadığınız kaslarınızı kullanıyorsunuz ve ilk 4 saat hareketleri yaparken zorlanıyorsunuz bu aşamada vazgeçmek yok. Biraz karnınız falan ağrıyor ama sonuç için değer çünkü vücudunuzda gözle görülür bir erime ve değişimi görebiliyorsunuz. Bide uygun beslenirseniz harika olur =)

 


Sporu yaptıran ve bunu bulan bayanın adı ise Callan Pinckney.

Kendisi video çekilirken 47 yaşındaymış ama hiç göstermiyor =) İlk izlediğimde “bu bayan bunları nasıl yapabiliyor?” demiştim =)




 Bu hareketlerin en önemli özelliği sırta baskı uygulamadan yapılıyor olması. Hatta ilk yapışınızda kaslarınızı çok esnetirseniz bacaklarınız titreyebilir aman dikkat =)

Ben uzun zamandır yapıyorum ve demin de dediğim gibi 2.aşamaya geçtim ve farkı çok kısa zamanda gördüm. İç kaslarımın güçlendiğini, bacak kaslarımın geliştiğini ama bunun yanında şişmeyip inceldiğini söyleyebilirim. Normalde bisiklete bindiğim için kalınlaşmışlardı ve kaslıydılar ama şimdi üst kaslarda çalıştığı için daha güçlüler =)) Kaslı olmayı seviyorum =))

Sonuç olarak, herkese bu hareketleri yapmasını öneriyorum. Hatta bir kaç tanıdığım kişiye de bu videoları yolladım ama yaptılar mı diye bir daha sormadım. Bi ara sorayım bari ;)

Herkese bol sağlıklı ve bol sporlu günler diliyorum =))

*Yaparsanız sonuçlarınızı bana bildirirsiniz ;)

2 Şubat 2011

Mimlenmişim ...4


Finallerim bitip tatile girdiğim Cuma gününden itibaren dönem içinde yazdığım ama yayınlamaya fırsat bulamadığım yazılarımı yayınlayacaktım ama olmadı işte… 
Farklı sebepler falan filan…
İzmir’den ayrıldığım 3 günlük kısa tatil sonrası mail kutuma gelen Mim’imi hemen cevaplamak istiyorum :) 

Konumuz:  Vazgeçemediğiniz 5 şey.

1 Numara: Mp3’üm =) Hayatımın amacı zaten müzik. Beni tanıyanlar bilir, ben hiç kulaksız gezinmem. Belki de ilk maddeyi “Mp3&Kulaklıklarım” diye birleştirebilirim. Son teknoloji olan her şeyi takip edip ona göre satın almayı severim ve aldığım ürün ileriye yönelik olmalıdır. İşte Mp3’ümde bu şekilde. En sevdiğim özelliği de arttırılabilir hafızalı olması. Her haftasonu içini temizlerim ve 400 parça falan atarım. Düşünün artık ne kadar büyük bir hafızası olduğunu ve benim ne kadar çok parça dinlediğimi =)) ekranında piksel ölümü olduğunda tamire gitmişti de resmen gün saymıştım. Mağdurum da mağdurum durumundaydım =))

2 Numara: Telefon’um =) Benim ilk telefonum Sony Ericsson k300i di. 5 seneden fazla kullandım. Taki bu dönemin başında tuş takımı bozulana kadar. Kendi kendine milleti aramaya, mesaj atmaya falan başladıktan sonra değiştirmek farz olmuştu ve geçen ay Samsung Wave 525'i aldım. Hemide beyazını =)) Çok sevdim telefonumu. Hergün yeni bir özelliğini keşfediyorum. Kullanması da kolay ayrıca arttırılabilir hafızalı, dokunmatik ve Samsung =))

3 Numara: Lenslerim. Yıllarca gözlük taktıktan sonra lise son sınıfa geldiğimde lens kullanmaya başladım. Tabi bunda göz numaramın da etkilisi olsa da artık olmazsa olmazım haline geldi =)

4 Numara: Adidas ayakkabılarım. Benim aslında ayakkabı tutkum yoktur ama aldığım ayakkabıları da giymeye kıyamam :) Kutularında dururlarda dururlar… Yıllar sonra giyerim falan millet yeni sanır o şekilde bi durum =)) işte böyle bi durumda en çok kullandığım ayakkabılarım ise Adidas ayakkabılarım. O kadar çok giyiyorum ki patlayana kadar :) Sonra gene yenisini alıyorum ama olsun. Ben hiç converse giymedim ve giymeyi de düşünmüyorum benim için forever ADİDAS =)

5 Numara: Cüzdanım. Benim cüzdanım mini çanta gibidir =) ne ararsan çıkar içinden =) olmazsa olmazım bi duruma sahip kendisi :)


İşte benim ilk 5 im.
İsteyen kendisinin ilk 5 ini yazabilir.
Bende okurum, yorum atarım, mutlu olurum =))