22 Ocak 2011

Reklamlar


Bugünlerde televizyonda en çok takıldığım ya da denk geldiğim diyelim reklamlardan biri "Şölen Çikolata Biscolata Starz" reklamı. O nasıl bir reklamdır yaa...Kaslı, yarı çıplak oğlanlarımız kakao ile herşeyi yapıyorlar. İlk olarak ağaçtan kakao toplayan bir yarı çıplak oğlan ile başlıyoruz. Daha sonra aynı modda toplayan ve yıkayanı görüyoruz ki yıkayan adam yıkamıyo resmen sağ eliyle okşuyo =)
Sonra Biscolata Fabrikasına süt taşıyanları görüyoruz. Millet, sütçü esprisi falan yapıldığında rahatsız oluyo. Sen böyle bi sütçü modeli yaparsan ooo daha çok çocuk sütçüden mi sözünü duyarsın =) vee sırada fabrikanın içi var. ilk olarak hamur yoğuranı görüyoruz ki gene yandan yandan seksi bir gülümseme ile beraber. Çikolatayı koklayıp karıştıran ise halinden en mutlu olan bence =)) En sonda ise taşıma ve dağıtım yapanlar var. Kamyonu kullananın kaş hareketi süpeerr ;)

Ve sonunda ise sloganımız geliyor: "Biscolata Starz, hayatın tadını bilen kadınlara".


Bu reklamda benim en çok sevdiğim şey, reklamın müziği =)
 Aslında klipte oynayan oğlanlarımız genç iken parçayı söyleyen adamımızın yaşı var sanki =) Buldum, keşfetim, benden kaçmaz ;)

 http://www.youtube.com/watch?v=cdXLGz8W484

Bu linkten izlemek isteyen ise izleyebilir.

11 Ocak 2011

Mimlenmişim ...3

Bu mim biraz fazla kişisel sorular içerse de 3 tane gelince artık cevaplamak farz oldu =))


Hadi başlayalım bakalım (:

1. Kaç yaşındayım?
19. Böyle yazınca aklıma ilk çift basamaklı yıllarıma girdiğim yıl geldi (: yaşlanıyor muyuz nee??

2. İsmimin son harfi?
“U” =)) şimdi bu sorunun cevabını bilince ne olacak pek anlayamadım ama olsun hadi soruyu cevaplayalım =)


3. En sevdiğim renk?
Siyah, mor ya da kırmızı (: üçü de çok dominant renkler. Sıcak, soğuk ve siyah…


4. Kilom?
İşte bu mimdeki sevmediğim soru. Ne alakasız bişey yaa (: ama hadi söyleyelim 63.


5. Boyum?
1.70. farkındaysanız az ve öz ((:


6. Ailenin kaçıncı çocuğusun?
İkinci (: bi tane abim var, yuvarlanıp gidiyoruz =)


7. En sevdiğim şarkı?
Hiç kuşkusuz “Candan Erçetin – Sensizlik”. Yıllar geçmesine rağmen hala duyduğumda gözlerim dolar…


8. Esmer mi sarışın mı?
Duruma göre değişir ;)) ama genelime bakarsam KUMRAL  =)) ikisinin de arası.


9. Sigara kullanıyor muyum?
Hayır. Hatta kendi çevremde bu konuda savaşıyorum. Sevmiyorum kardeşim sigarayı. İçen kokuyo, sonra dişleri sararıyo falan. İstememem için bir sürü madde söyleyebilirim ama kısa kesiyorum ve ana fikri söylüyorum: Ben sevmiyorum.


10. Alkol kullanıyor muyum?
Arada sırada ((: tabi alkolik boyutta değil.

*Bir şey istiyorum: Lütfen bayanlar alkol alıp sonra kendinizi rezil etmeyin. Bir bayana o şekilde bir durum hiç yakışmıyor. Gördüm, tiksindim hatta sonra nefret ettim. Sınırında ve kararında kardeşim.


11. Çayı fincandan mı içerim, bardaktan mı?
İnce belli olursa tabi ki de bardaktan ama keyif yapmak istiyorsam özel takımlardan =)))


İştee bu mim de bu şekilde cevaplanmış oldu. Ben bu mim ile kimseyi mimlemek istemiyorum. Okuyup da cevaplamak istiyorum kardeşim bende bu mim i istiyorum diyen varsa buyursun sorular burda =))

Bu hafta finallerim başladı ve dün ilk sınav olan Organik Kimya ya girdim. Bakalım sonumuz ne olacak?
Herkese başarılar =))

1 Ocak 2011

Zaman hiç durmamıştı...

 
Artık geçmişimi bırakmalıyım.
Hayatımda “eski” olan her şeyin özgür olması lazım.
Ben bunu bugün saatim kırılınca anladım.
Öylece düştü yere ve kırıldı…
Geriye sadece akrep ve yelkovanı kaldı.
Birlikte ve hiç bir şey olmamış gibi
yelkovan hareket etti, akrep ise onu takip…
Zaman hiç durmamıştı.
Bu olayda ise üzülen ben olmuştum.
Neler yaşamamıştık ki biz beraber.
Şimdi düşününce yaşadıklarımızı anlatacak kelimeleri bulamıyorum.
En iyi ifade yaşanmışlıkların bende oluşturduğu his.
Tarifsiz bir üzüntü var şimdi üstümde.
Hele sabahtan beri azalmayıp
Artan heyecanıma bir şey demiyorum.

Nerden çıktı şimdi bu?

Aslında saatim kırıldığı zaman hayatımın nasıl değiştiğini fark ettim.
Ve bu nedenle üzüldüm galiba…
Sevip de kaybettiğimiz insanları bilmek, buna alışmak ve bu hislerle yeni bir yıla girmek…
Ne kadar hızla geçiyor zaman.
Ağlamak istedim ama yapamadım.
Kendimi tuttum ve sıktım.
Sokaktayım ve insanların bakışlarından kaçıyorum.
Biliyorum yüzüm asık ama şimdi yüzüme sahte bir gülümseme yerleştiriyorum ve derse giriyorum.
Çünkü biliyorum ki bunu dışarı yansıtmak bana hiçbir zaman iyi gelmeyecek…


NOT: Bu yazının üzerine Hülya Avşar'dan Sonsuza Dek parçasını dinledim ve bence sizde dinleyin...

31 Aralık 2010

İyi Dilekler ile 2011'e MERHABA ♥´`*

 
Herkesin kutlama yazısı yazdığı şu günlerde bende bir yazı yazmalıyım dedim =)) Ama aklımda o kadar çok şey vardı ki hepsini kısa kısa belirtmeden de geçmek olmazdı ;)

Asıl yazacaklarımın yanında dikkatimi çekti de üye sayısı artmış =) Herkese teşekkürler…

Finallere hazırlık ve vizeler sonrası gelen bir salaklaşma dönemi sonrası ne yazı yazabiliyordum ne de kendime zaman ayırabiliyordum. Dağıttım, kendimden geçtim ve şimdilerde bunun üstesinden gelip toparlanıyorum. İlk dönem biterken, dönemi iyi bitirmek en büyük isteğim. Sakın terk derdimin dersler olduğunu sanmayın çünkü hayatımda önem verdiğim bir diğer şey olan keman çalmam ile ilgili süper gelişmeler var. Elimdeki Tatlı Yaralar meyvesini verdi ve keman hocamdan küçükte olsa bir gecede çalma teklifi aldım. Orkestra ile birlikteymiş. Günü biraz ters ama bakıcaz. Yazarken bile heyecanlandım. Geçmiş yazılarımı okuyanlar sahnede çaldıktan sonraki halimi bilirler. O zamanki olay bu kadar ciddi değildi ve kişi sayısıda azdı ama bu sefer iş çok ciddi. Stres yaptım kendi içimde sanırsam. Ama olsun mutluluk sarhoşu modunda dolaşıyorum aklıma geldikçe. Yüzümde bir anda kocaman bir gülümseme oluyor =)) soranlara “Hiiççç” diyorum. Halbuki o hiçin ne olduğunu sadece ben biliyorum. Güzel bir sır bu. Tabi artık sır değil ama olsun =))

Şu sıralar kafamı bir konu hakkında boşalttım. Ohh rahatladım valla. Tabi ki de konu erkekler. Sevdiğim çocuk artık hayatımda değil. Aklıma ilk gelen kişi de değil. Ayy dünya varmış ya. Zor olsa da kurtuldum. Şimdi kendim, heyecanlarım ve streslerim ile hayatıma bakıyorum. Bazen diyorum “Kendim bile bana çok gelirken başka birisini kaldıramam”. Birazda böyle deneyelim bakalım. Daha sonra ne olur bilinmez ama bu yeni durumu sevdim ve alışana kadar zorlansam da hemen alıştım ve ayrılmaya da niyetim yok =)) Seviyeli ilişkimizi ilan ediyorum burdan, cümle alem duysun =)))


Gaza geldim ve bişey daha itiraf etmek istiyorum. Ben “Zuhal Topal ile İzdivaç” programını izliyorum ama sadece onun programını =)bence Esra Erol’dan daha başarılı. FOX’daki Su Gibi’ye ise bişey demiyorum çünkü onlar işin cılkını çıkarmış ve seviyesiz bir program yapıyorlar. Bütün bu kişilerin içinden Zuhal’i ayırıyorum ve bayılıyorum ona. Resmen okul sonrası beynimi dağıtıyor ve eğlendiriyor. Arada denk gelirseniz izleyin derim.

Hatta bu hafta Japon bir kişi vardı ve adı da Şingo’ydu. Çok tatlıydı ya =)) Türk kızı istiyormuş. Buldu da. Aileye önem veren bizim kültürümüz onlara bu anlamda yakın zaten. Şahsen benim tercihim Koreli olurdu ama olsun Japon da iyidir. Şingo Amerika’da yönetmenlik yapmış falan. Bugün sonunda 8 talibinden birini seçti. Bende o kızı seçmesini istemiştim zaten ;) bunu neden anlattım bilmiyorum ama okulda bu programı izleyenleri dışlar gibi bakıyorlar. Buna bir tepki olarak yazmış olabilirim =)) Forever Zuhal Topal ile İzdivaç =)))


Millet yeni yılda yeni dilekler falan dilerken ben liste yaptım. 2010’un son saniyelerinde süper hızlı okuma becerimle 50 maddeyi okumak istiyorum  =))) bunu yapmak ise ilk isteğim =)) bugün gittim alış veriş yaptım ve öylece gezindim Forum Bornova’da… İnsanlara baktım… Telaşlarını ve heyecanlarını gözlemledim. Hava soğuktu ama kimse umursamıyordu. En güzeliydi bence =)) Kar yağmayan bir İzmir’de hafif soğuk bana kışı ve yeni yılı hatırlattı. İlk kez bu sene o kadar heyecanlanmadığımı hissediyorum. İçimde bir şeyler oluyor ama ne olduğu dışarı çıkmıyor, bir türlü dile gelmiyor. Yarın bütün gün evdeyim ama  akşama keman dersime gidicem. Artık o saate kadar evi hazırlarım =)) Akşama bizde yapacağız artık bir şeyler ;)) hediyeler ve süprizler…  =))


NOT: Neden kırmızı don alınır ve neden giyinilir yeni yılda bilmiyorum ama kırmızı don olayı bugün beni korkuttu. Neden diye soracaksınız. Her yerden don çıkan ve sarkan bir yerden geçmek zorunda kaldım ve bizim millet gibi tahrike açık insanlar oradan geçse başıma ne gelirdi acaba dedim :S direk uzaklaştım. Ne aldım ne de baktım…


İşte yazımın sonu…
Herkesin yeni yılı şimdiden kutlu olsun =)))

Bol neşeli, mutlu, umutlu, tabi ki de en başta olması gereken sağlıklı sonra başarılı, bol aşklı, paralı_çıkarsa bana da uğrayın ;)_sevdiklerinizin yanınızda olduğu, biraz hüzünlü, şanslı, heyecanlı ve bunların yanında sonu ÇOK MUTLU bitmesi dileklerimle…