17 Haziran 2010

Ooohh!!

                Olan biten her şeyin üzerine hadi bi “Oohh!!” çekelim =)))

Sınav dönemleri falan derken ne yazı yazdım, ne de başka şeylerle ilgilenebildim. 8 Haziran da keman solomu verdim. Mazas’dan bi parça çalarak başarıyla geceyi atlattım. Bu aralar daha iyi çalıyorum sanırsam #) Bu keman işini bırakmamalıyım (Hırs mı geldi acaba bana ne =) ).



Üniversitede ise ortalamayı 85 yapamadığım için yıl sonu sınavına girmek zorunda kaldım. Evet biraz bu bende gerginlik yarattı tabi. Bir kaç gündür onun sonucunu bekliyordum ve erkenden açıklanmış. Bakarken bile heyecandan öldüm diyebilirim. Olay şöyle oldu: dün keman dersine akşam gittim. Gittim ama aklım hala sınav sonuçlarındaydı. Bugün ise sınav sonuçlarının açıklanması gerekiyordu. Neyse işte eve geldim, oturdum, kalktım derken (Amaç zaman geçsin) bi baktım Çiko bana mesaj atmış. “Hadi sınav sonuçlarına baksana!” diye. Bende “Erken mi açıklanmış??” diyerekten direk bilgisayara koştum. Kendisi geçmiş. Ben ise hızlı bir şekilde sayfayı açıp numaramı girdim. Geçmişim =)))) Ayy mutluyum huzurluyum! Hemen arkadaşlarıma sordum noldular diye. Şuan tek hatırladığım şey; sevinçten bi an öylece kalmam hani insanın içine bir umutsuzluk dolar ya aynen öyle olmuştum açarken.


Şimdi düşünüyorum da ilk seneye başlamamıza şurda kaç ay kaldı. İlk sene mühendislik dersleri bakalım ne kadar zor. Herkes “İlk sene çok zor.” diyo ama bilemiyorum ki. Herşeyi yeniden keşfetmeyle geçiyo yıllar. İlkokuldan sonra ortaokulda farklı hocaların girmesine alışırsın sonra lisede daha da farklı bi durum. Şimdide üniversitede aynı şeyi yaşıyorum. Hazırlığın sistemini anlamaya çalışmakla yılı geçirdim. Zaten anlayamadan da yıl bitti #) Şimdi alan derslerimden önceki dersleri anlamakla dönemi geçiricem. Amaaann zaten hep aynı şeyleri yapmak beni sıkıyor. Böyle yeni durumlarla uğraşırken sıkılmıyorum. 4 sene bi yerde okumam için mesela bana yeterli. İlkokulumu 4 sene okudum sonra başka bi okulda 4 sene ve tabi lise 4 sene =))) Üniversitede de böyle olur inş. =))) 4 senede bitsin ;)

Varya yaşlanacağız okul bitince. Kocaman olcaz.

O keman solomun olduğu gece benden başka keman çalan kızlarda vardı. Onlarla konuşurken “Ben üniversitedeyim.” deyince inanamadılar. “Hiç belli değil.” dediler galiba genç gösteriyorum #) İlerde işime yarar mı acaba ;) Yaramalı evet bunu yapmalı.


İşte böyleee. Biten yorucu günlerden sonra rahat bi uyku çekeceğim. Tamam, İzmir sıcak falan insana işkence ediyor ama genede o keman solomdan sonraki gün gibi değilim. Keman solomdan sonraki gün, sabah yataktan bi kalktım bütün vücudum kasılmış. Resmen mumya gibiydim. Sanırsın ki 1000 mekik ve üstüne 5 saat koştum. Artık kendimi o gün için nasıl kastıysam vücut ertesi gün tepki verdi. Bütün gün B12 vitamini ve rahatlama çayı içerek geçirmiştim. Anca 2 gün sonra açıldı vücudum.

Şimdi 4 hafta daha İzmir’deyim. Sonra ne yaparım bilemiyorum ama spora başladım bu sürede. 2 saat bisiklet biniyorum. Hiç efor kaybetmemişim =)) Her gün ders çıkışı yaptığım yürüyüşlerin faydası olabilir ayrıca geçen yaz günde 3 saat binerdim =) Çüşş!! diyebilirsiniz ama şunu anladım: dün mesela 2 saat bana mısın demedi. Bu haftadan sonra yeniden 3 saat yapayım bari.

Kilo vermek değil amacım. Evde oturmak ve İzmir’in sıcağı insanı mayıştırabiliyor. Maksat hantallaşmamak ve uyuşmamak. Enerji için hareket lazım =))

Sabahları erkenden kalkmaya alışmışım. Tatil dönemi de olsa saat 8.00 ben ayaktayım =)) Pembe diziye sardım sabahları. Akşama doğru ise indirdiğim Kore dizilerinden birini izliyorum, gecede yarım bıraktığım kitabı okuyorum. Dün gece öyle bi okumuşum ki sabah ezanını duydum =) “Günlerden ne oldu şimdi?” dedim kendi kendime =)) Günler saatler karıştı resmen. Amaannn (buna da AMANN yolluyoruz) yaz okulum yok ya ve İngilizce işini hallettim ya boş verdim. Biraz keyif yapmak istiyorum.

Eğleniyorum, geziyorum ve şimdiden herkese iyi tatiller diliyorum.
Güldüğünüz gün sayısı ağladığınızdan çok olsun.
xoxo

Yetkili Servisler!!!

Yetkili servislerden nefret geldi. Satarken her şey çok kolay ve rahat ama bir şey olunca kimse üzerine alınmıyo. Sanki sorunu biz yaratıyoruz.

Laptop’um hala tamir olmadı. Buradan Toshiba yetkili servisine kızıyorum. Bilgisayarım 98 derece olarak ölçülüp fazla ısınıyor. Yanacak! Yetkili servistekilere götürdüm. Adam diyor ki: bilgisayar çalıştığı sürece sorun olmaz’mış. Gerizekalı mıdır nedir?? Klavyeye ısıdan dokunulmuyo, bilgisayar yanmamak için performansını düşürüyo ve sayfaları açamıyo ama bizim servisteki bey! hala çalışır diyor. 2 derece kalmış 100 olmasına hala çalışır diyo. Ki, bilgisayar dengeli durumda 98 dereceyi gördü. Yüksek performans yapsam artık havaya uçucaz herhalde. Daha bir sene olmuştu bilgisayarı alalı halbuki.

Ayrıca adam bizi salak sandı herhalde. Adama diyorum ki “Bende bi tane daha bilgisayar var ve zamanında ondada ısınma yaşadım ve hallettiler. Bu neden olmuyo??” Adamın verdiği cevap: Günde 1500 bilgisayara bakıyorum ve bu da böyle çalışıyor?! Bu nasıl bir cevaptır ya! Resmen saygısızlık. Bizde abimle almadık ve şimdi bilgisayarımı yetkili servis merkezine yollucaklar.

3 defa falan gidip olmazsa davalık olma yolunda ilerliyoruz. Ayrıca netten araştırdık bu bilgisayar modelinde bu sebeple zamanında çok şikayet olmuş. Ya para iade ya da ürün değişimi diyecekler. Ben kesin para iade yapacam. Üzerine kendim koyar daha yenisini ve iyisini alırım. Zamanında HP markasıyla böyle olmuştum sonrada LG ile. Şimdide Toshiba. Resmen bir ürünümün bozulmasından korkar oldum ya. Bu ne biçim bi servistir. Geneli böyle sanırsam.

Serviste kaldığı süre için de belgeler Almanya’ya yollanacakmış.
Oradan onay geldikten sonra garantisi uzayacakmış. Sanki garantisindeyim bende.

Bu aralar beklemekteyim işte. İnşallah olur çünkü bilgisayarımla yapacak çok işim var. İçindeki her şey silindi biliyorum. Ama abimin bilgisayarına da kişisel şeylerimi atamıyorum çünkü onun ki artık taştı doluluktan. 2GB boş alanı kalmış. Bu durumda kendi bilgisayarımı beklicem.

20 Mayıs 2010

Aklımın İplerini Saldım

Bu sene Eurovision'un pek reklamı mı yapılmıyo yoksa sadece ben mi böyle düşünüyorum bilemiyorum. Manga ne yurt dışında tanıtım yapıyo ne de programlara çıkıyor. Çıkıyorsa da biz bilmiyoruz herhalde. Bide geçen senelerde yarışacak şarkıları bir şekilde duyuyorduk ama bu sene oda yok. Ben geçen seneki Azerbaycan şarkısını ilk dinlediğimde çok beğenmiş ve çok sonra onun yarışma şarkısı olduğunu öğrenmiştim ve tabi doğal olarak çok şaşırmıştım. Bu sene o kadarını bile bilmiyorum.

Kesin karar verdim; şu parmak uçları olmayan eldivenleri çok çekici buluyorum. Bu cümle biraz garip gelebilir ama hissettiklerimin tam karşılığı bu. Ele giyince o nasıl bir görüntüdür ya =)) Bayanlara daha çok yakışıyor. Erkeklerde ise deriyi tercih ederim. Özellikle şöyle direksiyon başında takıyorsun. Gözünüzün önünde canlandırın. Görüntünün güzelliğine bak!

Eldivenler her dönem çekicilik sembolü olarak kullanılmış zaten. Bu dönemde de hala kullanılıyor. Bu sene transparan modası var iken kendime şöyle dantelli ya da normal benim  için fark etmez bi kaç çift alıcam. Şapka koleksiyonum zaten var bide eldivenlere mi başlasam acaba? 2 tane bu tarz eldivenim zaten var ama bana yetmiyor. Şapka + eldiven tarzı giyicem artık. Vayy yeni giyim modamı buldum şuan =)))


Fox bi ara The OC'yi veriyodu sonra ne oldu bilmiyorum ama yayından kaldırdı herhalde. Fox'da izleyip takip ettiğimden değil ama hep denk geliyordum. Ki ben, 4 sene Cnbc-e'de izlemiş ardından Adam Brody hayranı olmuş, cep telefonuma onun resimlerini atmıştım. Bu kadar da hayranı olan bir kişi olarak Fox'da onu kimin seslendirdiğini merak etmiştim ama hiç güzel bir ses değildi. Sonra "Bırak kızım ya, onun orjinali daha güzel aklında öyle kalsın." dedim.

e2'de bile dil ayarını bazen İngilizce yapıp izliyorum mesela Smallville'de Lex rolünü oynayan Michael Rosenbaum'un sesini ve oyunculuğunu beğeniyordum. Bu yeni sezonda kendisi yok ama eski sezonda benim favori karakterimdi. Kötü biriydi ama olsun. İstikrarlı bir kötüydü. Bu tip dizilerde ben hep kötüleri severim zaten =)) Yerli dizilerde ise, mesela Dudaktan Kalbe dizisinde, Cemil'i severdim. Noldu? Sonunda Lamia'yı aldı işte. Dizide neler oldu ama Cemil hiç değişmedi.

Lex'de böyle oldu. Bu sezon kayboldu ama gene kötü amaçları uğruna kayboldu. Özlüyorum onu.

Şimdi düşündüm de belkide Fox, The OC'nin ilerleyen bölümlerinde ne olduğunu yeni öğrendi ve "Türk halkına uymaz, kimse kendini kaptırmadan kaldıralım." demiş olabilir çünkü Seth ve Summer ilk cinsel deneyimlerini yaşayacaklardı. Babasıyla Seth ön sevişme hakkında konuşma yapacaktı. Dinlediklerini uygulamaya çalışacaktı. Marissa'nın eski sevgilisi annesiyle beraber olacaktı. Marissa ilerleyen bölümlerde lezbiyen olup iyice dağıtacak ve Seth'in eski kız arkadaşıyla lez bir ilişki sürdürecekti. Sonra Ryan bi kızdan hoşlanacak ama sonra onun kardeşi çıkacaktı. Seth'in annesi alkolik olacak, Marissa'nın annesi ise Seth'in büyükbabası ile evlenecek, adam ölünce miras ona kalacaktı falan filan. Bu olayları Cnbc-e bile yayınlarken bir sürü uyarı almıştı. Fox bu riski göze alamadı ve kaldırdı diye düşünüyorum. Bu konuda bilgisi olan birisi varsa beni bilgilendirsin lütfen.

Kısa kısa aklımdakileri yazdım.
Nice kısa kısalara =)))

1 Mayıs 2010

Elimdeki Tatlı Yaralar …2

Nasıl bi giriş yapacağımı bilemedim ve bu yüzden böyle bi giriş yaptım.
Şimdi şöyle uzaktan bi yazıma bakıyorum da sanki küçük bir çocuğun elleri değmiş gibi =))

Bu yazımın asıl konusu işte geliyor (Fonda davul seslerini duyuyorum) tabi “Fame” dizisinin unutulmaz müziği ;)

İşte haber şu: Sonunda kemandan sahneye çıkıyorum hemde solo performansımla =))

Resmen heyecandan ölmek üzereyim. Bu nasıl bi heyecandır ya!!! Yazarken bile heyecanlandım. Odamda kemanı koyduğum yer şuan tam karşımda. Yazarken hızlı bir şekilde duygularımı hızlı yazmama yardımcı oldu diyebilirim. Nasıl oldu bende bilmiyorum ama azmin zaferi diyebiliriz sanki bu solo olayına ;)

Hayatım boyunca istediğimi aldım ya da kazandım. Bu uğurda bir şeyler kaybettim mi? Evet, tabi ki de kaybettim ama sonunda başardım. Örnek vermek gerekirse, liselere hazırlık sınavına çalışmak, iyi bir Anadolu lisesini kazanmak ve ilerde seçeceğim mesleğim için Almanca öğrenmem gerekiyordu. Bunun için adımlarımı dikkatli bir şekilde atmıştım. Almanca ağırlıklı bir lisede okudum ve sonunda bunu başardım. Ardından sıra gelmişti üniversitede Tekstil Müh. kazanmaya. Başka meslek de olabilirdi ama ilk öncelik bu olmalıydı. Bu meslek içinde tek yer düşünmüştüm o da Ege Üniversitesi. Lise hayatım boyunca bunu düşündüm. Kararlar verdim ve uyguladım. Şimdi bildiğiniz üzere İngilizce hazırlıktayım. Şöyle bi bitmek üzere olan döneme bakıyorum da iyi de bi İngilizcem olmuş =))) İlk sene İtalyanca dersi varmış, onuda seçip İtalyancayı ilerletmek istiyorum. Sonra az seviyede de olsa Koreceyi geliştircem. Geriye ondan sonra yapmayı düşündüğüm başka planlarım var. Onları uygulamaya sokmam gerek. Yavaş ama emin adımlarla ilerliyorum. Aksilikler çıkmıyor mu tabi ki de çıkıyor ama bunları da atlatıyorum. Galiba bunun altında başardıklarımın bana özgüven vermesi yatıyor.

İşte bu keman işi de bende böyle başladı. Malumunuz hepimiz sınavlar falan derken kendimize zaman ayıramıyoruz. Küçüklüğümden kalma içimde hep bi keman dersi almak ve çalmak geçiyordu. Ne saz ne de gitar istedim. Gene tek bi hedefim vardı o da keman çalmak. İlk senemle beraber kursa başladım. Çok da mutlu oldum. Elimdeki Tatlı Yaralar büyüdü genişledi. Her yeri sardı ama yılmadım. O yaraları iyileştirmek için bir çabada sarf etmedim, inadına daha çok açtım. Büyüttüm ve sonunda elimde bu solo performans. Bak gene heyecanlandım. Hayatım boyunca hep sahnelerde rol almışlığım ya da gösteri ve sunum yapmışlığım vardır ama bu seferkinin amacı ve olayın gidişatı hepsinden çook farklı.

Bu haberi öğrenir öğrenmez hemen arkadaşlarımla paylaştım. Resmen insan sevincini paylaşınca daha bi heyecanlanıyor ama çookk da mutlu oluyo. Bu nasıl bir çelişkidir bilmiyorum ama acayip bir duygu hissettiriyor orası kesin işte ;) Otobüs durağında arkadaşlarımla konuşurken ve mesajlaşırken yüzümde beliren gülümse (Hani şu hiç bir şekilde kapanmayan ve kapanması için çalıştığınız cinsten) emin olun eve gelene kadar silinmedi. Dün öğrendim ve anca bugün bu heyecanımı azaltıp yazabiliyorum =)))

Herkese hayatındaki amaçlara ulaşması için bol şanslar diliyorum.
Amacınızı belirleyin ve şimdiden bunun için çalışın.
Emin olun yapınca acayip seviniyorsunuz =)

xoxo